AÇIK HAVA TUTSAĞI

Buy Real Valium Online Uk

Cheap Valium India “İstemeye hakkım var mı bilmem ama seni yürekten ilgilendiren şeyleri, başkalarına anlatmaktan kaçınacağın şeyleri duymak isterdim. Anlat bana.”

http://musee-clemenceau.fr/derniers-jours-clemenceau-et-les-japonais-portraits-photographiques-de-lere-meiji-1868-1912/ Tomris Uyar böyle söylemiş zamanında. Ona nasıl hak verdiğimi bilemezsiniz. Anlatacağım şey sizi yürekten ilgilendiriyor mu onu da bilmiyorum. Kaçındığım bir konu değil belki anlatmak fakat yine de duymanızı istiyorum. Buna hakkım var.

http://bonne-annonce.fr/ad_category/assainissement/feed/ Varlığından bile haberim yoktu. İlk defa bir araya geldiğimiz ortamda kırk elli kişi vardı rahat. Onu görmemiştim o gün. Önemli bir akşamdı, koşturmak ve bir şeyleri yetiştirmek gerekiyordu. Bulunduğu masaya merhaba demekten daha fazlasını yapamadım, ama hissettiğim şey o masadaki insanların bizlerle, yaptıklarımızla yakından ilgilendikleriydi. Onunla ilgili halen bir bilgim yok. Neyse işte, o akşam yürekleriyle, okudukları şarkı türkülerle bizimleydiler.

Valium Where To Buy Sonrasında bir şekilde o masadaki insanlarla ortak alanlar oluşturduk ve internet üzerinden etkileşim süreci başladı. İnceledikçe, yaptıklarını, hayatlarına dair birtakım meseleleri görmüş oldum, çok da sevdim, sevindim. Derken hayatımın son birkaç ayını gerçekten değiştirecek mesaj gelmiş oldu, aslında bir cevaptı ya da ilk etkiydi. Onu fark edişimdi, bu yazıyı yazma sebebimdi.

Buy Diazepam Legally Online Fotoğraf ve video çekmeyi ve bunları sergilemeyi seviyorum, sosyal medya hikayelerime aktardığım bu görüntülere siyah beyaz filtreleri çok bezerim, üzerine de müzik yok mu, değme keyfime. İşte böyle bir videoya cevap almıştım, sonrasında ben ona o bana yazdı derken baya bir sohbet başladı aramızda.

http://meatstock.com.au/wordpress/wp-content/uploads/2015/08/logomini.png Kullandığı ifadelere bakınca oldukça enerjik, neşe dolu, kibar ve düşünceli biri. Üstelik meseleleri vardı, hayatını bu meseleleri aktarabilmek adına geçiriyor, yine bunları paylaşarak insanlar üzerinde etki yaratıyordu. Ben de etkilenmiştim, ama bu etkilenme belki istenmeyecek, belki karşılık alamayacak, yersiz bir etkilenmeydi.

Buy Real Diazepam Online O sıralar şehir dışındaydı, memleketindeydi ve sonrasında bir süreliğine buralarda olamayacaktı. O akşam, selamlaşmamıza rağmen yüzünü hiçbir şekilde hatırlamıyordum ve onun bu gidişi onu görebilmemi daha da geciktirecekti. Kitaplardan bahsettik sonrasında, ona kitaplar gönderebileceğimi söyledim, o da buna çok sevindi. Buna karşılık olarak mı bilmiyorum ama o da bana bir şey hediye etmek istediğini söyledi yakında gideceği başka bir şehirden. Kargo ile gönderilmesi güç olmasına rağmen yine de çaresini düşünecekti. Ben de düşünüyordum, ama düşündüğüm şey onun neden bunu yapma çabasına girdiğiydi.

İşin sonrası çok daha karışık; yoğun İstanbul, sıkışan programlar derken şehirden kaçma ihtiyacı hissettim ve birkaç günlüğüne Denizli ve Aydın’a gittim, arkadaşlarımla bir araya gelip kafa dinledim, gerçekten de iyi geldi. Derken bir mesaj daha, kargomu yollamış ama benim şehir dışında olduğumu gördüğü için sürprizi bozulmuş, haber veriyor. Bir an önce zaman geçsin de evime gidip kargomu alayım diye, nasıl heyecanlıyım anlatamam. Gün geldi ve gittim evime, daha doğrusu önce kargoya sonra eve. Aldım kargomu. İçinden çıkan şey bana göndermeyi düşündüğü şey değildi ve o şehirden de değildi. Başka bir sürpriz! Pakete dokundum, yumuşacık, poşet sesi geliyor. Heyecanla açtım, çok çok güzel bir hediye. Üzerinde de not var: “İstediğim şeyi gönderemedim, kusuruma bak. Ama yine de memleketimden bir şey göndermek istedim, affedersin sen!” Affetmek mi? Senin ne kusurun var ki affedeyim seni. Çok nadirdir insanların verdiği sözleri tutmaları. Üstelik daha benimle bir araya gelmemişken, hiçbir paylaşımımız yokken, sen o kadar işinin arasında düşünüp bana bu hediyeyi göndermişsin, üzerine de not bırakmışsın. Nasıl incesin, nasıl güzel!

http://africapolicy.org/featdocs/educ.htm Kendimce bir şeyleri anlamlandırmaya devam ediyordum, günler geçti, kargo sebebiyle numaralarımızı da almıştık birbirimizden, bir süre yazıştık ama sonrasında telefon kullanamadı, o günün öncesinde de ben onu arayıp ulaşamamıştım. Birkaç gün sonra telefonum çaldı, telefonda konuştuk. Sesini duydum, hâl hatırı geçtikten sonra sohbeti nasıl uzatırım diye düşünüyordum, daha çok sesine olan ihtiyacımı doyurmak için. Çok mümkün olmadı ama aramaların devamı geldi, neredeyse haftada bir konuşuyorduk ve her gün o arasın diye bekliyordum. Arayacağı günleri de hissediyordum, çünkü ilk aradığı gün büyük bir stres içindeydim ve gerçekten bana çok iyi gelecek bir şeyle günüm kurtulabilirdi, öyle de oldu; beni kurtardı. Devam eden günlerde de aynı şeyler oldu ve bendeki konumu öyle bir değişti ki. Sanki hayatımın kurtarıcı meleği gibi, yanımda değil, göremiyordum fakat düşüncelerimin içindeydi. Beni düşünüyor, beni kurtarıyordu. Bağırsam, duymuş gibi. Ama duydu mu bilmiyorum, duyuyor musun?

Şu an aynı şehirdeyiz, ona hediye etmeyi düşündüğüm kitap içerideki odada poşetin içinde paketlenmiş duruyor. Küçük bir zaman buralarda olacak, belki bir araya geleceğiz bu hafta içinde. Ama hangi sıfatla bilmiyorum. Arkadaşız gibi, ama bir dostluğa dönüşecek türden değil. Kibar, naif, sanki birbirimize ilgimiz var gibi. Terazinin ben tarafı biraz ağır, onunkinden emin değilim. Anlatmadığım birkaç şey daha var tabi ama bunlar da düşüncelerimi destekliyor. Kime yapılırsa yapılsın aynı ve güzel şeyleri düşünebileceğiniz hareketler. Adımla hitap ediyor mesela, hiçbir anlam çıkartamadığım cümle yapıları var. Bazıları var, sadece sizi seven insandan duyabileceğiniz.

Bir araya geleceğiz, ona kitabı vereceğim. Belki bu yazıyı da okuyacak. Belki üzülecek, belki sinirlenecek, belki kendisini sorgulayacak. Belki de düşündüğüm gibi o da boş değil, ya da boş.
Ona kızmayacağım, hiç kızmadım da. Ortanın öyle bir ortasında ki durumumuz, sadece umut ederek nereye varacak diyebiliyorum. Tartıyorum sürekli, acaba sıradan şeyler mi yaptıkları, yoksa ben mi her şeye anlam çıkartıyorum, bilmiyorum. Yüz yüze gelince de konuşacağım mümkün olursa, çünkü ben de var olan şeyi bilmesi gerek. Onun yaptıkları bende yankı bulduysa, onun da eseriyse tabii bilmeli. Benden çıkmalı, ona da erişmeli. Belki yerini bulur ya da bulmaz, bunu bilemem. Eğer güzel şeyler olursa, benden daha mutlusunu bulamazsınız, yazın hayatım işte o zaman başlar. Sevgi ne güzel şey, neler yazdıracak kim bilir? Aksini zaten biliyorsunuz, acılar hiç susmaz, yazılmaya mahkumlardır. Açık hava tutsağına dönüşürsün. Yazdıkça rahatlamazsın, daha da katlarsın acını; dil olur ses verirsin. Umarım sesimi duyarsın.

http://africapolicy.org/ /n/nThis file was not retrieved by BackStreet browser, because it is addressed on a domain or path outside the boundaries set for its Project. /n/nDo you want to open it from the server? “Sende bu korku, bende bu doğruluk varken biz bir araya gelemeyiz.” demiş Yaşar Kemal.

http://nieshonline.com/product/hugo-boss-ma-vie-women-75ml-edp-2/ Umarım biz bir araya geliriz.

Ufuk KADIZ

http://martel-greiner.fr/wp-content/uploads/2017/09/HOURDE-Table-couronne-d ufukadiz@gmail.com

http://bonne-annonce.fr/trade_ad/cadeau-artisanat-nouvelle-collection/  

2 thoughts to “AÇIK HAVA TUTSAĞI”

    1. Maalesef olmadı, çok istedim ama olmadı. Yazı da zaten bunun olmayacağını biliyordu, olmadı da. 🙂

Bir cevap yazın

Order Valium From India E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir