Anasayfa » Yazar Arşivi: Anıl AKSOY

Yazar Arşivi: Anıl AKSOY

Kısa Bir İntikam Hikayesi | Anıl AKSOY

Ali soluk soluğa geldi yanımıza, oturdu, tişörtüne terini sildi, birkaç derin nefesten sonra konuşmaya başladı: “Hepsi toplandılar, Ömer yoktu bir tek aralarında, sonradan o da geldi ama baya kalabalıklar.” “Olsun, bu sefer hak ettiklerini alacaklar, bize bulaşmak neymiş kafalarına vura vura anlatmak lazım.” Beş kişi ellerimizde sopalar ve zincirler, bisikletlere atladığımız gibi toplandıkları parka gittik. Öğlen sıcağında onlardan başka kimse ...

Devamını Oku »

Karalama Defterinden Herhangi Bir Sayfa | Anıl AKSOY

Öncelikle bir selam ile başlamak istiyorum yazıma. Normal şartlarda, normal kafada biri bu selam faslını yazının sonunda yazar ama ben baştan çakmak istedim tüm arsızlığım ve tıkanıklığımla. Yazılmak istenen ama yazılamayanlara selam olsun. Zamanında daha sağlam saçmaladığım oldu ama bir buçuk aydır yazdığım ilk cümleler bunlar olunca “salla gitsin” diyor insan. Fakat konumuz bu değil. Ne diyorduk? Hah tıkanıklık, evet, ...

Devamını Oku »

Hepsini Öldür! | Anıl AKSOY

Hepsini öldür! Zihnimde repeat tuşu takılı kalmış bir şarkı, Hepsini öldür! Gün geçtikçe büyüyor içimdeki garez, Gün geçtikçe büyüyor göğsümdeki delik, Gün geçtikçe büyüyor ruhumdaki karanlık. Hepsini öldür! Yürü ceset ormanında, Serinle ağaçlardan damlayan kanların soğuğuyla, Durgunlaş solan gözbebeklerine bakıp sırıtırken, Durgunlaş ve hepsini öldür! Öldür içindeki çocuğu, Öldür hayalperest korsanı, Öldür sevgiyi, Nefreti kucakla, Işığı kapat ve seviş karanlıkla. ...

Devamını Oku »

Kral Hareket | Anıl AKSOY

Boktan işimin verdiği yorgunluk ile akşam ezanıyla uyanıyorum boktan dairemde. Sıcaktan ter içinde kalmış yüzümü yıkıyorum ve ardından bir sigara yakıyorum kendime gelmek için. Evim boş, dünyanın sesini dışarıdan gelen çocuk sesleri bastırıyor ve ben bu anda afili bir kaybedenin öldüğünü öğreniyorum. Biraz sonra üzerimi değiştiriyorum, defterimi arka cebime koyup dışarı atıyorum kendimi. İnsan kalabalığı içinde Rita’ya giriyorum ve sol ...

Devamını Oku »

Aynadaki Yansımama Dair | Anıl AKSOY

Oldum olası odamın ortasında bir ayna durur. Kimse görmez onu benim haricimde. Ne zaman siyah takım elbisemi giysem, karşısına geçer ve seyrederim aynadaki yansımayı. Bir kadın olur genelde aynanın diğer tarafında, çiçekli bir elbise üstünde, küt siyah saçlı. Yüzünü seçemedim hiçbir zaman, gülümseyişini yahut gözlerinden akan yaşları göremedim. Beyin kıvrımlarımı parçalarcasına aradım onu zihnimde. Yerini belli eder gibi olurdu fakat ...

Devamını Oku »

Bir Cinnet Her Şeyi Çözer | Anıl AKSOY

Genç adam bir sigara yaktı kapalı alanda sigara içme yasağına inat. İkinci nefesinde sigara söndü ve tekrar yaktı. Üç nefes çekti ve sigara tekrar söndü, sigarayı tekrar yaktı, tekrar ve tekrar. Akan kan öylesine sarmıştı ki vücudunu, affedilmez bir günaha düşmenin verdiği orgazmla saçlarından damlıyor ve sigarasını söndürüyordu. Kan zifire karışıyor ve ruhu her dumanda biraz daha yanıyordu. Yetmemişti, ne ...

Devamını Oku »

JUNKHEAD | Anıl AKSOY

Sigara aralarında göz göze gelmemiz haricinde bir münasebetimiz olmadı hiç. Her akşam aynı masada, aynı taburede otururdu. Giderken iki liralık çakısını açar ve tabureye bir çizik atardı. Binlerce çizik vardı taburenin üzerinde. Komi Mehmet bir gece saymaya kalktı, “Sikerim ulan böyle işin ızdırabını!”diyerek dışarı attı kendini. Kimse bilmedi neden her gece tabureye çizik attığını fakat bana söyledi. Gözlerindeki kadim ve ...

Devamını Oku »

Benimle Uçmak İster Misin? | Anıl AKSOY

Elimi cebime attım bir sigara yakmak için, sigaramın saatler önce bittiğini fark edip az kalan şarabımdan bir yudum daha aldım. Saatlerdir yürüyordum ve birkaç defa kayboldum fakat sorun değil, ulaşmak istediğim yere ulaşmıştım. Gece 01.23’te sigarasız, biraz şarap ve cebimde yirmi lirayla dikiliyordum üç katlı eski işçi evlerinin önünde. Birinci katın sarı ışığı ve on metre solumdaki sokak lambasının zifiri ...

Devamını Oku »

Ruh Sağlığınıza! | Anıl AKSOY

Cafe de Rita – İzmit – 02.02.2019 – 23:50 Mesain bitmiş, Yorgun ve uykusuz evine gelmişsin, uzun yıllardır hayalini kurduğun. Boktan bir pizza sipariş etmişsin ruhunun açlığını doyuramamacasına, Ardından takımının lig maçını izliyorsun, Sonrasında bir sigara sarıyorsun alınan maddi tedbirlerce, Duvarlar geliyor üstüne sigaranın her nefesinde, Arkadaşların başka yerde, Âşık olduğun kadının saçları başkalarının elinde, teni günaha gebe. Ve atıyorsun ...

Devamını Oku »

WE DIE YOUNG | Anıl AKSOY

Oldukça depresif olduğum bir Seyrek gecesinde her gece olduğu gibi yine akşam yemeğinden sonra küçük bir yürüyüş yaptım. Yazlık arkadaşlarıyla en fazla iki buçuk saat süren geyik muhabbetinden sonra bir yetmişlik şarap, bir paket sigara ve oldukça depresif parçalardan oluşan müzik listemle baş başa kalabilmiştik. Artık belirli zamanlarda yalnızlığımı giderebildiğim bir ritüel haline gelen bu olay; yeri geldiğinde beni büyük ...

Devamını Oku »

Charlotte | Anıl AKSOY

Charlotte’u gördüğüm gece kaybettim ben. O gece güzel bir eylül yağmuru vardı. Hava ılıktı ve rüzgâr yoktu. Barın kapanmasına bir saat kala geldi siyah saçlarından düşen su damlaları beyaz teninde ölümcül bir zarafet ile süzülürken. Beyaz, bir insana ancak bu kadar yakışabilirdi diye geçirdim içimden görür görmez. Yavaş adımlarla bara geçti. Yavaşça saçlarını topladı ve saçlarındaki yağmur sularını barın zift ...

Devamını Oku »

Yine, Yeniden | Anıl AKSOY

Yine sabah olmak üzere, Yine müezzin okuyor sabâ makamında şarkısını, Yine ötüyor kargalar, gaibin bilinmezine çağırırcasına, Yine yanıyor boğazım sigaradan, Yine soğudu kahvem, Yine alkol almadım bu gece de Ve yine yazamıyorum, kafamdaki günahları. Yine bir sürü söz verdim tutamayacağım, Yine söyledim aynı yalanları, Yine söyleyemedim söylemek istediklerimi, Yine kendi kendime konuştum, minarenin sik kadar çıkıntısına sığınan güvercinlerle, Yine aynı ...

Devamını Oku »

Yardım Edin! | Anıl AKSOY

Kaybettim… Hayatımda birçok defa olduğu gibi bu gece de kaybettim. Yaşama sevincimi ve tutunacak dalımı, Gün doğumumu kaybettim gecenin bir vakti… Hayatımızın her döneminde insanlar girip çıkıyor hayatlarımıza, bazılarının hayatımızda kısa sürede o kadar büyük izleri kalıyor ki, şehvetli bir sevişme sonrası kollarımızdaki tırnak izleri gibi, ciğerlerimize atılmış lanet tırnak izlerinden bahsediyorum. Anlamsız çoğu zaman ikili ilişkiler, aşk sandığınız şey ...

Devamını Oku »

DÜŞÜNCELER | Anıl AKSOY

“Barışı hiç görmemiş çocukların ve savaşı hiç görmemiş çocukların farklı değerleri vardır.” Donquixote Doflamingo – One Piece Kendimle ve düşüncelerimle bir türlü barışmakta zorlanıyorum. Her zaman böyleydi. İçimde herkese ve her şeye karşı bitmek tükenmek bilmeyen nefret artık bitiriyor içimdeki ışığı. Geçenlerde, bir kadın şöyle dedi bana: “O kadar çok kara bulutun var ki ve o kadar karanlıksın ki, güneşin ...

Devamını Oku »

BOKTAN BİR RAKI MUHABBETİ | Anıl AKSOY

Köfteler az pişti, haydari yapıldı, kavunlar simetrik dilimlendi, yarım yağlı Ezine peynirinin üzerine zeytinyağı ve nane serpildi, ev ortamında zırh olmadığı için acılı ezme dışarıdan alındı. Terasa kendimce rakı masamı kuruyorum. Müzik listemi yapıyorum ve müezzinin ezanı okumasını bekliyorum, malum, yatsıdan sonra başlar karanlık. Çağrı geliyor, terasın ışıklarını kapatıyorum. Şehrin ışıkları karanlığa yetip artıyor bile. Masaya iki sandalye, iki tabak ...

Devamını Oku »

HATIRALAR | Anıl AKSOY

Sekiz saatlik bir otobüs yolculuğundan sonra belki de huzuru ve hüznü fazlasıyla bulduğum yegâne şehre ulaşıyorum. Yazmam gerekiyor ve yaşadığım şehirde sağlıklı yazamadığım için işimden izin alıp bu huzurlu ve hüzünlü şehre geliyorum. Valizimi sırtlanıp otobüs firmasının servisine biniyorum ve şehir merkezine doğru düz yolda ilerliyoruz. Yol o kadar düz ve doğru ki yanlış yola sapmanızın imkânı yok, fiziki ve ...

Devamını Oku »

Haydarpaşa’dan Hiçliğe | Anıl AKSOY

“Haydarpaşa Garı, 1908’de İstanbul – Bağdat Demir yolu hattının başlangıç istasyonu olarak inşa edilen tren garıdır. Gar, TCDD‘nin ana istasyonudur. İstanbul’un Anadolu yakasında, Kadıköy‘de bulunur. Osmanlı İmparatorluğu‘nun son dönemlerinde Bağdat Demir yolu yanında İstanbul–Şam–Medine (Hicaz Demir yolu) seferleri de yapılmaya başlanmıştır. Garın çatısında bulunan saat, Anadolu’daki benzer birçok çatı ve cephe saatinin aksine 1908 yılında yapının kendisiyle birlikte tamamlanmıştır. Barok süslemeli alınlıkta yer alan saat dairesel bir kadrandan ibarettir. Saatin orijinal mekanizması korunmakla birlikte kadrandaki Doğu ...

Devamını Oku »

Dört Ay Sonra Gelen Mesaj | Anıl AKSOY

“Özür dilerim…” Dört ay sonra attığı ilk mesaj buydu. “Lütfen bir daha beni rahatsız etme!” Dört ay önce de attığı son mesaj buydu. Mesaj geldiğinde sigaramın bitmiş olduğunu fark ediyorum ve o saatteki tek açık markete doğru yol almaya başlıyorum. Üstümde sadece siyah t-shirt, kulağımda kulaklıklarım, hava soğuk, ruhum cehennem ateşleri içinde, bedenim soğuğa teslim olmuş, kafam dağlarda, boş sokaklarda ...

Devamını Oku »

Ruhsuz Beden | Anıl AKSOY

Bir bedeni sindirmeyi düşündünüz mü? Ya da bir bedeni sanki bir aksiyon figürü misali iki elinizle sımsıkı tutmayı, sonsuza kadar bırakmamayı? Veyahut dağların arkasında kalmış bir bedeni hiç görmeden siluetinin beyninizde canlandığını gördünüz mü? İnsan yapısı bakımından çok aç bir hayvan. Öyle ki, sahip olduklarının kıymetini bilmez, sahip olamadıkları için fazlaca uğraş verir ve bu uğraşların sonunda üzülürken sahip olduklarının ...

Devamını Oku »
Scroll UpScroll Up