Anasayfa » Yazar Arşivi: Ayşe TÜRK

Yazar Arşivi: Ayşe TÜRK

Suyun Deniz Adı | Ayşe TÜRK

Sana bir şey söyleyeceğim, Suyun sesinden, Suyun renginden, Suyun deniz adından. Bu adın tanımlanamamış renginden. Birikip damaklara erişme çabasında olan Suyun deniz adından. Sana bir şey söyleyeceğim. Martılar uçacak, suyun kemik kazanmamış sırtında. Eriyik bir akımla suyun deniz adı vuruyor kendini Taşların kenarlıklarına. Bu kenarlıklardan sana bir şey söyleyeceğim ve çimen rengi yosunların vıcık dokusundan. Merhamet adına ekmek kırıntıları bırakılmış, ...

Devamını Oku »

Ev Korkusu | Ayşe TÜRK

Karşıda bir ev, Çay ocağında evden korkan bir kadın. Caddenin sesine, hatırlanmanın keyfini değdirecek Lakin çekiniyor o küçük yokuştan ve evden. Penceresini görmüyor, Üstelik pencere de görmüyor onu. Yüksek masada fesleğen ve fısıltı adında bir kitap, Kapalı. Ellerinde çağın dokunmatik defteri. Başını kaldırıp bakıyor bir kez daha yokuştan az aşağıya. Bir arabada, kadın şoföre gülerek bir şeyler anlatıyor. Ama o ...

Devamını Oku »

Şarkıdaki Hür Acı | Ayşe TÜRK

Günü hatırlamam da seksen kilometre boyunca beni ağlatan, o gün ciğerimi damıtan şarkı* çalıyor burada. O günüme götürüp o sancı karaladı içimi. Balta vuruşları gibi bu şarkı göğsümde. Saçımı çekip koparacak kadar stres doluyum, aslına bakarsan stresten öte bir şey beni damarlarımdan koparıyor. Ve bağırıp kendimi paralamak geliyor içimden de ben oturmuş yazıyorum. İçimden konuşmalarım yarattıklarına yetişmiyor maalesef. Ne yapsak ...

Devamını Oku »

Sarı Urgandan Bir Minder | Ayşe TÜRK

Yine oturdum tam üzerine duygularımın. Her biri kumaş yırtıp iplerinden örgüler örerken, benle birlikte uykuya dalıyor, uyanıyorlar. Ve ışıklar görüp rüyalarında hayretler içinde kalıyorlar. Şaşkınlıklarına gülüyorum ve gülmekten kusuyorum. Bir süre sonra dönüyorum arkamı. Demem o ki ara sıra tüm duygularımı toplayıp bir minder parçası gibi altıma bırakıyorum, vücut ağırlığım mı, onlar mı daha iri diye bir kavgam oluyor ara ...

Devamını Oku »

İlik Dili Bir Sarılmada | Ayşe TÜRK

Birini gördüm, Göz kapaklarından kirpik diplerini boyamış. Sokak dili’me döndüm, Hakiki bir kıvraklık ile karşılaştık. Bir tabureye konuştum, İki saksıya kustum. Çiçeklerin yeşil yaprağına Saçlarımın tüm yaşanmışlığını estim estim. Bir yerden görülebileceğin, Sevgimle konuşulabileceğin geldi aklıma. Varlığımın gururunda yükseldi bu ihtimal. Dillerce kirletilebilecek lakin varlığımca Temiz kalacak ihtimal. Binlerce sebep ile hareket içinde süslediğim, Kirpik diplerini boyamış o gençte Aklıma ...

Devamını Oku »

Su Akıyor Birbirimizden Yana | Ayşe TÜRK

Bir şekilde uğurlamalısın kendini benden, Beni, saçlarının renginden. Sevinç ümidi bu, Dilimizin kelimelerinden kurtulabilen. Pencerelerden yana bir koku sızmış, Dudağının kenarı bitki serilişi. Bu serilişten uğurlamalısın ikimizi birden. Kapıyı kapattın, güldün başka bir yaranın Kabuk sarısına. Dönebilecek bir vakit çalmışsın yarınımdan. Bu arsız, bu hesaplı kaçırmalarından uğurlamalısın gönlümü, Gönlünü, saçlarının renginden. Burnuna bir kelime bulup dudaklarının çizgisine atmış, Gizli kabuğumu ...

Devamını Oku »

Limon Sıvısında Bir Adam Sureti | Ayşe TÜRK

Fotoğraf: İsmail Bilir

Sararmış bir yapraktan gelmiş gibisin, Damıtılmış sıvılardan. Arınmış her bir el yıkayışının damlaları Kaçmış gözlerine. Kıstırılmış kaçmalardan geliyor gibisin. Bakışımların heyecansız. Demi yumuşatılmış çayların limon artığı batıyor ellerine, Islak bırakılmış bilek ve dirsek boşluğunda Duran dövmelerinin karartısı ile aynı karanlık için Gülüşlerin limon ağacının kökünden Toprak taşıyor, Ağır ve mayhoş. Toprakların kokusuz mat tadında yıkanmış gibisin. Kuru ve çatlak çenende ...

Devamını Oku »

Pencere Önü Fidanlık | Ayşe TÜRK

  Eskiden çiçek büyütürdü penceren. Şimdilerde pencereyi açmayı unutmuş bir duygudasın, Oda içinde bin bir gizil bahçe kavgasında. Sokak Dili’m, haftalar ay oldu, Ayları yıl etmeden, sende bir çocuğu süslemeye geldim. Çıkar, neyin var neyin yok hepsini çocuğa giydirmeye geldim. Pencereni aç. Elleriyle ektiği fidanın soluğunu duyman lazım. Sana göstereceği bu fidanlık Senin vereceğin sudan ve güneşten niyetli. Bu niyeti ...

Devamını Oku »

Virgül Devamı Güz Şevki | Ayşe TÜRK

Bir virgül ile başladım yüzüne bakmaya. Yüzünü bulmazdan evvel bitmesi gereken bir cümlem vardı, bitimine değdi yüzün. Bir virgül ile sardım cümlemi yüzüne. Tanıdığım tüm kadınların güz’ü kokuyordu dişlerinde. Bükebilsem belimi, yakından koklayabilecektim. Ancak; mesafe çok yakışmıştı gövdemize, bozmadım. Dinlenmeden sol kolundan omuz yuvarlağına cam yansımaları gezdirdim. Biliyorum, yansımalar sesinin kemiği. Tanıdığım tüm kadınların güz’ü dişlerinde, söylemiştim. Bir salise yakaladım ...

Devamını Oku »

Dinleyin | Ayşe TÜRK

Başlangıcı biliyorum. Önce “Bir şey olmaz annendir, bir şey olmaz babandır, amcandır, sevgilindir, kocandır, komşundur, arkadaşındır, iş arkadaşındır, abartma bu kadar, oluyor böyle bazen, dert etme.” diye söylüyorlardı. Sonra aynı yaklaşım devam etti. Sonra yine aynı yaklaşım, yine aynı… Nereye bağlayacağımı, kaynağının ne olduğu, nasıl adlandıracağımı bilmediğim bu yaklaşım, sonu olmayan bir çok hareketin zeminini hazırladı kanımca. Sırasıyla düşünmeye başladığınız zaman ...

Devamını Oku »

Kuş Uykusu | Ayşe TÜRK

Aceleyle yukarı çıktı. Dış kapıya yöneldi, bir an önce kendisini her gün buraya hapseden iş yerinden çıkmak ve rahatlayacağı saat dilimlerine kavuşmak istiyordu. Gün boyunca kafasında kurmuş olduğu düşü bile o an için unutmuştu. “Oh be!” dedi. Daracık caddeye baktı, karşı kaldırımdaki çiçeklere, telaşlı telaşsız gidip gelenlere. Bazısı telaşsız yürüyebiliyor demek ki, diye düşündü. Aceleci olmak zorunda olduğu için hayıflandı. Beş ...

Devamını Oku »

Nefesin Dar Hazzı | Ayşe TÜRK

Biraz bir sevişmek tuttu beni. Mutfak sessiz, Gece yıldızlara dilini döküyor. Saçım toplu, yanaklarım ortada, Boynum ve omuzlarım… Bir Boa[1] nefesini hatırladım, Tavşanın son nefesinden haz alan, Gövdesinin heybetinden uyuyakalan. Bir sevişmek tuttu, Bir soğuk ter karnımda. Saçlarımın bir tutamını aldım, Parmaklarımda çeviriyorum. Nefesimin göğüs payı aşağı yukarı, Yukarı aşağı. Gırtlak payı mevsim değiştiriyor Dudaklarının temasında. Yok, yok yağış değiştiriyor. ...

Devamını Oku »

ACELE BİR KARŞILIK | Ayşe TÜRK

Hadi! Bir yerden çık karşıma. Bir sokaktayım, Yalnızım Yürüyorum. Tabanları yanık varışlar var ayaklarımda. Her yerden çıkabilirsin karşıma; Bir pencereyi sil, misal şurdaki, gözümün gördüğü pencereyi. Bir duvarı boya, Bir kapıyı aç, Arabayı sür. Şu an yürüdüğüm yolda Herhangi bir kılıfta. Gel Gör Sev istiyorum. Tüm yaralarıma, Hatalarımdan başlayıp Doğrularıma kadar Özenle yaramın kapanmamış ağzına Dokun istiyorum. İşte sokak, işte ...

Devamını Oku »

YAŞAMDAKİ BOŞLUK DÜŞÜ | Ayşe TÜRK

Bir ben yaşasam. Doğruyu söylemek için yüz yıl ardına varsam. Herkesin kaçtığı o sokağı ben anlatırım. Sokağın kaçırtan havasındaki o gizli dişleri de. Herkesin unuttuğu o yağmur melekleri için, yağmurun şemsiye üzerindeki ritmini anlatırım.   Bir ben yaşarsam yüz yıl ardına kadar. Ciğerlerime sinmiş efkârlı yıkımların tozları için, her bir uçuşunun gırtlağıma tıkanmasını anlatırım. Bir ben yaşarsam yüz yıl sonrasına kadar, bugünün sokak ışığında yüreği pır pır öten kuşlarla dolu ...

Devamını Oku »

BAŞKASINA SÖYLENMİŞ | Ayşe TÜRK

Bir tek sen görebilirsin beni, Acımın derinlik açısını. Bir sana açmışsam kuyumun sesini, Dinlediğin acıların kişisel çığlığı, Benim kalabalığa kahrımdır, Bir sen omzumu diri tutarsın, Boynumun sevecenliğini Ve ılık nemini. Bir “sen” sınırı getirdim, Vücudum ve ruhum “sen” sınırında. Düzeni saçlarının esintisine bıraktım, Gözlerinin fevri dönüşlerine… Bir sokak esintisi ve hareketi boyunca, “Sen” sınırını getirdiğim ruhumla gezdim; Dizlerinin uçsuz, bucaksız ...

Devamını Oku »
Scroll UpScroll Up