Anasayfa » Yazar Arşivi: Leyli Sanat

Yazar Arşivi: Leyli Sanat

Erkek Kulübünde Siyaset’ten Leyli’ye Kalanlar | Hatice KURT

Leyli Sanat Ekibi Prof. Dr. Serpil Çakır ile “Erkek Kulübünde Siyaset” adını verdiği kitabı üzerine söyleşi ve imza etkinliği düzenledi.  Siyaset bilimci Prof. Dr. Serpil Çakır ile söyleşi ve imza etkinliği Micasa Teras’ın ev sahipliğinde ocak ayı etkinlikleri arasında gerçekleşti. Etkinlikte kadınların siyasal dünyadaki yeri, siyasetteki rollerinin az olması ve bu rollerin giderek azalmasının temel sebepleri ele alındı. Kendisini feminist ...

Devamını Oku »

Uzlaşma – Tiyatro İncelemesi | Tibet TEBÜKTEKİN

Birkaç yıl önce Sırça Hayvan Koleksiyonu‘yla başlamıştım tiyatro alışkanlığıma. Oyundaki flashback tekniğini çok zekice bulmuştum. Nedir? Aşırı basit iki hile ile sinemaya özgü bu efekti harika bir şekilde replike edebilmişler. Detaylarına girmeyeyim, kendiniz gittiğinizde temaşa edersiniz. Bunun gibi birçok oyunun ilgi uyandırıcı tekniklerle bezendiğini gördüm. Bir Fransız oyunu olan Uzlaşma’da ise sahnenin en ön tarafı oyun alanı. Arka planda dekor ...

Devamını Oku »

Röportaj: Nebi Vural | Aycan SERCAN

15 yaşında dövüş sanatları eğitimi almaya başlayan ve kendini hala çırak olarak gördüğünü ifade eden Nebi Vural, 1951 doğumlu olup yüksek öğrenim için 1972’de gittiği Fransa’da Tamura Sensei ile tanışır ve aikido yolculuğuna başlar. Şu anda dünyayı dolaşıyor ve seminerler, eğitmen sınıfları ve yaz kampları düzenleyerek deneyimlerini paylaşıyor. Aikido ile yollarınız nasıl kesişti? Aikidoya ilk başta bir spor yapmak için ...

Devamını Oku »

Kaplumbağayı Öldürmek | Rênas ROZ

İçimdeki bu sıkıntıyı bastıramıyorum, uzun zaman oldu. Hep geç kalmışlık hissi, hep yavaş hareket etmişim gibi bugüne kadar. Geçen vakitlerin, günlerin benden geçip gittiğini görmek, beni dipsiz bir kuyuya sürüklüyordu. Boşluğa düşüyordum ve bu boşluğu başka boşluklarla doldurmaya çalıştıkça, sonsuz bir döngü başlıyordu düşüncelerimde çünkü düşüncelerimde bir boşlukta gibiydi, çok yavaş hareket ediyordu. Ben bu kadar yavaş hareket ederken ve ...

Devamını Oku »

Rüzgâr | Zuhal KAYA

30.11.2019 şimdiki zamanlarda 06.06 Rüzgâr! Mevsimin gelir bilirim. Daimî saran sevgili hassasiyetinde Biraz kızsan, bükülesi beller incinir. Boşluklar savaşında yanında, Ne yerinden etmek için Ne donmuşluğa mazeret Dön dolaş var diyedir, kendine. Sakinliği anlatmış kızıl elbisen, Kadın ismiyle çağırırlar bu yüzden. Arzu çoğalır, sen meltem… Rüzgâr! Bilirim, mevsimin de geçer. En kuruluğa varır sıcaklık. Çatlayan toprak, resmederken Yıkılır, dizilen taşlar. ...

Devamını Oku »

Hırçın Deniz Yanarken | Sibel KANDİLLİ

Senin teninde Alevler var, Alevlerin en azgını. Senin teninde denizler var, İşte o Denizlerin en ateşlisi. Bulutlar var, Yine benden bekleneceği gibi Bulutların en keskini. Senin tenin Öyle bir kaynak ki Kavurur beni, Söndürür hırçın denizlerimi. Yanına gelsem Yanarım, Aleve düşmüş çiğler gibi. Yakarsın hıncımı, öfkemi. Uzak dursam Soğurum kendimden. Git gellerim olur, Gemilerimin hepsi Alabora olur. Bir senden soğumam. ...

Devamını Oku »

Bir Ses, Bir Kaybediş | Gülistan MAMİŞ

Bir dünya yarattım sol yanımın en ücra köşesinde. Hışım bir sessizlikle adım attım ebediyete, Gözleri kamaştıran sokaklarına, Kaldırımlarında son bulan aşklarına. Serin bir rüzgâr esiyordu Nemli gözlerimin üzerine, Çelimsiz bedenimle bir bütün oluyordu âdeta Kelimelerim dudaklarımdan dökülürken Onun yüreğine boşalıyordu sanki, Tüm sevgi sözcüklerini Ketum bir edayla söylüyordu. Ses tonunda hissiz bir tını vardı… Kulaklarımı, ağlamaklı bir tonla ıslatan ses. ...

Devamını Oku »

Peri | Uğur ADAR

Ilık rüzgârların tatlı esintisiyle duyguların mest olduğu gecede, evimizin penceresinden içeriye vuran ay ışığında, kıvrak belinde şarap akıtmayı düşlerken hasret kaldığım o zeytin gözlerinin siyahında boğuluyorum Peri. Puslu camlar ardında hayaline dalmışım. Yol tenha, yol karanlık, sen ise imkânsız olmuşsun. Asildim, aşkla bakarken gözlerine, duygularıma karışmış şehvetimi saçlarını koklayarak giderirdim. Adresi belirsiz umutlarımın peşinden koşamıyorum artık, yorulmak mıdır bu, yoksa ...

Devamını Oku »

Parasite Film İncelemesi | Tibet TEBÜKTEKİN

Uzun zamandır izlediğim bir şeyden bu kadar memnun kalmamıştım. Joker güzel bir filmdi, ama sanatsal bir Kore filmi olan Parasite bence daha güzel. Üç vakte kadar filme dair her şey zihnimden silineceği için unutmadan hemen notlarımı düşeyim. İsmi Parasite olunca ve afişteki eğreti duran insanlar yüzünden sanki uzaylı mikrop ve zombilerini izleyeceğimi sanmıştım. Oysa konusu gayet moderniteye dairmiş. Aslında modernite ...

Devamını Oku »

DELİLİK | Zuhal KAYA

Zule’nin Penceresi Delirmeyle her an iç içe. Tanımlaması külfetinden eksikçe. Bunca yinelenen bir halin mutlak sureti olmadığı apaçık. İnsanın varlık sancısı kadar eski. Her an kapıyı çalacak kadar esrik. Bana hep bir yol edasında gözüken zihin labirentindeki dalgalanmalar gibi gelir. Bir “deli”nin kendine deli dediği görülmüş müdür? Çoğunluk olmaya başladığımızdan beri şekillenen “normallikle” bir ilgisi var mıdır? Tüm tanımlamaları önce ...

Devamını Oku »

Mehmet Atlı ile Müzik Üzerine Söyleşi | Aycan SERCAN

“Mehmet Atlı” yaşamında ve müziğinde nasıl bir yol almış ve bu yolun neresinde? Müzikte belli bir tecrübem var, akademide belli bir tecrübem oldu ve mimarlık mesleğinde çeşitli tecrübelerim oldu, iki çocuk babasıyım, baba ve eş olarak tecrübelerim oldu. İnsan, yolun sonunu kestirmediği için yolun uzunluğu, kısalığı konusunda bir kestirimde bulunamadığı için yolun neresinde olduğuna ilişkin bir şey söyleyemiyor. Çünkü sonuna ...

Devamını Oku »

Kalbimin Ters Acısı | Zeynep AVAN

Gözüme acı kaçtı Ama ağlamıyorum, Elimin tersiyle siliyorum acılarımı ve önüme bakıyorum. Yüreğimden umut kaçtı, Dokunamıyorum artık sana. Kalbimin tersiyle siliyorum aşkımı ve göğe bakıyorum. Kulaklarımdan sesin, Dudaklarımdan nefesin eksildi Ama yanaklarıma yağmur etmiyorum acımı, Umutsuzluk dehlizinde kayboluyorum. Senin dikenli yolların var sevgili. Yürürken yara bere içinde kalıyorum. Ne ışığın var yaktığın, Ne ellerin var uzattığın… Bir sapak var ileride. ...

Devamını Oku »

Kitap İncelemesi: Güray Gürsel – Yedi Gece Masalları | Tibet TEBÜKTEKİN

Kim yazmış: Önermeler veya yargılarda bulunan hiçbir metin yazarı şahsı tanınmadan okunmamalı. İsterse masal anlatıyor olsun. Jack-of-all-trades denebilecek, kendi halinde, 43 yaşında, medya sektöründe çalışan sakin bir adam Güray Gürsel. İlişkiler üzerine erkek gözünden yazdığı bir kitabı daha var. Sosyal medyada lakabı Burus Vilis. 2010’larda blogçuluğun ve Twittercılığın moda olmasıyla dijital ayak izlerini bırakmaya başlamış. Şimdi de ünlülere sosyal medya ...

Devamını Oku »

Taşranın Dinginliği ve Kargaşanın Üzerine – Söyleşi Dosyası 4 | Mahmut AKSOY

Mahmut AKSOY: Bir sanatçının sanatını icra etmek için, yaşamak için seçtiği, seçeceği taşra-metropol nasıl bir etkiye sebep olur? Çağın ÖZBİLGİ: Sanatçının yaşamak için seçeceği taşra ya da metropol sanatını icra etmekte oldukça önemli bir unsur olarak dikkat çekmekte. Taşrada yaşayan bir sanatçı, taşra hayatına hâkim ve yaşanan güçlüklere yakinen şahittir ancak metropol hayatına da uzak değildir (teknolojik gelişmeler vb. sayesinde). ...

Devamını Oku »

Aydınlık, Ben, Çiçek ve Su | Zeynep YAZICI

Bulut yok Rüzgâr yok Ben yaşam salkımının arılığında Bir gölün kıyısına oturuyorum Balıkların kıvrılmaları, aydınlık, ben, çiçek, su. Annem reyhan deriyor. Ekmek, reyhan ve peynir, bulutsuz bir gökyüzü, yeni iklimler… Avlunun çiçekleri arasında yeşerir umut Bakır bir tasın içindeki nur mucizeler yağdırır Büyük duvardaki bir merdiven, sabahı yeryüzüne taşır. Bir gülüşün ardında saklıdır her şey Zaman duvarındaki küçük bir dehlizden ...

Devamını Oku »

Son/suzluk | Hasan ÖRHAN

Biten bir şeyin devam ettiğini söyleyebilir miyiz? Son sözcüğü herhangi bir şeyin bitimi anlamını taşıyor. Son sözcüğünden türemiş ‘sonsuzluk’ sözcüğü ise herhangi bir şeyin sürekli devam etmesi, bitmeyecek oluşu anlamını taşıyor. Peki ama nasıl oluyor da bir sözcük, kökünden bu denli zıt anlam içeriyor? Asıl olan ise bu sonsuzluk sözcüğünü türetmemizi sağlayan şey ne? İdrak edemediğimiz şeyleri geçiştirmede canlılar arasındaki ...

Devamını Oku »

Kitap İncelemesi: Murat Menteş – Derde Deva Randevu | Tibet TEBÜKTEKİN

Yazarı: Modern edebiyatımızın meşhur yazarı Murat Menteş’i tanımak isteyen internetten bakabilir. Üşenenler için söyleyeyim: herhangi bir kitabını ortadan rastgele açın, sizi şaşırtacak bir espri, kelime oyunu ve tespit buluyorsunuz. Boş yok. Türkçe bildiğime sevindiğim dört durumdan biri bu adam. İçeriği Ne? Müteveffa yazarlarla söyleşiler. 11 düşünürün* birtakım günlük mevzular üzerine fikirlerini öğreniyoruz. Format olarak bazıları çizgi roman bazıları hasbihâl. Menteş ...

Devamını Oku »

Taşranın Dinginliği ve Kargaşanın Üzerine – Söyleşi Dosyası 3 | Mahmut AKSOY

Mahmut Aksoy: Bir sanatçının sanatını icra etmek ve yaşamak için seçtiği/seçeceği taşra-metropol nasıl bir etkiye sebep olur? Yiğit Ergün: Bu etki sanatçının dışarıya tuttuğu aynadır aslında. Olaylara bakış, akabinde hayatın içine akışta, bastonudur yaşadığı muhitin kimliği sanatçıda. Bu meselede sanatçının içine doğup büyüdüğü coğrafyayı kıskaçla ele almalıyız. Göçebe bir çocukluk/gençlik geçirmişleri ayrı değerlendirmek gerekebilir. Ben kendimden yola çıkarak bazı saptamalara ...

Devamını Oku »

Kitap İncelemesi: Kurtcebe Turgul – Bence Katil Öldürdü | Tibet TEBÜKTEKİN

Kim yazmış: Kurtcebe Turgul en meşhur reklam ajanslarından Medina DDB’nin kreatif direktörü. Galatasaray Lisesi mezunu, Fransız ekolunun edebiyat eserlerini seven ve Dünya’da mizah ne durumda takip eden biri. Önceki yıllarda Şener Şen’in yer aldığı “Mucizeler Komedisi” tiyatro oyununu yazmış ve “Sevinç Vesaire” kısa filmini çekmiş. Konuları ilginç. Birkaç filmde küçük rollerde gözükmüş. Radyo tiyatrosuna da meraklı. Butik işleri kovalıyor. Sevimli, ...

Devamını Oku »

Taşranın Dinginliği ve Kargaşanın Üzerine – Söyleşi Dosyası 1 | Mahmut AKSOY

Mahmut Aksoy: Sanatçının yaşam alanı (taşra-metropol) sanatı üzerinde nasıl bir etkiye sahip? Atilla Yaşrin: Öncelikle şunu belirtmek isterim ki yaşam alanıyla barışık olmayan insan mutlu olamaz. Kim olursan ol, nerede yaşarsan yaşa, temel kural bu. Küçelerinde izmaritin yoksa o şehre ait olamazsın. Dağ her yerde dağdır, bulut her yerde bulut, güneş veya ay da… Farklılık an’lardadır. Yani bir hayatın toplamı ...

Devamını Oku »

Başlangıcın Sesi | Zeynep YAZICI

Ayakkabılarım nerede, Sohrab diye seslenen kim? Ses aşinaydı Tıpkı havanın yaprağın teninden süzülüşü gibi Annem uyuyor Ve Menüçehr ve kelebek Ve belki şehrin tüm insanları Temmuz gecesi, bir ağıt usulca saniyelerin üzerinden geçiyor Ve serin bir meltem esintisi yeşil battaniyenin etrafından uykumu süpürüyor Hicret kokusu geliyor Yastığım kırlangıç kanatlarının sesleri ile dolu Sabah olacak ve bu su kasesine Gökyüzü hicret ...

Devamını Oku »

Bir İhtimalsizliğe Tutunmak | Melike UZANIR

Senli ilk şiirim bu Durup bakakaldığım ilk sayfa; Mısraların heyecanlandığı ilk dize, Ümitsizliğin satırları bu. Bir o kadar da dolup taşmanın sevinci Şiire şiir gibi yakışacak ilk şiirim bu Çünkü senli ilk şiirim bu. Günlerden pazar günü gibi bakardı gözlerin Soğuk havaların kalorifer peteği gibi ısıtırdı Ve ben o günlerde mahrumdum varlığından Yine de tutunurdum ihtimalsizliğine Soğuktan ölmezdim çünkü hiç ...

Devamını Oku »

Leyli’nin Novellası: “BAKIŞ”

Tüm ağırlığını omuzlarından alıp bakışlarının heybesine doldurduğu bir zaman “göğü gözlerime indirmeden ölmeyeceğim” diyen kadının saçlarını dizlerine dökmüştü Seda. Heybesi ağırdı, ağrılarınca. Yağmur yüklü bulutlar ağlayıp dindirsin sızılarını diye kutsallarından o kadar dilemişti ki. -Gökkuşağının sekizinci rengiyle gelsin biri ve hiç görülmemiş tonlarda boyasın gözlerini. Sahi, bakışlara inen derinliğin girdabından sağ çıkmak öyle kolay olur muydu, heybeni bölüşmeye geldim dese, ...

Devamını Oku »

Duvarlara Soralım | Talha Yakup ATLI

Gökyüzüne bakacağım daima, Ama ben güneşe ve bulutlara yabancıyım, Bütün beton yığılmış göz bebeklerimin üzerine, Işıklar gemi yüzdürüyor göz bebeklerimde, Yalın ayaklarıma batıyor şehrin gürültüsü, Kimseyi tanımıyorum tekil kişiliğimde, Pervanelerim hücum ediyor düşüncenin hükmüne, Dev kazanında tutunamayan pas gibi, Nil kenarında bir yetim yürüyor hissediyorum içimde, Benim eleğim yok sahte ile gerçeği ayırt eden, Kalabalığa hizmet etmeye çalışsan telaşlı bir ...

Devamını Oku »

Grinko’nun Başından Geçenler | Bengisu ÖZKES

Grinko yaktı sigarasını Geçti piyanosunun başına Kapattı gözlerini, burnunda kavun kokusu -Geçmişi bir türlü rahat bırakmıyor Piyanonun arkasında bir kadın belirdi ansızın Bir başına valse koyuldu Grinko tanıdı onu -Burnunun ucunda yıllanmayan kavun kokusu Grinko onu burada istemedi Sertleşti melodileri, geçmek bilmez kavun kokusu Parmakları hızlıca her bir tuşa değdi -Kirpikleri titredi, onu yeniden göremezdi Olup biteni nasıl unutur Grinko? ...

Devamını Oku »

Henüz Layık Değilken Tomurcuk Kadar Aşka | Hidayet ÇELİK

Bu fotoğrafta gördüğünüz kurumuş gül tomurcuğunun hikayesini dinlemek ister misiniz? “Sene 2004. Baharın en güzel günleri. Sekizinci sınıfız, orta son. Ne çocuk ne yetişkin ne de genciz o zamanlar. Yerine göre bunların hepsinin olduğu değişken bir ruh halindeyiz. İki arada bir derede kalmışız. Dünyaya tek başına meydan okuyacak kadar güçlü, yazık deseler ağlayacak kadar nahifiz. Müthiş gelgitler yaşıyoruz iç dünyamızda. ...

Devamını Oku »

Scent of a Woman: Frank Neler Görüyor? | Bengisu ÖZKES

Ben Frank. Emekli ve görme engelli bir albayım. Lakin asla sizler gibi değilim; görüyorum. Henüz oldukça genç birine de bunu öğrettim: bir süredir yanımdan ayırmadığım, sıradan eylemlerimde bana yardımcı olan genç çocuk Charlie’ye! Bundan böyle güzel yaşayacak. İçleri bomboş bakan o gözlerinizi kapamanızı tavsiye ederim. Size, ona ne yaptığımı anlatayım. Duyun, hissedin. Takdir edersiniz ki bakmak, yalnız gözümüz ile yaptığımız ...

Devamını Oku »

Bülbül ve Kafes | Sibel KANDİLLİ

  Meşeden yapılma kafesinde Bir bülbül olmak isterim. Kendine her bilendiğinde Ben o kafeste kalmak isterim. Bazen durdurmak istersin kalbini, Bileye bileye kırarsın kafesini. Öyle yorgunsundur ki sevgilim, bilirim Fakat ben o kafeste kalmak isterim. Ellerinde sıkarsın beni kimi zaman, Bir kalp istersin ki atmadan duran Mümkün müdür ki sana aşkımdan? Göğsündür benim kafesim. Sibel KANDİLLİ sibel.kandilli@gmail.com

Devamını Oku »

“Nepotizm Hipotezi: Sosyal Dışlanma ve Yoksulluk” | Basın Bülteni

Gazeteci yazar Güney Güneyan’ın ilk araştırma kitabı “Nepotizm Hipotezi: Sosyal Dışlanma ve Yoksulluk” yakın bir zaman önce Kutlu Yayınevi etiketiyle yayımlandı! Kitapta Türkiye’de ve dünya genelindeki geçmişten bugüne dek sürmekte olan nepotizm tartışmaları, sosyal dışlanmayı oluşturan etkenler ve yoksulluk başta olmak üzere çocuk işçiliği, çalışan yoksul profilleri ve pek daha fazla alt başlık incelendi. Bu olguların nedenselliği, nesnel boyutları ve ...

Devamını Oku »

Kaçış Yok | Talha Yakup ATLI

Zihnimin derin çukurlarında dolaşan sabırsız ve kararsız mahlûk, Hangi zehri topluyorsun son vurgununu yapmak için? Fareler geziniyor belirsizliğin neminde, Her şeyden habersiz, olan bitenlere akıl erdirmek, Bu tenha sokaklar için fazla kaygan bir zemin. Çatal bıçak sesleri ve sakinleşmiş insanları, Sepya manzaralar bütünleştiriyor elinde çiçeklerle. Durulmuş suya düşen bir damla, etrafını da sallıyor. Ufak halka, büyüğünü dize getiriyor, Kötülükte, böyle ...

Devamını Oku »

Leyli’nin Novellası: “HASAT”

Ozanlar, burçaklara karşı dövülmeyen yanlarını tutuyordu geceye. Aşık Veysel sazı eline alınca Fatih, ekinleri seyre başladı. Ona söyleyecek söz bırakmadan yeniden yeniden mızraplanıyordu bu ezgi. “Biçer ekinini sürer harmanı, Esen yellerinden savurur onu. Bol gelirse dane ile samanı, O sene ırahat kışlar çiftçiler.” Fırat; uzak, bir o kadar da yakın coğrafyadan katılıyordu geceye. Dilleriyle, halklarıyla, şarkılarıyla, türküleriyle, dengbêjleriyle. Oturduk hep ...

Devamını Oku »

Çözülmeler | Emrah SAĞLAM

Seni görünce ne aynı hevesle ne de aynı heyecanla yürüyorum. Hep aynı hızda, aptallaşıyorum. İçim, içine düştüğüm bir yer. Ne zaman boğulmak istesem, sana yüzerim ben. Sesindeki gülüşle karşıladığım sabah uğurlar, sevişemediğimiz geceleri. Karanlığını unutsam, çırılçıplak aydınlığına erişsem ben senin. Teninden tenimi kopartıp ellerini gezdirsem bedenimde, Ağzımdan dökülen her zerre, ömürlük nefes çenemde. Ezbere bilmem adının geçtiği alfabeyi. Bildiklerim de ...

Devamını Oku »

Sahibinden Çok Kullanılmış Anısal Bellek | Hidayet ÇELİK

Unutmamak… Hayattaki tek özelliğim buydu. Yaşadıkça gördüm ki insanların, onları belirgin yapan, herkesten farklı kılan başlıca özellikleri vardı. Kimisinin saçı, kaşı, gözü; kimisinin boyu, posu, yüzü; kimisinin zenginliği, işi, gücü; kimisinin sesi, sanatı, bahtı ve daha nicesi… Ergenlik zamanlarımdan beri hep bunu sorguladım. Herkeste bulduğum o kişiyi öne çıkaran şeylerin bendeki karşılığı neydi?  Acaba şu mu? Acaba bu mu? Aslında ben ...

Devamını Oku »

Cazİplik | Emine Ömür SEÇİNTİ

*Doksan bir numaralı atlı karınca manzarası. Birimiz yirmi sekiz, diğerimiz yetmiş iki yaşında. Yürüyoruz intihar parkına, yaşamı kumdan dört kubbeli kale yapmaya. Büyük bir kavgadan çıktık. Onun soluğu intihara haklılığını anlatıyor. “Bitirmişim, yapmışım zaten ben her şeyi.” diyor. Benim soluğum tutulmuş bir sonun başlangıcı. Solumuyorum. Yürüyoruz. Yağmur yağıyor. Ayakkabılarımız yok. Bize ait olmayan saçma terlikler giymişiz. Ellerimiz yumruk vaziyetinde ceplerimizde. ...

Devamını Oku »

Kavramın Avlusundaki Çocukluk | Mahmut AKSOY

“İnsan annesinden daha yaşlı olabilir. Çünkü zamanın erkenden çürüttüğü bir çocukluk geçirmiştir.” Kavramlar her zaman aynı anlamı taşıyıp dilimize yakışmıyor. Güzel kavramı yirmili yaşlarda nesnel bir hat üzerinde yoğunlaşırken, otuzlu yaşlarda ya da yanılgıların gırtlağa kadar yükseldiği ellili yaşlarda daha çok tinsel bir boşluğa yöneliyor. Gençliğimizde üstüne basa basa söylediğimiz direnç kavramı -ki direncin beslendiği duru fikirlerdir- kargaşanın, dört yandan ...

Devamını Oku »

Uzay | Emrah SAĞLAM

Pencereleriniz tozlanmıştı, geldim temizledim. Gene de aklanmadınız. Üzerine yazmaya kıyamadım ismimi. Yazarsam delireceğim inanın. Buna ve bunsuzluğa. Bir daha buraya geleceğimi düşünmüyordum. Durdu, sevinir gibi oldum. Küçücük delikten izledim boş vermişliğini, umursamazlığını. İstedim ki açılmasın. Açtı kapıyı, sarıldı, elleri ile boynumu okşadı, öptü. Tüm öfkem geçti o an. Ya sonra. Böyle heder ettim kendimi, zaaflarım yüzünden ödün vererek erittim iklimlerimi. ...

Devamını Oku »

Otizm Üzerine: BEN ÖLÜRSEM ÇOCUĞUM NE OLACAK?

Gökyüzüne en güzel gülümseyen çocukların adına merhaba. Bu hikâye uzun zamandır var. Bu toprakların ilk ezilenleri değiliz. Ötekileştirilmiş, yok sayılmış, aç koyulmuş, kırılmış ama eğilmemiş halkların bugüne uzanan neferleriyiz. Biz Alevileriz, Kürtleriz, yoksul işçileriz, köylüleriz, kadınlarız; çocuk işçileri, çocuk gelinleriyiz bu toprakların. Ahvâlimiz bilinmemiş, acımızı bal eylemişiz. Bunca yoğrulmanın arasında unuttuğumuz birileri daha oldu: bizler. Engelli aileler. Bundan beş sene ...

Devamını Oku »

KARIN AĞRISI | İlker YILDIZ

Bir çocuğum var nur topu gibi, maşallah deyin lütfen, nazar değmesin! Onsuz yaşayamam. Güzel bir evliliğim var, mutluyum. Eşimle çok iyi anlaşırız; duyarlı, anlayışlı biridir. Çok şükür işlerim tıkırında, Allah’a şükür rızkımızı da kazanıyoruz. Her şey bu kadar tozpembe değil tabi, sağlık sorunlarım var beni rahatsız eden. Çaresiz bir hastalık değil; hastaneye gidiyorum, tedaviyi araştırıyorlar. Ancak sorunun ne olduğunu anlayamıyorlar, ...

Devamını Oku »

Yokluğunda | Hakan GÖKKAYA

Uzaklığında öğrendim aşkı, Yokluğunda. Sen yokken güzeldi aşk. Varlığından korktum. Gözlerimle aradım boşluğunu. Sormaya kıyamadım. İstemediğine kumar oynadım, İstediğine galip gelmedi bir türlü. Bir ışık yaktım geleceğine. Bir mektupla soldu ışığım. Geri dönsem o güne. Düşsem peşine korkmam daha. Varlığında yokmuşsun gibi Yaşıyorum bu hayatı. Yaşamak buysa… Gözlerinde kaybolmak varken Hatıralarda kayboldum işte. Ayrılık bir ateş, gölgesiz şimdi. Geçmişte takılı ...

Devamını Oku »

Körebe | Emine Ömür SEÇİNTİ

Oyunu kuralına göre oynamadığım için mızıkçı ilan edilmiştim. Köşemi ve mendilimi kapıp kabul etmeyişe tutsak olmaya başladım ağlayarak. Bundan sonra, timsahların leyleklerle uzuneşek oynayamamasının mücadelesini ben verecektim. Ama… Âşık olmuştum. Ay! Yani şey… Saklambaç oynuyorduk. Kesinlikle bulacaktım ve sobeleyecektim sümüklüleri! Seksek oynarken çizgiye basınca “Öldüüüüün! Öldüüüünnn!” kıyametinin kopuşu gibiydi arayıp onu saklandığı yerde bulamamak. Ya ben gölge kovalamacadaydım ya da ...

Devamını Oku »

Zorun Anlatımı | Mesut DEMİRHAN

Kuşkulusun, sesin titriyor bu gece. Cümlelerinin hepsi sanki cevapsız bir bilmece. Neden gözlerinde aşk yok senin? Dargın geliyor kokun, kutuplarda gibi elin. Kırgınsın, yüzünde değil bu gece ay. Saçının rengi küsmüş, bakışların sert bir subay. Hissediyorum, aldığın nefeste ben yokum. Kirpiklerin şaha kalkmamış, kaşlarınsa ketum. Yorgunsun, ruhundaki çocuk uyumuş erkenden. Göğüs kafesine sığıyor kalbin, gözlerinde değil evren. Gülüşündeki cennetten mahrum ...

Devamını Oku »

Kesik Süt Ağrısı | Ömer Hezarfen BOZKURT

Bir kuşun süzgecinden vuruyorum kederi Balıkları da kanadından asıyorum tavana Anneme de en güzel yalanları söylüyorum -Hayır, bir şey olmadı, iyiyim!- Beni kendime bıraksalar toplanacağım Elimi eteğimi çekeceğim kendimden Sonra nefesimle hohladığım vitrin camlarına yazacağım, ‘Annemeyalansöyledimben’ Kâğıt vazoyu kırdığımı polise ihbar etmek istiyorum. Annemin meme uçlarına sürdüğü kahveyi de yaladım Ve üstelik babam diyeceğim, Büyük gladyatördü, öldü. Evde ses olsun ...

Devamını Oku »

Gülümse Çekiyorum | Emrah SAĞLAM

Bir çığlıktı benim edebiyatım, tonlarca yüreğe dokunduğum ama tutunamadığım… Sesim gırtlağımdan kesiyor, Sabahın köründe, piç hissiyatlar peydahlıyorum güne. Bendeki bu hâl /yeni/den yetememe. Temizliyorum kirleniyor. Tutuyorum bırakıyor. Çekiyorum itiyor. Seviyorum. Gidiyor. Hayat okuduğum kitaplarla devam ediyor. Sahi, ben ölünce okuduğum kitaplara ne olacak? Acı salt. Terk edilmiş bir adamın acısıyla adet sancısında bir kadının ağrısı aynı olduğu gibi, Sevdiğine kavuşan ...

Devamını Oku »

Öğretmenime Mektup 1 | Hakan GÖKKAYA

Merhaba öğretmenim, Bugün seni andık arkadaşlarımızla, Çiçeklerden bahsediyorduk. Sen bize çiçekleri sevmeyi öğrettin öğretmenim. Hayvanları, kuşları, böcekleri… Öğretmenim biliyor musun ben de öğretmen olacağım. Seveceğim tüm öğrencilerimi Gönüllerini okşayacağım önce. Çaresizliği tatmasın onlar. İtiraz ettiklerinde, doğru bildiklerini savunduklarında, azarlamayacağım onları. Parmak kaldırdıklarında söz vereceğim. En önemlisi dinleyeceğim onları. Gözlerinin içine güleceğim. Bazı öğretmenlerimiz var, hiç gülmüyor öğretmenim. Sürekli azarlıyor bizi. ...

Devamını Oku »

Bileşik Zaman Kayboluşu | Melike UZANIR

Gerçeklik, sanıldığından daha da fazla yanıltırken toplumun döngü içerisinde kaybolmasına seyirci kalmak gün geçtikçe zorlaşıyor. Anlamların çoğalması ve sonsuz üremesine yardımcı olmak için tekli mücadele güç buluyor bende. Örneğin ne zaman elimi taşın altına koymaya kalksam, destek olmadıkça geri çıkarmak zorluyor beni. Kimi zaman dünyanın sadece spesifik yanılgı olduğunu düşünsem de, ruhumdaki yenileme arzusunun son bulma isteği üzmüyor da değil. ...

Devamını Oku »

Sapha Arşidüğü | Büşra YAŞAR

Mükemmel bir insandım. Ama sadece onlara göre mükemmel detaylarım vardı. Kendime göre kurulmuş belki aslı olmayan birkaç düzenden ibaretti hayat. Rastgele yaşıyordum. Ne zaman bir şehirden kaçacak olsam en başında bu gelirdi aklıma. Bir balıktım denizde, yalnız onun oltasına düşerdim ve o bilirdi benim diğer balıklardan mükemmel olmadığımı, belki o sebeple hep “rastgele” derdi. Aslında bir kelimelik hayatımı özetle. Ve ...

Devamını Oku »

KARINCA | İlker YILDIZ

Kumdan tepelerin oluşumuna yere uzanıp yakından bakıyorum, küçük küçük toprak tanelerini tek tek, üst üste koyarak yapmışlar. Karıncaların para olduğunu hep söylerim ama insanlar anlamak istemez. Soğuk, dağınık odam; duvarlar çatlak, öyle de olmalı. Çatlak duvarların arasından dışarıya bakıyorum, arkadaşlarımın arasından bir tanesi dışarı çıkıyor, geri gelirken gökyüzünü odasına alıyor, düşünsenize! Ama fazla tutamıyor tabii, o çatlaktan kocaman gökyüzü dışarı ...

Devamını Oku »

İki Dakikalık Saygı Duruşu | Büşra YAŞAR

İki dakika diyordu, her dakika yeni bir bebeğin geldiği dünyada beklemek marifetmiş gibi. Her dakika birinin öldüğü bu dünyada yaşamayı ezberlemişti. İki ne kadar da güzel bir rakamdı oysa. Eline kalemi alıp bir şeyler çizmeye başladı, Dünyada yan yana konulmuş ağaçların, neden bir dağ üstünde dik durduğuna şaşırmış, yana yatan saçlarını parmaklarıyla düzeltmişti. Kahveden bir yudum aldı, Hatırı kalmayan anılarını ...

Devamını Oku »

Harflerin Hikâyesi | Hakan GÖKKAYA

Elif vardı önce harflerin piri. Kâinatın yaratıcısı, Allah lafzının ilk harfi. Sonra türedi tüm harfler. İlk başta lam ve he gelirler. Sonra “Kün fe ye kün” dedi. Nun harfi düştü yere. “Ol” deyince oluverdi her şey. Kâinat ihtizaza geldi. Dizildi gezegenler. İndi Âdem peygamber yeryüzüne. Havva’sını aramak için dolaştı. Arzın ırmaklarını, tepelerini aştı. Be’sini buldu önce Aradı, Arafat’taydı, sevdiği Sad ...

Devamını Oku »

İKİLİ BAKIŞ | Ayşe TÜRK

Bana ait bir fısıltı bu Kulaklarını tırmalayan. Sana ait bir ısı bu Başımdan dönüp gövdemde harlanan… Birbirimizden yana çok tasamız var, belli Birbirimizden gayrı çok yan. Elleri kollara kavuşturan Bir uğraş bu Gözlerinin diplerinden boyanmış halini Sorgulayan ve sana ait. Yaprakları damarlarından koparan bir tırnak bu Ve bana ait. Kuşkusuz birbirimizden yana çok yanlımız Birbirimizden uzak çok karşımız var, belli. ...

Devamını Oku »

Rahat Olma! | Muhsin ESER

Evet onlar. Yavaş yürümeli ve heyecan yapmamalıyım. Göz göze gelmeden rahat tavırlarla geçip gidebilirim yanlarından. Şapkamı biraz daha eğersem şüphelenebilirler mi? Gülümsesem mi? Selam vererek gülümsersem, bu da bizden derler mi? Yok yok, en iyisi sadece yürüyüp aldırış etmeden gitsem yeter. Tamam, hadi başarabilirsin. Ama son günlerde çok kişiyi aldılar ve hiçbirinden haber alınamadı. Ya beni de alırlarsa? Geri mi ...

Devamını Oku »

Cumartesi Yalnızlığı | Ömer Hezarfen BOZKURT

Zargana, Bu sana ikinci seslenişim. Sen ise inatla, çarpık kentleşmenin ruhumda açtığı yaraları duymuyorsun. Böyle olunca, diplomatların konuşmaları Ve siyasiler… Bir tuğla gibi kırılıyor dilimin altında. Bu kentin taşkınları var Zargana Ve yazmamdaki bu beyhude çaba Biliyorum, ne bir adım uzaklaştırıyor senden Ne de aynadan geçiriyor beni. Ben, devrilen cümleler Ve gerçekleşmemiş tüm kazaların meşhur kazazedesi! Bendedir yıkılmış kentin fotoğrafları ...

Devamını Oku »

Sevdan Üşüyor | Deniz İshak SELİMOĞLU

Baktığın yerlere bakıyorum Özlüyorum belli ki seni. Parmaklarım dokunduğun sayfalarda dolaşıyor, sana ait bir şeyler arıyorum. Özlüyorum, öyle ya; Her sabah seninle uyanıyorum, Tavanda gözlerim Hayal ediyorum seni, Yarım kalan Gelecek o günleri. Haydarpaşa, Kent Meydanı, Saat Kulesi’nde Her cuma aynı saatte Belki birinden birine; Bekliyorum, Olur da gelirsin diye. Çok uzun zaman oldu Kaç mevsim geçti üstünden sensizliğin? Üstünü ...

Devamını Oku »

Sevgi Üstüne | İlker YILDIZ

Kahve dükkânının içi kalabalıktı. Orta boylarda birisi kahve içmek için içeri girdi. Herkes kahvesini almak için sıraya geçmiş, sabırla beklerken; adam da o sıraya katıldı. Sırada beklerken aklına daha önce buraya geldiğinde yer sıkıntısı çektiği düşüncesi geldi. Üst katta yer olmadığı için kahvesini eline alıp sokakta içmek zorunda kalmıştı. Bu yüzden sırayı bırakıp üst kata çıktı ve son boş kalan ...

Devamını Oku »

Leyli Sanat 1. Yılını Kutladı!

Leyli Sanat 1. Yılını Kutladı. 2017 Aralık’ta kuruluşunu gerçekleştiren, 1 Ocak 2018’de ise faaliyetlerine başlayan Leyli Sanat 1. yıl kutlamasını ekip üyeleri ve takipçileriyle birlikte Taksim Janya Cafe & Bar’da gerçekleştirdi. Pop müzik dünyasına Anahtar Teslim şarkısıyla sıkı bir giriş yapan Cihan Ölçek akustik performansıyla sahnemizde yer aldı. Ardından Ozan Süer, Mertcan Titiz ve Aydın Bergamalı’nın performanslarıyla eğlenmeye doyamadık. Gecenin ...

Devamını Oku »

kardan adamın cesedi | Mahi KAYIKCI

oturmuşken bizsiz günlerin başına kovalıyorum tatil sonrası sevilmeyen pazartesileri elimi uzatıyorum kardan adamlara yüreğim kibrit çöplerini aratıyor ne yazık! aradığınız kişiye kışları ulaşılamıyor ve çıktığımda telefon kulübesinden bir şeyler alevleniyor kelime kupürleri dize başları kovalanan şiir boşlukları ne yazık! aradığınız kişiye sonsuza dek ulaşılamayacak bir şeyler yandıkça, yakıyorlar çekilmeyen fotoğrafları dolaşıyorum kendimin ücra semtlerinde anıları aydınlatırken sokak lambaları ben dolaştıkça ...

Devamını Oku »

Ayrılık Bukağısı | Hakan GÖKKAYA

Her ayrılık bir bukağı bırakır yürekte. Terkisinde ruhun sürünür yalnızlık. Çığlıktır, duyulmaz yankısı sinmiş dağlarda, Dağılan seslerin uzaktan gelen tınısıdır. Her sürgün bir hüzün olur devrilmeyen, En ıssız çöllerde yaşama savaşıdır başlar. Hoyrattır boşa akan ırmaklar serap olur. Urup gezer, incinmez ayaklar kayalarda. Bazen bir nokta, bir mim kadardır ömrün Ünü yayılırken tenha sözlüklerde Dert, der; derya olur dudaklarından nağmeler ...

Devamını Oku »

Mahsussa | Büşra YAŞAR

Korkarım bir şiir yazacağım adına Ve bu bana hiç yakışmayacak. En büyük aşklardan dersini almış, Bir katilin önsözü olacak bu şiir. Sayıklamamak için,Uyumaktan çekindiğim adını yazacağım. Bir çırağın ustasını öldürüşünü,Balığın suda boğuluşunu,Kaybeden bir kumarbazı yazacağım belki de. Ölümlü olacak bu sefer dizelerim Ve tanrısı ben olmayacağım bu şiirin. Üstüne gazete örtülmüş bir cesetten farkın kalmayacak Ve ne yazık ki o ...

Devamını Oku »

Yorgun Sandalye | Emine Ömür SEÇİNTİ

Başlangıcı olmayan bir sonun içinde depar atıyordum. Gözlerimi kapattığım an gördüğüm tek şey kırılmış bir aynaydı. Hayır, bunlar sadece siyah beyaz bir filmde gördüğüm vampirin kırmızı spiral dişleri. Ne bir başlangıca ne de kırık bir aynayı görebilmek için gözlerimi kapatmaya ihtiyacım vardı. Birbirlerinin tamlayanı ve bütünleyeni olmayan şarkılar zihnimde birbirlerine aitler. Kollarımı gördüğüm zaman tek duyduğum bu. “Kürdan kollar dokunsalar ...

Devamını Oku »

Renklerin Sonsuzluğu | Semih DEMİRHAN

Upuzun sonsuza kadar giden mavi bir elbise, Sertçe çekiştiriyor rüzgâr. Yere düşüyor; bir gülden farksız. Üzerimizi kara bulutlar kaplıyor. Kaldırıyorum ayağa, Meydana çıkıyor; sapsarı. Mutluluğumuz uzun sürmüyor, Üzerimizi kara bulutlar kaplıyor. Ayrılıp gidiyoruz,Serilip giden kahverengi sonsuzluk üzerinde.Biraz nemli, biraz dağınık.Üzerimizi kara bulutlar kaplıyor. Semih DEMİRHAN semih.demirhan1@gmail.com

Devamını Oku »

Lanetlenmişler Topluluğu | İlker YILDIZ

Yeşil gömlekli asansörün sesine yöneldi. Sağdan ikinci kapı açıldı. Avuçlarını kokladı, iğrenç sigara kokusu ellerine sinmişti. Bekledi, asansörün kapısı kapandı. Sonra, kapı açıkmış gibi asansöre binmeye çalıştı, kafası kapıya çarptı. Sonra tekrar asansöre adım attı, yine kafası kapalı kapıya çarptı. Kapalı asansör kapısından içeri girmeye çalışıyordu. Ellerindeki hoşuna gitmeyen sigara kokusundan kurtulmak için tuvalete gitti. Lavaboda iki avcunu birleştirdi. Lavabonun ...

Devamını Oku »

Leyli Sanat, Yedikule Kültür Evi’ne Konuk Oldu!

Leyli Sanat, Yedikule Kültür Evi’nde “Orhan Veli Şiir Gecesi” etkinliğine konuşmacı olarak katıldı.   Ekip üyelerinden Neslihan Demirhan, Ufuk Kadız, Kadir Yörden ve İlker Yıldız’ın aktif rol oynadığı etkinlikte Orhan Veli’nin yaşamından, edebi yanından ve şiirlerinden bahsedildi. Geceye katılan misafirlerimizin de şiir ve şarkılarıyla destek olduğu etkinliğe yoğun ilgi vardı. Bizleri etkinliğe davet eden Yedikule Kültür Evi‘ne ve katılan tüm ...

Devamını Oku »

Gülümse Balık | Büşra YAŞAR

İstikrarlı bir yokluğun acısı, bugün tok karnına alındı bir sabah bir akşam. Üzüm çekirdeğini doldurmayacak belki, olsun kış geliyor portakal kabukları bırakırım kuzinelere… Dizine yatmışçasına sararım başımı kaz tüyü minderlere. Bölüş annenle acını, diyen bir şarkıyla uyur, uyanırız. Çok geçmez alışırım yine kendimi paydaladığım her satıra. Güzel baharlar ısmarlarım, sonbaharın kuytularına. Çay soğur, Ellerim dirseklerime sığar… Başımda miskin bulutlar bekler, ...

Devamını Oku »

Adamla Kadın | Hakan GÖKKAYA

Kadın kum gibiydi Akıp giden zaman Geçtikçe azalan. Adam eksilen zamandı Sürekli daralan Yok olan. Kadın mavi gök gibiydi Umut dolu Ufuk dolu. Adam çukurdu Kararan karardıkça Kaybolan. Kadın ipek gibiydi Tiril tiril Okşadıkça aslolan. Adam pıtraktı Ayağa Yürüdükçe dolanan. Kadın güneş gibiydi. Açıldıkça ısıtan Isıttıkça mutlu olan. Ve adam soğuk İklimlerin Erimeyen buzları Kutupların aysbergi… Yorumsuz. Uykusuz. Kusurlu. Adam ...

Devamını Oku »

EKS- | Ömer Hezarfen BOZKURT

Sedir ağacının gölgesine ektiğim kurbağaların sesiyle dans ettiğim bu gece Gariptir, karşılığını buluyor iç’bene attığım cümleler Ve imlası bozuk bir akşam, Yürüyüp toz bulutuna karışıyor portreler Puuufff!! Kim çarptı bana? Yitirilmiş sevdalarla ün salmış bir tren garındayım Lokomotifle yarışan aşklarımız var burada Ve icabında bunlar sinematografik kareler Ki hâlâ boşluğa el sallamaktadır göçmenler Ve bu sahne tanıdık geliyor bir yerlerden… Ben ...

Devamını Oku »

KÜL MÜ EYLEDİNİZ DE GÖRÜNMÜYOR DUMANIMIZ?

Şiddet; köklü bir gelenek. Hükümdarların, sultanların saltanatlarını sürdürmek için uyguladığı, sokaktaki çetelerin hâkimiyetlerini korumak için sık başvurduğu, yeri geldiğinde üstün olduğunu iddia eden ırkın diğer ırka, yeri geldiğinde üstün olduğunu zanneden cinsin diğer cinse, yeri geldiğinde de üst sınıfın alt sınıfa uyguladığı bir bastırma yönetimidir. Karşısındaki kişinin, halkın, aile ferdinin, alt kesimde konumlanmış sınıfın, bireyin tepkisine göre olumlu ya da ...

Devamını Oku »

GİZEM | Ozan Cemre KISA

Rengarenk neon ışıkların arasında savrulan düzensiz sigaralar. Kusanlar, yüksek sesin büyüsü ile kucaklarında birbirini yükseltenler.  Hissiz öpüşler ve tuvaletler… İnmiş pantolonlar, inmiş etekler. Bir külün omuzuma düşmesi ile bu ortamın hayvansılığından bıktığımı anladım. Nereye savrulacağı belli olmayan sigarayı, tutunduğu elden söküp aldım ve avcuma bastım. Bir çift gözün dehşet ile bana baktığını görüyordum lakin kahverengi gözler ilgimi çekmemiştir. Hayat acıdır! ...

Devamını Oku »

29 Ekim Özel: “95 KERE ÇOK YAŞAYAN BİLİR!” | Büşra YAŞAR

Eski bir udun, kıvrımlı parmaklarda yontulmuş gamı sardı etrafımı. Bir taksim geçse dolmayacak kadar huysuzlanmış gözlerimle; neyim, neydim, neydik, ne olduk diye düşündüm. Ya bu dünyaya doymuşlara ya da doyamadan gitmişlere, gönderilmişlere açılacaktır bu gece kalbim… Bir çocuğun gözlerine baktım bu sabah camdan. Özgürce annesine sarılmış kitaplarını sıkıca tutmuş, sanki “geleceği gör” der gibi baktı gözlerime. “Ya ona öğretilen her ...

Devamını Oku »

HASRET | Hakan GÖKKAYA

Hasretin soluk bu akşam. Gözlerin kızıllığında buğulu. Başka alemlerde ayrılık, Kayboluş şarkısı bu. Buluşacağız elbet bir gün. Yarım kalan tüm şeylere inat. Ufuklardan kaçtı güneş. Nefesin ılık bu akşam. Bahar rüzgarları gibi… Kırlaşsa da saçlar, Bir gün kavuşmaya gebe, Eksik kalan şeylere inat. Belki bir tutam deniz, Bir tutam mavi, Söndürür bu ateşi. Kaybolduğum gün. Bir gemi güvertesinde, Beyaz teninde ...

Devamını Oku »

Tuhaf Serzenişlerin Kuytusunda Bir Aşkı Anmak | Büşra YAŞAR

Birkaç gönül kondu iki telin arasına. Bilsen bilmeyecek gibiydim. Seni görmeyecek gibi… Sonra bir bulut çizdim avuçlarıma, İçinde selam taşıyan uçaklar. Bir cam kenarı yolculuğunda sevecektim, gelsem. Gelmedim. İşte bu şehirde, İki tel arasında kaldım. Ne bir sesin çalındı kulağıma, Ne de bir Allah’ın günü iki satır yazdın. Kurumuş bir nehir gibi sadece izi kaldı yanaklarımda rimelin, Ayaklarım baş parmaklarına ...

Devamını Oku »

SALOME | Mehmet Ali BÖLÜKBAŞ

Sen ki hayalleri süsleyen Nice feryadın müsebbibi, Yoluna güller dökülen Ayağına varlık serilen, Varlığı arzulara cennet Yokluğu akıllara cinnet Ey Salome rahat uyu.. Çıldırışın tarifiydi hayatın Aklı olana mıydı kastın? Özgürlüğe giden yolun Esaretten geçtiğini Anlayacaktın o gün! Korkarak çok istediğin Ölüm.. Özgür kıldı mı ruhunu? Kaçışlarda değil miydi özgürlük? Senin değil miydi yoksa Etrafa saçtığın o güzellik? Ey Salome ...

Devamını Oku »

Ayrılık ve Başlangıç | İlker YILDIZ

Arkadaşım gülümseyerek eliyle misafirine sandalyeyi gösterdi. Misafir ise beğenilen birisinin utangaçlığını kibarca sergiledi, çantasını açtı ve içinde bir şeyler arıyormuş gibi yapmaya başladı. Sandalyeyi kendine doğru çekerek oturdu. Kaçamak bir bakışla sevgilisini izledi. Arkadaşım; masadaki peçeteyi, kaşığı, çatalı kendi sorumluluk alanında hisseder gibi düzenledi ve benimle yarım kalan konuşmasına devam etti; sevgilisi olan bir insan yine de başka sevgiliyi arzular, ...

Devamını Oku »

Süt Mısır ve Melankoli | Emin HAYTA

Güneş, dünyaya en yakın pozisyonunu almış, “Dur lan şurada top oynayan oğlanların ağzına sıçayım” der gibi tepemizi oksijen tüpüyle deliyordu sanki. İki sokak ötedeki boş arsanın kenarına tır şoförü Ökkeş Dayı’nın koyduğu çıkma benzin deposunun üzerine oturmuş, iki mahalle arasındaki rekabetin en şiddetli sahnesini izliyordum. Aşağı mahalle ile bizim mahalle iki haftada bir, her cumartesi kolasına maç yapar, maçın hangi ...

Devamını Oku »

Tanırsın Ölür | Umut AKALIN

Dünya üzerinde yaklaşık bla bla bla! Geç! Sayısal verilerin dışında bir gerçeklik söyleyeceğim size. Hem de varolan bütün sayılardan daha gerçek bir şey. İnsanlar ölüyor. Hem de öyle klişe film sahnelerinde olan o kafasını kaldırım taşına çarpıp ölmesinden de bahsetmiyorum. “Doğum günün kutlu olsun baba! Ne kutlusu evladım gitgide ölüme yaklaşıyoruz!!” Size bundan da bahsetmiyorum. Bunlar insanların zaten bildikleri şeyler ...

Devamını Oku »

KISA ÖYKÜ | Emine Ömür SEÇİNTİ

Bülbülü Öldürmek Kralın biri o kadar mutsuzmuş ki daha önce sesini hiç duymadığı bülbülüne yalvarmış. Kral: -Benim eşsiz, bir tanecik bülbülüm. Hiç susma, lütfen şakı ve gül biraz. Seninle ve en az senin kadar eşsiz olduğunu düşündüğüm o kadife sesinle mesut olmaya ihtiyacım var. Lütfen gül. O güzel kahkahanı duymazsam mutsuzluktan öleceğim. Bülbül: -Yiaaa salakksss asdsaddasffsaasjgdsagj! demiş. İPEK Çürümüş bir ...

Devamını Oku »

Komplike Dergi PDF Olarak Yayında!

Komplike Dergi PDF olarak yayında! Geçtiğimiz yıl Ağustos ayında dijital olarak yayın hayatına başlayan sosyal bilimler ve kültür dergisi Komplike, yayın formatında değişikliğe gideceğini açıklamış; matbu yayın hazırlıklarını tamamlamıştı. Fakat bu kararın alınmasından bir süre sonra ülkedeki ekonomik krizin boy göstermesiyle birlikte derginin genel yayın yönetmeni Güney Güneyan sosyal medyadan gerçekleştirdiği açıklama sonrası ekonomik gerekçeleri işaret ederek, matbu yayın planlarının ...

Devamını Oku »

İZMARİT | İlker YILDIZ

-Hey sen! Hemen duvara yaslan, arama yapacağım ve birkaç soru soracağım. Emir katıydı, ilk görüşte şaka olduğunu düşündüm, önemsemedim. Uzun boylu birisi, elleri büyük birer yumruk olmuş, her an saldırmaya hazır dik bakış, beni itaat etmeye zorladı. Üniformaya benzer giyinmiş, ama polis değildi. Gözleri iri, kaşları çatılmış, sık saçlı, iri gövdeli, iriliğini gücünün simgesi olduğunu düşündüren bir duruşla sergiliyor ve ...

Devamını Oku »

İçimdeki Çocuğun Sesi | Mahi KAYIKCI

Mantarlara özenmiş şemsiyeler Yağmurlu bir gecede açılır yüreğimde Yine de içimdeki çocuğun ıslanmasına engel olamam Ölümü çikolatanın tadına bakamadan tadan çocukların kanlarıyla, sindirilmeye çalışılan oyuncaklarını biriktirir camdan kavanozlara gençliğim.. Selam gönderir içimdeki çocuk Senin içinde, senden saklanan çocuğa Tutalım birbirimizin ellerinden Kutu kutu pensenin ne işe yaradığını bilmediğimiz yaşlara dönelim geri Yeniden tek derdimiz oyun oynamak olsun Akıtmasınlar sulu boyalarımızı ...

Devamını Oku »

KADER İZİ | Ozan Cemre KISA

İsyan türkümüzdür, söyleriz… Yanan sıcak otlar gibi avcumuzun içinde kader izi Bizim suretimizi acımadan kim çizdi? Yeşil petrolün kokusunu arayan burun Ve sırtlan sesler, Geceyi yaran kapı gıcırdaması gibi. Dünya bir kazan gibi baştan aşağı yuvarlanıyor! Çatlaklardan sızan kavga sesi! Umut yüzümüz, Mavi kanadı dolduruyor. Henüz çığlıklarımızı gizliyoruz! Genç çığlıklarımızı! Öfkeli çığlıklarımızı! İnançlı ve inatçı çığlıklarımızı! Durmaksızın yükselen, Kavgası süren, ...

Devamını Oku »

Kesik Süt Tadı | Elif Hümeyra AYDIN

Ananem, annem ve ben. Göremediğimiz ama orada olduğunu bildiğimiz bir manzarayı izliyoruz. Bütün gün hiçbir iş yapmadan karşısında oturduğum, biçilmekte olan dağ tarlaları, kurumak üzere olan bir çay, onun üzerine yıllar evvel yapılmış fakat çalışmayan su değirmeni, daha yakında çayırlar, sol tarafta kalan diz boyu papatya tarlaları ve en yakında ise bir köy mezarlığı. Şimdi güneş tüm köyden çekilmişken, günlerdir ...

Devamını Oku »

ACEMİ KARMAŞA | Ömer Hezarfen BOZKURT

Zargana, kalbimin göğüs kafesine yakın tarafında oynak bir taşra kızısın. Yerleşik hayata geçemeyen Slovakyalı bir salyangoz gibi ve tüm benzerliğiyle eski bir kaputun iç cebine sıkıştırılmış küflü bir veda mektubusun. Mektubun arkasında bir resim var, Tanıdım, sen değilsin. Kiremit rengi günler akıyor bedenden. Yani diyeceğim o ki, bu satırı nerede bitireceğimi bilmiyorum. Fakat günler geçiyor, bir ev bulmalı! Oturmalı, yemeli, ...

Devamını Oku »

UZAKLARDA | Hakan GÖKKAYA

Saçlarıma bahar yağıyor, Sesini duyunca. Bir müzikalde seni izliyorum. Loş ışıklar yüzüne vuruyor. Maziden bir masal şimdi, Dinmeyen uğultusu rüzgarın. Martılar, tavernada eşlik ediyor. Masamızı hatıralar süslüyor. Dökülen kadehler dindirmiyor acımızı. Kederimiz keskin bir keman sesi, Benzemiyor başka bir şeye. Anımsıyor gibi yaşamak ne acı. Kapandı kalbimiz, buz tuttu aşk. Adı dilimizde kaldı. Serseri gözlerim sokaklarda. Kanımda burkulan bir gariban. ...

Devamını Oku »

TAHAYYÜL | Rafet KODAŞ

Sarp uçurumun başındayım. Kollarımı kartal gibi açmış, süzülmek için saniyeleri kovalıyorum. Rüzgârda sörf edercesine süzülüp, erguvan kokulu koylardan ovalardan geçiyorum. Yeşilin bin bir türlü renklerine boyanıyorum. El değmemiş, tüm hayasızlıklara, ahlaksızlıklara inat bakireliğini korumuş cennet kızına dokunur gibi Ürkekçe dokunuyorum okyanus maviliğine. Sarp kayaların ürkütücü yüzüne dokunuyor bedenim. Gözlerim kapalı! Seni sevmelerimi düşlüyorum, günaha belenmiş bedenlerimizin tutkusuna kapılıp, fütursuzca seviştiğimiz ...

Devamını Oku »

Yağmurun Sesi | Erkan TAŞDEMİR

Ranzamda oturmuş radyomu dinlerken, demir parmaklıklı pencereden yağan yağmuru izliyorum. Düşen her damlanın yere ulaşma gayreti dikkatimi çekiyordu. Bir damlanın bile bir amacı vardı. Radyoda çalan müzikle birlikte dalmış uzaklara, gitmiştim. Dışarıda olup bitenleri düşünüyor, sevdiklerimin şu an neler yaptığını merak ediyordum. Uzaklara dalmışken gök gürültüsüyle irkildim. İnce belliye doldurduğum çayım soğumuş, okumakta olduğum kitabımın sayfaları birbirine karışmıştı. Tam o ...

Devamını Oku »

DALLAS BUYERS CLUB: Psikanalitik Açıdan Bağımlılık | Selen KIRAÇ

Filmin Künyesi: Filmin Yılı: 2013 Filmin Türkiye’de Vizyon Tarihi: 28 Şubat 2014 Yönetmen: Jean-Marc Vallêe Oyuncular: Matthew McConaughey Jared Leto Jennifer Garner Ödüller: En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ı (Matthew McConaughey) En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar’ı (Jared Leto) En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı Oscar’ı Altın Küre Sinema Dalında En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü (Jared Leto) Altın Küre Drama ...

Devamını Oku »

AYNALI TAHSİN | Büşra YAŞAR

Gece göğsünü siper etmişken yıldızlara, bir yaz sofrası çekirdekli buz gibi karpuzlar ortadayken, açılmışken yetmişlikler masamda. Eski bir sevdayı hatırlattı yetmiş yedi yaşında, iki çocuklu dört torunlu kasketli bir amca. Şöyle dedi: Yaşasaydı eğer, ben ölürdüm her gece ve her sabah uyanırdım yeniden gözlerini görmek için, gözleri doldu o sırada… Yıllarını aynada harcamış bir adamın, taradığı binlerce saç olmuştur o ...

Devamını Oku »

Sancının Mektubu | Elif PAKLACI

gün benim alışkın uyandığım günler gibi başladı* Henüz var olmamıştı boşluğum. Bir banka oturduğumda, sigara yaktığımda, uyumadan önce düşündüğüm yoktu. Otuz iki dişim de yerindeydi. Bilmem inanır mısınız, kirpiklerim de vardı gülen gözlerimde. Sonra telefonun uzun uzun çaldığı gün oldu. Çekmecemden bembeyaz bir kağıt çıkardım. Her çalış bana kelimeler verdi. Ben de birbir işledim kelimeleri kara bir kalemle, kara bir ...

Devamını Oku »

SICAK MERHAMET | Emin HAYTA

Gök gürültüsünün şiddetli sesiyle uyandı Aki. Hemen doğruldu, başını ellerinin arasına alarak yere kapandı. Gürültü bitene kadar da öylece kaldı. Çakan şimşeğin ışığı mağaranın içini bir kandil gibi aydınlattığında etrafına bakma fırsatı buldu. Arkadaşı ve en yakın yoldaşı Nin de uyanmış, korkuyla kendisine bakıyordu. Gökten şiddetli sesler geliyorsa eğer, yukarıda yaşayan Tanrılardan biri çok kızmış olmalıydı. Birbirlerine korkuyla bakmaya devam ...

Devamını Oku »

SIZISI BURNUMDA | Hakan CAN

Zerrecik bir beşerim tanrının avucunda, Var oluşumdan korkarım kimi geceler. Nefesim daralır parlak mehtap altında Bilirim; ölsem de faninin biri ismimi heceler. Bol sazlı bir musiki çalıyor kulağımda. Makamsal bir beste bu; sızısı burnumda. Bir balsa düşün ki öylesine güçlüyüm fakat Handiyse ağlayacağım oturup diz kapaklarımda. Bulutlar öfkeli, yağmur hissi var havada. Tam da şimdi sokağa çıkmak icap eder. Bırak ...

Devamını Oku »

33 PARÇADAN BİR EKSİK BİR FAZLA | Aydanur YILMAZ

Saat 19.32. Gün yavaş yavaş batarken ardında bıraktığı sıcağı balkonumda hissediyorum. Masanın üzerine doluca bir kutu koyuyorum. Sonra annemin özenle baktığı çiçeklere gözüm ilişiyor. Nasıl da güzel dokunmuş ona ruhuyla, ah! Her biriyle ayrı ayrı konuştuğu sabahları hatırlıyorum. Kırmızı döşemeli sandalyelerimizden birine oturup kutuyu önüme çekiyorum ve bir özlem kokusuyla açıyorum. Yıllardan kalan, sayısını bilemediğim bazıları yıpranmış, bazıları bantlanmış fotoğrafların ...

Devamını Oku »

SOKAKLARIN ÇOCUKLUĞU TUTTU | Mahi KAYIKCI

1117’ye düşürdüm yollarımı Adımlarım sıklaştı Su geçirmez pencerelerimden Dışıma sızmaya çalışan her gözyaşı 1130’a “Gitme!” diyordu Yüreğime ateş bastığında 1130’daydım. Neyse ki bir papatya Parmaklarımdan bavuluma uzanmıştı Anlamıştım Bu aşka veda şarttı O evin zilini çalsam Dökülür müydü hayallerim? “Ben de varım!” diyen bir ses duydum arkamdan Yanılmışım. Bu… Önümde duran bir nar ağacıydı Üstelik tüm parlaklığını saçlarıma bocalıyordu Ağlamak ...

Devamını Oku »

Film Eleştirisi: SARHOŞ ATLAR ZAMANI | Bilal GÜLTEKİN

Giriş Kürt asıllı İranlı yönetmen Bahman Ghobadi, kendi doğduğu köy olan Bane’de bu filmi çekmiştir. Film yönetmenin ilk uzun metrajlı filmidir. Cannes Film Festivali’nde Altın Kamera ödülünü almıştır. Sarhoş Atlar Zamanı filminde kahramanlar çocuklardır. İran, Irak ve Türkiye sınırlarında geçen film, daha çok belgesel özelliği taşımaktadır. Ghobadi, filmlerinde profesyonel oyunculara değil, oyunculuk deneyimleri olmayan gerçek kişilere; şiddete, vahşete ve zalimliğe ...

Devamını Oku »

ZİNDAN | Ozan Cemre KISA

Kafamı kaldıramayacak kadar yorgunum. Soğuk taş blokların yer altına gömülü durumu rutubeti de peşinden getirmiş. Dilim dişlerimi arıyor. Tüm hislerim yaşlı bir körlüğe tutulmuş durumdayken, düşünebildiğim tek durum köstebekler… Köstebekler güneşe çıktıklarında acaba nasıl hissederler? Aklımın küçük odalarında çalınan bir şarkıdır, yankılanır duvarlara çarptıkça. Acaba romatizmaları var mıdır? Ağır bir hayat olurdu, böyle bir açmaz içinde kalmak. Toprağın altında yaşamak, ...

Devamını Oku »

DUYGULAR MATEMİ ORKESTRASI | Arda ARIK

                                                 ‘’concursus istius’’ Ve öfkelen; Öfke Sanatçının öfkesi Dirilip dirilip gömülen inançlarım Ayrılıklar ölüm haksızlık Kendi çekirdeğinde parçalan ve yok ol Haykıramadığın her saniye için Ve ağla; Bağrına basamadığın her vakit için hasta bir kediyi Her derdine ...

Devamını Oku »

REYHAN | Emin HAYTA

Hasan amca kendini bildi bileli sebze meyve haline bahçede yetiştirdiği ürünlerini satarak geçimini sağlıyordu. Bu işe ne zaman başladığını bile hatırlamıyordu. Babasından devralmıştı işini. İyi para kazanmasa da geçimini sağlıyordu. “Azıcık aşım, ağrısız başım” düsturuyla hareket eden, kanaatkâr olmayı ve şükretmeyi kendine ilke edinmiş biriydi. Babası da öyleydi. Demek ki kendisi de böyle yaşamalıydı. Babasından iyi bilecek hali yoktu. Temmuz ...

Devamını Oku »

LEBLEBİ TOZU | Hakan GÖKKAYA

Bayram günleri hep neşeli olmuştur burada, eller öpülür, harçlıklar toplanır. Bakkal önünde dikilerek bakkalın gelmesini beklerlerdi çocuklar, bayramdan bayrama harçlık gören ceplerini boşaltırlardı hemencecik. Nane şekeri, kola, Cino çikolatası, Tipitip, Turbo sakızı ve vazgeçilmez leblebi tozu. Hani öğütülmüş leblebi ve içinde biraz toz şeker karışımı, küçük sarımtırak bir kutuda satılan üstü kâğıtla kapatılmış, minik mutluluklar. Bakkalın önünde şen dakikaları arka ...

Devamını Oku »

Balinanın Unutma Kutusu | Tekin TEKER

Kendimi henüz kalabalığın içinde görmediğim zaman, yani henüz ürkmemiş bir balık olduğum zaman şunu söylemiştim: Bir balık nefes almak için suyun yüzeyine çıkmış. Ara sokaklara koşturmuş, henüz içinde olmadığım kalabalığı izlemiştim. Sonra ürküntü… Suya dalmıştım, solungaçlarımdan hızlıca içeri koşturan kızgın köpek sürüsü gibi olmuştu su. Sonra kalabalıkta kaybolmuş, bir daha da dönmemiştim geri. Takipçilerimizden Tekin TEKER’in Leyli Sanat’a özel bir ...

Devamını Oku »

Komplike Dergi, Oblomov’da Lansman Düzenleyecek!

Komplike Dergi, Oblomov’da Lansman Düzenleyecek! Sosyal bilimler ve sanat dergisi Komplike, Kadıköy Caferağa’da bulunan Oblomov’da düzenlenen etkinlik ile birlikte basın mensupları ve okuyucuları ile buluşacak! Geçtiğimiz yıl Güney Güneyan’ın kuruculuğunu ve genel yayın yönetmenliğini üstlendiği Komplike Dergi dijital olarak yayın hayatına başlamış ve yakın zamanda ise basılı yayın formatında okuyucular ile buluşacağını açıklamıştı. Dergi ekibi ilk sayı hazırlıklarının tamamlandığı şu ...

Devamını Oku »

Fuzuli Bir Adamın Su Hadisesi | Hidayet ÇELİK

H2O… Merak etmeyin size suyun kimyasını anlatmayacağım. Ama belki biraz aşkın kimyasından, aşkın insan kimyasını bozmasından lakırdayabiliriz. Benim ismim de sevdiğimin ismi de “H” ile başlıyor.  Yani H2O; ben, sevdiğim ve o/onlar… Ah sevdiğim… Gözümde bir içim suydu.  Gönül kimi severse güzel odur ya hani… Kimse onun eline su dökemezdi bence.  Su gibi aziz bir şeydi… Eşeği suya yollayıp ve ...

Devamını Oku »

Leyli Sanat, Murat Erdin ile İmza ve Söyleşi Günü Düzenledi

Leyli Sanat ekibi, temmuz ayı etkinliği olarak gazeteci/yazar Murat Erdin ile söyleşi ve imza günü gerçekleştirdi. Kadıköy Edebiyat Atölyesi’nde gerçekleşen etkinliğe ilgi büyüktü. Murat Erdin’in 2018 başında çıkarmış olduğu “Dünya Hala Büyük, Yaşam Hala Kısa” kitabının üzerine başlayan sohbette, teknoloji-insan-edebiyat temalarına değinildi. Aynı zamanda sinema-edebiyat ilişkisi, medyanın -özellikle sosyal medyanın- insan ilişkileri üzerindeki etkisi katılımcıların da tartıştığı önemli konular arasında ...

Devamını Oku »
Scroll UpScroll Up