Anasayfa » Yazar Arşivi: Mehmet Akif ÇAKIR

Yazar Arşivi: Mehmet Akif ÇAKIR

Zamanın Birinde Kırık Bir Ayna | Mehmet Akif ÇAKIR

Onu hastaneye yetiştirdiğinde çoktan ölmüştü. Kapalı gözleriyle cansız bedeni yalnızca bir et yığını olarak gözüküyordu ona. O kapalı gözlerin ardında anıları vardı. Birlikte geçirdikleri zamanların, başka kadınlarla geçirdiği zamanların, üzüldüğü ve sevindiği zamanların anıları vardı. Ama artık ölü bir beden için yoktular. Anıların bir muhatabı öldüyse diğeri için de hiç yaşanmamış mı sayılırdı? Geçmişe dönmek ve onu yaşamak mümkün değilse ...

Devamını Oku »

Yedi Nefes Doldu İçime | Mehmet Akif ÇAKIR

Yaşamaklar arasında gidip geliyorum. Kimin nefesi Kimin ensesinde? İçim çekiliyor güneşe bakıyorum, Bir ruh giyiniyor. Bir şey kol geziyor aramızda, Tek tek seçiyor bizi. Bizi alıp götürecek, Bizi taa içimizden biliyor. Neyini üflüyor, Biz mest oluyoruz kendi devriyemize. Biz ölümlüler, Aramızda bir arpa boyu yol var, Ne uzar ne kısalır Ancak iri urganlarımız salıvermez bizi. Yol gittik diye nice övündük. ...

Devamını Oku »

Faili Meçhul Nihayet | Mehmet Akif ÇAKIR

Hayatım boyunca aradığım bir gerçek olmadı hiç. Hayatın anlamını da aramadım. Bir anlamı olmadığını çok erken yaşta kavradım. Diğer insanlar gibi yaşlanmayı beklemedim. Bekleyemiyorum. Yaşlandıktan sonra öleceğim çünkü. Korkudan başka bir şey ifade etmiyor benim için. Şu gün şunu yapacağım, şu yaşa gelince şu olacağım demedim. İleriyi hep belirsiz tuttum hatta belledim. Yaşamım akıp gidiyor. Ben henüz bir arpa boyu ...

Devamını Oku »

Gandhi’nin Son Sözleri | Mehmet Akif ÇAKIR

Ellerim tutunamayacak kadar küçükler. Ölmekten korkuyorum. Yüzyıl geçerse üzerimden; Aynı kalacağım hissiyle Çok yüzyıllar kurdum, Yıktım. Ellerimi birbirine kavuşturdum. Her şeye inanmadım, Her şeyi görmedim, Her şeyi duymadım, Okumadım, yazmadım. Yüzyıl sonra da yapmayacağım. Yine ölmekten korkacağım, Çalınmamış o nota olacağım. Hiç sevmedim, -hiç sevmedim gibi- Gözlerimi uzaklara devirmedim. Yükseğe çıkıp toprağı süzmedim. Yüksekten de korktum, yemedi. Bedel ödemekten korktukça ...

Devamını Oku »

Giderek Artıyor İçim | Mehmet Akif ÇAKIR

Kollarımı pencerenin betonuna dayayıp dışarıyı izlemeye başladım. Kafamı öne çıkardıkça saçlarımı rüzgar tarıyordu, bundan zevk alıyordum. Güneş batmak üzereydi, dışarıda kimse yoktu, hayat durmuş gibiydi. Sokaklar, pembe gökyüzü, arabalar… Dışarıdaki hayat son buluyor gibiydi. Çenemi kollarıma dayayıp rengi kararan gökyüzüne baktım. Sanki az sonra yeryüzünün bütün balonları göğe salınıverecekti. Burada birine tutunuverirdim. Üzgün de değilim. Yalnızım. Ellerimle tutabileceğim hiçbir şey ...

Devamını Oku »

Teori ve Pratik Üzerine | Mehmet Akif ÇAKIR

Teori üretimi ve uygulamasının temeli eylemselliktir. Değişim ve devrim üzerine bütün teorilerin kalımının ana kaynağı yine eylemselliktir. Tarih boyunca devrim üzerine yüzlerce teori atılmıştır, hala atılmaktadır ve atılmaya devam edecektir. Ancak teori, değişim için tek başına yeterli değildir. Bunlar ilk kez söylenmiş değildir. Bu kez, belki de tekrar olarak, konunun ortaya konuşu “önce yaşamda devrim” ve ardından uygulanacaklar meselesi üzerinden ...

Devamını Oku »

İvedi Hasat | Mehmet Akif ÇAKIR

Yakın geleceğe dair bir fikir hasatı düşlüyorum. Bu bağlamda, oldukça kurak toprakların hızlı bir şekilde olgunlaşmasını bekleyerek değil; toprağın olgunlaşmasını sistemler minvalinde gerçekleştirmenin daha realist bir çizgide olduğunu düşünüyorum. Tamamı olmasa da önemli bir kısmı keskin olan profillere ayrılmış bir toplumu ha deyince güzellikle kolektivist[1]  ya da daha azı olan uzlaşımcı çizgiye getirmek oldukça zordur. Bir toplumun tüm kesimlerinin kendini ...

Devamını Oku »

İçime Attığım Renkler | Mehmet Akif ÇAKIR

Ellerimi arka cebime sokup kapının önünde beklemeye başladım. Pencereye yansıyan görüntüme bakarak saçımı, üstümü düzeltmeye çalıştım. Telefonunu unutup içeri giren Ezgi çıktı o sıra. “Hadi.” dedi, girdi koluma. Bir yandan yüzüne gelen saçını düzeltti ve yürümeye başladık. Dünyanın en yabancı kolu, kolumdaydı o sıra. O yumuşak ve esmer teni dünyanın en yabancı nesnesi gibi gelmişti bana. Aşağı doğru inerken balkona ...

Devamını Oku »

Kavga | Mehmet Akif ÇAKIR

Bunca Ve bunca gidip gelmek Varmak – nereye? Varmak – var mak Dilim almıyor aklımdakini, Aklımdan zehir gibi akıp gideni. Elle tutulur bir yanım bile yok. Söz, Hep seveceğim seni. Engin, ölü insanlar denizi Dahası var – göğsümde Göğsüme vuran Ve göğsümde devrilen heykellerle Kırıklarla süprülen. Gün ışığı vurmadan hem de Sen vurmadan – önce mi sonra mı bilmiyorum Hem ...

Devamını Oku »

Yansı | Mehmet Akif ÇAKIR

Gözlerimi uzağa, çok uzağa diktim. Işığın kırıldığı çizgide mor mavi dağlar, beride irili ufaklı tepeler; yeşil, bazen kır bazen tarla olmuş bir plato. Hava serinlemeseydi yine gelmezdim izlemeye. Güzelmiş güneşi batırmak. Yine de insanın içini ince bir hüzün kaplıyor. İçimde bir yerde bir şeyler kırılıyor. Kalkıp gitmek gerek belki. Belki acele etsem yetişirim ona. Haber vermedim diye kızar mı bilmiyorum. ...

Devamını Oku »

Rüya | Mehmet Akif ÇAKIR

Zihnimde sen varsın, Kıvrak bel hareketinle Aklımı alıyorsun. Bedenine dokunmak istiyorum, En çok da yüzüne. Öyle pürüzsüz, Öyle yumuşak gözüküyor ki Bulutlu bir akşamüstü doğmuş olmalısın. Parmaklarınla çizgiler çekiyorsun, Parmakların oyalıyor beni. Oysa bakışların… Kum taneleri biriktiriyor, Denizlere bırakıyor adımı. Sonsuz ve dingin, Sığ sularda kalıyor aklım. Ben çoktandır kaybettim beni. Bana, sözlerindi bulduran. Şimdi ise yarımım, yokum. Sen bir ...

Devamını Oku »

Gözlere Ait | Mehmet Akif ÇAKIR

  Ellerim işe yaramaz Hiçbir boşlukta, Hiçbir balığın pulları üstünde. Ellerim bıçak sırtı yaşar, Macera arar, Düz ve ince boyunlarda. Ellerim nefesimi keser bazen Bir mühür bırakır boğazımda. Resim çiziyor gibi kıvrak gözlerim Bir ince ses duyar kulaklarım. Bu gerçek bir ses mi? Aklım serin sularda dalgın. Aklım ise tatilde, senin aklında Özgür! Ben tutamıyorum hiçbir yerimi. Hoş geliyorsun kulağa, ...

Devamını Oku »

Sende Başlasam | Mehmet Akif ÇAKIR

Zaman yokmuş, oynarmış kuytularda, anladım. Biz, yaşamamışız, koşmuşuz hep. Salınmışız boşlukta. Seni sevmeye başlamışım, Duymuşum, haberim bile olmamış. Ciğerim sığmamış gövdeme, Düzensiz nefes alıp vermişim. Gözlerim eşlerini arayıp durmuş hep, Bakışlarımı köşelere itmişim. Sigara tüttürmüşüm başka ağızlarda. Türkü olmuşum. Sana, bana, vicdanımıza Ucuz piyano notaları dökmüşüm. Ne yapsam şimdi, Ne etsem de bir şeye benzesem? Bir gülüşünü anlatamaz, Bir araya ...

Devamını Oku »

AYAK BAĞI | Mehmet Akif ÇAKIR

Elleri önünde uzun süre oturmaya devam etti. Uzamaktan ağzına girmiş bıyığı, yüzünün yarısını kaplamış sakalı, yer yer aşınmış siyah deri pantolonu ve kirden pastan açılmış neredeyse siyah denebilecek kalın keten paltosuyla bir yaşayandan çok oturduğu bankın ruhsuz sakini gibi gözüküyordu. Gözleri sürekli, önüne düşen nasırlaşmış, damarları kabarmış, eti çekilmiş ellerindeydi. Hareketsiz, cansız bir nesne gibi oradaydı. Sanki ömrü boyunca hareketsizdi. ...

Devamını Oku »

GÖZ ARDI | Mehmet Akif ÇAKIR

Hayatımın tam olarak hangi noktasında uyandığımı bilmiyorum. Zaman algımı yitirdiğim, hastalıklı düşüncelere hapsolduğum bir ışık noktasındayım. Ezilmişlik hissiyle uyandığıma ve gözüme ışık çarptığına göre “sabah” ya da “gündüz” kavramlarından birini kullanabilirim. Kafamı tekrar yastığa gömüp tavandaki belli belirsiz şekilleri yansıtan çatlakları izleyebilirim. Ama ben öylece sandalyeyi izliyorum. Masa, sandalye, bir halı ve bir dolaptan oluşan karede yalnızca sandalye gözümü alabiliyor. ...

Devamını Oku »

TOPRAKTAN DOĞUM | Mehmet Akif ÇAKIR

Artık yapayalnızım Bir nefeslik canım kaldı O sağ, ben selamet. Tomurcuklanan ağaçların olduğu, Özgür küheylanların koştuğu, Uçsuz bucaksız nefes aldığım ormanlardayım. Fakat, Fakat artık ışık oyunları izlemekten yoruldum. Dallara konan güvercinlere, Ormanların ilerisindeki başaklara sordum. Titreşen göllere vardım. Hepsi aynı Ve hepsi değişken aynılığın içinde Dağlar birer ayna gibi önümde. Daha kaç tepeyi tırmanırım, Kaç denizi arşınlarım bilemem. Bu, uzun ...

Devamını Oku »

KUŞLUK | Mehmet Akif ÇAKIR

Sofrayı kurdum Dağdan kekliği çağırdım Önümüze uzanan duvarlar vardı Hepsini bir bir yıktım. En son labirentlerimde geziniyordun. Ben sana ormanlar biriktirdim Çık artık aklımın kıyılarından, Köşelerinden. Kulak ver Bu yankılanan senin sesin İnkâr değil Duymadım değil. Bir incim eksik soframda Bir saçının telini bağışla Huzurum bağdaş kurup otursun. Menzillere varmadan siper edindin Ben çoktan ekmeğimi böldüm. Saç her birini yıldızlarının. ...

Devamını Oku »

SERE SERPE | Mehmet Akif ÇAKIR

Ellerim saklambaç oynuyor, Yokuş aşağı bir gömlek yakasında. Pul pul düğmeleri Adımı parlatıyorum Parmaklarımı sürttükçe. Şu gidiş Şu düşüş Nereye? Kollarımdan aşağıya bir karınca gezdiriyorum Sus! O büyük adaleleriyle bir dağlının omzuna tırmanıyor. Bak! Bak güneş doğmadı henüz. Adıma mektuplar zarflanmadı. Boşluklarım katlanmadı. İşittin mi Şu sonsuzluğun gölgesi Kaç gergefin deliğinden süzülür? Kime sormalı, Güneş en çok kimden korkar? Onu ...

Devamını Oku »

Sudan Merdiven | Mehmet Akif ÇAKIR

Ellerin neden bu kadar soğuk? Hangi ülkenin sularına bandırıp geldin? Yaşamak susatır mı? Öyleyse coşkun ırmaklarda suya kanalım Şelalelerde raks etsin saçlarımız Zaman buralara henüz gelmemiş gibi! Hiç düşünmeden ıslanalım Zira ben sana sırılsıklamım Bu acele de neyin nesi? Daha sarp kayalara tırmanacaktık Ayaklarım kayarken sen elimden tutacaktın Şimdi bu göz kaçırmaların Bu konuşmayan yüz ifaden neyin nesi? Ben ellerimi ...

Devamını Oku »

GÖNÜL EĞLEYEN ÖLÜM | Mehmet Akif ÇAKIR

Kan gitmeksizin kemikler Gövdelerinden oyup çıkardılar kovuğu Bu yara taze Bu yara ölüm gibi dipdiri İşte ölüm Bir minnet daha kazandın İşte ölüm Büyüksün artık Artık gerine gerine dolaşabilirsin Ben gidiyorum bile diyebilirsin Biz tabaklarda duran etlerimize bakalım Ellerimiz gözlerimiz dizlerimiz önümüzde Kelime sustu Ve kelime konuştu İri iri bıçaklar bilendi İnsan Kendini unutmaya yakın Takvim yaprağında insan Mavzerine dönük ...

Devamını Oku »

DAĞ GÖVDE OLURKEN | Mehmet Akif ÇAKIR

Uzak iklimlerde çağlayan Hayırlı kır gezmelerinin önüne ilişen Papatya taneleri Gövdesinde koşturan Irmaklarında yıkanan Beyaz yüzlü çocuklar Dağın Soğuk ve adımsız karıncaların Çalışkanlıkla ve sebatla çıktıkları tepeyi Güneş çoktan tırmanmakta Yalnız ağaçların arasında Kaç yılan kıvrılıyordur? Kaç mahluk uyanır uykusundan? Ve yol alan şehirden şehre Kaç kuş selam verir Bu dağın yaslanışına? Bir ağaç kaç kez doğurabilir? Kaç vakit taşıyabilir ...

Devamını Oku »

“SEN” SAHANLIĞI | Mehmet Akif ÇAKIR

Seni biriktirmek istiyorum Sende büyüyeceğim bir yer bulamadım Öyle ki Kaybolduğum sokaklar kadar Sahipsizim sende Bir ışık yansa da Kurtulsam gecenin süsünden Hala tanımadığım Adımlamadığım yerler var sende Niçin bu kadar yitik Ve gözlerinde pervasızım? Niçin kayıbım bu kadar Sözünün kenarına ilişemiyorum Hadi Kucakla beni Tüm yarımlarımı doldur Ellerini gezdir üzerimde Bir coşkun ırmak gibi akmalısın Biriktiriyorum seni Bir çağrışım ...

Devamını Oku »

KEŞİF | Mehmet Akif ÇAKIR

Geldi Tuttu bugün gözlerimden İlk defa Gözleri benmişim gibi hissettim Saçlarına dokundum Omzuma dokundu Yeni bir yeri keşfediyor gibiydi Onun gözlerinde okyanuslar, kıtalar keşfettim ben Bir şeyler yeşerdi çoktan içimde Ben hiç böyle hissetmedim Hem büyülü Hem çok gerçek Göğe ellerim uzanmaz sanmıştım Mehmet Akif ÇAKIR akif527@hotmail.com

Devamını Oku »
Scroll UpScroll Up