“Küçük patron,
Büyük savaş.”

Axia skalası -benim non-lineer davranış sabitini bulma ölçeği olarak da manipüle edeceğim değer ölçeği- az sonra okumaya başlayacağınız metnin öngörü niteliğini oluşturmaktadır. Ekol gereği sormam gereken soru “insan problemi nedir?” olmalıydı elbette saptama yaparken. Tabii ben bir felsefeci olsaydım bu geçerlilik kazanacaktı. Ancak varlığın görünür dokulardan ezilmeden çekilebilmesi için gösterilecek hassasiyeti okurlarıma göstererek soracağım soru “insan neden bir problemdir?” olacaktır.

Olgu (olan) ve değer (olması gereken) arasındaki komuta zincirine homojen aralıklar bulabilen tanımlardan bahsedelim istiyorum. Devlerin yasasını tarihin önünde telin etmiş (lanetlemiş) şu meşhur süreç. A noktasından B noktasına idea ve -izmler ile giden, B noktasından A noktasına ise idea ardılları ve –izm üstelleri ile dönen ontolojik farklılıkların ön kabulü axiology (değer bilimi) içerisinde çoğunlukla hangi noktalara paye verir? Axia (değer), iyinin tarif edilememesinden daha doğru tabir ile iyinin karşılığını tam anlamıyla üstlenememesinden kaynaklanan bu problemi sorgular. Ahlaki hükümlere tābi, önermeleri aşamamış ve determinist topluluğu çiğneyememiş olgulara (B’den A’ya yapılan yolca) cevap olma amacı güder. Axianın etik ve estetik kaygıları gereği hukuki, siyasi, ahlaki ve sanatsal üst disipliner kanunları vardır ve değer görme, atfetme, biçme şeklinde 3’e zerk olur.

Kontrollü ruh göçü, milis çağsıları ve gözle görülmeyen II. Sanayi Yıkımı (literatürde devrimi) bugün demokrasilerde cesedi yasadan yükseğe kaldırmak değil de nedir? Tıpkı koşulların, axiayı oluşturması gerekirken politeianın (devletin) saptanmaması gibi. Yönetilmemesi gerekirken yönetilen doğa, aksi gibi de yönetilmesi gerekirken yönetilmeyen koşullardır bizim problem olmamızın nedeni. İçsel onay vermediğimiz eylemin kesilmesi gerekir. En azından Camus, karşılığını bulamadığımız iyiliğe karşın kötülüğün erdemsizlik olduğunu ifade ederken axia (değer) dışılığı işaret etmiştir. Ki metnin başında lineer (doğrusal) olan şema şimdi birleşik küme halini alarak non-lineer olmakla da hemhâldır. Ousia (olgu/olan) ve subtans (cevher/ polietia semeri) esas karşılaştırma yapısına kapital dengeler doğaya vakfolunduğundan beri sapmıştır.

Azınlığın demokrasisi (günümüz gizli hiyerarşisi) ve egemenin bariz hiyerarşisi arasına enjekte edilen taraflar kuralcılığının asıl inceleme alanından sıyrılmaya çalıştığı hala daha radikal anlamda tabu-tapınak olgusunu yenemeyen karşıtlığı klavyem bastığınca dile getireceğim. Eş zamanlı olarak şu açıklamayı da yürütünce söylemeye çalıştığım at ile devenin çiftlikteki konumlandırmasını gösterecek diye umuyorum. Yani metni geçmemiz atla deve olmayacak. Yalnızca insanlardan meydana gelmiş bir azınlıktan değil aksine insanın egemen öznedeyken azınlık olarak karşısına aldığı doğadan ve doğadan kopuş sürecinden daha vahim ne olabilir ki yirmi birinci yüzyılda? Bütün tasarımların ağ sistematiğini aldığımız doğa, şimdi ondan uzaklaştırdığımız bilim ile axia ve etiğe karşı sorumluluk duymuyor muydu? Uygarlık tarihinin yeni tüketim çağı (antroposen) olarak bıraktığı dilimde III. dünya tüketgenleriyle en iyi ihtimalle çevre bilimcilerin yüz yıllık daha orta ölçekli yaşam biçebiliyor olması çok acı.

Koşullarla egemen olunmaya çalışılan doğada en fazla yüz yılımız var. Şimdi de kısaltmak için elimizden geleni yapacak mıyız? Bir insana değer vermekle başlıyordu her şey, bir doğaya kutsanmakla son buluyordu.

Sultan GÜLSÜN

sltngulsun@gmail.com

Sultan GÜLSÜN

Sultan Gülsün 23 yıl evvel Bursa'da dünyaya gelmiştir. Coğrafyaların ara yüzeyleri oluşturduğu dünya için sınırların kayıtsız olduğunu düşünmektedir. Edebiyatın doğa ile birlikte insanları iyileştirebileceğine inanmaktadır. İnancını, meslek seçimi ile doğa basamağına çıkarak pekiştirmiştir.
Birçok edebi sahada bulunmuştur ve kendi varoluş süreci tamamlanana dek bulunacaktır.
Deneysel şiir yaklaşımları ile birikmiş olan
şiirlerini "Lillipütyen" isimli dijital kitapta bir araya getirmiştir. 2013 yılında İzmir American Collegiate Institute & Felsefeciler Derneği'nin felsefi deneme yazma yarışmasında denemeleri; 2015 yılında ise Ali İsmail Korkmaz Eğitim Vakfı'nın Barış konulu şiir yarışmasında şiiri derecelendirilmiştir. Öğrenimine devam ettiği Bursa Teknik Üniversitesi'ndeki arkadaşları ile çıkardıkları GeceKondu Fanzin'in şiir editörlüğünü yapmaktadır. Leyli Sanat ailesiyle tanıştıktan sonra şiirleriyle var olmaya devam etmektedir.
Sultan GÜLSÜN

8 thoughts on “Axia Skalası | Sultan GÜLSÜN

  1. “Yönetilmemesi gerekirken yönetilen doğa, aksi gibi de yönetilmesi gerekirken yönetilmeyen koşullardır bizim problem olmamızın nedeni.”
    Yazının özeti, sonucu, hepimizin varması gereken yer burası sanırım. Kalemine sağlık, daha nice kafa açıcı metinlerle karşımıza çıkmanı dilerim. ✌🏻

      1. “Yönetilmemesi gerekirken yönetilen doğa, aksi gibi de yönetilmesi gerekirken yönetilmeyen koşullardır bizim problem olmamızın nedeni.” Bende bu cümlenin anlatılan mevzunun özeti gibi gördüm. Yinede itiraf etmeliyim ki bu düşündüren ve aynı zamanda kafanda karşılaştırmalar yapıp örnekler çoğaltan metnini defalarca okumam gerektiğini hissettim. 😍

        1. Ayşe’m ben de yazma sürecinde değer konusunun aslında çok bağıntılı ve diğer konulara başvurdukça kapsamını genişlettiğini hissettiğim için kısaltmıştım. Teşekkür ediyorum değerli yorumun için♡

  2. İnce bir hassasiyet üzerinden, insan ve doğa temelinde sorgulayıcı, sorgulatıcı bir yazı olmuş.

    -Lineer olsaydı tüm ömrümüz ne de sıkıcı olurdu?!

  3. Olayın tartışmaya açık kısmından ziyade sanatsal açıdan baktığımızda tüm bu metne karşı aklıma bir Ali Lidar dizesi geldi:” İnsan insanın yenilgisidir, insan insanın pişmanlığıdır.” Bu dizelerden ve senin metninden çıkarılması gereken asıl temel olgu ise şu cümle ile özetlenebilir. “İnsan, insanın problemidir.”

    1. İnsan hem insanlara hem de doğaya neleri reva görmemiş değil mi? Teşekkür ediyorum değerli yorumun için 💐

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll Up