Aya Uzanan Eller | Zeynep AVAN

Uzun boylu olmayı herkes marifet gibi görüyor son zamanlarda. Oysa ha 1.60’sın ha 1.90, ne fark eder? Aradaki 30 santim ile gökten yıldız toplayabilecek misin sanki?

Ben küçükken geceleri pencereden Ay’a bakar ve yeterince büyürsem onu yakalayabileceğimi düşünürdüm. Uzun zaman boyunca hep bununla ilgili hayaller kurdum, rüyalar gördüm. Tek istediğim aya bir kez olsun dokunabilmek, temas edebilmek, onu hissedebilmekti. Ama her çocuk gibi masumdu hislerim. Böyle masum seven, benim aya dokunmak istediğim gibi saf temiz merakla, çocuksu arzuyla sevdiğine dokunmak isteyen kaç kişi kaldı acaba şu kiralık olduğunu sürekli unuttuğumuz dünyada? Herkesin derdi ufacık bir sürtünme, ruhsuz bir temas ve sonrasında gelecek iki dakikalık rahatlama olmuş ne yazık! İnsanlar bunun için öldürür olmuş seviyorum dediğini. Oysa ben aya bir kez bile dokunamadan yıllardır seviyorum onu, yıllardır yatmadan önce penceremden türlü türlü evresini izliyor, onunla usul usul dertleşiyorum. Bazen ağlıyorum ona, o da odama ışık oluyor gecenin karanlığında. Bazen susuyorum ve sadece izliyorum onu, o da çevresindeki yıldızlarla adeta göz kırpıyor cevap veriyor bana. Bazen kızgın oluyorum mesela, bulutların ardına saklanıyor sanki gazabımdan kaçmak için.

İşte böyle yıllardır birbirimize dokunmadan uzaktan uzağa seviyoruz birbirimizi. Daha doğrusu ben seviyorum, onun da beni sevdiğini düşünmek istiyor; her evresini bir başka yorumluyorum. Birini çok sevince de bunu yapmaz mıyız zaten? En ufak bir gülümsemesini dahi üstümüze alınmaz mıyız? Fuzuli’ye sormuşlar “Sevmek mi sevilmek mi?” diye. Şöyle cevap vermiş: “Sevmek, çünkü sevildiğinden hiçbir zaman emin olamazsın…” Bende hep Fuzuli gibi düşünerek sadece sevdim, gökyüzünde yalnızca geceleri gördüğümüz Ay’ı. Onun da beni sevdiğini düşünmek beni mutlu etti ama ben hep karşılıksız sevmeyi seçtim. İnsanlara karşı da böyle oldum hep. Her insan gibi bazen dünyevi şeyler için kırdım, kırıldım. Gece oldu; geldim sevdiğime anlattım, o da dinledi beni her zaman sabırla ve biliyorum ki bir ömür boyunca dinleyecek. Ben ona hiçbir zaman dokunamayacağım, hiçbir zaman pürüzlü dedikleri zeminine temas edemeyecek, kokusunu bilemeyecek, ışığına yakından bakamayacağım ama onu her zaman seveceğim. İnsanları da seveceğim her zaman, tüm hatalarına rağmen nefret etmeyecek kin tutmayacak, intikam almaya çalışmayacağım. Yoksa sevdiğime nasıl hesap veririm? Eğer birinin canını bilerek yakarsam, yıldızlarını alıp kaçar benden ve o zaman, ha 1.60 olmuşum ha 1.90! Ne gökyüzünden yıldızları toplayabilirim ne de Ay’a dokunabilirim. Yalnızca sevebilirim…

Zeynep AVAN

excantre@gmail.com

3 thoughts to “Aya Uzanan Eller | Zeynep AVAN”

  1. Aslında insan, sevildiğinden emin olabilir; ta ki sevdiğini “yüzüne” karşı söylendiğinde… masumane, samimi ve menfaatsiz…

  2. Sevgiyi,sevmeyi nasıl da masum nasıl da güzel anlatmışsınız. Kelimeleri ustaca örmüşsünüz duygularınızın içine. Tebrik ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir