Kendilerini dalganın kıyısında sahipsiz hisseden eşyalar gibi ve kırık deniz kabuklarını topladıktan sonra arkadaşlarına “denizin neye benzediğini” göstermek üzere eve koşan çocuk gibi hissettiren sayılı yaşantıları var, bu aykırı lügatına kendini sokanlar.

Elbette, bu koskoca ruhun ve bedenin esrarengiz anlamlılığını koca bir dört duvarlık alan dahilinde aktarmak kolay değildir.

Kim diye soruyorsunuzdur bu aykırı kişiler? Kimler değildir sorusuna önce cevap vermemiz gerekir.

Eğer mütevazı bir kişiliğe oturtulursa, toplumun yönlendirdiği hareketlere göre değil de iyi olana yönelenlerdir.

İyi olan nedir? İyi kavramının dibini sıyıran sayısız fikir ve düşünce vardır. O düşünce ve fikirlerin hiçbiri değildir. O an yapılan her eylem iyidir sonucunu doğuran olaylar ile bundan bağımsızdır. Çünkü aykırı düşünmek seni buna iter.

Ne isterler peki?

Muhtemelen oldukça kolay olanlar açısından aykırılık daha çok şifa niyetindedir. Öyle ki bu çılgın dünyada eksikliğini en çok hissettiğimiz cesareti devşiren yasayışlara sahipler. Sanki herhangi bir şeye tahammül etmek üzere yeryüzünün kıskacına girmiş tanrılarına ruh devşirmesi gibi.

Mizah anlayış biçimleri neye denk gelir?

Kuşkusuz bu meselenin hususunda kendi mizah anlayışları ile her şeyi saran sıcakkanlılığın muazzamlığıyla bizi iğrenmekten kurtarırlar. Kişisel yaşantımın ve tecrübemin bununla hemfikir olduğunu söyleyemesek de dokunan bir şeylerin olduğu gerçeğini de değiştiremeyiz.

Hele ki nevrotik karakter açısında da bu doğrusu, “kaçınmanın” ta kendisidir.

Korkunç biçimde acı çekenler de vardır ve -bunlar sıklıkla nadir karakterlidir- bazı zamanlar da ahlaksızdırlar!

Bazılarının tahammül etmeyi çok zor buldukları et, içki, şarap, madde ve seks kombinasyonu ile muhteşem ayinleri ile bu hayatın boktan tacirlerine verdiği gözdağıdır.

Hadi daha renklendirelim ne dersiniz?

Biliyorum hoşunuza gitmedi. Kimilerinin “nıç! nıç!” nidalarının eşlik ettiği bu kargaşayı da pek umursamazlar.

Nihayetinde yaşanan şeylerin sadece bir kargaşadan ibaret olduğunu biliyorlar.

Bakış acılarını hiç merak ettiniz mi? Ulu orta durduk yere siz “aykırı mısınız?” diye soran kimse olmadığına göre siz sormadan ben değineyim:

“Çok fırtınalı bir kış gecesinde cebinde sadece üç çeyreklik bulunan ve kasabaya üç mil uzakta yaşayan bir adam, tam at arabasına binecekken yaşlı ve perişan halde bir kadın elini uzatıp ondan yardım ister…”

Bla… Bla… Bla..

Odaklar farklı gelir. Kar yağışına bakış açımız avuç içimize düşünce alıp ağzına koymak en normal olay gibi gelirken kendileri hareket halindeki kesintiye uğrayan bu durumun en uç noktasını irdelemekle meşgul olur. Karın biteceği ve her şeyin yeniden eski haline döneceği düşüncesinin kendilerine verdiği bir güven vardır.

Kısacası hiçbir topluluğa dahil olmayarak her şeye dışarıdan bakma gücüne erişmiş kişilerin çelişkisiyle yaşarlar.

Bu noktada bedenin ve ruhun arasında sıkça bahsedilen ilişkiyi hatırlamak isteriz. İnsan yaşantısına etkisini “ay(ı)kırıyız” başlığıyla değinince korkunç gelmesini hazmedemeyeceklere:

“Cesur, gerçek, zeki” yaşamlarının üçgeninde buluşmak ümidiyle…

Fırat ÇİÇEK

firatcicek116@gmail.com

Fırat ÇİÇEK

Fırat Çiçek 21.09.1995 tarihinde Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde dünyaya gelmiştir. Bir şeyleri karalamanın, içindeki dinginliğe iyi geldiğini hissedebilen biri olarak büyümüştür.
2019 yılında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Anestezi bölümünden mezun olmuştur.
"Neden yazıyorum?" sorusunu da kendisinden örnek aldığı İtalyan yazar Umberto Eco gibi “Hayatta kalmak için hikâyeler anlatmak gerek.” diyerek açıklamıştır.
Fırat ÇİÇEK

Latest posts by Fırat ÇİÇEK (see all)

2 thoughts on “AY(I)KIRIYIZ | Fırat ÇİÇEK

  1. Bütün olarak çok kurcalanmayınca iyi bir metin. Kesinlikle okurken kişiyi yormuyor. Ancak kurcalandığında ayrıntılar kendini ortaya koyuyor. Bir kaç yerde geniş geniş anlatılsaydı emin ol tadından yenmez bir doyurucu metin olurdu. Hafif bir kahvaltı yemeği gibi düşündüm. 😉 Kalemine sağlık canem Fırat 🤟

  2. Benden senden herkesten bir parça var bu yazında… kalemini SEVIYROUM ya senin. Son cümle “Cesur, gerçek, zeki” yaşamlarının üçgeninde buluşmak ümidiyle…” can alici nokta ve son. Tebrik ederim ilk firsata bir daha okuyacağım muhakkak…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll Up