Benimle Uçmak İster Misin? | Anıl AKSOY

Elimi cebime attım bir sigara yakmak için, sigaramın saatler önce bittiğini fark edip az kalan şarabımdan bir yudum daha aldım. Saatlerdir yürüyordum ve birkaç defa kayboldum fakat sorun değil, ulaşmak istediğim yere ulaşmıştım. Gece 01.23’te sigarasız, biraz şarap ve cebimde yirmi lirayla dikiliyordum üç katlı eski işçi evlerinin önünde. Birinci katın sarı ışığı ve on metre solumdaki sokak lambasının zifiri karanlığı biraz olsun aydınlatışı benim karanlığıma yetmedi, yetmeyecekti. Birinci kattan biraz fazla ama apartman sakinlerini rahatsız etmeyecek bir müzik sesi geliyordu. Bir kutlama ya da ufak çaplı bir ev partisi vardı, olmalıydı da. Yoksa kimsenin gecenin birinde o soğukta elinde şarap ve sigarasız sokakta işi yok. En son 2013 Temmuz’unda geldiğim halde güç de olsa evin yolunu hatırlamış olmam bana biraz ürpertici ve psikopat bir sapıkmışım gibi hissettirse de sorun etmedim o an için.

Kafam bu düşünceleri kaldıramayacak kadar güzel, ruhum yorgun, taşaklarım donmuştu.

Normalde bu zamanlarda şehir ya karlı ya da yağmurlu olurdu ama şu anda sadece nemli bir soğuk vardı, yağmurun gelmesi an meselesiydi. Apartmanın önünde dikiliyordum ve bu esnada Yavuz Abi bana eşlik ediyordu. Yanımda olmasa da sesiyle biraz olsun yalnızlığımı ve acımı paylaşabiliyordum onunla fakat sigaram yoktu ve bu durum ona karşı büyük bir ayıptı.

Biri sesiyle sizin yalnızlığınızı paylaşıyorsa ona sigara ile eşlik etmeniz gerekir, işin raconu budur.

Ben apartmanın önünde dikilirken bir süre sonra yağmur başladı.
Çantamdan defterimi çıkarıp yazmaya başladım sağanağın altında.
Yazarken naçiz bedenim ile defter de ıslanmaya başladı, ben yazmaya devam ettim.
Yazmaya devam ederken ıslandı defter, ben naçiz bedenimi yağmura teslim ettim.
Sadece birinci katın ışığında körü körüne ıslandım, tüm günahlarımdan arınırmışçasına
Ve ben yazmaya devam ettim.
Yağmur damlalarının bedenimden aldığı günahları deftere akıttım.
Yağmur durdu.
Benim küfürlerim durmadı.
Yavuz Abi suskun, defterim ıslak ve ben küfür ederken geldi kıvırcık saçlarından damlayan yağmur damlalarıyla.
Duymadım geldiğini.
Elini omzuma koyana kadar bakmadım ona.
Ben ona döndüm, yüzünü görmeden arkasını döndü.
Ben arkamı dönünce konuşmaya başladı.
“Bana bak!” dedi.
“Siktir git!” dedim.
“Gel benimle!” dedi.
“Sen kimsin?” dedim.
Sesini biraz daha yükselterek “Gel benimle!” dedi tekrar.
“Nereye?” dedim.
“Senin kahrolası bir sigaraya ihtiyacın var koçum. Şanslısın ki sigaram var.” dedi.
“Yanında alkol var mı?” dedim.
“Yarım şişe şarap ikimize de bir ömür yeter.” dedi.

Kim olduğunu idrak etmeye çalışırken elimi tutup beni karşı apartmanın bahçe duvarı önüne götürdü. Yerler ıslak, yağmur her an yine yağabilirdi ve biz bahçe duvarının önüne oturduk.

Defter hala ıslak halde elimde, onun gözleri defterin üzerindeydi. Oturduğumuzda üstüne vuran ışık sayesinde saçlarının kahverengi olduğunu fark ettim. Perçemi ise kızıldı.

Gülümseme ve üzgünlük arası bir yüz ifadesiyle hala deftere bakıyordu.
“Ne yazıyordun oraya?” dedi.
“Seni alakadar etmez.” diyerek tersledim.
“Yazdığın şey güzelse okumak isterim, ha illa şimdi okutmak istemiyorsan merak etme, güzel olan her yazı elbet beni bulur, ya da ben onları.” dedi.
“Artık sigara versen ?” dedim.
“Peki, çakma Hank Moddy!” dedi sırıtarak.

Çantasından paketini çıkarırken konuşmaya başladım tekrar:

“Güzel olan her yazıyı bulduğunu söylüyorsun ama merak ediyorum, kimdi seni en çok etkileyen yazının yazarı ?”

Ben sorumu yöneltirken iki sigarayı aynı anda yaktı ve birini bana uzattı. Boşluğa bakarak cevapladı sorumu:

“Ben yazarları tanımam. Elime geçen kitapların birkaç sayfasını okuduktan sonra kitabın hissiyatına göre bir şarkı dinlerim ve o an okuduğum kitabın yazarı o şarkıyı söyleyendir benim için ve hepsinin son sayfasında söndürürüm sigaramı. Son sayfaları sahipleniyorum insanları sahiplenmek yerine. İnsanlar sahiplenilmeyi hak etmiyorlar çoğu zaman. Evet, egoist olduğumu söyleyeceksin, haklısın da. Egom sayesinde buraya ait hissetmiyorum çünkü kendimi. Kimseye bağlı değilim, kimse de bana bağlı değil. Bunu da sebebini egoma yükleyeceksin, umurumda değil. Böylesi herkes için daha iyi.”

Başımı onaylarmış gibi sallayıp ışığı yanan eve bakmaya devam ettim. O da sessizce oturdu yanımda. Aklımdan binlerce düşüncenin bir anda geçmesinden kaynaklanan hoşnutsuzluk yine kapladı tüm zihnimi. Bir sigara daha istedim, boş paketi gösterdi.

“Sağlık olsun tekelin açılmasına üç saat var, dayanabilirim.” dedim. Güldü.

Çantasından yarım şişe şarap çıkardı, büyük bir yudum aldıktan sonra bana uzattı. Işığı yanan eve doğru kaldırdım önce. Lanet olsun ki şarap sigarasız gitmiyor. Ortama yine bir süre sessizlik hâkim oldu. Biraz daha içtikten sonra şişeyi ona uzattım. Bir yudum aldıktan sonra “Ölüm” dedi,

“Belki de kurtuluş ölümdedir ha? Kimsenin umurunda olmayan insanların intihar etme olasılığı çok düşük biliyor musun? Onlar zaten yeterince kaybetmişler, ellerinde sadece değersiz yaşamları var ama sen ve ben farklıyız, en azından ben öyleyim ve senin de öyle olduğunu düşünüyorum. Bizler de büyük kaybedeniz ama kaybetmekten zevk alan insanlarız. Ne dersin? Benimle uçmak ister misin?”

Şişeyi tekrar aldım ve o anda ışığı yanan evin balkon kapısı açıldı. Dalgalı saçlı esmer bir kız sigarasını yaktı, sigarasız kaldığımız son yirmi dakikaya nispet yapar gibi. Bize bakıyordu.

Belki de tanıyordu ikimizi de. Ya da tanımıyordu ve yağmurda orada oturmamızı garipsedi, kim bilir? O bize bakarken içeriden biri daha geldi. Uzun boylu ve asker tıraşlı. Kıza sarıldı, sağ yanağından öptü ve hadi içeri girelim dercesine başını salladı.

Mavi askılı bir t-shirt giyiyordu kız ve bu esnada Yavuz Abi yine konuşmaya başladı, olacakları anlamışçasına zihnimin içinde.

Sert bir rüzgâr esti, “Uygundur.” dedim sadece şişeyi kafama dikerken. Tanımadığım biri ile ölmek üzere.

Anıl AKSOY

anil_aksoy_41@hotmail.com

 

Anıl AKSOY

Anıl Aksoy 17.09.1991 yılında dünyaya gelmiştir. 2001 yılından itibaren sıkı bir rock dinleyicisi olan Aksoy, 2013 yılında yazmaya başlamıştır. Leyli Sanat'taki yazınsal faaliyetini “Süper bir yazar olmak yahut yazdıklarımla birilerinin hayatını değiştirmek gibi bir amacım yok. Bir mevzum var ve okuyan kişinin bu mevzuyu kavrayıp derdini anlıyorum demesi benim için yeterlidir.”cümleleri ile açıklar.
Anıl AKSOY

Latest posts by Anıl AKSOY (see all)

Yorumlar

  1. Arada bir fırsat buldukça bu sitede yazıları takip ediyorum. Genel olarak kaleminizi beğeniyorum ancak biraz tekrara düşüyorsunuz gibime geldi. Genellikle şarap ve sigara kelimelerini çok kullanıyor ve bunun için sürekli yollara düşüyormuş izlenimi veriyorsunuz. Okuyucu olarak biraz sıkıldım kaleminizde farklı tatlar istiyorum. Kolaylıklar olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir