Uyarı: Sevgili Arsız Ölüm’e dair ayrıntılı bilgiler içermektedir. Kitabı okumamış olanların ve okumadan önce bu denli bilgiye sahip olmak istemeyenlerin, bu yazıyı kitabı okuduktan sonra okuması rica olunur.

Yedi kardeşin arasından titrek bir gölge gibi sıyrılıp liseyi bitirdim. Korku ve yalnızlığın içinden okula gitmenin bedelini ödedim. İnanılmaz savrulmalar, inkar ve baskıların bin çeşidi. Kente ayak uydurmak için boğuşup durdum. Her yanım yara bere içinde kaldı. Boğuşurken birlikte doğup büyüdüğüm insanlardan ayrı düştüm. Ama kendi öz değerlerimi, dilimi ve o insanların durulmaz bir coşkuyla bana taşıdıkları sevgiyi koruyabilmek için direndim. Elinizdeki roman bu direnişim için aralarında büyüdüğüm insanların bana armağanıdır. Keşke onu daha soluk soluğa, daha parçalanmış bir teknikle, daha erken yazabilseydim.

Latife Tekin’in bu şekilde anlattığı romanı, otobiyografik unsurlarla birlikte büyülü gerçeklik akımının da etkisiyle kurgusal bir metin olarak adlandırabiliriz. 1957 yılında Kayseri’nin Büryan kasabasının Karacafenk köyünde dünyaya gelen yazar, 1966 yılında ailesi ile İstanbul’a göç etmiş. Tüm hikâye de buradan sonra başlamış. Köylü bir ailenin kent yaşamına alışma çabası, küçük kızlarının büyüme, varolma sancısı ve giderek artan merakını kimsenin görmeyip, görüp de anlamayıp takındığı tavır, genç kızlığın ilk adımlarında Latife Tekin’i nam-ı diğer Dirmit’i “titrek bir gölge” haline getirmiş kendi deyimiyle.

Kitap iki ana bölümden oluşuyor diyebilirim: İlk bölüm Kayseri’nin Büryan’a bağlı Alacahüvek köyünde yaşayan aile babası Huvat, eşi Atiye ve çocuklarının anlatıldığı kısımdır. Burada Anadolu coğrafyası, toplumsal normlar, gelenekler ve köye dışarıdan gelmiş biri olarak Atiye’nin bunlara alışma süreci işlenir. İkinci bölümde ise aile İstanbul’a taşınır. Bu kez ailenin tüm fertleri tamamen yabancı oldukları bir dünya ile karşılaşır. Bazıları bu duruma kolay adapte olurken Dirmit gibi karakterler ise bu adaptasyon sürecini hiç kolay atlatamayacaktır.

İstanbul’a göç eden aile, gelenekleri yaşatma konusunda endişeye kapılmış, yoksullukla baş etmede sıkıntılar yaşarken kendi inanç ve manevi görüşlerinden ödün vermemek için bunalıma girmişlerdir. Gelenek ve göreneklerin, batıl inançların bir ritüel gibi tekrarlandığı köylerden farklı olarak kapitalizmin ve modernizmin daha çabuk yayıldığı büyük sanayi kentlerinde bu ananeleri korumak oldukça zorlaşmıştır. Roman, bebeklerin ağzına tükürmek, nişanlıya koç hediye etmek, muska yazdırmak, kurşun döktürmek, düğün gecesi yatak odasının kapısında beklemek, iyileştirmek için yaraya tükürmek gibi pek çok gelenekten gelme unsurlara yer verirken bu inançların İstanbul’a göçten sonra devam ettirilememesini de işliyor.

Tüm bu karmaşa içerisinde Dirmit ise yanından ayırmadığı kuşkuş otuyla konuşmaya devam etmektedir. Bebekliğinde Cinci Mehmet, Dirmit’in tekin biri olmayacağını söyler. Büyüdükçe de köylünün garip karşılayacağı davranışlarda bulunur. Tulumba ile konuşur, öğretmen yokken okula gitmek ister, cansız varlıklarla arkadaşlık eder, sıklıkla kendi kendine konuşur, yatağın altında perilerle konuşur, cinlerle oyun oynar…

Köye gelen çerçiye, çadır açan çingeneye ‘Komünist ne?’ diye sordu. Atiye, oklavayı çekip Dirmit’in peşine düştü. Bir ağılın başına kadar kovaladı, bir taşladı. Yalvarmayla ağlamayla kızını bu meraktan kurtaramayacağını anlayınca, “Aha komünist, geberesice,” diye ona bulutları yara yara köyün üstünden geçen bir uçağı gösterdi. Dirmit annesine inandı, ‘Komünist’i uçak sandı.

gibi olaylar gerçekleşir. Tüm bunların oluşuyla birlikte Atiye köylülerden öyle çok etkilenmiştir ki kendi kızından korkmaya başlar. Kente göç ettikten sonra da artarak devam eden Dirmit’in bu davranışları karşısında Atiye, çareyi ona yasaklar koymakta bulur. Dirmit arkadaşı Aysun’la görüşür, şarkı söyler ve dans eder. Annesi Aysun ile görüşmesini yasaklar. Dirmit dinlemez. Şiir yazar, annesi şiir yazmasını yasaklar. Defterini alıp saklar, yırtmaya kalkışır. Dirmit yine durmaz. Kitapta çok kez tekrarlanan “Durur muyum hiç? Durmadım.” sözü ile başlayan her yeni olay dizisinin sonu aynı olsa da Dirmit hiç durmaz.

Köyde arkadaşı olan kar, rüzgâr ve yıldızlar; İstanbul’da kâğıt kaleme dönüşür. Merakı ise her zaman yanındadır. Evlenmeden önce neden kimse ile birlikte olmaması gerektiğini bir türlü anlayamaz. “Neden, ama neden?” diye sorar durur. Erkek kardeşinin geneleve gittiğini öğrenir ve “Ben neden erkeğe gidemiyorum?” diye tutturur.

Sevgili Arsız Ölüm, toplumsal cinsiyet rollerini, batıl inancın yaygın olduğu köylerde gelenek ve görenekleri, ananelerin coğrafyaya göre nasıl değiştiğini, İstanbul’a gelen köy zengini bir ailenin nasıl fakirleştiğini, bir genç kızın yalnızlaştığı şehirde bulduğu arkadaşları, can sıkıntısını, hiç durmamasını, pes etmemesini ve hep direnirken çektiği işkenceyi, yine de hiç susmayan çenesini anlatıyor bize.

Kitabı okuyanlar ve bu yazıdan sonra okumaya karar verenler görecek ki Dirmit’i seyrederken -çünkü okurken adeta gözünüzde canlanıyor- gülmek ve ağlamak arasında size mekik dokutacak bir roman.

Neslihan DEMİRHAN

ndemirhann@hotmail.com

Neslihan DEMİRHAN

Neslihan Demirhan 27.09.1995 tarihinde İstanbul'un Üsküdar semtinde dünyaya geldi. Lisede Radyo Televizyon bölümü Grafik Animasyon alt dalında eğitim aldı. Ardından Yeditepe Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Şu an Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nde Felsefe öğrenmeye devam ediyor. Okumayı, gezmeyi, araştırmayı ve keşfetmeyi çok sever. Fars diline, ney çalmaya ilgi duyduğunu belirten Demirhan, sanatın yaşamındaki önemini hissetmiş ve izini sürmeye devam etmektedir.
Neslihan DEMİRHAN

2 thoughts on “Büyüme Sancısının Dirmit Hali | Neslihan DEMİRHAN

  1. Kalemine sağlık çokngüzel nşr kitap incelemesi olmuş. Günümüzde haka var olan problemlerin biraz daha azdır belkide kitapta çok güzel yansıtılmış en kısa sürede alıp okuyacağım o zaman yine bşr yorumda bulunacağım. Emeğine sağlık

  2. Yazını okudum simdi. çok iyi bir değerlendirme olmuş gerçekten. Kalemine yorumuna sağlık. Dün gece bunun ile ilgili yengemle çok tartıştık. Onun korkusu tamamen bir toplum ne der den ibaretti. Bir gün belki Atiye gibi kızlarından korkmayacak anneler olur. O vakit dirmitler bedensel korkulardan ve yasaklardan kurtulup daha geniş ve büyük alanlarda hürlüğün verdiği o naz ile ilerleyerek yaşar. Bu kitabı okumadım ancak mutlaka okuyacağım. Daha önceki bir tiyatro serisi yazılarından birinde dirmitten bahsetmistin. Hatırladığım kadarıyla kadınların bedensel korkular ve elalem ne der telaşı yoktu o yazında. İyiki bu mevzudada dirmit i hatırlattın. Emeğine varlığına kadınlığına yorumuna sağlık. 🌼💜🤟

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll Up