Charlotte | Anıl AKSOY

Charlotte’u gördüğüm gece kaybettim ben. O gece güzel bir eylül yağmuru vardı.

Hava ılıktı ve rüzgâr yoktu. Barın kapanmasına bir saat kala geldi siyah saçlarından düşen su damlaları beyaz teninde ölümcül bir zarafet ile süzülürken. Beyaz, bir insana ancak bu kadar yakışabilirdi diye geçirdim içimden görür görmez. Yavaş adımlarla bara geçti.

Yavaşça saçlarını topladı ve saçlarındaki yağmur sularını barın zift kaplı karanlık zeminine akıttı. Bir bira istedi, hemen geldi. O soğuk birayı yudumlarken mimikleri muhteşemdi. Gözlerimi ondan alamayarak “Dönüp bir kere bakman, beni fark etmen için neler vermezdim.” diye geçirdim içimden. O sırada kızıl saçlı garson kız yanıma geldi ama ben tüm dikkatimi Charlotte’a vermiştim.

“Son siparişinizi verin, yarım saate kapatıyoruz.” dedi ayak işleri yapmaktan ve muhtemelen tüm gece askıntı olan abazan orospu çocuklarından bezmiş bir ses tonuyla.

Dikkatimi bir süreliğine bile olmuş olsa ondan aldığı için nefret ettim garson kızdan. Öyle ki onu o an öldürebilirdim. “Bira.” dedim sadece ve yine tüm dikkatimle Charlotte’u izlemeye devam ettim. Birasını yarılamıştı. Bir sigara yaktı. Rujunun sigaraya bıraktığı iz kilometrelerce öteden seçilebilecek güzellikteydi.

Gözlerini kapattı.

Düşünüyordu.

Ne düşünüyordu?

Bu amına kodumun dünyasında ondan daha güzel ve zarif bir varlık yoktu ama o her sorunlu insan gibi fazla düşünüyor gözüküyordu. Sigarasını tekrar dudaklarına götürdü. Büyük bir nefes aldı. Birden bitkinleşti. Başı öne düşer gibi oldu, eliyle başını destekledi.

Yanına gitmek, ona sarılmak ve başını omzuma yaslamasını istedim. Hayatım boyunca başı omzumda durabilirdim. Daha önce ilk defa gördüğüm bir kadına böyle hisler beslememiştim ya da Charlotte’dan önce hiçbir kadından bu kadar etkilenmemiştim, kim bilir?

Açıkçası bunları düşünmek istemiyordum. Beni fark etmesini istiyordum.

Artık fark edilmek istiyordum. Ben bunları düşünürken telefonu çaldı. Önce biraz karşı tarafı dinledi.

“Bu akşam olması şart mı? Gerçekten çok yorgunum.” dedi kısık bir ses tonuyla.

Karşı taraf olumsuz yanıt vermiş olacak ki yüzü asıldı. Aslında geldiğinden beri neredeyse hiç gülümsememişti. Böylesine güzel biri neden gülümsemez ki?

“Peki, geliyorum.” dedi ve telefonu kapattı. Sigarasını söndürdü ve kalan birasını fondipledi. Biranın bir kısmı dudaklarından süzüldü, silme gereği bile duymadı. Hesabı istedi ve kafasını hiçbir yere çevirmeden bardan çıkıp şehrin karanlığına karıştı. O çıktıktan bir süre sonra kızıl saçlı garson kız yanıma geldi tüm sevimsizliğiyle:

“Beyefendi bitirin isterseniz, kapatıyoruz.”

Masanın üstüne parayı bırakıp bardan çıktım. Yağmur tüm şiddetiyle yağmaya devam ediyordu. Rüzgâr yoktu ve hava ılıktı.

Eve yaklaşık yarım saatte varabildim. Daireme girdiğimde yatak odamın ışığı açıldı.

“Hele şükür gelebildiniz beyefendi.” dedi. “Neredeydin bu saate kadar?”

“Yemek uzun sürdü maalesef. Patronun bok yemesi hep. Haybeye tuttu bizi bu saate kadar.”

“Yemedim ama neyse, seni bekleyeceğim diye ölüyorum uykusuzluktan gel hadi.”

“Tamam, geliyorum hemen.”

Tuvalete gidip yüzümü yıkadım bir ihtimal kendime gelirim diye, gelemedim. Yatak odasına girdim ve giysilerimi çıkardım. Evin içi çok sıcaktı. Yatağa uzandım. Yorgundum, oldukça yorgundum ama uyuyamıyordum. Aklımda sadece tek bir düşünce vardı, tek bir kişi.

Ben bunları düşünürken ışıkları kapattı, saten geceliğini çıkartıp yanıma geldi ve boynuma şehvetli bir öpücük kondurdu, tepki vermedim. Dudaklarıma ulaştı ve göğsümü okşamaya başladı. Göğüslerinin vücuduma değmesi beni biraz olsun tahrik etmedi.

“Bak, gerçekten çok yorgunum ve havamda değilim, uyuyalım lütfen.” dedim.

Suratı asıldı. “Peki.” dedi sadece ve sırtını döndü. Charlotte’dan başka bir şey düşünemiyordum. O an yanımda olması için her şeyimi verirdim ama yoktu.

Ah Charlotte!
Keşke yanımda olsaydın,
Keşke bu gece sana sarılıp uyuyabilseydim,
Keşke bu gece boynumdan öpen sen olsaydın ve ölene kadar sevişebilseydik,
Seni seviyorum.
Beni fark etmemiş olsan bile,
Seni tanımıyor olsam bile,
Sadece bir kere görmüş olsam bile,
Bir sevgiliden öte,
Benim olamayacağını bile bile,
Bir daha hiç karşılaşmamak üzere.

Anıl AKSOY

anil_aksoy_41@hotmail.com

4 thoughts to “Charlotte | Anıl AKSOY”

  1. Güzel yazı olmuş ancak küfürleri gereksiz buldum. Küfür yerine daha sitemli söz yazabilirdiniz.

    1. öhöm hocam, genel olarak küfürden rahatsız olduğunuzu düşünüyorum bu yüzden bu yazıda okuduğunuz küfürleri gereksiz bulmanız ve yerine ”sitemli söz” tavsiyesi vermeniz oldukça boş ve saçmadır 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir