Film Eleştirisi: SARHOŞ ATLAR ZAMANI | Bilal GÜLTEKİN

Giriş

Kürt asıllı İranlı yönetmen Bahman Ghobadi, kendi doğduğu köy olan Bane’de bu filmi çekmiştir. Film yönetmenin ilk uzun metrajlı filmidir. Cannes Film Festivali’nde Altın Kamera ödülünü almıştır. Sarhoş Atlar Zamanı filminde kahramanlar çocuklardır. İran, Irak ve Türkiye sınırlarında geçen film, daha çok belgesel özelliği taşımaktadır. Ghobadi, filmlerinde profesyonel oyunculara değil, oyunculuk deneyimleri olmayan gerçek kişilere; şiddete, vahşete ve zalimliğe bir şekilde tanık olmuş isimlere yer veriyor. Öyle ki filmde Amaneh ve Madi karakterleri gerçekte de Bane’de yaşayan iki kardeştir. Dolaysıyla onun filmleri hayatı, yaşananları, bilinip de göz ardı edilenleri anlatır.

Filme Sarhoş Atlar Zamanı denilmesinin nedeni atların sularına içki katmalarındandır. Bunun sebebi ise, atların soğuktan ölmemesi ve vücut dengesini ayakta tutabilmesi içindir. Sarhoş Atlar Zamanı filminde, İran’da yaşayan Kürt bir ailenin, kaçakçılık yapan babalarını kaybettikten sonra geçirdiği zor zamanları sarsıcı bir üslupla ele alınmıştır. Filmde hiç görülmeyen baba karakterinin ölü bedeninin bir katırın üzerinde gelmesi ve Madi’nin babası yerine mezar taşını öpmesi, filmin dramatik etkisini artırarak seyirciyi üzerinde sarsıcı bir etki yaratmaktadır.

Filmin hem konusuna hem de kuramına baktığımızda İtalyan Yeni Gerçekçi kuramıına benzer bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. Vittorio De Sica’nın Bisiklet Hırsızları filmine benziyor. Oyuncuların amatör olması, konunun gerçek olması ve karakterlerin kahraman diye nitelendirilebileceğim çocuklardan oluşması, bu ve buna benzer birçok olayların ortak olması buna örnek verilebilir.

İdeoloji Bakımından Eleştiri

Yönetmen Bahman Ghobadi bu filmde ideolojisini hem diyaloglarla hem de kullandığı metaforlarla çok açık bir şekilde göstermiştir. Örneğin filmin açılışında jenerik akarken fonda bir diyalog vardır. Bu diyalog “İsmin ne?” sorusuyla başlar. Bahman Ghobadi, filmi özellikle bu soruyla başlatır. Kürtlerin uzun yıllar resmi bir kimliğe sahip olmadığına dikkat çeker. Aynı zamanda bu sahnedeki diyaloglarla bir dakika içerisinde filmdeki çoğu karakter başarıyla tanıtılır.

Ayoub, sırtında çuvallarla kaçakçılık yaparken yorulur ve bir taşın kenarında oturur. Onun yaşlarında bir çocuk gelip yanına oturur ve yaşadıkları sıkıntılarını birbirlerine anlatırlar. Ayoub çocuğa “Senin arazin yok mu? sorusunu sorar. Çocuğun verdiği cevap ise: “Var olmaz mı, hem de bir sürü, ama hepsi mayınlı.” Yönetmen Bahman Ghobadi, bir anlamda yaşadığı ülkesi olan İran’a da bir gönderme yapmaktan kaçınmamıştır. Çünkü o köyde, daha doğrusu o bölgede yaşayanların sadece Kürtler olduğunu görüyoruz. Ülkesini, orada yaşayanları döşediği mayınlarla bir nevi açlığa, yoksulluğa, hatta ölüme terk ettiğine şahit oluyoruz.

Özellikle Kürt Sinemasında sıkça görülen dağ ve kar metaforu Sarhoş Atlar Zamanı’nda da kullanılır. Bu metaforlar hayatı zorlaştıran, aşılması zor engeller olarak beyazperdeye yansır. Kürtlerin acılarını ve masumiyetini de simgeler. Bir diğer sahnede hasta Madi’nin ilacını içmesi gerekir. Ayoub kız kardeşiyle beraber Madi’ye hap verir. Madi bu hapı yutmak için kar yemek zorundadır. Çünkü etrafında kardan başka bir şey yoktur. Ghobadi bu sahneyle Kürtler için karın ne kadar önemli olduğuna dair vurgu yapar.

Filmde kaçakçılığı vurgulayan birçok sahne vardır. Kaçakçılık Kürtler için vazgeçilmez bir geçim kaynağı ve kader olmasının yanında Kürtlerin içinde bulunduğu trajediyi de yansıtmaktadır.

Göstergebilimsel Olarak Eleştiri

Yönetmen Ghobadi özellikle üzerinde durduğu sınırlar, insanları birbirinden ayrı o hayali çizgiyi diğer filmlerinde olduğu gibi bu filmde de birçok kez ele almıştır. Örneğin, hareket halindeki kamyondan atlayıp dağa doğru tırmanarak kontrol noktasının diğer tarafına ulaşmaya çalışan Iraklı iki kaçak çocuğun bu tehlikeli aksiyonu göstergebilimsel olarak karşımıza çıkmaktadır.

İnsanların hem fiziksel hem de duygusal olarak kendilerinden büyük olan yükleri taşımaları ve altında ezilmesi gösterileniyle bağlantılı olarak dizgeler düzlemi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bir diğer göstergebilimsel olarak gözüme çarpan olay; yoksulluğun, imkansızlığın, çaresizliğin içinde okuma mücadelesi vermeleri oldu. Okumak için canları pahasına bile olsa kaçırmaya çalıştıkları kitaplar. Bu da bize sosyolojik ve toplumsal çöküntünün metaforu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Çocukların sınırda indirilmeleri, sıraya dizilmeleri, ellerini kaldırmaya zorlanmaları ve kucaklarında buldukları kitaplar yüzünden çocuklara suçluluk yüklenmiş ve filmde kitabı da silaha benzetmeleri üzerine odaklanılmıştır.

Ayoub’un kız kardeşinin var olan ve yanlış işleyen sisteme, erkek hegemonyasının ağır bastığı düzene karşı çıkıp direnmesi bize, yüzyıllardır kadınların bir maldan farkı olmadığını ve satıldığına dair olan sistemin ne kadar yanlış ve kadınların nasıl yok olduğunu ve kimliksizleştirdiklerini gösteri

Psikanalitik Bakımından Eleştiri

Filmin ana karakterleri Ayoub ve kız kardeşi Amine’dir. Çocuk yaşta olmalarına rağmen, yaşam zorluğu nedeniyle erken yaşta büyümek zorunda bırakılmıştır. Bu durumdan hayıflanmak akıllarına bile gelmez; Ayoub artık genç bir adam olarak görmektedir kendini. Bunu iş aradığında, kız kardeşi Rojin’in Iraklı bir Kürt aile tarafından istenmeye gelinip de kendisine sorulmadığında ifade eder.

Ayoub’un film boyunca çok az güldüğü görülür; kardeşini okutmak için azmettiği ve hasta kardeşi Madi’yi eğlendirdiği sahneler. Bunlar dışında sert bir yüz ifadesi vardır. Filmdeki tüm çocuklar birer yetişkin gibi davranır; hayatın sertlikleri onları yontarak kendine benzetmiştir.

Yönetmen Bahman Ghobadi diğer filmlerinde olduğu gibi bu filmde de yaşanan bütün olayları ve hikâyeyi çocukların gözünde biz izleyicilere sunmuştur. Yaşanan bütün olumsuzluklara, açlığa, yoksulluğa, kimsesizliğe hatta kendi gözleriyle o küçük yaşlarına rağmen ölümlere şahit olan çocuklar, direnerek ve canı gönülden okumak isteyerek az da olsa bütün bunları unutmak istemektedirler. Örneğin filmde Amine hasta kardeşi Madi’yi babasının mezarına getirtir ve orada dua etmeye başlar. Abisi Ayoub hasta Madi’yi getirdiği için Amine’ye tokat atar. Amine de abisine küser ve onunla konuşmaz. Abisi ona kitap alacağını söyleyince Amine abisiyle barışır. Yukarıda da dediğim gibi bütün bu olumsuzlukları unutmak ve az bir ihtimal olsa da oradaki konumlarından uzaklaşmak istemeleri için çabalamaktadırlar.

O karlı ve koca dağların arasında koca yürekli çocukların psikolojisini en iyi anlatan sahne ise, kamyonetin arkasında giden çocukların söylediği şarkı. Şarkının sözleri şu şekilde: “Hayat beni yaşlandırıyor, dağların üstünden vadilerin içine sürüklüyor ve beni ölüme yaklaştırıyor.”

Sonuç

İnsanları sadece insan oldukları için görmek gerektiğini göstermeye çalışan yönetmen, bunun ne sınırların ne dağların ne de var olan sistemin gücünün yetmeyeceğine ve ne kadar yanlış işlediğine değinmiştir.

Kısaca film, yaşamlarını sürdürmek için bile bile ölüme giden çocukların hikayesini anlatır.

Bilal GÜLTEKİN

bilal.gltkn76@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir