Greenwich’in bütün doğularına doğru (1+1+1+…) imgedeki silah ile gerçek silah arasındaki ayrımı yapamayacak düzeyde bir sekansa geçtiğimiz için suni savaştan bahsedebiliriz. Doğada bir araya gelen 1+1’ler ile kolektiflik modelize edilebilir ancak bu çoğulculuk dünyayı erişilebilir kılmaz. Kent yerleşimlerinde 5000-10000 kişi aralığını aşmış bütün büyük kümülasyonları düşünmenizi rica edeceğim. Seslerin yutulduğu konusunda hemfikir olabileceğimizi düşünüyorum. Günümüz için bile çıkarılmak istenen seslerin megakentlerde aslında mekânsal bir vızıltı düzeyine inmesi; kent yerleşimindeki kalabalıklığın, sesi absorbe etmesinden (emmesinden) kaynaklanmaktadır.

Alışmak ve anlamlaşmak arasında görüngüye ulaşamamaktan değil sunucu imgelemin -ki bu bağlamda kanal demek yanlış olmayacaktır- güvensizliğindendir. Simülasyonun insana yakınlaşması ancak güven duygusunu uzaklaştırdığında mümkün olurdu. Evinin kapısını kimse açık bırakmaz değil mi? İmgeye güvenmemek ile evini kilitlemek arasında hiçbir fark göremiyorum. Sosyal görüngülerde hesap simgesinin ev olması, şifreler konulması sadece birer örnektir. Prof. A. Jacquard’ı haklı buluyorum. “Kuramsal olarak bu hücrelerden biriyle benim aynım sayılabilecek ikinci bir varlık yaratabilmek mümkündür.”

Gönderge işlev, poetik işlev, anıştırma; tıpkı porno filmlerde kimseyi kandıramayan yorgunluk emareleriyle mekanlaşmış heykellerde dini içeriği yok eden barok sanat gibi çokluğun içkin normları açısından, ahlaki tercihlere dayalı skalaya müteakip görece bir değer edinir. Buna dayanarak da herhangi bir eylemin bir başkasından daha değerli olduğu sizi bu çağda yaşıyorsanız şaşırtmayabilir.  Evet, ben bunu yadsımıyorum. Augustinus’un İtiraflar’ında zamanın aporetik özelliği gibi anlatı döngüsü, mimesis döngünün ötesine kadar genişletilebilir. Tüm temaslar kendi gelişim sürecini yaratabilir. Mimesis ile doğaya katılan fraktal yorum, simülasyon ile refleksin reddini vermiştir.

Beaubourg’un söylemlerinde kültürün ölümü, boyutlaşmamış evrende daralmak gibi bir çelişkiyi sunmaktadır. Anıt ya da anti-anıt dikimi ağaç dikmekten daha fazla bağlayıcı olabiliyor günümüzde. Kültürün anısına dikilmiş bir lahiti sulayacak din bulmamız ona acı çeken bir peygamber bulduktan sonra müritlerini beklemeye hazırdır.

Gücül düzeydeki (sözde) özgürleşme için virüs satın aldığınızı düşünmüş müydünüz hiç? Nükleer santraller için bunu söyleyebiliriz. Her şey yer çekimi tarafından emilmekteyken nükleer, simülasyonun ulaşabileceği maksimum seviyedir. Bu gücü isteyenlere her an tarihî şiddete yol açabilecek nötron bombasından istedikleri kadar satabilmek mümkündür. Devrelerden ibaret olmayan bu kültüre, kısa devre yaptıracak olay sabırsızlıkla beklenmektedir. Refleksler yok olmaya başlamış; alışma gerçekleşmiştir. İnanışlarda bir kıyamet, bilimde bir patlama.

Paul Ricoeur, ölümü daha az hissederek kabul etmenin narsisizmin reddini kabul etmek olduğunu söylerdi. Yokluğu ötesiz olarak düşünmek yalnızca mit olurdu çünkü. Sonralığı düşünmek, şimdinin kategorisi olarak üretmektir. Bu denli varsıllığı simülasyon ile yıkmak; beyni, rahime benzeten tavırla aynıdır.

Sahi, içinden çıkamayacağımız bu labirenti neden yapmıştık?

Sultan GÜLSÜN

sltngulsun@gmail.com

Sultan GÜLSÜN

Sultan Gülsün 23 yıl evvel Bursa'da dünyaya gelmiştir. Coğrafyaların ara yüzeyleri oluşturduğu dünya için sınırların kayıtsız olduğunu düşünmektedir. Edebiyatın doğa ile birlikte insanları iyileştirebileceğine inanmaktadır. İnancını, meslek seçimi ile doğa basamağına çıkarak pekiştirmiştir.
Birçok edebi sahada bulunmuştur ve kendi varoluş süreci tamamlanana dek bulunacaktır.
Deneysel şiir yaklaşımları ile birikmiş olan
şiirlerini "Lillipütyen" isimli dijital kitapta bir araya getirmiştir. 2013 yılında İzmir American Collegiate Institute & Felsefeciler Derneği'nin felsefi deneme yazma yarışmasında denemeleri; 2015 yılında ise Ali İsmail Korkmaz Eğitim Vakfı'nın Barış konulu şiir yarışmasında şiiri derecelendirilmiştir. Öğrenimine devam ettiği Bursa Teknik Üniversitesi'ndeki arkadaşları ile çıkardıkları GeceKondu Fanzin'in şiir editörlüğünü yapmaktadır. Leyli Sanat ailesiyle tanıştıktan sonra şiirleriyle var olmaya devam etmektedir.
Sultan GÜLSÜN

8 thoughts on “Frapan: İç/Birimize Bakıyoruz | Sultan GÜLSÜN

  1. Okurken ciddi anlamda eksiklik hissettiriyor insanda yazıların 🙂 Ama uç düşünceler ve fikir çatışmalarıyla boğuşman beni mutlu ediyor. Çünkü yazılar itibariyle bu okuyucuda kişiyi özel kılıyor bence.
    Ancak okurken her paragrafından ne anlatmak istediği konusunda o kadar kopuk kaldım ki, sanırım yazıyı birbirine birleştirme konusunda baya baya eksiğim. Yani bu gömleğin bana 10 kat bol olduğu düşüncesindeyim.
    Yazının elbette dayanağını olumlu görüyor ve kutluyorum. Bizlerin bu konudaki eksiklikleri ve araştırmaları yerinde yapıp bu yazıya dönüşünün daha sağlıklı olacağını düşünüyorum. Çünkü söylenen şeyleri önemli görüyorum.
    Tercih kısmı elbette sana kalmış. Eğer biz okuyuculara yönelik yazılıyorsa -ki aksini düşünmüyorum bu eleştirileri biraz artık daha ciddiye alman gerektiğini düşünüyorum.
    Bol okunsun

    1. Teşekkür ederim. Vakit ayırıyor olman değerli. Metinler beni de zorluyor bütünlüğü elde etme konusunda 💐

  2. Genel hatlarıyla yazın bol araştırma isteği veriyor ve okuyan biri olarak beni zorladı diyebilirim. Ancak yine de yazının bütününde kimi yerler daha açıklayıcı olsaydı anlaşılma mevzusunda pasif kalmazdım diye düşünüyorum. Bahsettiğin güven durumunun yarattığı labirentler karmaşık gidişatı günlük hayatın verdiği her bir ayrıntı için tekrar tekrar açıklama verilmeli diye hissettirdi. Zaten başkada bir şey demeye gerek yok zira yazın öylesine okunulacak bir yazı değil. Araştırma metinleri felsefi metin adına ne denirse her zaman için okuyucuyu zorlar. Bizlerin daha yalın olmalıydı dememizdeki ısrar da zorlanmamak için aslında. Kalemine sağlık 👏 Tebrikler canem 🤟

    1. Canım pek şen oldum. Leyli ailemiz düşüncelerini bırakmış. Toparlaması çok güç konulardı. Zorladı beni içinden kolay çıkamadım ben de inan. Teşekkür ediyorum vakit pay etmişsin metne 💐:)

  3. Sanki, bilinmeyen bir zaman diliminde, çok çok uzak bir galaksiden gelen bir bilim insanının teorik makalelerinin okuyormuş gibi hissediyorum senin yazılarını okurken. Mesleğini sanatına o kadar güzel yediriyorsun ki, bu takdire şayan. Yazılarının akıcılığında hiç bir problem yok fakat kullandığın teorik dil ve bilimsel terimler, okuduktan sonra defalarca araştırılıp anlamlandırılmaya çalışılacak terimler. Söylediklerim sakın yanlış anlaşılmasın, edebi dilini değiştirmeni değil ama biraz daha kullandığın kuramsal terimleri aza indirmen gerektiğini düşünüyorum.

    Eline,emeğine sağlık.

    1. Teşekkür ediyorum öncelikle. Evet metin defaatle diğerleri kadar grift ama diğerlerinden de karşılaştırma yapması yönünden ayrılıyordu. Yeni bir tez konusu sunabilir. Bazen sözel bilimlerde de olsaydım diye düşünmüyor değilim. Velhasıl, zorladı beni de yazerken. O yüzden değerli okurlar da zorlandı buna inanıyorum. 💐

  4. Dizeleri ve düz yazıları sorularla bitirme huyun var. En çarpıcı noktalar onlar oluyor. Hatta düz yazı bile olsa anlam pençesinden çıkarmıyor yazıların. Gerçekten üslubun çok kendine has.

    1. Canımın içi yıllardır seni tanımanın verdiği bu kıvançla vakit ayırman pek değerli. Yine nevi şahsına münhasır çözümlemişsin 💐😃

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll Up