Fuzuli Bir Adamın Su Hadisesi

Reading Time: 3 minutes

H2O… Merak etmeyin size suyun kimyasını anlatmayacağım. Ama belki biraz aşkın kimyasından, aşkın insan kimyasını bozmasından lakırdayabiliriz. Benim ismim de sevdiğimin ismi de “H” ile başlıyor.  Yani H2O; ben, sevdiğim ve o/onlar…

Ah sevdiğim… Gözümde bir içim suydu.  Gönül kimi severse güzel odur ya hani… Kimse onun eline su dökemezdi bence.  Su gibi aziz bir şeydi… Eşeği suya yollayıp ve eşeğin dönüş yoluna hendekler kazıp “onu” eşek sudan gelinceye kadar sevebilirdim.

Onun da bana karşı boş olmadığını öğrendiğimde içime su serpilmişti. Beni sevdiğini, bir ömür suyuma gideceğini, bana her anlamda uyum sağlayacağını dile getiriyordu her fırsatta. Aramızdan su sızmıyordu artık.  Onunlayken ben mutluydum, o mutluydu, bütün sululuklarımı onunla yapıyor, onunla saçmalıyor, gülüyordum.  Evlenecektik, elini sıcak sudan soğuk suya sokturmayacaktım. Ekmek elden su gölden yaşayıp gidecektik mutlu mesut.  Ama tabi kavgamız gürültümüz de pek eksik olmuyordu.  Bazen ben bir bardak suda fırtınalar koparıyordum. Beni ikna etmek için, yüzümü güldürmek için bin dereden su getiriyordu.  Bazen o beni bir kaşık suda boğmak istiyordu, girdiğimiz marketlerde kasiyer kızlara güler yüz gösterdim diye.  ‘Senden başkası yok benim için, bütün kızların köküne kibrit suyu’ deyince hemen yelkenleri suya indiriveriyordu. Bütün buluşmalarımızda ayaklarımıza kara sular ininceye kadar el ele geziyorduk. Su verenleri çok olsun, mendil satıp insanları tartan bir teyze bizi karı koca sanmıştı, insanlarda flört eden iki üniversiteli aşık yerine yeni evli bir çift algısı uyandırmak daha bir hoşumuza gitmişti. O kadar lezzetli yemek yapıyordu ki daha o pişirirken ağzım sulanıyordu benim. Mutluyduk.

Sonra “O” çıktı piyasaya, “Onlar” çıktı. Kulağıma kar suyu kaçırdılar. ‘Siz canınıza mı susadınız?‘ dedim. Dedim ama nafile.  Artık pişmiş aşa su katmışlardı bir kere…  Hepsini suya götürür susuz bırakırdım ben ama… Şüphe… Kötü bir şey.  Acaba sevdiğim saman altından su yürütmüş müydü?  Düşüncesi bile kötüydü, başımdan aşağı kaynar sular dökülüyordu. Bu ilişkinin suyu ısındı dedim. Bu işin su götürür yeri kalmadı dedim. Daha bu işin suyu çıkmadan sen yoluna ben yoluma dedim. O çok karşı çıktı önceleri hayır dedi, bitemez.  Elbet bir gün gerçekler su yüzüne çıkar, dedi. Dinlemedim. Bitirdim.

Sevdiğimden sonra sudan çıkmış balığa döndüm. Kendi halimdeyim, suya sabuna bulaşmıyorum. Yıkıldım ve ayağa kalkacak mecalim yok… Anılarla yaşıyorum, sular seller gibi ezbere bildiğim o güzel anılarla… Demiş ya Nazan Bekiroğlu: “Sudan sebeplerle yitiririz, su gibi aziz şeyleri çoğu zaman…” 

Ne dersiniz, suyun kaldırma kuvveti beni de tekrar ayağa kaldırır mı? Bu saatten sonra su akar da yolunu bulur mu?

~HİÇ~

Hidayet ÇELİK

hidoyetti.27@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir