Giydirici – Tiyatro Serisi II | Neslihan DEMİRHAN

Ben bu savaş yıllarında tiyatro yapıyorum. Neden? Çünkü bu benim görevim. Benim inancım bu. Sanat…”

İstanbul Devlet Tiyatrosu sahnelerinde oynanan Giydirici (The Dresser) İkinci Dünya Savaşı yıllarında sanat yapmak için çabalayan bir grup tiyatrocuyu anlatıyor. Bir taşra kumpanyası olan grubun, sürekli hava saldırılarının gerçekleştiği ve ansızın yapılan bir çağrıyla insanların sığınaklara koşmasının an meselesi olduğu dönemde Shakespeare’in Kral Lear adlı oyununu oynamak için yaptıkları provalar, karşılaştıkları zorluklar ve sahne arkasındaki hazırlıkları gözler önüne serilir. Oyuncular arası ilişkiler, başrol oyuncusu Sir ile onun giydiricisi Norman arasındaki dostluk, savaş ortamında sanat, sevgi ve emeğin nasıl ilerlediğine dair 2 saat 30 dakikalık seyir imkanı sunuyor.

Giydirici, Ronald Hardwood tarafından kaleme alınmış, otobiyografik unsurlar taşıyan bir eser. Yazar, tiyatro serüveninin başlarında, Shakespeare Company kumpanyasında beş sene boyunca Sir Donald Wolfit’in giydiriciğini üstlenmiş. Hem kendi gözlemleri sonucu, hem Sir’e olan minneti ile bu eserin ortaya çıktığını düşünen araştırmacılar olsa da, oyunun içeriğine baktığımızda Hardwood’un Sir’e karşı sadece minneti değil sitem, öfke, sevgi, bağlılık ve kızgınlığı bir arada hissettiğini görüyoruz.

İlk olarak 1980’de Queen’s Theatre’de temsil edilen oyun, 1983’te Peter Yates yönetmenliğinde beyaz perdeye uyarlanmış. Giydiricimiz Hardwood’un biricik dostu Sir Donald Wolfit ise bunların hiçbirini göremeden 1968’te hayata gözlerini kapamış.

Türkçe’yle Ergun Sav’ın çevirisiyle buluşan Giydirici, Hakan Çimenser’in yönetmenliğinde iki perdelik bir oyun olarak sahneleniyor. Hakan Çimenser aynı zamanda Sir’i canlandırarak başrolü de oynamış oluyor. Giydirici rolünü dinamik oyunculuğu ve oyuna kattığı komedi unsuru ile oyunun hareketinin düştüğü yerde tempoyu artırmasıyla Celal Kadri Kınoğlu oynarken, kumpanya amiri olan, oyunda Sir ve giydiricisinden sonra büyük etki sahibi Rüyam Perihan Dirin canlandırıyor. Sir’ün eşi rolünü ise ciddi tavrıyla Hülya Gülşen üstlenmiş. Diğer oyuncular ise, sahnelenecek Shakespeare oyunu için gerekli oyuncu kadrosunu tamamlayan ve hiçbirinin azımsanmayacak kadar rol sahibi olduğu; Ebru Demirdöven, Aral Seskir, Osman Tunca Soysal, Sinan Cem Çabuk, Güneş Yakın, Cem Şahin, Suzan Sabancı, Özgün Bayraktar.

Savaşın sadece dışarıda sürmediği bu oyunda tiyatro içinde de birtakım savaşlar vardır. Sahnede olabilmek için sağlığını, şöhret uğruna gururunu, sevdiği uğruna hayatını hiçe sayanların verdiği bir savaş. Kumpanya tüm aksiliklere rağmen Shakespeare’in Kral Lear oyununu sahneye koymak için büyük bir motivasyonla çalışıyor. Sir’ün kişisel kaygıları üzerinde gidip gelen oyun aynı zamanda bir kumpanyanın geleceğini de beraberinde getiriyor. Sir’ü motive etmek ve ona devam etme gücünü sağlayan kişi ise giydiricisi Norman oluyor.

Oyun içinde oyun izlediğimiz bu tiyatroda, normalde seyirci tarafından görülemeyecek ve duyulamayacak şeylere de şahit oluyoruz. Oyun başlamadan önce verilen talimatlar, ışık, dekor gibi hazırlıklar, oyun gereği yapılması gereken fırtına sesinin sahne arkasında nasıl çıkarıldığı ve perde arasında oyuncuların ne yaptığına dair pek çok şey  görüyoruz. Bu yönüyle oyuncular arası ilişki, perde arkası ve önündeki değişim de seyirciye yansıyan bir unsur.

Macbeth, Fırtına, Othello, Hamlet gibi birçok Shakespeare oyunundan esintilerin olduğu bu oyunda bazı diyalogları anlamak, Shakespeare’e hâkim olmayan seyirci tarafından pek mümkün değil. Fakat oyunu tümüyle etkilemediğini ve metnin Shakespeare oyunundan ziyade, sanat yapmak için savaşa karşı direnen bir kumpanya olduğunu tekrar belirtmek isterim. İzlediğimiz, bir tiyatro oyuncusuna hayatını adayan, her oyundan önce onu destekleyen, motive eden, ezberine yardım eden, keyiflendiren, giydiren ve her oyundan sonra kostümünü temizleyen, eşyalarını düzenleyen giydirici Norman’ın yani Ronald Hardwood’un hikâyesi.

Neslihan DEMİRHAN

ndemirhann@hotmail.com

One thought to “Giydirici – Tiyatro Serisi II | Neslihan DEMİRHAN”

  1. Celal Kadri Kınoğlu’nun performansıyla göz yaşarttığı, karakter çözümlemesinin hayran bıraktığı ve amatör tiyatrocu olan bizlerin ağzı açık izlediği şahene oyun! İzlemeyemeyenler için Devlet Tiyatrosunda şu aralar gösterimde.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir