GÜNAH KADAR KARA

Valium By Mail Order

http://elmoncasteller.cat/gracies-magi/feed/ Vaveyla, mor perdesinden sızan gün ışığının kirpiklerini gıdıklamasıyla uyandı. Gözlerini araladığı anda irislerine hapsolan güneşe önce hafifçe yüzünü buruşturdu, sonra kedi gibi gerindi. Vücudunda oluşan rahatlığı ve kulaklarına dolan kıtırdama seslerinin oluşturduğu o senfoniyi her şeyden çok seviyordu sanırım. Sırf bunu daha çok hissedip duyabilmek için fazladan uyuyarak günü yarılamaya razıydı. Gülümseyerek doğruldu ve perdelerini hızla iki yana ayırarak güneşin bedenini yıkamasına izin verdi. Ayakları kahverengi parkede ses çıkararak onu lavaboya götürdü. Ancak Vaveyla, aynada kendisini görmeyi beklerken karşısında bir sürü renkli not kâğıdı buldu. Bunları kim yazmış, kim buraya yapıştırmıştı?

Purchasing Valium “Bugün bir şarap kadehinin içinde uyandım anne.”

“Rujum daha kırmızı! Anne, rujum bileklerimden daha kırmızı.”

http://bikeelectric.ie/event/conamara-bog-week/?instance_id=26777432 Okuduklarının tek bir kelimesini dahi mantık çerçevesi içine alamamıştı. Sadece yazının kendisine ait olduğunu fark etmişti ve bu, işleri daha da anlamsızlaştırmıştı. Rujum bileklerimden daha kırmızı. Bileklerine baktı. Sağ bileğinde fazla derin olmamakla birlikte birkaç kesik vardı. Sol bileğinde ise ruj. İnce, hilal kaşlarını öyle bir çattı ki, alnında bir dolunay oluştu adeta. Tekrar aynaya baktı.

Buy Valium Diazepam 10Mg Uk “Neden bana bu ismi verdiniz anne? Çok mu çığlık attın yoksa beni dünyaya getirirken? Ama giderken çok sessizdin…”

Valium Online Buy “Anılarımı kestim anne. Bir kadının vazgeçtikleri saçları değil, anıları imiş. Anladım.”

http://musee-clemenceau.fr/organisation/ Son okuduğu nottan sonra Vaveyla’nın ayakları onu iki adım geriye attı. Lavabonun içinden taşmış, yerlere dökülmüş simsiyah tutamlar mavi gözlerini doldurdu. Elleri saçlarına gitti. Nasıl hissetmemişti şimdiye kadar onların yokluğunu? Anca ensesini örtüyordu, belini öpmesi gereken o gür dalgalar. Bir adım daha geriledi. Alnını ovuşturarak adeta mırıldandı:

Buying Valium Online “Ben delirdim herhalde.”

Where Can I Buy Diazepam 5Mg Durdu, düşündü, düşündü. Tek hatırladığı şey uyuduğu saatti. 3.45’te uyuyabilmişti anca, bir türlü uyku eteğini çekmemişti çünkü. Geceye dair bir şey hatırlamak umuduyla tekrar aynadaki not kağıtlarına dikti gözlerini, içlerinden birinin daha ruhuna nüfuz etmesine izin vererek okudu:

Buy Diazepam Topix “Çok fazla uyuduğunu düşünüyordum anne. Ne yapsam uyanmıyordun. Benim de uyumama kızdın mı?”

Indian Valium Online Vaveyla kaşlarını çatarak hışımla aynada asılı olan not kağıtlarını söktü ve yere attı. Kendini görmeliydi. Kendini görüp bu kabusa son vermeliydi.

Ancak gördüğü şey beyaz… Teni normalden daha beyazdı. Beyaz tenli olduğunu biliyordu, sırf bu yüzden pirinç sabunundan başka sabuna elini sürmezdi. Ama bu beyaz… farklıydı. Günah kadar karaydı. Gözleri donuk bir mavi, saçları ise şimdiye dek olmadığı kadar kısaydı. Anlam veremedi. Gördüğü yansıma karşısında hiçbir şeyden korkmadığı kadar korkmuştu. Kendinden korkuyordu. Yapmış olabileceklerinden korkuyordu.

http://martel-greiner.fr/fine-arts/claude-mercier-parabole/ Odasına döndü ve baş ucundaki yeşil çalar saate baktı. 3.41. Çaresizce saniye kolunun hareket etmesini bekledi ancak saat durmuştu. Yavaşça yatağına oturdu ve olanları hatırlamaya çalıştı, yine kendi kendine mırıldanarak konuşmaya başladı;

“Kırmızı şarap alıp eve geldim. Tamam, evet normalde içmem ama… Canım istedi. İçsem içsem iki kadeh içmişimdir, tadını sevmedim çünkü. Hem eski kokuyordu. Sonra ne yaptım? Ne yaptım… “

Valium Prescriptions Online Vaveyla aniden kafasını çevirdi. Gözlerinin kucakladığı görüntüyü bedeni kabul etmek istemedi adeta. Ne bir mimik, ne bir hareket… Sıradan bir şey görmüşçesine karşıladı vücudu onu. Onu, kendisini. Sallanıyordu. Boşlukta sallanıyordu. Kalın bir urgan boynunu sarmış, kısa saçları öne düşmüş başıyla beraber yüzünü örtüyordu. Üstünde siyah bir gecelik, yerde ise devrilmiş bir tabure.

Buy Diazepam Sleeping Tablets Tavanda asılı olan Vaveyla’nın, kendisine verdiği tepkisiz şoku üstünden attığı vakit; aynaya bakmak üzere tekrar lavaboya yöneldi. Yere attığı not kağıtlarının aynada açtığı boşluk sadece yüzünü gösteriyordu ona. Aynayı örten diğer not kağıtlarını da söktü, soydu kelimelerden.

http://nieshonline.com/product/hugo-boss-boss-the-collection-wool-musk-edt-50ml-2/?wc-ajax=get_refreshed_fragments Gördüğü şey, boynunda mor bir halka… Gözlerinde birikmiş olan yaşlar yanaklarından süzülmeden önce yaşadıklarını anlamak adına herhangi bir şey bulmak üzere tekrar odasına döndü. Uyandığından beri yaptığı şey bu değil miydi zaten? İçinde bulunduğu karmaşayı adlandırmak üzere dört duvar arasında mekik dokumak…

Baygın bakan gözleri taburenin dibinde bir not kâğıdı daha buldu. Diğerlerinden daha dolu, daha karanlık ve… daha önce adıyla hiç bu kadar bütünleşmediği kadar kara.

“Vaveyla… sessiz çığlık benim adım. Çoğu zaman gülerek attığım ancak içimde fırtınalar kopsa dahi dudaklarımdan bir esinti dökmeme izin vermeyen feryat, benim anlamım… Bugün adımın hakkını vererek, en sessiz çığlığımı atıyorum. Kimseye dokunmadan, hesap vermeden. Bugün, bir yolculuğa çıkmaya karar verdim. Gidiş biletimi şu anda elimde tutmaktayım, bir urgan. Ancak dönüş biletimi almıyorum, zaten alabileceğim bir yer de yok. Öyle uçsuz bir yolculuk işte bu. Fani dünyadan yok oluşumla birlikte; bir şeyler götürüyor muyum yoksa burada mı bırakıyorum, bilmiyorum. Zira bu saatten sonra bir şey hissedemeyecek kadar ölü olacağım. 3.41. Boşluk, özlem ve yalnızlık burada kalanlar için var olacak, benim için değil. Bu sebepten ardımda bıraktıklarıma bir özür borçluyum. Neden gittiğimi kimse bilmeyecek ancak olur da dönmek istersem sebebinin pişmanlık olacağını bilmenizi isterim. Beni tutsak eden pişmanlıkla doğrulacağım beyaz yatağımda yeniden ve mor perdemden sızan güneşin ince çizgileriyle uyanacağım. Daha doğrusu uyandığımı sanacağım. İşte böyle, şimdi kalemi bırakmam gerekiyor çünkü başka bir kalem onu elime almam için beni bekliyor. Bu dünyada yazdıklarımı silebilmem için silgi var ancak. Orada yazılanlar silinmiyor. Merak ediyorum. Buraya dönecek olursam not bırakırım, tıpkı gidişimle yaptığım gibi. Hoşça kal Dünya.”

Bulduğu bu notu sesli okumuştu Vaveyla. Ancak kulakları ne kendi sesini işitti ne de okudukları karşısında gözyaşları yanaklarını öptü. Ağlayamayacak ve sesini duyamayacak kadar farkındaydı artık ölü olduğunun ve şu anda aynada onu izleyen yansımasının, pişmanlık olduğunun.

Buy Diazepam Cheap Online Mavi bir not kâğıdı aldı ve yazdı;

“İnsan kendi ölüsünü görmeden yaşamın değerini anlayamıyor anne. Sanırım bu yüzden istemiyordun yanına gelmemi.”

Not kağıdını aynanın ortasına yapıştırıp odasına döndü, tekrar saate baktı. 3.45. Yatağına uzanıp gözlerini yumdu, uyku eteğini çekiyordu artık.

Vaveyla, mor perdesinden sızan gün ışığının kirpiklerini gıdıklamasıyla uyandı.

İdil AVAN

katypattra@gmail.com

3 thoughts to “GÜNAH KADAR KARA”

  1. Çok beğendim ama böyle karanlık duygular yerine aydınlık, ağlama hissi yerine gülümseten hatta güldüren bir yazı olsaydı şu karanlık günlere ışık olurdu.
    Gözümün önüne ablanın afro saçları geldi, bu hikayeyi bir de eğlenceli tarafından yazsan diyorum 😃😃😃
    Hadi eyvallah vaveyla , saçlar gitti torbaya

  2. Kalemine sağlık Anne ne katılıyorum şu kasvetli ve sıkıntılı ortamda daha aydınlık şeyler olsun

  3. Şahane şahane tamda kasvetli ruhların tanımı olmuş geç okudum doğrudur. Ruhumun zamanına denk geldi diyeyim😉 Kalemine sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir