HATIRALAR

Cheap Valium Uk

Sekiz saatlik bir otobüs yolculuğundan sonra belki de huzuru ve hüznü fazlasıyla bulduğum yegâne şehre ulaşıyorum. Yazmam gerekiyor ve yaşadığım şehirde sağlıklı yazamadığım için işimden izin alıp bu huzurlu ve hüzünlü şehre geliyorum. Valizimi sırtlanıp otobüs firmasının servisine biniyorum ve şehir merkezine doğru düz yolda ilerliyoruz. Yol o kadar düz ve doğru ki yanlış yola sapmanızın imkânı yok, fiziki ve ruhani. Eski adliyenin önünde servisten iniyorum ve bir sigara yakıyorum. Kalacağım pansiyona doğru giderken birkaç eski tanıdık beni tanıyor ve selam veriyorlar. Aradan altı sene geçmesine rağmen beni tanımalarına ve selam vermelerine hem şaşırıyor hem mutlu oluyorum ve selamlarına karşılık veriyorum. Pansiyonun bulunduğu hafif yokuşu tırmanıyorum zorlukla, hayatım boyunca yokuşları sevmedim. Pansiyonun kapısında durup bakıyorum, değişen hiçbir şey yok. Halen aynı bordo ve sarı duvar boyası, halen aynı beyaz kapı. Gözümün önüne hatıralar geliyor birden kısa bir süreliğine.

http://diesuedostschweiz.ch/comments/feed/ Sarhoş bir adam, başka bir sarhoş adamın kolunda, odasına indiriliyor uyuması için, biraz önce odama kusmuş, halıdaki kusmuğu temizliyorum, kafam güzel. Sonra dış kapının önünde bir adam beliriyor, sarhoş. Elinde bir tiner şişesi ve kapıya döküyor, içeriden bağırışlarımız duyuluyor ve herif çakmağı çakıyor, yanmıyor, sonrasında polis ışıkları sokağı aydınlatırken, sirenleri beyin kıvrımlarımızda yankılanıyor…

Hatıralar kayboluyor, adamlar buharlaşıyor birden. Sigaram ağzımda silkiyorum kendimi ve konaktan bozma pansiyona giriyorum. Resepsiyonda pansiyon sahibi karşılıyor beni. El sıkışıp sarılıyoruz birbirimize, biraz laflıyoruz. Kimliğimi isteyip kayıt işlemlerini yapıyor. Anahtarı teslim alıp en az yüz yaşında olan merdivenlerden çıkıyorum, tahtaların inlemeleri eşliğinde. Odanın kapısını açıyorum ve içeri giriyorum, küflenmiş tahtaların kokusu halen orada, sanki bina yapıldığı zaman gelip oraya yerleşmiş gibi. O güzel küf kokusunu içime çekiyorum ve eşyalarımı bırakıyorum. Üstümü değiştirip bilgisayarımı açıyorum ve güzel bir şarkı açıyorum. Bir sigara yakıyorum şarkı eşliğinde ve hatıralar yine gözümün önüne geliyor…

http://meatstock.com.au/sydney/sydney-butcher-wars/ Sarhoş, orta yaşlarda bir adam yatağımda oturuyor ve ağlıyor, sanki ömründe hiç ağlamamışçasına. Yanımda benden bir yaş büyük bir sarhoş daha onu sakinleştirmeye çalışıyor ama adam sakinleşmiyor. Cebinden bir çakı çıkartıyor ve kollarını doğramaya başlıyor. Odam ve yatağım kan içinde, yanımda oturan sarhoş, kollarını kesen sarhoşun elinden bıçağı almaya çalışıyor, ben sadece yatağıma akan kanları izliyorum…

Adamlar buharlaşıyor, oda aydınlanıyor, ben yine silkelenip dışarıya çıkıyorum. Yemek yedikten sonra sokağın başındaki büfeye gidip bir şişe şarap, bir paket beyaz leblebi ve iki paket sigara alıp odama dönüyorum. Şarabımı açıp müziğin sesini olabildiğince kısık hale getiriyorum, odanın ışıklarını kapatıyorum ve camın önüne oturup şarabımı yudumluyorum. Bu şehirde şarap şişeden içilir, raconu budur. Hava yağmurlu ve yağmur damlaları boş sokağın kirini, günahını götürürken ben sokağı izliyorum. Ben sokağı izlerken bilgisayarımdan şu sözler duyuluyor;

I still believe in your warm rain

Buy Diazepam Cheap Uk Bir süre sonra bunalıyorum ve pansiyonun terasına çıkıyorum. Dışarısı ılık, yağmur halen devam ediyor, terastaki paslanmış demir sandalyelerin birine oturuyorum ve bir sigara daha yakıyorum, gözlerimdeki perdenin kalkacağını bilerek…

Karşımda bir adam oturuyor, körkütük sarhoş. Varlık içinde yokluk çektiğinden bahsediyor, ailesinden ve seks işçisi kız arkadaşından bahsediyor ama karısına ne kadar âşık olduğunu vurgulamaktan da çekinmiyor. Bunları anlatırken ağlıyor ve ben ilk defa hüzünlü bir doğum günü geçiriyorum. Adam iyi geceler dileyip yanımdan kalkıyor ve arabasına atlayıp bilinmezliğe gidiyor. Hatırası haricinde bir daha kendisini görmüyorum. Ardından alt kattan bağırmalar geliyor. İniyorum ve bir adam sevgilisini dövüyor, ikisi de sarhoş. Kadın seks işçisi ve adam işsiz. Kadını böyle kabul ettiğini ve yaptığı işe karışmadığını biliyorum. Dövmesinin sebebi bu değil. Kadın sarhoş olunca kaçıp gidiyor ve adam saatlerce onu arıyor. Merkez camiinde buluyor kadını ve pansiyona getirip kaçtığı için azarlıyor ve dövüyor. Pansiyonun diğer sarhoşları araya girmeye çalışıyor ama adam onlara da yumruklar savuruyor ve ben merdivene oturmuş öylece izliyorum. Sonrası yine aynı, yine buharlaşıyor hepsi ve ben kendimi terasta otururken buluyorum, sağ kolum yağmurdan hafif ıslanmış.

Buy 100 Diazepam Gözümde canlanan hatıralardan biraz bunalıyorum ve kendimi dışarı atıyorum. Yağmur çok şiddetli değil ama beni ıslatmaya yetiyor. Şarap şişesi elimde ve çakırkeyfim. Saat gece yarısına geliyor ama cadde her zamanki gibi boş. Sadece bilinmez bir yerlere giden birkaç kişi, ben dâhil. Belki de budur bana bu şehrin huzur vermesi yahut hüzünlendirmesi, kim bilir? Yaşadığım zamanlarda da, şimdi de, yatsı vaktinden sonra sokaklar boşalır, şehir sessizliğe bürünür. Caddeden geçen arabalardan müzik duyulmasını geçtim, motorları bile sessizliği bozmasın diye yavaş geçerlerdi… Sulu Park’a gitmeye karar veriyorum ve şehir merkezine gitmek için caddenin sonundan aşağı iniyorum. Sulu Park şehrin tam ortasında, büyük çam ağaçlarıyla dışarıdaki gözlere kapalı izole bir park. Adını da ortasındaki havuzdan alır, o havuzun muslukları hiç kapanmaz ve su taştığı için yerler hep ıslaktır. Burada yaşadığım zamanlarda gecenin bir yarısı kalkar ve orada gün doğumuna kadar oturur, bazen içer, bazen kafamı dinlerdim. O huzurun özlemiyle şehir merkezine varıyorum fakat içimi bir huzursuzluk kaplıyor. Parkın olması gereken yerde bir boşluk, ağaçların olması gereken yerde fast food zincirleri görüyorum. Olduğum yerde duruyorum ve o mermer çölüne bakıyorum. O an küfürler etmek, bağırmak, ses tellerim kopana kadar bağırmak ve o ucubeye zarar vermek istiyorum. Kendime hâkim olmakta zorluk çekerek eskiden park olan yerin karşı kaldırımına oturuyorum. Yağmur şiddetinden bir şey kaybetmiyor, yerler ıslak fakat giysilerim de ıslak olduğu için bunu yadırgamıyorum. Kulaklıklarımı takıyorum ve kalın sesli bir adam şu sözleri söylüyor, duygulu;

http://africapolicy.org/featdocs/eastnews.htmThis door of memories, closed forevermore”

Şarabımdan büyük bir yudum daha alıp bir sigara daha yakıyorum ve yine, yeniden hatıralar gözümde canlanıyor.

Generic Valium Online Saçlarım uzun ve arkadan bağlanmış şekilde parkta oturuyorum. Yanımda hafif kilolu ve gözlüklü bir kadın oturuyor. Ben sarhoşum, gereğinden fazla, kadın ayık ve bana avazı çıktığı kadar bağırıyor. Bağırırken ağlıyor, ağlarken hakaretler ediyor ama ben sadece şarabımı yudumluyorum. Bağırmakta haklı ama ağlamasına oldukça sinirleniyorum ve o sinirle kadının dudaklarına yapışıyorum. Yarım dakika kadar dudaklarımız birbirine kenetleniyor ve kadın kendini geri çekerek bana tokat atıp küfürler ederek oradan gidiyor. Gittiğinde önce ağaçlar buharlaşmaya başlıyor gözlerimin önünde, sonra kadın, ben kalıyorum bir tek. Siyah bir boşluğun ortasında uzun saçlı siluetim, üzgün…

http://diesuedostschweiz.ch/comments/feed/ Telefonumun çalmasıyla kendime geliyorum. Arayan Su. Telefonu açıyorum ve konuşmaya başlıyorum. Nasıl olduğumu, mesajlarına cevap vermeyince meraklandığını söylüyor. Ben pek fazla konuşamıyorum, konuştuğum kadarı ile de durumu anlatıyorum. Ne kadar üzgün ve sinirli olduğumdan bahsediyorum. Beni sakinleştirmeye çalışıyor ve başarıyor da. Su, yakın arkadaşlarım dışında belki de bu boktan dünyada beni sakinleştirebilen tek insan. Ben onunla konuşurken önümden bir kadın geçiyor. Kadın hatıramdaki kadın. Onu tanıyorum ama o beni tanımıyor, zaten yüzüme de bakmıyor. Hiç değişmediğini fark ediyorum, saçları, vücudu, amına koyayım gözlük çerçevesi bile aynı. Önümden yürüyüp gidiyor sadece, ben arkasından bakıyorum. Su neden konuşmadığımı soruyor ve durumu anlatıyorum. Ne hissettiğimi soruyor, hiçbir şey hissetmediğimi söylüyorum, beni biraz daha rahatlatacak şeyler söylüyor. Konuşmanın sonunda uyuyacağını söylüyor, iyi geceler dileyip telefonu kapatıyor ve ben şişede kalan şarabı fondip yapıp pansiyona dönüyorum. Odama girip üzerimi değiştiriyorum ve yazmak için bilgisayarın başına oturuyorum.

http://nieshonline.com/product/versace-lhomme-100ml-edt/?wc-ajax=get_refreshed_fragments Bir sigara yakıyorum ve bu satırları yazıyorum.

http://styleuniform.com/wp-content/uploads/2013/04/bannerCol1_11.jpg Anıl AKSOY

Buy Cheap Valium Online Australia anil_aksoy_41@hotmail.com

Bir cevap yazın

http://aytodeguadalupe.es/category/actualidad/page/14/?paged=2 E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Buy Mano Diazepam

Valium Online Store

http://meatstock.com.au/regulators-bbq/

http://bonne-annonce.fr/author/elie/feed/

Us Valium Online

http://galerie-furstenberg.fr/es/art-precolombien/autres-cultures/