İçerdekiler mi yoksa dışarıdakiler mi daha özgür? | Sevginur DİKİN

Usta yazar ve şair Melih Cevdet Anday’ın aynı isimli tiyatro oyununun beyaz perdeye uyarlanmış hali, İçerdekiler.

Komiser, darbe zamanı bir öğretmeni yaklaşık altı ay gözaltında tutar. Fikirlerinden ötürü onu tehlikeli olarak kabul eder. Açık görüşün yasak olmasına rağmen komiser, öğretmenin eşiyle görüşmesine izin verir. Komiser, izin vermesine verir fakat sürekli bunu neden yaptığını sorgular. Öğretmen, karısını göreceğini beklerken, olaylar farklı yönde gelişme gösterir. Karısının yerine gelen misafir, öğretmeni bambaşka bir sorunla baş başa bırakır. Baldızı ve öğretmen arasında bir hesaplaşma başlar.

Yönetmen Hüseyin Karabey tarafından beyaz perdeye aktarılan filmin başrollerini Settar Tanrıöğen, Gizem Erman Soysaldı ve Caner Cindoruk paylaşıyor. Film boyunca seyirciye gerilim ve sorgulama hissini yaşatıyor. Melih Cevdet Anday’ın yazdığı bu oyunun hala güncelliğini koruması da kaleminin başarısı olarak değerlendiriyorum. Hüseyin Karabey, oyunu beyaz perdeye taşıyor lakin film, “oyun” ötesine geçemiyor. Sanki bir tiyatro oyunu izliyormuş gibiydim. Bunu kötü anlamda söylemek istemem fakat filmi sinematografik açıdan biraz zayıf buldum. Yoksa oyuncuların karakter ile uyuşmasını ve aralarında geçen toplumu sorgulayıcı tavırlarını başarılı buldum.

Melih Cevdet Anday’ın edebiyatımızın en önemli isimlerinden biri olduğunu kabul etmemek haksızlık olur. Yazar, “İçerdekiler” oyunuyla güçlü psikolojik gerilimin yanı sıra iktidar, köle, irade ve erkeklik gibi kavramları yoğun bir şekilde işliyor. Film de genel itibariyle içerdekilerin mi daha özgür yoksa dışarıdakilerin mi daha özgür olduğunu irdeliyor. Tabii, Anday’ın yazdığı oyuna bağlı kalarak. Oyunu önceden izleme şansı yakalayamadım fakat filmden de aynı hissi alabildim. Çünkü beyaz perdenin ötesinde biraz tiyatral bir atmosfere sahip film. Başroldeki oyuncular da bunu gayet başarılı bir şekilde izleyiciye aktarıyor. Herhangi bir duygu yoğunluğunun içinde boğulmadan, karakter yapılarına özgülük ve yalınlıkla rollerini yaşıyorlar. Evet, tam anlamıyla rollerini yaşıyorlar. Özellikle de, komiser sık sık “insanın kafası içeride farklı işliyor” vurgusu gözlerden kaçmıyor. Özgürlüğün dört duvara bağlı kalmasını eleştiren güzel bir uyarlama film.

2018 Adana Film Festivali ve 2019 Nürnberg Türkiye-Almanya Film Festivali’nde de filmin tek kadın oyuncusu olan Gizem Erman Soysaldı, başarılı rolüyle ödül alıyor. Film, doksan dakika boyunca sadece komiserin odasında geçiyor. Tek bir mekânda ve üç kişi arasında geçen bu film, ara ara karakterlerin birbiriyle olan etkileşimini zor durumda bıraksa da, genel itibariyle başarılı buldum. Cinsiyet eşitliği bağlamında bir eleştiri yapmam gerekirse, filmde iki kadın oyuncunun olması gerektiğini düşünüyorum. Özellikle sinema sektöründe bunun değer göreceğine inanıyorum.

Hayata seslenmenin kolay yolundan biri de, şüphesiz sinema olurdu.  İçerdekiler filmiyle de Hüseyin Karabey de bunu gerçek anlamda yapıyor kanımca. Son olarak Melih Cevdet Anday’ın büyük bir yazar olduğunu ve yazdığı eserlerin çağa uygunluğunu görebiliyoruz. Filmi de oyunu da izlediğiniz anda tek bir şeyi fark ediyorsunuz: onurlu bir yaşam sürdürmek istiyorsak eğer düşünmekten ve sorgulamaktan vazgeçmemeliyiz.

Sevginur DİKİN

sevginurdikin@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir