Yakın geleceğe dair bir fikir hasatı düşlüyorum. Bu bağlamda, oldukça kurak toprakların hızlı bir şekilde olgunlaşmasını bekleyerek değil; toprağın olgunlaşmasını sistemler minvalinde gerçekleştirmenin daha realist bir çizgide olduğunu düşünüyorum. Tamamı olmasa da önemli bir kısmı keskin olan profillere ayrılmış bir toplumu ha deyince güzellikle kolektivist[1]  ya da daha azı olan uzlaşımcı çizgiye getirmek oldukça zordur. Bir toplumun tüm kesimlerinin kendini var etme, varlığını sorgulama ve kendini yok edebilme bilincinin olması gerekir. Ancak bugüne kadar steprokratik faşizmin[2]  elinde kutuplara ayrılmış, önemli kısmı entelektüelizmden yoksun tutulmuş toplumlar için uygulama alanına kaydırılmadan bu bilincin kazandırılması mümkün değildir. Özellikle kalkınması için önünde az zamanı bulunan, keskin virajları alması gereken toplumlar için ekstra zordur.

Bu tarz toplumların politik ve düşünü güdüsü ekonomidir. Ekonomik konfor beklentisine sokulan kesimler rahatlıkla manevra yapabilirler. Çünkü hak ettikleri ekonomik düzeyin kendilerine tanınmaması her zaman propaganda aracı olabilir. Bu tarz kesimler kendilerine kanaat önderi belirleyebilir. Kitlesel fikir oluşumları biatçılık ya da küçük burjuvazi[3]  temellerinde olabilir. Hal böyleyken entelektüelizm ve uzlaşımcılık bu miskinliğin kaldırılmasından sonraki aşamaya ait olur. Faşizme ve tekelciliğe karşı kazanılan ilk kıvılcımda, tüm bu koşul ve amaçları görmezden gelmek rehavetten başka bir şeye sebep olmaz. Bir meyvenin olgunlaşmasını, onu yalnızca izleyerek bekleyemezsiniz. Attığınız tohumu, meyvenin olgunlaşmasını gerektiren koşulların içine itmeniz gerekir. Tıpkı bu örnekte olduğu gibi, kafalarında parmak şıklattığınız toplumları yönlendirme yoluyla kalkınma programına sokmanız mümkün gözükmektedir.

Böyle toplumların tüm profillerinin bu dönemeçlerde bıçak sırtı yaşadığı unutulmamalıdır. Her an yeni bir siyasi kavgaya ya da sokak kavgasına tutuşabilecekleri göz ardı edilmemelidir. Böylesine zararlı dinamiği bulunan profiller için, aralarında en azından uzlaşımcı dilin oluşması kısa zamanda mümkün değildir. Toplumun psikolojisi, bu durumda iyi incelenmelidir. Bir liderle barıştırabilir, hatta ona bağlayabilirsiniz ama birbirleri arasında oluşturulacak olumlu dilin oluşturulması için sistematik bir programa ihtiyaç vardır. Özellikle önünde, faşizme karşı savaşımında az zamanı bulunan, birbirleriyle kalın çizgilerle ayrılmış profilleri olan bir toplum için bu ihtiyaç kaçınılmaz olmalıdır.

Toplumun içine sokulduğu kolektivist çalışma programı kendini işler hale geldiğinde, farklı profilleri uzlaştırma, düşmanlık yerine pozitif eleştiri kazandırma yönünde adımları atabilirsiniz. Zira ekonomide birbirini tanımayan kesimler birbirlerinin üstlerinden konuşmaya, kutuplaştırılmaya müsait halde olurlar. Önerdiğim programın faşizmle ayrımı şudur: Faşizmde fikir dayatmaları her türlü yıldırmayla uygulanır. Artık yoğrulmuş olan halk biata kadar sürüklenebilir. Ama bu program halkın, ekonomik kalkınmasına yönelik kolektivist çalışma programına sokulmasını içerir. Siyasi eleştiri yeteneği kazandırılması yönünde bilinçlendirme çalışması bu program yerleştikten sonra ortaya konması gereken bir meseledir. Yani hasat için önce toprağı sürmek gerekiyor. Bu bağlamda incelerseniz faşizmle olan kesin ayrımını da görmüş olursunuz.

Bu amaç, mevcut faşizan sisteme muhaliflerin belirlediği kanaat önderlerinin tek başına gerçekleştirebileceği bir şey değildir. Bu ağır bir yüktür ve paylaştırılması gerekir. Dişlisi sağlam bir ekip, bu yönlendirilmeye hazır kesimleri çalışma alanına itmelidir. Bir lidere bel bağlamak, romantik beklentiler içine girmek kendini bitirmenin en basit yolu olacaktır. Programı uygulamak için kanaat önderine değil çarkı döndürecek sisteme ihtiyaç vardır. Yine bu ilkeyle de bu önerilen program, faşizmden ayrılmış gözüküyor.

Sonuçta, ekonomik kaygının bitirileceği bir çalışma programının belirlenmesi, halkın ivedi bir şekilde bu programa sokulması gerektiği görülmektedir. Ardından gelecek tüm bilinçlendirme çalışmaları bu temel üzerine kurulduğunda daha uygulanır hale gelecektir. Tüm bu öneriler, faşizmin, kapitalizmin altında ezilen ve yoğrulan toplumların ilk buldukları kıvılcımdan sonraki az sürede ekonomik ve fikirsel kalkınmaları içindir. Tüm bu öneriler, anlatılan toplumun koşulları göz önüne alınarak eleştirilmelidir.

[1] Kolektivizm, insanların doğası gereği birbirine bağımlı olduğuna vurgu yapan herhangi felsefi, politik, dini, ekonomik ya da sosyal görüştür. Bireyciliğin tam tersini temsil eder.

 [2] Steprokrasi esasında Göktürk Devleti’in hüküm sürdüğü dönemlerde görülen, belli bir göçebe budununun diğer budunları konfederasyon halinde toplayarak onlardan vergi ve haraç aldığı, diğer toplumların zenginliklerini haraç ile gasp edip kendi budunlarına dağıttığı ve kendini korumak için güçlü bir orduyu sürekli elinde tuttuğu yönetim anlayışıdır. Günümüzde, bir devlet yönetiminin kendi halkından yüksek vergiler toplayarak sistematik haraç toplaması ve bunu kendi kabine ve ailesine dağıtmasıyla kleptokrasi şeklinde ya da kleptokrasiye yakın şekliyle anılarak görülür.

 [3] Küçük burjuvazi ya da kentsoylu (Fransızca: pətit buʁʒwazi) küçük ölçekli tüccarları ve yarı özerk köylüleri kapsayan orta sınıf halkı tanımlayan Fransızca kökenli terim. Marksist terminolojide “Burjuva ahlakını alan” anlamında küçük düşürücü olarak da kullanılmaktadır.

Mehmet Akif ÇAKIR

akif527@hotmail.com

Mehmet Akif ÇAKIR

Mehmet Akif Çakır 20 Nisan 1997'de Kütahya'da dünyaya gelmiştir. Edebiyat ile esasen 12 yaşında Dostoyevski etkisiyle tanışmıştır. Dostoyevski’nin Suç ve Ceza'sını okuduktan sonra her şey Mehmet için değişmiştir. O saatten sonra edebiyatın içine doğmaya başlamıştır. Lisede Cahit Zarifoğlu ile tanıştığında hayatı bir kez daha değişmiştir. O günden beri şiir yazmıştır. 2018 yazında ilk kez öykü yazmaya başlamıştır. Tek ve sonlu ömründe, ideallerinin izini bırakmak niyetindedir.
Mehmet Akif ÇAKIR

3 thoughts on “İvedi Hasat | Mehmet Akif ÇAKIR

  1. Esas alınan düşünce,ideoloji yahut fikir ne olursa olsun; birilerinin tekerinde nasıl yürüdüğünün en açık ve anlaşılır yazı örneği olmuş.
    Kaleminin kavramlara oturtarak akıcı bir dille sürdürülmesi yazıyı, içeriği itibarıyla renklendirmiş.
    Bu yazın çok okunur ve şimdiye kadar beğendiğim en iyi yazın oldu.
    Çok başarılar Akif 👏

  2. Sevgili Akif,ideolojik anlamda okunması gereken bir yazıyı kaleme almışsın. Hiyerarşik toplum düzeni üzerine dikkat çekici anekdotlar gayet ciddi bir üslupla anlatılmış. Tam manasıyla güçlü bir fikir yazısı. Son paragraf da oldukça güçlü mesajlar içeriyor. Dipnotları iyi düşünmüşsün. Başlık konunda emin değilim. Kalemine sağlık.

  3. Bu yazıyı çok geç okudum ve okuyunca pişman oldum bu kadar gecikme için. Neyseki elde olmayan sebepler di bu gecikme. Yazının bütünü dolu dolu etkiliyor ve bilgi bırakıyor. Tebrikler 👏 Tebrikler 👏👏

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll Up