Anasayfa » TİYATRO » Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi – Tiyatro Serisi V | Neslihan DEMİRHAN

Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi – Tiyatro Serisi V | Neslihan DEMİRHAN

Not: Yazıda argo ifadeler bulunmaktadır. Anlamları yazının sonunda yer almaktadır.

Çocukken izlediğim ve sınıf sınıf duyurulan, okulda sergilenen tiyatro oyunlarını saymazsak, izlediğim ilk oyun Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi idi. Sumru Yavrucuk’u Caddebostan Kültür Merkezi’nde görmem ve sahnede devleşen kendisine hayran kalmam da bu şekilde gerçekleşti. Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi oyunu Ebru Nihan Celkan tarafından yazılmış. Yönetmenliği ve oyunculuğu tek başına üstlenen isim ise Sumru Yavrucuk. Tek kişilik oyunları her zaman daha zor bulmuşumdur ama sanırım seçtiğim oyunlardan kaynaklı, gittiğim her tek kişilik oyundan büyülenerek ayrılmışımdır.

Sumru Yavrucuk, 45 yaşında bir transseksüel olan Umut’un sıradan geçen gününü canlandırmaktadır. Fakat bize, Umut’un çocukluktan itibaren yürümüş olduğu yolu, aşmış olduğu zorlukları da geçmişe dönüş tekniğiyle anılar şeklinde gösterir. Zorlu bir yaşama sahip olan şovşak[1] Umut, yetişkin olduğunda da seksenlerin dünyasında lubunya[2] olmanın trajedisini sürdürürken, Umut’un aslında “öteki” ve “farklı” olmadığını hissetmemizi sağlıyor. 45 yaşında âşık olan bir insan, elbette 45 yaşında âşık olan her insan gibidir. Nitekim Umut da tariz olduğu[3] kişinin gözlerinin içine baktığında hisleri şöyledir: “Gözlerim o zaman ilk defa benim gözlerim olmuştu.”

Tek perde, 60 dakikalık oyun boyunca aşklar, heyecanlar, yalnızlıklar, korkular, baskılar, şiddet türleri, arkadaşlıklar, umutsuzluklar ve yeniden umut etmeler sahneyi kuşatmış durumdadır. Sumru Yavrucuk hisleri birer maske gibi makyaj masasının üzerinden sırasıyla alıp takıyor gibidir. Paparonlardan[4] bahsederkenki korku ve heyecanı, alıktığı laçonun bademlerinden[5] bahsederken gülen yüzü ve daha nicesiyle, erkek bedeni taşıyan yüksek topuklu cangallarıyla[6] Umut’tur o. Sumru Yavrucuk, girdiği her ruh halini ustalıkla ve zaman zaman gay argosu ile zenginleştirdiği diliyle, trajikomik bir şekilde canlandırır. Oyunda doğaçlamaya yer veren Sumru Yavrucuk, zaman zaman seyirci ile de iletişime geçmiştir.

Maalesef oyun artık sahnelenmiyor. Fakat hâlâ sahneleniyor olsaydı size oyuna gitmek için hazırlığınızı şuna göre yapın uyarısında bulunacaktım: Oyun sonunda gözyaşlarını tutamayan bazı seyirciler ile fış fış burunlarını çekip selpak arayan teyzeler gördüğümü belirtmek isterim. Belki yeniden sahnelerde görmeye başlarsak bu oyunu, kaçırmayın biletinizi hemen alın derim.

Sahne dekoru olarak, loş bir ortamda kırmızı ışık ve kırmızı nesnelerin ağırlıklı olduğu bir mekân tasarlanmıştır. Bu loş kırmızı mekân, Sumru Yavrucuk’un, 40’lı yaşlarında bir transseksüele hayat verirken, Celkan’ın çizdiği zorlu yaşam anlatısını adeta kendi yaşamış gibi hissettirmesine katkı sağlamıştır.

Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesi oyunu, hepsi Sumru Yavrucuk’a verilmek suretiyle 6 ödül kazanmıştır. Bunlar, 2012 TEB Tiyatro Ödülleri, 2013 Afife Tiyatro Ödülleri, Sadri Alışık Tiyatro Ödülleri, 2013 Tiyatro Dergisi; 2013 Yeni Tiyatro Dergisi ve Galatasaray Üniversitesi Öğrencileri “Yılın EN’leri” ödülleridir.

Yazar Ebru Nihan Celkan oyun hakkında şöyle konuşmuştur: “Dün de insandım, bugün de insanım. Sadece insanım. Beraber şarkı söylemek varken, dans etmek varken… Neden bunları giydiriyorsunuz bana? Neden beni hizaya çekiyorsunuz? Neden? Bak, gözlerim gözlerinden farksız, kahkaham şen şakrak… Ben Umut, sen?”

[1] Ergenlik çağındaki erkek çocuk

[2] Pasif erkek rolü üstlenen kişi

[3] Âşık olmak

[4] Polis

[5] Hoşlandığı yetişkin erkeğin gözleri

[6] Ayakkabı

Neslihan DEMİRHAN

ndemirhann@hotmail.com

Neslihan DEMİRHAN

Neslihan Demirhan 27.09.1995 tarihinde İstanbul'un Üsküdar semtinde dünyaya geldi. Lisede Radyo Televizyon bölümü Grafik Animasyon alt dalında eğitim aldı. Ardından Yeditepe Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Şu an Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nde Felsefe öğrenmeye devam ediyor. Okumayı, gezmeyi, araştırmayı ve keşfetmeyi çok sever. Fars diline, ney çalmaya ilgi duyduğunu belirten Demirhan, sanatın yaşamındaki önemini hissetmiş ve izini sürmeye devam etmektedir.
Neslihan DEMİRHAN

3 yorum

  1. Bir güzellik oluşturulmuş sonra o güzellikten sen apayrı bir güzel çıkarmışsın. Tebrik ederim canem Neslihan kalemine yorumuna sağlık 🌼

  2. Translığın toplumda tek makbul olduğu yer her zaman sahnedir. Amerikadaki drag queen ler, b.ersoy,ayta sözeri ve huysuz virgin.. günlük hayatta tiksinilirken sahnede bayıla bayıla yer veriliyor oluşu çok acayip.

  3. Çok güzel bir yazı değerlendirmesi olmuş, çok beğendim .Kalemine sağlık .😊

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Scroll UpScroll Up