Mevsimin Yabancısı | Fırat ÇİÇEK

Kendi avuç içine bile yabancı bir yüzsün,
Bir sevmenin/yitmenin yıkıcı enkazında.
Yaydım gövdemi evrene,
Sığar mı içindeki bu acı eteğime?
On milyon yıl oldu.
Kaldır beni.
Karanlıklarda mayala ruhumu.
Uyut,
Uyuştur,
Nefes ver şeyhim.

Kaç karıncayı topal bıraktım,
İyi niyet yollarında yürürken.
Kaç baharı kovdum kapımdan,
İnanmadığım için badem ağaçlarına.

İki demlik çaya sığdırdım,
Seneler sonra duyacağım pişmanlıklarımı.
Saatlerce arşınladığım kaldırım taşlarından,
Gidemedim.
En kötüsünü erteledim iklimlerin,
En kötüsünü kışların.
Arka bahçedeki söğüt ağacından,
Pencerenin panjuruna yuva kuran kumrudan.

Zil siyah gözleriyle serenat yapıyor
Bana bu gece.
Yetmemiş,
Delifişek bir dolunay
Kapıma dayanmış.
Cayamadım canımdan, erteledim.
Başkaydı kedicikten,
Başkaydı gölgenden, ayak seslerinden,
Sokak lambasından.
Bambaşkaydı nisanlardan ve nice baharlardan.

Dışarıda yağan kar şahidim olsun ki
Gülüşü lekesizdi.
Ben yüreğimdeki çığ’ın altında kaldım.
Geceyi aydınlatmak için mum gibiydi yüreğim,
Yetmedi seni güzelleştirmeye.
Velhasıl,
Benim senden gitmem en kötüsüydü ayrılıkların.

Fırat ÇİÇEK

fcicek0000@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir