Özgürlüğe Bir Nefes Kala

Genç kadın çikolata damlasını andıran bilye bilye gözlerini uzağa dikti ve Levent’teki iş kulelerinin günün son ışıkları altında turuncu, kırmızı, lila gibi renklerle bezenmiş mükemmel bir tablo oluşturduğunu izledi. Geçip giden onca günü düşündü ve derin bir nefes aldı. Güneş gözlerinin içine bakarak yavaşça günden uzaklaşırken, o da kalbinin içinde yavaşça uzaklaşan o tatlı sızıyı hissetti. Verdiği kararın doğruluğuyla tuttuğu nefesini bıraktı ve bir daha aşık olmamaya yemin etti. Gözleri dolu doluydu, sözleri ise yoktu. Çünkü ne söyleyeceğini bilemiyordu genç kadın. İçindeki o tatlı sızı, sonunda kurtulmuş olmanın verdiği tatlılıktı. Sanki vücudu ölümcül bir uykudan uyanmıştı. Ne yapacağını bilemez halde bu sefer de gözünü tamamen gökyüzüne kaydırdı ve bulutlara baktı.

Gündüz masmavi olan bulutlar, güneş batarken renk cümbüşünü andıran,  gökyüzü içinde süzülen onlarca şekle sahip rengarenk bir sanattı. Durdu ve baktı. Bulutlardan şekil çıkarmaya çalıştı, çünkü bunu çok severdi çocukluğundan beri. Çocukken sıkıldığında en çok eğlendiği oyunuydu bu! Bulutlara bakardı ve onlardan şekiller çıkarmaya çalışırdı. Bu onu çok eğlendirirdi ve özgürleştirirdi. Çocukluğundan beri bir özgürlük takıntısı vardı genç kadının içinde. Belki de yaşadığı şehirde, yaşadığı koşullarda var olan, onun kadar özgür bir başka kadın daha yoktu. Ama hep ağzına pelesenk olmuştu şu özgürlük kelimesi…

Ailesi, arkadaşları sürekli ona kızardı, “Sen neyin özgürlüğünü istiyorsun? Daha ne kadar özgür olabilirsin?” derlerdi. Genç kadın başta anlayamıyordu, başta gerçekten bedeninin özgür olmadığını düşünüyordu ama sonra düşününce fark etti ki aslında özgür olmayan onun düşünceleriymiş, aslında olay kendi bedenine hapsettiği ruhunun özgür olmamasıymış. Genç kadının ruhu özgür değilmiş aslında. Çünkü kendini acılarının içinde, yaşanmışlıklarının, geçmişteki hatalarının içinde o kadar çok hapsetmiş ki asla özgür hissedemiyormuş. Kendi özgürlüğünün en büyük düşmanı kendisiymiş. Bunu anladığında özgürlüğüne erişeceğini sanmış olsa da aslında o kadar da basit değilmiş olay. Çünkü bunun için artık kendini suçlamayı bırakması, kendini affetmesi ve yoluna devam etmesi gerekiyormuş. Bilye gözlerinden bir damla yaş yuvarlanarak yanaklarından aşağı inerken: “Artık kendimi affetmeyi öğrenmeliyim.” diye düşündü. Kollarıyla kendini sıkıca sardı. Uzun siyah saçları rüzgarda ahenkle salınırken kendine bir söz verdi. “Artık ne olursa olsun kendimden vazgeçmeyeceğim.” Güneş son ışıklarıyla güne veda ederken kendini daha güçlü hissederek yoluna devam etti.

Zeynep AVAN

excantre@gmail.com

6 thoughts to “Özgürlüğe Bir Nefes Kala”

  1. Özgürlük bazen bulutlar kadar uzakta , bazen de güneşin sımsıcak sarmalaması ile taaaa yüreğimizde . Bazen renkli bir şekerlemenin damakta bıraktığı tat da bazen de sevginin dönüp gidebilmek de olduğunu bilmenin yansıttığı gözyaşında ….
    Genç kadın, Ruhunu özgür bırakabilenlerin arasına hoşgelmiş.
    Kalemine sağlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir