Gürşat Özdamar kimdir diyerek başlayalım söze.

Sinemanın içinde uzun yıllar farklı işler yaptıktan sonra şimdilerde sinemayı özellikle çocuklara sevdirmek ve onların da kendi filmlerini yapabilmelerini sağlamak amacıyla yaratıcı dramayı ve oyunu kullanarak sinema atölyeleri yürüten biriyim. CANLAN! Çocuklarla Sinema ismini verdiğim bir de kitap yazarak bu alandaki bilgilerimi “her yaştan” çocuklarla paylaşmak istedim.

İSTOPMOTION İstanbul Sinema Topluluğu nasıl oluştu, siz toplulukta neler yapıyorsunuz?

İstanbul Sinema Topluluğu, ABD’nin Irak’ı işgal ettiği 2003 yılında savaşa karşı çıkan sinemacılar olarak başlattığımız ve herkesin birer dakikalık barış konulu filmlerinden oluşan 100 Barış Filmi’ni bir araya getiren çalışmayla kendini duyurdu. Bu çalışma kapsamında Bahçeşehir’de gerçekleştirdiğimiz herkese açık ve ücretsiz sinema kampında buluşan -Zeki Alasya’nın da konuk olduğu- her yaştan sinemacılar daha sonrasında beraber çalışma olanaklarını da yaratmış oldu ve topluluğumuz gelişti. Sonraki yıllarda da benzer yoğun katılımlı ortak çalışmaları sürdürdük. Her defasında, sinemanın yalnızca belli bir kesime ait olan ayrıcalıklı bir sanat değil, onun asıl olarak herkesin yapabileceği ve bu yolla kendini ifade edebileceği bir biçim olduğu vurgusunu öne çıkardık ve kâh bir ekoloji festivalinde, kâh bir sınır köyünde sinema anlatmaya devam ettik. Documentarist İstanbul Belgesel Film Festivali, Bursa Nilüfer Belediyesi Çalı Köy Filmleri Festivali, Kadıköy Belediyesi Çevre Festivali, Çanakkale Bayramiç Belediyesi İda Kültür Sanat Şenlikleri çocuklarla sinema atölyeleri yaptığımız yerlerden birkaçı. Ayrıca İFSAK’ta 60. Yıl Etkinlikleri kapsamında iki farklı yaş grubu için birer atölye gerçekleştirdik. Nebil Sayın ile Sinema-Tarih Buluşması’nda da İstanbul Boğazı’nda çekilmiş 34 İstanbul filmi üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Bu gezide çocuklar da Nebil Sayın’ı yalnız bırakmadılar.

Günümüzde de yoğunluklu olarak çocuklarla olmak üzere bu çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bir yandan İstanbul Fatih’te göçmen ve mülteci çocuklarla sinema atölyelerimiz sürerken Tatavla Gıda Topluluğu Sinema Kulübü kapsamında da atölyelerimiz devam etmekte.

CANLAN! etiketiyle yakın zamanda çıkan “Her Yaştan Çocuklarla Sinema” kitabını tanımak ve hikayesini öğrenmek isteriz.

Çocuklarla sinemaya dair bir kitap ihtiyacını, yine başka bir sinemacı arkadaşımla, Zeynep Berik ile, 2005’te Nesin Vakfı’ndaki çocuklarla çalışmaya başladığımızda hissetmiştik. Bu konuda Türkçe’de hiçbir kaynak bulunmuyordu. Biz kendi hassasiyetlerimiz ve kendi yaklaşımımızla bu çalışmaları yürüttük ve çok geçmeden gördük ki yalnızca öğreten biz olmuyor, çocuklardan da çok şey öğreniyorduk.

Sonrasında Zeynep devam edemese de ben bir süre vakıfta yatılı da kaldım. Artık haftanın belli günü gelip giden biri değildim, 24 saatimi çocuklarla beraber geçirmeye başladım. Bu durum çocukların kendilerini bana açmalarına, kendilerini daha iyi ve dolaysız ifade etmelerine imkan sağladı. Ben de bütün bildiklerimi unutup yeniden cümleler kurmaya başladım. Aslında hem sonrasında başka yer ve zamanlarda gerçekleştirdiğimiz çocuklarla sinema atölyelerinin, hem de CANLAN! kitabının ilk tohumları bu dönemde atıldı denebilir.

Her atölyede birbirinden farklı yaşlarda çocuklarla tanıştım ve onlarla ortak bir dil kurmaya çalıştım. Bunun için seçtiğim oyun ve yaratıcı drama teknikleri işimi inanılmaz kolaylaştırdı. Şimdilerde dansçı arkadaşım Eda Yapanar da atölyelerde benimle dayanışma gösteriyor. Onunla çalışmak keyifli, çocuklar da onu çok seviyor. Neticede ezbere dayanmayan, rekabet içermeyen, ödül ya da ceza uygulanmayan bu atölyelerde paylaştığımız bilgileri başka çocuklara da aktarmak amacıyla bu kitabı yazmaya da üç yıl önce başladım. Aklımda biraz daha geniş bir kitap oluşturmak vardı, ama tahmin edebileceğiniz gibi her bir konusu için ciltlerce kitap yazılabilir olduğundan, bir yerde sınırlı tutmak zorundaydım. Ve işte bu kitap çıktı ortaya.

Kitabı okuduğumda klasik sinema yapımı anlatısına rastladım, tabii çocuk dilini benimsemek de bunun için çok önemli. Bu dile nasıl eriştiniz, çevrenizden yardımlar aldınız mı?

Sinemada ben kendimi herhangi bir kurama ya da tekniğe bağlı birisi olarak düşünmüyorum. Ama bu alanda yeni olan, hele de yaşları küçük çocuklarla çalışırken ister istemez sinemanın en temelinden, senaryonun en temelinden söz etmeden olmuyor. Ne var ki biz klasik olarak da adlandırsak, çocuklar inanılmaz hayal güçleri ve betimlemeleriyle bu kalıplara sığmadıklarını gösteriyorlar. Ve iyi de yapıyorlar.

Dil konusuna gelince, bu kitabı çocuklar hazırladı diyebilirim. Yani şöyle söylersem yanlış olmaz: onların merak ederek bana sordukları, öğrenmek istedikleri konuları ya da birbirlerine yaptıkları açıklamaları arka arkaya yazdım. Yani bir atölyedeymişçesine konuşma diliyle olmasını seçtim. Üstten bir dil zaten kullanmıyoruz çalışmalarda, bu kitapta da olsun istemedim.

Yalnızca dil değil, kitapta gösterilen pratik uygulamalar da çocukların ellerinden çıktı. Hiçbir profesyonel fotoğraf çekimi yer almıyor kitapta, tamamı atölyelerde çekilen fotoğrafları kullandık bu kitapta. Doğal olmasının bir başka nedeni de bu görseller olabilir.

Neden çocuklar? Sinema ve çocuklar bir arada size neler çağrıştırıyor?

Sinemaya hayal gücü ile gerçeğin buluşması dersek buna en çok çocuklar uyuyor. Ya da şöyle söyleyeyim: büyükler (ya da yetişkinler) hayal güçlerinden, hayallerinden uzaklaşıyor, uzaklaştırılıyor. Sistemin bu tornasına henüz girmemiş olan çocuklar paylaşmayı seven, birbirine güvenen, bilgi edinmeye meraklı, yaşama dair sorular soran ve bunlara yanıtlar arayan bireyler. Uzaklaştırılıyoruz. Toplum yapıyor bunu, eğitim yapıyor, aile yapıyor. Oysa içinde hayal olmayan, duygular olmayan bir gerçek kurumuş bir bahçeden farklı değildir.

Bugün, ilk öğrencilerimden evlenip çoluk çocuğa karışanlar var. Onları sinemayla tanıştırdığım için keyifliyim, ama asıl olarak hayallerinden kopmamasını, hayallerinin peşinden gitmesini sağlayabildiysem ne mutlu bana.

Sosyal medya hesaplarınızda kitabınızı elinde tutan çocuk fotoğrafları gördüm. Çocukların kitabı incelediğinde tepkileri neydi, sayfalarda neler gördüler?

Bu fotoğraflarda görünen çocukların bir kısmı zaten atölyelerimize katılan, hatta kitapta ya kendi ya da yaptığı çalışmaların fotoğrafı olan çocuklar. Onlar çok heyecanlıydılar. Ayrıca, belki de ilk kez denenen böylesi bir çalışmada yer almak onları çok sevindirdi. Bundan sonraki çalışmalar için motivasyonlarını artırdığını söyleyebilirim.

Kitabı ilk kez gören çocuklar ise biraz daha meraklılardı. Belki de böyle bir çalışmanın varlığından ilk kez haberdar oluyorlardı. Çoğu bu çalışmalara kendilerinin de katılmak istediğini söylediler ki bu sevindiriciydi. Bazıları da benzer çalışmalara katıldıklarını, ama yeterli kaynak olmadığını, bu kitabın kendileri için faydalı olacağını söyleyip teşekkür ettiler.

Bundan sonrası için neler düşünüyorsunuz? Stop motion ile başladığınız yayın hayatınızın devamı gelecek mi? Ya da çocuklara ek olarak başka gruplar için de projeler planlıyor musunuz?

Kitap yazarken belli bir yerde kesmem gerektiğini söylemiştim. Bu kitabı paylaştığım sinema çevrelerinden kitap ile ilgili olumlu dönüşler alınca, önümüzdeki yıllar için bu kitabın kurmaca kısmını hazırlamayı düşünmeye başladım. Çocuklarla yalnızca stop motion değil kurmaca çalışmalar da yapıyorum ve onunla da ilgili epey malzeme birikti diyebilirim. Belki de önümüzdeki sonbaharda onunla karşınızda olabilirim.

Kitap dışında, www.istopmotion.org internet sitemizin bir kısmını, çocukların hazırladığı filmlerden oluşan bir film kitaplığına dönüştürme düşüncemiz var. Bunun için hazırdaki filmlerin gönderilmesi için bir çağrımız olacak. Ama asıl olarak yeni filmler üretimini teşvik etmek amacıyla bir çalışmanın da hazırlığı içindeyiz. Yani seçilen bir temada çocukların yeni film üretmelerini sağlayacağız ve onu gene çocuk sinemacılardan oluşan bir değerlendirme ile önce sitemizde, sonrasında da belli salonlarda gösterimini sağlayacağız, gibi bir düşüncemiz var.

Son sözlerinizi almak isteriz…

Çalışmalarımda bir tarafta oyunu eksik etmezken diğer yandan da içinde yaşadığımız dünya gerçekliklerine de vurgu yapmaya çalışıyorum. Çocukların ekolojik yıkımlar, kadına yönelik şiddet, savaşlar, sınırlar ve mültecilik durumları ile ilgili konuları ele almalarına gayret ediyorum. Bu çocukların da ilgisini çekiyor. Onlar da bu sorunlardan şikayetçi ve hatta en çok da çocukları etkiliyor bu sorunlar. Çocuklar hazırladıkları filmlerle eleştirilerini ve çözüm önerilerini de belirtme, “sen sus küçüksün” kısıtlamasının aksine, böylece kendilerini ifade etme imkânı da buluyorlar. Bu alanda “büyüklere” örnek de oluyorlar. İstopmotion olarak katıldığımız Kadıköy Belediyesi Çevre Festivali’nde mikrofonu ve kamerayı ellerine alan atölyemiz katılımcısı çocuklar, festivali ziyarete gelmiş olanlara tek bir soru yönelttiler: Dünyada hiç yeşil kalmasaydı ne olurdu? Başta basit bir soru gibi görünen bu soruya yanıt vermek, açık söylemek gerekirse, büyükleri zorladı. Çocuklar bu kayıtlardan bir kısa film oluşturdular. Film de oldukça ilgi çekti.

Yine Kartal Alternatif Sanat Atölyeleri’nde yürüttüğüm İstopmotion sinema çalışmalarına katılan 10 yaşındaki Ulaş Karataş’ın hazırladığı 1,5 dakikalık canlandırma filmi, 7-9 Kasım tarihlerinde İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek olan 7. Canlandıranlar Kısa Film Festivali’nde gösterilmeye değer görüldü. Yarışma jürisinde Ayşe Ünal, Feride Çetin, İpek Torun, Ramize Erer ve Sevinç Baloğlu’nun bulunduğu festival, başvuran 80’den fazla film arasında Ulaş Karataş’ın senaryosunu birlikte oluşturduğumuz ve ekolojik yıkımları ele alan “Başlangıç” isimli filmi gösterim programına aldı. Henüz 10 yaşında olan Ulaş Karataş, 2 yıldır Kartal Alternatif’teki sinema atölyelerime katılıyor. Ulaş, aynı zamanda CANLAN! Çocuklarla Sinema isimli kitabın hazırlanmasına da katkıda bulundu. Kitapta Ulaş’ın da katıldığı sinema atölyesi çalışmalarından fotoğraflar ile festivalde gösterime değer bulunan Başlangıç filmi de film yapım örneği olarak gösteriliyor.

Toparlarsak, sinema çalışmalarına katılan çocuklar düşüncelerini özgürce ifade edebiliyorlar. Çevrelerine daha eleştirel bakabiliyorlar. Hepsinin büyüdüklerinde, filmlerinde ve belgesellerinde yaşadığımız dünyadaki adaletsizlikleri gösteren birer yönetmen, ama bundan da öte farkındalıkları yüksek birer birey olacaklarına kuşkum yok.

Röportaj için sevgili Gürşat ÖZDAMAR’a teşekkür eder, başarılarının devamını dileriz.

Ufuk KADIZ

ufukadiz@gmail.com

Ufuk KADIZ

Ufuk Kadız 1995, Kartal doğumlu. Lisenin son yılına kadar öğretmenlik diye tuttururken kararından vazgeçip Kadir Has Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümüne tam burslu olarak girdi. Mezun olmasına yakın Leyli Sanat'ı kurdu ve çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor. Öte yandan mezun olduktan sonra Halk Eğitim'de Kısa Film Yapımı kursları verdi, çalışma hayatında sinema ve eğitimi birleştirmek ve Leyli Sanat'ı fiziki bir yere dönüştürmek en büyük iki hayali.
2019'da ise İstanbul Üniversitesi Kadın Çalışmaları anabilim dalında yüksek lisansa başladı.
Ufuk KADIZ

2 thoughts on “Röportaj: Gürşat Özdamar ile CANLAN! Üzerine | Ufuk KADIZ

  1. Büyük keyif aldım okurken. Bu işleri gönülden yapan paylaşan çocuklara dokunan Gurşat Özdamar a ve bu röportaj la bizlere ulaştırıp bu güzel yapıcı aktiviteyi ileten sana da Sevgili Ufuk çok teşekkür ederim. Güzel ve doyurucu bir röportaj olmuş. Tebrikler 👏👏👏👏👏

  2. Mükemmel dolu bir hayat ve geleceğe dokunmak… Çocuklara hem sanatı öğretmesi hem de “sen sus küçüksün” algısını değiştirerek kendilerini ifade etmelerine olanak sağlaması çok güzel. Değerli sanatçıyı tanımamizi sağlayan Ufuk bey’e de teşekkür ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll Up