Sahibinden Çok Kullanılmış Anısal Bellek | Hidayet ÇELİK

Unutmamak… Hayattaki tek özelliğim buydu.

Yaşadıkça gördüm ki insanların, onları belirgin yapan, herkesten farklı kılan başlıca özellikleri vardı. Kimisinin saçı, kaşı, gözü; kimisinin boyu, posu, yüzü; kimisinin zenginliği, işi, gücü; kimisinin sesi, sanatı, bahtı ve daha nicesi…

Ergenlik zamanlarımdan beri hep bunu sorguladım. Herkeste bulduğum o kişiyi öne çıkaran şeylerin bendeki karşılığı neydi?  Acaba şu mu? Acaba bu mu? Aslında ben de şunu şöyle yapıyorum, bunu bu kadar iyi yapıyorum. Yok yok!

Ben çok düz birisiydim, çok sıradan. Ne saçım ne gözüm ne işim ne gücüm. Hiçbiri bende yoktu, olan da öyle kendinden söz ettirecek kadar değildi. Sadece şey vardı kendimde dikkatimi çeken: Unutmuyordum. Ya da başka deyişle normalden fazla hatırlıyordum. Bunu bu şekilde ilk fark ettiğimde liseye gidiyordum. O zamanlar bu unutmama olayı, hafıza olayı, hoşuma gidiyordu. Hatta övünç kaynağı yapıyordum bunu kendime. Mesela okulda arkadaşlarla sene sonu geldiğinde sene içindeki anıları yad ederken çoğunun unuttuğu ayrıntıları dile getirmek, onların benim hatırlamama hayranlık duyarak şaşırması içten içe beni mutlu ediyordu. Kendimi ifade etmemin, “Evet bu da işte benim!” dememin bir şekliydi bu. Hatta en önemli şekli. Bazıları dünü hatırlamazken ben 2-3 yaşlı hallerimden bile bazı şeyleri hatırlıyordum. Balık hafızalı insanların kol gezdiği memleketimde bu hatırlama kabiliyetim beni o yıllar çokça memnun ediyordu. Sadece bununla da kalmadı, bu yeteneğim sayesinde üniversiteyi iyi bir puanla kazandım ve okuyup bitirdim. Hani kimisini zekası kimisini çalışkanlığı kimisini de babasının parası üniversiteli yapar ya. Beni o noktalara eriştiren hafızam, yani unutmama kabiliyetimdi.

En fuzuli şeyleri bile unutmuyordum. Haliyle durum böyle iken normal bir insandan daha fazla anı biriktiriyordum. Hayır, hayır! Öyle hayatı dolu dolu yaşadığımdan değil, normal birisi için hatırlanmaya tenezzül bile edilmeyecek şeyler bende fazlasıyla kalıcı yer edindiği için. Malumunuz insan hayatta hep güzel anılar biriktiremiyor. Ölüm var, ayrılık var, yıkım var, hayal kırıklığı var, heveslerin kursakta kalması var. Mevzu bensem bunların ağa babası var, alası var. Yaşım ilerledikçe fark ettim ki evvelden beridir övünç kaynağı edinip bir maharet bellediğim bu unutmama işi aslında felaketim imiş. İnsanlar tanıdım, insanlar sevdim, arkadaş edindim, yar oldum, yaren oldum. Güldüğüm de oldu ağladığım da. Güldürdüğüm de oldu ağlattığım da. İnsanlar hayatıma giriyor ve çıkıyordu. Bir tren istasyonunun bekleme salonu gibiydim. Her gelen daimî kalacakmış gibi söylemlerde bulunuyor ama bunları çok çabuk unutuyordu, hiç söylememiş gibi davranıyordu ve ilk trene atlayıp el bile sallamadan uzaklaşıyordu. Dünya yuvarlaktı, bir köşeye de çekilemiyordum. Ne yapsam kaçamıyordum insanlardan. Ve dediğim gibi ben unutmuyordum. Oysa bu hayatta mutlu olmak için çokça unutmak gerektiğini fark etmiştim. En kolay unutan; en az acı çeken, en çok mutlu olandı. Benimse bir şeyleri anımsamak için sebeplere bile ihtiyacım olmazdı çoğu zaman. Veya çok saçma şeyler bile eskiyi çağrışım yapabilirdi kalabalık zihnimde: Tenime değen ılık bir rüzgâr, bir parfüm kokusu, bir film repliği, dolmuşta rastladığım herhangi birisi, radyoda çalan bir şarkı vesaire.

Attila İlhan’ın o meşhur dizesindeki ikinci özne bendim: “Herkes beni unutmuştu, ben kimseyi unutmamıştım.”

İşte tam şu anda bile zihnimde bir şarkı yankılanıyor, Gece Yolcuları üstüne basa basa o nakaratı söylüyor:

“Unut beni sevgilim, ben unutmuyorum/unutamıyorum.”

~HİÇ~

Hidayet ÇELİK

hidoyetti.27@gmail.com

6 thoughts to “Sahibinden Çok Kullanılmış Anısal Bellek | Hidayet ÇELİK”

  1. Yazının, ilk 5-6 pratikten sonra oluşturulduğunu tahmin ediyorum. Yazarımızın dil bilgisi iyi durumda olduğundan cümlelerini, daha çok anlatacaklarını toparlayabiliyor. Sağda solda bırakılmış akışı bozan, ne anlattığını bilmeyen cümleler yok. Gayet standart duruyor. Ama bu iskelet, içeriği yansıtmada yazarı biraz engellemiş gözüküyor. Yani oldukça zengin bir içerik var gibi görünüyor ama aslında birçok tekrar var. Yazar bu konuda kendimi geliştirebilir. Anlattığı şeyle ilgili daha çok şey düşünebilir. Bunun dışında yazarın dilinin aslında anı yazmada başarılı olabileceğini düşünüyorum. Süslü bir dili var ama bununla savrulmuyor. Tabiri caizse yuları elinde tutabiliyor. Yazı beni doyurdu ama yazar dediğim önerileri dikkate alırsa tadından yenmeyecek yazılar çıkartabilir. Dile hakimiyeti yüksek, biraz daha hayalgücü gerek. Tebrik ederim, kalemine sağlık.

  2. Değerli görüşleriniz için teşekkür ederim. Tavsiyelerinizi değerlendireceğim.

  3. Çok beğendim ve okurken kendimi şanslı hissettim! Okuyacağımız daha çok yazın olsun! Tebrik ederim,kalemine ve hafızana sağlık! 🙏🍀

    (Sagopa Kajmer-Düşünmek İçin Vaktin Var)

    1. Teşekkür ederim Ömür. Sağlığın her türlüsü bir nimet. Ama bu yazıdan sonra “hafızana sağlık” biraz nükteli oldu ☺

  4. Oluşturulan metinde üzerinde durulan tema duyusal birçok paydaşıyla okuyucuya yansıtılabilmiş.Formatif düzensizlikler mevcut olmamakla birlikte anlam bütünlüğünün de sağlanmış olması mutlu ediciydi. Kaleminiz daim olsun ..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir