Günü hatırlamam da seksen kilometre boyunca beni ağlatan, o gün ciğerimi damıtan şarkı* çalıyor burada. O günüme götürüp o sancı karaladı içimi. Balta vuruşları gibi bu şarkı göğsümde.

Saçımı çekip koparacak kadar stres doluyum, aslına bakarsan stresten öte bir şey beni damarlarımdan koparıyor. Ve bağırıp kendimi paralamak geliyor içimden de ben oturmuş yazıyorum. İçimden konuşmalarım yarattıklarına yetişmiyor maalesef. Ne yapsak ne etsek iç konuşmalarımızın değişmeyen bir gerçeğidir bu.

Çalan şarkının ismini merak ettiğini biliyorum ama bunu söylemeyeceğim. Hem bilsen ne olacak. “Bilmemek bilmekten iyidir Mara.” diyen o yazarı hatırla.

Ve o günü anla diye anlatacağım. Lütfen dikkate al. Muhtemeldir senin de bir şarkın var böylesi bir acıyla seni dağıtan. Belki de başkadır ağladığın acı bilemem, ben kendi payıma düşeni anlatabilirim ancak. Sen de kendi payına düşen kadar anla.

Bu şarkıyı tekrara almış ve seksen kilometre boyunca ağlamıştım. İçimi dışarı akıtabilsem dolmuşu iç organlarına boğardım. Ben sadece cama eğilip peçeteleri ıslatabilmiş, farkına varan olmuşsa onların gözüne kederimi değdirebilmiştim. O gün tam olarak böyleydi. Dahası ileri bir acıydı, her şarkının canına okuyabileceği yayılmış bir acıda diyebilirim.

Bugün ise üzerimdeki çirkinliğim etrafın hızında vuruyor beni. Konuşurken bile sesime sinmiş yorgunluğum, toparlanıp kendi içinde gülle gücü ile göğüs boşluğuma kendini fırlatarak dağılıveriyor tüm vücuduma. Üstelik şarkı hep o günü getiriyor aklıma.

Metni bıraktım. Bir mühlet etrafı izledim pencereden. Sonra döndüm iç mekanıma, birden masamın, eşyalarımın farkına vardım ve bu mekânın içi ürpertti beni birden.

Malum şarkı bitti. İç sancı tekrarı bitti.

Şimdi ise daha evvelden duymadığım bir şarkı çalıyor yani bu mekânın yeni şarkısıdır bu: “…Çınladı alkışlar/kör sokaklarda yankısı kime kaldı.” diyen adamın sesine doğru yürüyüp ses tellerine bassam dedim içimden. Kim bilir bu ses; sözleriyle kimlerin saklı veya ulu orta sancısına eşlik etmiştir. Evet evet kesinlikle. “Deniz koydum adını/kederi bende kaldı.” diyen adamın sesine basma vakti şimdi.

Ayşe TÜRK

ayse_trk_21@hotmail.com

Ayşe TÜRK

Ayşe Türk, 12.10.1989 tarihinde Diyarbakır’da dünyaya gelmiştir.2014 yılından bu yana İstanbul'da yaşayan Türk, Diyaliz bölümünü okumak mecburiyetinde kalsa da ilkokul dönemlerinde başladığı yazma eyleminden uzaklaşmamıştır. Daha çok şiir odaklı çalışmalar yapsa da öykü ve denemeleri de mevcuttur. Bakış açısını tamamen sokakların hareketine odaklı tutmuştur. Yaşamını yazıya endekslemiş olsa da resim ve işaret dili alanında da çalışmalar yapmaktadır. Sevginin her daim iyileştirici olduğunu nefretin ise sevgiyi kıymetli kıldığını düşünmektedir. Şiir yazmasının nedenini başlı başına efsunlu bir öyküde bulunmasıyla açıklamıştır.
Ayşe TÜRK

3 thoughts on “Şarkıdaki Hür Acı | Ayşe TÜRK

  1. Çok iyi bir kurgu ile oluşturmuş ancak ben bu tür özlem duygusunu “duygulara boğdura boğdura” anlatılması gerektiğini düşünüyorum. Boğdura boğdura, kavramı kafanı kurcalayabilir. Demek istediğim naif ve çekici kavramlarla anlatımına yoğunluk kazandırman gerektiğidir. Öyleki özlemin dili; bin hatta milyon çeşittir, her telden vurulması gerektiğini düşünüyorum. Sürekli sana yaptığımız eleştirilerden biri de duygunun yoğunluğunun yazının yoğunluğundan fazlaca ön planda olduğu gerçeğiydi. İşte bu örnek tam da bunu geçerli kılacak istisna bir konuydu. Çünkü özlem merak uyandıran bir duygudur. Ben bu hikayeyi kısmen biliyorum. Ama bilmeyen insanların “Vay be ne özlem duygusuymuş” demesi gerektiğini düşünüyorum.
    Işlenme süreci çok iyiydi. Konuya giriş gayet yerindeydi. Sonunu merak ettirdi sana. Ancak o özlemin gizini merak ettirmeni de isterdim. Totalde yapman gereken iki şey vardı:
    Ya okuru ikna etmek adına boğdura boğdura anlatıp göstermek,
    Ya da gizini sürdürüp vurucu kavramlarla bunu göstermek.
    Nihayetinde çok beğendiğim bir metin olduğunu olduğunu söyleyebilirim sana.
    Tebrik ediyorum, kavuşmanız tez olsun Canım Ayşe.

  2. Canem Fırat değerli yorumun için teşekkürler. Neredeyse tüm yazıları hassasiyetle okuduğunu görmek hepimiz için onure edici bir karşılık. Bunun için sana çok çok teşekkür ederim. Ancak bu yorumun içinde bir yeri düzeltmek isterim, ben burada bir özlemi anlatmadım. Bir şarkıda ağlayan ve o şarkıyı her dinlediğinde tekrar aynı şekilde etkilenen ve bunu kaleme alan birinden yola çıkarak kurguladım. Burada özlem yok sadece bir şarkının kişi üzerindeki etkisine bağlayacak bir metin oluşturmaya çalıştım. Başarabildim mi buna okuyanlar karar verir tabi. Bunun dışında iyi dileklerin için de çok çok teşekkür ederim 🌼

  3. Yine her zamanki gibi şaşırtmıyorsun ablaların gülü ♥️♥️♥️

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll Up