Soluğundaki Ayaz

Reading Time: 2 minutes

Bakıyorum güneş sol kulağının arkasından doğmuş bugün, asabisin. Fısıldamış sana göğün yaramazlıklarını, bulutlar şiddetli bir yağmura gebeymiş. Sen gözünü ovuştururken kararmış gökyüzü. İri damlalar evlerin camlarını döverken, pencere kenarında yarım bırakılan kahveler utanmış çıplaklıklarından, süt kuşanmamışlar.

Sen, göğü bestelerken kuşlar senin sesine dizilmiş. Gökkuşağı boyamış göğü kırmızıya, mora, maviye… Polenler savrulurken uzaklara arada bir insanlara uğramış. Burunlarını öpmüş onların, orada özlemle tütenleri, tohumları arasına alıp devam etmiş yoluna. Ardında bıraktığı insanlar burunlarını kaşırken, savrula savrula uçmuş küçük adamlar yahut kadınlar…

Sen gözünü aralarken bir gonca daha güle kaçmış, bir tırtıl daha terk etmiş kozasını. Üç günlük ömrüne kanat germiş, bırakmış eski bedeninde tasasını. Gün ışığı, arıların kanatlarını okşayınca çiçeklerin kulaklarını doldurmuş vızıltılar, bir çiftin daha ismi yer etmiş yaşlı çınarın gövdesine. Gülümsemiş çınar, bir aşkı daha bünyesine aldığı için yaprakları tutkuyla titremiş.

Sen saçlarını tararken tatlı bir meltem yalamış tüm şehrin ayazını. Soğuk kaldırımlar gerinmiş sabahın ilk ışıklarında, ağaçlar şapka çıkarmış birbirlerine; selamlaşmışlar…

Sen yeni bir güne uyanırken, bakıyorum bir mevsim daha geçmiş yüzünden. Nefesini verdiğinde oluşan buhar, yerini boynundan süzülen ter damlasına bırakmış. Kasvetli havaların kapattığı gözlerin, yemyeşil bir sabaha açılmış, hareleri baharı kucaklamış.

Bakıyorum güneş sağ kulağına doğru batıyor şimdi;
Soluğundaki ayaz bahar meltemine çalıyor.
Ve bakıyorum yine,
Sende bir mevsim daha başlıyor.

İdil AVAN

katypattra@gmail.com

16 thoughts to “Soluğundaki Ayaz”

  1. Çok beğendim İdilcim. Denemelerini kitap haline getirmek için daha ne kadar bekleyeceksin … bu kadar duygulu satırları uzun zamandır okumamıştım. Yola devam

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir