UZAKLARDA | Hakan GÖKKAYA

Saçlarıma bahar yağıyor, Sesini duyunca. Bir müzikalde seni izliyorum. Loş ışıklar yüzüne vuruyor. Maziden bir masal şimdi, Dinmeyen uğultusu rüzgarın. Martılar, tavernada eşlik ediyor. Masamızı hatıralar süslüyor. Dökülen kadehler dindirmiyor acımızı. Kederimiz keskin bir keman sesi, Benzemiyor başka bir şeye. Anımsıyor gibi yaşamak ne acı. Kapandı kalbimiz, buz tuttu aşk. Adı dilimizde kaldı. Serseri gözlerim … Okumaya Devam Et!UZAKLARDA | Hakan GÖKKAYA

TAHAYYÜL | Rafet KODAŞ

Sarp uçurumun başındayım. Kollarımı kartal gibi açmış, süzülmek için saniyeleri kovalıyorum. Rüzgârda sörf edercesine süzülüp, erguvan kokulu koylardan ovalardan geçiyorum. Yeşilin bin bir türlü renklerine boyanıyorum. El değmemiş, tüm hayasızlıklara, ahlaksızlıklara inat bakireliğini korumuş cennet kızına dokunur gibi Ürkekçe dokunuyorum okyanus maviliğine. Sarp kayaların ürkütücü yüzüne dokunuyor bedenim. Gözlerim kapalı! Seni sevmelerimi düşlüyorum, günaha belenmiş … Okumaya Devam Et!TAHAYYÜL | Rafet KODAŞ

AYNALI TAHSİN | Büşra YAŞAR

Gece göğsünü siper etmişken yıldızlara, bir yaz sofrası çekirdekli buz gibi karpuzlar ortadayken, açılmışken yetmişlikler masamda. Eski bir sevdayı hatırlattı yetmiş yedi yaşında, iki çocuklu dört torunlu kasketli bir amca. Şöyle dedi: Yaşasaydı eğer, ben ölürdüm her gece ve her sabah uyanırdım yeniden gözlerini görmek için, gözleri doldu o sırada… Yıllarını aynada harcamış bir adamın, … Okumaya Devam Et!AYNALI TAHSİN | Büşra YAŞAR

GÜNAH KADAR KARA | İdil AVAN

Vaveyla, mor perdesinden sızan gün ışığının kirpiklerini gıdıklamasıyla uyandı. Gözlerini araladığı anda irislerine hapsolan güneşe önce hafifçe yüzünü buruşturdu, sonra kedi gibi gerindi. Vücudunda oluşan rahatlığı ve kulaklarına dolan kıtırdama seslerinin oluşturduğu o senfoniyi her şeyden çok seviyordu sanırım. Sırf bunu daha çok hissedip duyabilmek için fazladan uyuyarak günü yarılamaya razıydı. Gülümseyerek doğruldu ve perdelerini … Okumaya Devam Et!GÜNAH KADAR KARA | İdil AVAN

Sancının Mektubu | Elif PAKLACI

gün benim alışkın uyandığım günler gibi başladı* Henüz var olmamıştı boşluğum. Bir banka oturduğumda, sigara yaktığımda, uyumadan önce düşündüğüm yoktu. Otuz iki dişim de yerindeydi. Bilmem inanır mısınız, kirpiklerim de vardı gülen gözlerimde. Sonra telefonun uzun uzun çaldığı gün oldu. Çekmecemden bembeyaz bir kağıt çıkardım. Her çalış bana kelimeler verdi. Ben de birbir işledim kelimeleri … Okumaya Devam Et!Sancının Mektubu | Elif PAKLACI