Süt Mısır ve Melankoli | Emin HAYTA

Güneş, dünyaya en yakın pozisyonunu almış, “Dur lan şurada top oynayan oğlanların ağzına sıçayım” der gibi tepemizi oksijen tüpüyle deliyordu sanki. İki sokak ötedeki boş arsanın kenarına tır şoförü Ökkeş Dayı’nın koyduğu çıkma benzin deposunun üzerine oturmuş, iki mahalle arasındaki rekabetin en şiddetli sahnesini izliyordum. Aşağı mahalle ile bizim mahalle iki haftada bir, her cumartesi … Okumaya Devam Et!Süt Mısır ve Melankoli | Emin HAYTA

SICAK MERHAMET | Emin HAYTA

Gök gürültüsünün şiddetli sesiyle uyandı Aki. Hemen doğruldu, başını ellerinin arasına alarak yere kapandı. Gürültü bitene kadar da öylece kaldı. Çakan şimşeğin ışığı mağaranın içini bir kandil gibi aydınlattığında etrafına bakma fırsatı buldu. Arkadaşı ve en yakın yoldaşı Nin de uyanmış, korkuyla kendisine bakıyordu. Gökten şiddetli sesler geliyorsa eğer, yukarıda yaşayan Tanrılardan biri çok kızmış … Okumaya Devam Et!SICAK MERHAMET | Emin HAYTA

REYHAN | Emin HAYTA

Hasan amca kendini bildi bileli sebze meyve haline bahçede yetiştirdiği ürünlerini satarak geçimini sağlıyordu. Bu işe ne zaman başladığını bile hatırlamıyordu. Babasından devralmıştı işini. İyi para kazanmasa da geçimini sağlıyordu. “Azıcık aşım, ağrısız başım” düsturuyla hareket eden, kanaatkâr olmayı ve şükretmeyi kendine ilke edinmiş biriydi. Babası da öyleydi. Demek ki kendisi de böyle yaşamalıydı. Babasından … Okumaya Devam Et!REYHAN | Emin HAYTA