Anasayfa » Etiket Arşivi: hakangökkaya

Etiket Arşivi: hakangökkaya

Yokluğunda | Hakan GÖKKAYA

Uzaklığında öğrendim aşkı, Yokluğunda. Sen yokken güzeldi aşk. Varlığından korktum. Gözlerimle aradım boşluğunu. Sormaya kıyamadım. İstemediğine kumar oynadım, İstediğine galip gelmedi bir türlü. Bir ışık yaktım geleceğine. Bir mektupla soldu ışığım. Geri dönsem o güne. Düşsem peşine korkmam daha. Varlığında yokmuşsun gibi Yaşıyorum bu hayatı. Yaşamak buysa… Gözlerinde kaybolmak varken Hatıralarda kayboldum işte. Ayrılık bir ateş, gölgesiz şimdi. Geçmişte takılı ...

Devamını Oku »

Öğretmenime Mektup 1 | Hakan GÖKKAYA

Merhaba öğretmenim, Bugün seni andık arkadaşlarımızla, Çiçeklerden bahsediyorduk. Sen bize çiçekleri sevmeyi öğrettin öğretmenim. Hayvanları, kuşları, böcekleri… Öğretmenim biliyor musun ben de öğretmen olacağım. Seveceğim tüm öğrencilerimi Gönüllerini okşayacağım önce. Çaresizliği tatmasın onlar. İtiraz ettiklerinde, doğru bildiklerini savunduklarında, azarlamayacağım onları. Parmak kaldırdıklarında söz vereceğim. En önemlisi dinleyeceğim onları. Gözlerinin içine güleceğim. Bazı öğretmenlerimiz var, hiç gülmüyor öğretmenim. Sürekli azarlıyor bizi. ...

Devamını Oku »

Harflerin Hikâyesi | Hakan GÖKKAYA

Elif vardı önce harflerin piri. Kâinatın yaratıcısı, Allah lafzının ilk harfi. Sonra türedi tüm harfler. İlk başta lam ve he gelirler. Sonra “Kün fe ye kün” dedi. Nun harfi düştü yere. “Ol” deyince oluverdi her şey. Kâinat ihtizaza geldi. Dizildi gezegenler. İndi Âdem peygamber yeryüzüne. Havva’sını aramak için dolaştı. Arzın ırmaklarını, tepelerini aştı. Be’sini buldu önce Aradı, Arafat’taydı, sevdiği Sad ...

Devamını Oku »

Ayrılık Bukağısı | Hakan GÖKKAYA

Her ayrılık bir bukağı bırakır yürekte. Terkisinde ruhun sürünür yalnızlık. Çığlıktır, duyulmaz yankısı sinmiş dağlarda, Dağılan seslerin uzaktan gelen tınısıdır. Her sürgün bir hüzün olur devrilmeyen, En ıssız çöllerde yaşama savaşıdır başlar. Hoyrattır boşa akan ırmaklar serap olur. Urup gezer, incinmez ayaklar kayalarda. Bazen bir nokta, bir mim kadardır ömrün Ünü yayılırken tenha sözlüklerde Dert, der; derya olur dudaklarından nağmeler ...

Devamını Oku »

Adamla Kadın | Hakan GÖKKAYA

Kadın kum gibiydi Akıp giden zaman Geçtikçe azalan. Adam eksilen zamandı Sürekli daralan Yok olan. Kadın mavi gök gibiydi Umut dolu Ufuk dolu. Adam çukurdu Kararan karardıkça Kaybolan. Kadın ipek gibiydi Tiril tiril Okşadıkça aslolan. Adam pıtraktı Ayağa Yürüdükçe dolanan. Kadın güneş gibiydi. Açıldıkça ısıtan Isıttıkça mutlu olan. Ve adam soğuk İklimlerin Erimeyen buzları Kutupların aysbergi… Yorumsuz. Uykusuz. Kusurlu. Adam ...

Devamını Oku »

HASRET | Hakan GÖKKAYA

Hasretin soluk bu akşam. Gözlerin kızıllığında buğulu. Başka alemlerde ayrılık, Kayboluş şarkısı bu. Buluşacağız elbet bir gün. Yarım kalan tüm şeylere inat. Ufuklardan kaçtı güneş. Nefesin ılık bu akşam. Bahar rüzgarları gibi… Kırlaşsa da saçlar, Bir gün kavuşmaya gebe, Eksik kalan şeylere inat. Belki bir tutam deniz, Bir tutam mavi, Söndürür bu ateşi. Kaybolduğum gün. Bir gemi güvertesinde, Beyaz teninde ...

Devamını Oku »

UZAKLARDA | Hakan GÖKKAYA

Saçlarıma bahar yağıyor, Sesini duyunca. Bir müzikalde seni izliyorum. Loş ışıklar yüzüne vuruyor. Maziden bir masal şimdi, Dinmeyen uğultusu rüzgarın. Martılar, tavernada eşlik ediyor. Masamızı hatıralar süslüyor. Dökülen kadehler dindirmiyor acımızı. Kederimiz keskin bir keman sesi, Benzemiyor başka bir şeye. Anımsıyor gibi yaşamak ne acı. Kapandı kalbimiz, buz tuttu aşk. Adı dilimizde kaldı. Serseri gözlerim sokaklarda. Kanımda burkulan bir gariban. ...

Devamını Oku »

LEBLEBİ TOZU | Hakan GÖKKAYA

Bayram günleri hep neşeli olmuştur burada, eller öpülür, harçlıklar toplanır. Bakkal önünde dikilerek bakkalın gelmesini beklerlerdi çocuklar, bayramdan bayrama harçlık gören ceplerini boşaltırlardı hemencecik. Nane şekeri, kola, Cino çikolatası, Tipitip, Turbo sakızı ve vazgeçilmez leblebi tozu. Hani öğütülmüş leblebi ve içinde biraz toz şeker karışımı, küçük sarımtırak bir kutuda satılan üstü kâğıtla kapatılmış, minik mutluluklar. Bakkalın önünde şen dakikaları arka ...

Devamını Oku »

BABA | Hakan GÖKKAYA

Ben en çok Gülüşünü sevdim babamın Öyle içten öyle sıcak öyle umutlu Sonra bıyıklarını sevdim incecik Ayhan Işık gibiydi Hani filinta gibiydi Ses tonunu sevdim kahkahası da Öksürükle tamamlanan Sigara içişini sevdim Her solukta içime çektiğim Ama içmekten korktuğum Sonra mütevazılığını sevdim Gösterişi sevmemesini Eski urbaları giyişini Eskitemediği kıyafetlerini Sevdim siyahı sevişini Yürüyüşünü sevdim Her adımda yüz bin umut saklıydı ...

Devamını Oku »

DOKUNMAK EYLEMİ | Hakan GÖKKAYA

“Dokunma dokunma kırılır kalbim dokunma Kırma kırma seven kalbimi kırma Dokunma dokunma ben yaralı bir gönülüm Vurup da kırıp da kanatıp cana dokunma” Orhan Gencebay ne güzel söylemiş!  Vurup kırıp kanatıp cana dokunma! Oysa ne güzel şey bir hayata dokunmak. Ona yön vermek, yanlıştaysa doğruya çekmek, boşluktaysa elinden tutmak. Sevgiyle yoğrulan kalplere yol açmak. Ne güzel şey insanlığı hatırlamak. Yaratılan her ...

Devamını Oku »
Scroll UpScroll Up