Anasayfa » Etiket Arşivi: şair

Etiket Arşivi: şair

Suyun Deniz Adı | Ayşe TÜRK

Sana bir şey söyleyeceğim, Suyun sesinden, Suyun renginden, Suyun deniz adından. Bu adın tanımlanamamış renginden. Birikip damaklara erişme çabasında olan Suyun deniz adından. Sana bir şey söyleyeceğim. Martılar uçacak, suyun kemik kazanmamış sırtında. Eriyik bir akımla suyun deniz adı vuruyor kendini Taşların kenarlıklarına. Bu kenarlıklardan sana bir şey söyleyeceğim ve çimen rengi yosunların vıcık dokusundan. Merhamet adına ekmek kırıntıları bırakılmış, ...

Devamını Oku »

Kuyusuz Hüzün Kuşu | Fırat ÇİÇEK

Gök, serabın akıbetine uğramış bu gece Güneşi batmakta ve kızılı nakşolmakta. Ha kan ağacı Ha gelincik taburesi Boynu zihnime damgasını vuran Bir sırça, bir sicim, Şehla gözleri ise bir onur öyküsü. Bulutun şakaklarına Hasretle tıkırdayan kafesin, Bir ağacın yarım kalmış umududur. Pullanmış derin Ve tırnak diplerin ise Hâlâ ilk yeşeren bir çam kokusu. Seni gelincik tarlasına dönüştürdüğüm İncecik bir çisenti ...

Devamını Oku »

Rüzgâr | Zuhal KAYA

30.11.2019 şimdiki zamanlarda 06.06 Rüzgâr! Mevsimin gelir bilirim. Daimî saran sevgili hassasiyetinde Biraz kızsan, bükülesi beller incinir. Boşluklar savaşında yanında, Ne yerinden etmek için Ne donmuşluğa mazeret Dön dolaş var diyedir, kendine. Sakinliği anlatmış kızıl elbisen, Kadın ismiyle çağırırlar bu yüzden. Arzu çoğalır, sen meltem… Rüzgâr! Bilirim, mevsimin de geçer. En kuruluğa varır sıcaklık. Çatlayan toprak, resmederken Yıkılır, dizilen taşlar. ...

Devamını Oku »

Hırçın Deniz Yanarken | Sibel KANDİLLİ

Senin teninde Alevler var, Alevlerin en azgını. Senin teninde denizler var, İşte o Denizlerin en ateşlisi. Bulutlar var, Yine benden bekleneceği gibi Bulutların en keskini. Senin tenin Öyle bir kaynak ki Kavurur beni, Söndürür hırçın denizlerimi. Yanına gelsem Yanarım, Aleve düşmüş çiğler gibi. Yakarsın hıncımı, öfkemi. Uzak dursam Soğurum kendimden. Git gellerim olur, Gemilerimin hepsi Alabora olur. Bir senden soğumam. ...

Devamını Oku »

Bir Ses, Bir Kaybediş | Gülistan MAMİŞ

Bir dünya yarattım sol yanımın en ücra köşesinde. Hışım bir sessizlikle adım attım ebediyete, Gözleri kamaştıran sokaklarına, Kaldırımlarında son bulan aşklarına. Serin bir rüzgâr esiyordu Nemli gözlerimin üzerine, Çelimsiz bedenimle bir bütün oluyordu âdeta Kelimelerim dudaklarımdan dökülürken Onun yüreğine boşalıyordu sanki, Tüm sevgi sözcüklerini Ketum bir edayla söylüyordu. Ses tonunda hissiz bir tını vardı… Kulaklarımı, ağlamaklı bir tonla ıslatan ses. ...

Devamını Oku »

PASLI MIH | Eda Sultan ERKARAMAN

Tütün kokusuna karışmış küf Genzimi yakar. Bir paslı mıh gibi İnadına inadına Adını beynime çakar. Sabır taşını yüklenmiştir omuzlar… Bembeyaz kuşlar gibi, Kireçten evlerimiz Mis gibi kokar. Çelikten kalpleri Anca ateş aklar. Turkuaza vurulmuş yârin Neyine bahar, Neyine sarı papatya? O anca Turkuazın vurgunudur, Fırat gibi akan Yılların yorgunudur. Olacak bu ya! Kırmızı kanın renginde durur. Pusulası Bir yetim sevda ...

Devamını Oku »

S’ONLU S’ONSUZ | Helin YILDIZ

Hasretin yüreği sona erdi. Keşke o vuslat, sürekli düşündüğüm gibi güzel kalabilseydi. Ne güzel umutlar ne renkler ve nakaratlar vardı oysa. Öncesi ben, sonrası ben, ortada iyileşirsin “sen”. -İçimde korlanan bir saudade… Bu böyle olmamalı! Hasretin sonu kendini tekrar ayrılığa bırakmamalıydı. Fakat buna mecburum. Puslu bir duvar örüyorum. Tuğlası, güven. Harcı, kırgınlık. Boyası ise dökülmüş büyük bir beklentisizlik. Aşılması imkânsız… ...

Devamını Oku »

Dinle Beni Ey İnsanoğlu | Ali GÜLTEPE

Dinlemek ile diner mi acılar? Sadece müzik dinlemekle mi mutlu olur insanlar? Halbuki insan insanı dinler İnsan doğayı dinler Felsefeyi, edebiyatı dinleyerek özümser Kimisi dolu kadehin çınlayışını dinler Kimisi rüzgarın esintisinde kendini bulur Aşık olan, sevdiği kadının sesi olur Dinlemeyi bilmeli insan Nerede olursa olsun Cudi’de kurşun seslerini kuş sesleri gibi Diyarbakır’da güneşin özgürlüğe susayışını Hozat’ta bir Munzur türküsünü Dinlemeli… ...

Devamını Oku »

KURŞUN | Seda BAŞTAŞ

Dört duvar, bir bardak çay, kalem, k/ağıt, mürekkep… Y/aralarım acıyor kapı açık kimse yok Neden, nasıl, niçinler… Bir yığın bomboş sebep Aynı yerden vuruyor düşümden fırlayan ok Yelkovan koştursa da mazime mıhlı akrep Dört duvar, bir bardak çay, kalem, k/ağıt, mürekkep… On sene, yüz yirmi ay; yaşım otuz, kırk, elli… Mağrur bir gülümseme ve ağlayan küçük kız Hep en başa ...

Devamını Oku »

Kalbimin Ters Acısı | Zeynep AVAN

Gözüme acı kaçtı Ama ağlamıyorum, Elimin tersiyle siliyorum acılarımı ve önüme bakıyorum. Yüreğimden umut kaçtı, Dokunamıyorum artık sana. Kalbimin tersiyle siliyorum aşkımı ve göğe bakıyorum. Kulaklarımdan sesin, Dudaklarımdan nefesin eksildi Ama yanaklarıma yağmur etmiyorum acımı, Umutsuzluk dehlizinde kayboluyorum. Senin dikenli yolların var sevgili. Yürürken yara bere içinde kalıyorum. Ne ışığın var yaktığın, Ne ellerin var uzattığın… Bir sapak var ileride. ...

Devamını Oku »

Yedi Nefes Doldu İçime | Mehmet Akif ÇAKIR

Yaşamaklar arasında gidip geliyorum. Kimin nefesi Kimin ensesinde? İçim çekiliyor güneşe bakıyorum, Bir ruh giyiniyor. Bir şey kol geziyor aramızda, Tek tek seçiyor bizi. Bizi alıp götürecek, Bizi taa içimizden biliyor. Neyini üflüyor, Biz mest oluyoruz kendi devriyemize. Biz ölümlüler, Aramızda bir arpa boyu yol var, Ne uzar ne kısalır Ancak iri urganlarımız salıvermez bizi. Yol gittik diye nice övündük. ...

Devamını Oku »

KONKASÖR | Dolunay Kadir YÖRDEN

Çiçeğim var, tutsak benimle. Çayımın demini, Pencereye konan güvercinin yemini, Mahkeme yolunda ayakkabıma yapışan toprağın yasadışı yollarla hücreme gelmesini bekledi, Saksısı kesilmiş plastik su şişesi. Su dolu bir leğen koydum avluya. Gece dolunayın yakamozu vurdu, En yakın denize en uzak yerdeyken Hem de her şey yasakken insana. Süpürgenin sapından tavla pulu, Jiletin plastiğinden zarını yaptım. Aşka karşı hep yek, Düşmana ...

Devamını Oku »

Güneşin Bekleyişi | Helin YILDIZ

Sen benim içimdeki çocuğun rengarenk uçurtmasıydın. Uçup gittin avuçlarımdan… Beni gecelerce hıçkırıklara boğularak ağlamaya terk ettin. Acıdan nabzımı hissettiğim anlara bıraktın beni. Sensiz bu iklimde neden nefes almak zorundayım? Benim güneşim senin sağ elinde doğup sol elinde batıyor. Güneş ufukta göründü, ya sen? Öyle ki bazen… bazenler sığmıyor, yetmiyor biliyor musun? Acının derinliğinde boğuluyorum. Biriktirilmiş çığlığın adıdır yokluğun… Sol’un değer ...

Devamını Oku »

BAL GÖZLÜM | Çiğdem SUDE

İLK İZLENİM Otobüsten indim. Kendimden emin adımlarla buluşacağımız noktaya gittim. Orada bekliyordu. Heyecanlı olduğu her halinden belliydi ama asaletinden de ödün vermiyordu. Beni gördü ve tüm içtenliğiyle gülümsedi. Bir yere oturduk ve konuştuk. Meraklı ve bir o kadar da ilgili bir şekilde beni tanımaya çalıştı. Bunu yaparken de göz teması kurmayı ihmal etmedi. Ama bir yandan da gözlerime bakarken çekinen ...

Devamını Oku »

Aydınlık, Ben, Çiçek ve Su | Zeynep YAZICI

Bulut yok Rüzgâr yok Ben yaşam salkımının arılığında Bir gölün kıyısına oturuyorum Balıkların kıvrılmaları, aydınlık, ben, çiçek, su. Annem reyhan deriyor. Ekmek, reyhan ve peynir, bulutsuz bir gökyüzü, yeni iklimler… Avlunun çiçekleri arasında yeşerir umut Bakır bir tasın içindeki nur mucizeler yağdırır Büyük duvardaki bir merdiven, sabahı yeryüzüne taşır. Bir gülüşün ardında saklıdır her şey Zaman duvarındaki küçük bir dehlizden ...

Devamını Oku »

Seni Beklerken | Eda Sultan ERKARAMAN

İçimden dökülürdü Her gece Her seferinde Birkaç efkârlı satır Yaşama sevincini kucaklamak varken Seni anımsar Ölümü hatırlardım O kışların arifesinde Nefessiz kalmışçasına Adeta ölümün acizliğini Mayhoş bir meyve sanmak Ve tatmak isterdim Akan gözyaşlarıma aldırmadan İsteğimin bir kronolojisi yoktu tabi O zamanlar Bir bahar meyvesinin Tomurcuklanmasını beklemekti kışta Şu kara rağmen Senin gelmeni beklemek Bir bakıma meleklerin Kötülerin tarafında olması ...

Devamını Oku »

Naylon Uçkur ve Patronun Fahri Konsolosluğu: Junior Çernobil | Sultan GÜLSÜN

– I – Kötüydü tarihimiz. Panayırda gerisin geriye benimle telaşlanırken şöyle bir Gevheri türküsüne dönseydi dilin.. Şeyhi ve şahı, cüzzamlı bir otoriteden indirirken oldu bu. Unuttuklarımız oldu. Hatırlamak istemediklerimiz. Isabella Rossellini, hadi ama durma öyle, bu kadrajdan dünyayı çıkaramayız sen de biliyorsun. Köprüleri bir yerden alıp bir yere kaldırıyorlardı. Üzerinden atlamak istemiyordum batıl döşeklerin. Anla beni. Kurgularımız küçülecek diye mi ...

Devamını Oku »

BENgizisyon | Sipan GÜLER

Aforoz edildiğim bir hayattan yazıyorum. Beni bir ayin sırasında yakan bir mumdur bu evren. Siz cennet dualarınızı ederken ben cehennemdeki ilk kıvılcımı yaktım. Leheb odun taşıyıp durdu dilimin ateşine. Hurilerle kimin işi olabilir ki! Ben tek bir kadını bile sevmeyi beceremezken yedisini birden idare edemem. İsteyen olursa yalnızca birini sevip geri kalanını eş, dost, akrabaya dağıtmak isterim. Zaten herkes pek ...

Devamını Oku »

Yas, Suç ve Eylül | Fırat ÇİÇEK

Ellerimiz değmiyorsa içimize, Dokunma derime. Belli ki Yıldızın titrek ışığında, Isınmış ıhlamur kokusunda Ezilmiş incir tanelerinde, Ağır akasya tütününde Karışmış, senin ilk çığlığın. Alazlanan alevde Mest esinti içimizi sarmadan, Tandan önce toplayalım badeleri. Demlenen öfkende, Bu yarı çıplak suda Yepyeni sardunyalar açılacak. Buğulu göz kapaklarına Bulutların yaşı dinsin. Merdivenler dikilsin geceye. Karışmış siluetler. Dağınık rüzgarlar, Sepya tonu renkler. Geçiyor nefesin ...

Devamını Oku »

Gözlerim Sağır | Helin YILDIZ

Gidiyorum, yağmurun ıslattığı toprağın kokusunda. Senin kokunun toprakla bütünleşmesini hâlâ bekliyorken yağmur yağar, toprak kokusu gelir; ama sen gelmezsin biliyorum. Kaç mevsimin yağmurlarında bekledim seni. Yağmurları sever misin? Onu bile bilmiyorum. Ama yağmur kokusunu seviyorsundur. Ben de senin hiç alamadığım kokunu seviyorum. Hiç dokunamadığım sol yanına başımı koysam ya, O güzel ellerinden tutsa bu bekleyiş içindeki ellerim. Hayalini bile kuramadığım ...

Devamını Oku »

ZARİN | Tunahan ÇETİN

Hayatı yaşamak sevebilmektir seni. Elinde bir yumurta ile şeker almak isteyen çocuk misali. Yumurtadan da vazgeçilmez şekerin verdiği hazdan da. Oysa ki ben çölden de vazgeçtim serden de, Maldan da vazgeçtim, mülkten de bir tebessümün için. Ne gecenin karanlığı korkutur beni Ne de gündüzün güzellikleri kandırır. Sana koşuyorum ayaklarım bağlı, ellerim bağrımdayken bile. Otursak gün batımına doğru, el ele geceyi ...

Devamını Oku »

VEFA | Eda Sultan ERKARAMAN

İnce belli bardaklardaki çay kadar koyu Uçsuz bucaksız denizlere dayanır soyu Gökleri aşar ve yıldızları geçer boyu Yangınlardaki kor ateşlerin közü vefa Yıllarca sağ kalan dostlukların ham maddesi Asırlardır yıkılmayan sevdaların sesi Alemlerin Rabb’ine giden yolun adresi Kâlû Belâ’da verilen sözün özü vefa Karanlığa mahkûm yüreklere görüş günü Odur sebebi unutmanın hatalı dünü Aşktan sonra gelen büyük bilmecedir ünü Lâl ...

Devamını Oku »

ÖRGÜ | Ali GÜLTEPE

Ah! Yok mu şu garip şey Sevmek denen iki ırak hece Öyle sıcak, Öyle içten, Öyle mayhoştur ki Ne ucu Ne bucağı görünür Ne de izi, soluğu Hep bir sonrası Hep bir ikilem Ve kıytırık ıstırapların soluduğu Zamansız yılışık Saat aralıkları Sonrası yitiklik Sonrası meçhul Öyle ki bir mahşer avlusu Yahut kara kuru cesetlikler Bunların hepsi Çarşıdaki hesaptan Hepsi yutulur ...

Devamını Oku »

Bana Öyle Ölme Diyorsun | Seda BAŞTAŞ

Bana öyle bakma diyorsun Biraz ürkek biraz da kaçak Belki de kirpiğimden kan damlar Üç el silah sesi… Duydun mu Bana öyle bakma diyorsun İçimde kefenini diken kanlı intihar Bana öyle gülme diyorsun Anason kokulu tarlalarda bıraktığın Yalın ayak çocuklara benziyormuşum Gül/erken Ne garip şey oysaki daha goncaydım Gamzelerimi ç/aldılar yanaklarımdan Dudak gerilirken göz kanar mı Düşün ki biri yay ...

Devamını Oku »

Soluğumda Hasret | Helin YILDIZ

Kıpkızıl bir gün doğumu doğuyor, yüreğimin perdesine. Burnumun direği sızlamaya devam ediyor senin için. Kokunu aramaya çıkmış bir bedevi gibi biçare kalmakta, kendi kendime ateş eder vaziyetteyim. Benliğimden eser yok artık. Ben, ben değilim. Bedenim kokunun sinmesini beklerken her şeyde bir sen, bir sen gizli. Sahi şu sensizlik Kabe’min etrafında neden bu kadar tavaf etmektedir? Yarıda kalmış bir nota, yarım ...

Devamını Oku »

Sana Yakın Olmak Var | Çiğdem SUDE

Sen masmavi suların ve bembeyaz köpüklerinle mucizevi bir denizsin. Parmak uçlarından saç tellerine kadar hissedilen ürpertinin sahibi, Huzurun başkenti, mutluluğun adresisin. Tüm bunlar için sana yakın olmanın yolları var. Alaycı yürüyüşe sahip bir yengeç olabilirim mesela Ya da sahte, acı gülüşe sahip bir yunus. Cansız bir varlık da olabilirim. Güneşte kavrulmuş, rüzgarlarla insanın gözüne kaçan bir kum tanesi mesela Ya ...

Devamını Oku »

Sustuklarım | Hakan CAN

Sabır kisvesi altında Dilsiz çığlıklarım Metanet zırvasıyla süslü Acele kaçışlarım vardı Acı gülüşlerimin ardı Sefil umutlarla dolu Gözlerimin çapağı bile Gecenin hüznü tadındaydı Gezegenin kahırlı dönüşü Yıpratıyor neslimizi Anaların elem dolu endişeleri Bütün bunların farkındaydı Karmaşık sayı çelişkisinde Örüyorum duvarımı Kumuna kattığım zehir Nahoş bir iklimde onu da yıkacaktı Hakan CAN canmaj7@gmail.com

Devamını Oku »

Taşranın Dinginliği ve Kargaşanın Üzerine – Söyleşi Dosyası 1 | Mahmut AKSOY

Mahmut Aksoy: Sanatçının yaşam alanı (taşra-metropol) sanatı üzerinde nasıl bir etkiye sahip? Atilla Yaşrin: Öncelikle şunu belirtmek isterim ki yaşam alanıyla barışık olmayan insan mutlu olamaz. Kim olursan ol, nerede yaşarsan yaşa, temel kural bu. Küçelerinde izmaritin yoksa o şehre ait olamazsın. Dağ her yerde dağdır, bulut her yerde bulut, güneş veya ay da… Farklılık an’lardadır. Yani bir hayatın toplamı ...

Devamını Oku »

Başlangıcın Sesi | Zeynep YAZICI

Ayakkabılarım nerede, Sohrab diye seslenen kim? Ses aşinaydı Tıpkı havanın yaprağın teninden süzülüşü gibi Annem uyuyor Ve Menüçehr ve kelebek Ve belki şehrin tüm insanları Temmuz gecesi, bir ağıt usulca saniyelerin üzerinden geçiyor Ve serin bir meltem esintisi yeşil battaniyenin etrafından uykumu süpürüyor Hicret kokusu geliyor Yastığım kırlangıç kanatlarının sesleri ile dolu Sabah olacak ve bu su kasesine Gökyüzü hicret ...

Devamını Oku »

DİLDAR | Ali GÜLTEPE

Şu saatler benim Ufaldıkça ufalan hayallerim Darılarım Yamalı ceketler Eflatundan yazlıklar Dudaklarımın arasında yıllanmış izmaritim Hepsi kuşluk vaktinde Hepsi illegal legal Yahut Demlenilmeye bırakılmıştı acılar Kimse bilemedi Kimse bilmez Cebimde hiç yoktan üç beş bozuklukla Hayatın ortasında Kağıt kalemle bir başıma Durmadan kazınıp dururdun aklıma Ne yana baksam sen olurdu oralar Bahar gelirdi sonra oraya Mevsim değişirdi Zemheriye aydınlık çökerdi ...

Devamını Oku »

Zerremde Sensizlik | Helin YILDIZ

Rüyanın da rüyasının kabusluğundan soluk soluğa uyanıyorum. Payidar kalan yanının acı dolu sevgisizligiyle… Yine sükutun bir sabahından bir vaveyla kopartıyorum içimde. Her yerde derin bir sensizlik, bir türlü bitmez bu kepaze densizlik. Bunlar beni çok ürkütüyor. İşkilleniyorum aynada kendi gözlerime, bu gülen suratı taşıyan moloz yığının altında ağlayan gözlere, işkilleniyorum… Ömrümden ömür gidiyor. Berhava hepsi senin için… Şimdi kimin hikayesinde ...

Devamını Oku »

Güz Korkusu | Seda BAŞTAŞ

yaz gülüşlerinin dalına asılı imkansız dileklerin çaputuyum gözlerinde büyülü lahit ne sana ne kendine ait bakışlarına gömülü kemiğimden yaşımı hesaplayın hesaplayın yaşımın ağırlığını ağırlığımın yaşını ya da çözün sonbaharda beni, bırakın bırakın beni, güz’den korkarım korkarım sararmış yapraklardan ayaklar altındaki çatırtılı yalnızlıktan göçebe göç yorgunluğundan yorgunluğundan yalnızlığın, korkarım. korkularımı alın üzerimden tepinsin bağrımda kara toprak biraz toprak biraz da yaprak ...

Devamını Oku »

MASİNO | Dolunay Kadir YÖRDEN

Masino! Duyuyor musun beni? Gaz lambasının isinde arıyorum seni. Yirmiye otuz bir pencere, camı yok. Çocuklar kâğıttan uçurtma uçurmuyorlar. Soğuk namlu, uykusuz bir gece… Nefesinin dumanıyla haberleşiyorduk. Duvarda adın yazıyor mu hala? Yazan arkadaşın yatıyor mu kanında? Bunların cevabını istiyorum Masino! Kediye tasma yapılmış çakmak Sevilsin diye değil, vurulsun diye. Ay ışığı dost, rüzgâr düşman, Taşlarla doldurulmuş pet şişe… Mazot ...

Devamını Oku »

Eşgal-i Zahir | Fırat ÇİÇEK

Bira bardağı kıyısında dudağını geri çekenlerdenim. Hiç sorma ha, ölürüm yoksa! Baksana koca gökyüzüne, iki yıldızlık yer kalmış. Karanlığın tonlarında bul beni. Kusacak gibiyim, kalbim bulanıyor. Dem vurdu bir ara, bilirsin sen. Faylarımı kıracak kadar darmadağındı bilinç dışım. Kirpiği ıslansa zihni kapanırdı. Dudaklarım kuru. Tutuşuyorum. Yak beni! Deli meli ama canım ha! Bazen geçer bana böyle gecenin siyahi sanrıları. Kaç ...

Devamını Oku »

Deliriyorum | Hakan CAN

Pespaye ruhlu kederler içindeyim Bilmem ki neden böyleyim Uzayı düşün mesela Harikulade bir devinim Tam da ortasındayım Deliriyorum Zehir zemberek bir aşktan geçtim Dolambaçlı yollar aştım Binlerce adım teptim Kurtuldum sandı aciz yüreğim Bir bulut ağlıyor tepemde Deliriyorum Mavi bir orman yeşil bir deniz Ne kadar sahici ise Bir ses ki o kadar tiz Göğünü titretiyor gecemin Uyku düşmüyor gözlerime ...

Devamını Oku »

Hepsini Öldür! | Anıl AKSOY

Hepsini öldür! Zihnimde repeat tuşu takılı kalmış bir şarkı, Hepsini öldür! Gün geçtikçe büyüyor içimdeki garez, Gün geçtikçe büyüyor göğsümdeki delik, Gün geçtikçe büyüyor ruhumdaki karanlık. Hepsini öldür! Yürü ceset ormanında, Serinle ağaçlardan damlayan kanların soğuğuyla, Durgunlaş solan gözbebeklerine bakıp sırıtırken, Durgunlaş ve hepsini öldür! Öldür içindeki çocuğu, Öldür hayalperest korsanı, Öldür sevgiyi, Nefreti kucakla, Işığı kapat ve seviş karanlıkla. ...

Devamını Oku »

Döküntü | Sipan GÜLER

Yüzüm yıkılıyor, Yüzümün yıkıldığını görüyorum. Tut gözlerimi yüzümde. Tut gözlerimi… Zaten doların da asabı bozulmuş. Dokunsan sevecek ülkemi, gitsen yükselecek. Zaten nöbete durmuş bütün yalnızlar enflasyonun kapısında. Hem zaten penguenler bile çöllerde yaşar olmuş. Bir de sen başlama şimdi. Tut ciğerlerimi içimde. Basma hayır! Basma sigarayı ruhuma. Dökülüyor bedenim yerlere. Topla ne olur! Topla yürüdüğün her yeri, Kaldır dokunduğun her ...

Devamını Oku »

Bir İhtimalsizliğe Tutunmak | Melike UZANIR

Senli ilk şiirim bu Durup bakakaldığım ilk sayfa; Mısraların heyecanlandığı ilk dize, Ümitsizliğin satırları bu. Bir o kadar da dolup taşmanın sevinci Şiire şiir gibi yakışacak ilk şiirim bu Çünkü senli ilk şiirim bu. Günlerden pazar günü gibi bakardı gözlerin Soğuk havaların kalorifer peteği gibi ısıtırdı Ve ben o günlerde mahrumdum varlığından Yine de tutunurdum ihtimalsizliğine Soğuktan ölmezdim çünkü hiç ...

Devamını Oku »

Giz/il Bölge | Sultan GÜLSÜN

Burası kaynar süt kokusu, siyah dorselerde kente taşınan. Üzerine bütün olasılıkları konuşabiliriz. Bir yerin bir yere uzaklığı dünyayı kurtarabilir ivedilikle. Bir yerin sonraya uzaklığı savaşları bitirebilir oyun bahçelerinde. Günahlarını ehlileştirebilirsin bir yerden bir yere. Geceleri kasığı keten bütün hataların üzerini örtebilirsin. Burası hep köşeden dönülen o cadde. Hangimiz Gregor’un katili olmadık sabaha karşı bir işkembecide? Kas zırhının karşısında çerçevenin ağrısını ...

Devamını Oku »

Duvarlara Soralım | Talha Yakup ATLI

Gökyüzüne bakacağım daima, Ama ben güneşe ve bulutlara yabancıyım, Bütün beton yığılmış göz bebeklerimin üzerine, Işıklar gemi yüzdürüyor göz bebeklerimde, Yalın ayaklarıma batıyor şehrin gürültüsü, Kimseyi tanımıyorum tekil kişiliğimde, Pervanelerim hücum ediyor düşüncenin hükmüne, Dev kazanında tutunamayan pas gibi, Nil kenarında bir yetim yürüyor hissediyorum içimde, Benim eleğim yok sahte ile gerçeği ayırt eden, Kalabalığa hizmet etmeye çalışsan telaşlı bir ...

Devamını Oku »

Grinko’nun Başından Geçenler | Bengisu ÖZKES

Grinko yaktı sigarasını Geçti piyanosunun başına Kapattı gözlerini, burnunda kavun kokusu -Geçmişi bir türlü rahat bırakmıyor Piyanonun arkasında bir kadın belirdi ansızın Bir başına valse koyuldu Grinko tanıdı onu -Burnunun ucunda yıllanmayan kavun kokusu Grinko onu burada istemedi Sertleşti melodileri, geçmek bilmez kavun kokusu Parmakları hızlıca her bir tuşa değdi -Kirpikleri titredi, onu yeniden göremezdi Olup biteni nasıl unutur Grinko? ...

Devamını Oku »

Kral Hareket | Anıl AKSOY

Boktan işimin verdiği yorgunluk ile akşam ezanıyla uyanıyorum boktan dairemde. Sıcaktan ter içinde kalmış yüzümü yıkıyorum ve ardından bir sigara yakıyorum kendime gelmek için. Evim boş, dünyanın sesini dışarıdan gelen çocuk sesleri bastırıyor ve ben bu anda afili bir kaybedenin öldüğünü öğreniyorum. Biraz sonra üzerimi değiştiriyorum, defterimi arka cebime koyup dışarı atıyorum kendimi. İnsan kalabalığı içinde Rita’ya giriyorum ve sol ...

Devamını Oku »

Sadece Biz | Hakan CAN

Bir kuş uçurdum yarınlara; Kanadına bir mektup bağladım, Kederlerimi anlattım tanrılara. Sevinçler baki değil artık anladım! Mühim olan ne varsa Zamana hapsettim, beş kuruşa harcadım. Dallarımı bir ferahlık sarsa Artık, biraz aydınlansa istikbalimiz… Sonra hiç kalabalık olmasa Ruhum, bedenim, sadece biz… Hakan CAN canmaj7@gmail.com

Devamını Oku »

Ölümlü Zaman | Seda BAŞTAŞ

Konuşma Dudakların titretiyor gecemi Bir yanardağın ağzında zaman Biri küllerini savuruyor uzaklardan Yanarken gözlerinin kıvılcımında Konuşma Sözlerin boğuyor geçmişimi Halbuki sen gülerdin eskiden Gökyüzü gibiydi yüzün Yanakların yağmur kokardı Sen gülünce gamzelerinin kıyı kentine tutunup Demir atardım senli hayallerin limanına Ben kalırdım Bir gemi giderdi Köpürterek denizi gözlerimin ufkuna giderdi Bilirdim kaç yıl kaç ay kaç gün sürer yolculuk Bilirdim ...

Devamını Oku »

Enya | Fırat ÇİÇEK

Bu kentte tutan şey nicedir beni. Dudaklarından öpüyor kentin. Gözlerinde kocaman bir hasret, Ertelenmiş baharı seyrediyorsun. Hatırla, Yüreğinin kıyısında bordo bir gül bulacaksın. Bakınca tırtıklanırdı gönlüm, İçimi dürterdi. Bazen göz ucuyla, Bazen de ara sıra. Bunlardan her biri hatta bazen hiçbiri. Öyle ki külün ateşe dönüşmesidir bu Enya. Parçalanmış aynada yüzünü topluyorum. Ruhunu ısıracağım bir menekşenin ruhunda, Son görenim olma, ...

Devamını Oku »

İlik Dili Bir Sarılmada | Ayşe TÜRK

Birini gördüm, Göz kapaklarından kirpik diplerini boyamış. Sokak dili’me döndüm, Hakiki bir kıvraklık ile karşılaştık. Bir tabureye konuştum, İki saksıya kustum. Çiçeklerin yeşil yaprağına Saçlarımın tüm yaşanmışlığını estim estim. Bir yerden görülebileceğin, Sevgimle konuşulabileceğin geldi aklıma. Varlığımın gururunda yükseldi bu ihtimal. Dillerce kirletilebilecek lakin varlığımca Temiz kalacak ihtimal. Binlerce sebep ile hareket içinde süslediğim, Kirpik diplerini boyamış o gençte Aklıma ...

Devamını Oku »

Ödünç Alınan Parergon | Sultan GÜLSÜN

Gestalt efektinin ardında bir ordu. Anamorfoz müdahalesi gecikti diye yeryüzü bağır çağır. Devren satılık cenin. Henüz birincisini yazmadığımız perdenin ikincisini izliyoruz. Saydam bir defin törenine yürüyor kalabalık. Ardından celp gönderir gibi bahar. Travmatik binalar ve yara alanı büyüdükçe, vardiyalı buharlaşıyorlar. Yerleşmiş günah, kesinleşmemiş gelecek, yüzleşilecek kavşak, daha ne kadar dikilecek duvar var tapınaklara? Bir rüzgârgülü semptomudur Barthes. -Kazanan kaybediyor. Bedenin ...

Devamını Oku »

Mısayip | Ali GÜLTEPE

Ey koca fani dünya! Sensin işte, cennet de cehennem de. Kimine haram Kimine helalsin. Doğmayan kıza kefen, uçmayan kuşa özgürlüksün. Kalemlerde tükenmeyen dert, tasa. Kâh ağlayıp kâh gülmüşsün, Güneşten sarhoş düşmüşsün Yeter artık yeter! Yetmedi mi onca çocuk cesedi ve keder? Ah Nazım! Nazım der de dinleyen olmaz. Yürekli insanlar doğmaz, Ağıtlar susmaz. Sığmaz üç fidan bir kefene. Bir kefendir ...

Devamını Oku »

Bülbül ve Kafes | Sibel KANDİLLİ

  Meşeden yapılma kafesinde Bir bülbül olmak isterim. Kendine her bilendiğinde Ben o kafeste kalmak isterim. Bazen durdurmak istersin kalbini, Bileye bileye kırarsın kafesini. Öyle yorgunsundur ki sevgilim, bilirim Fakat ben o kafeste kalmak isterim. Ellerinde sıkarsın beni kimi zaman, Bir kalp istersin ki atmadan duran Mümkün müdür ki sana aşkımdan? Göğsündür benim kafesim. Sibel KANDİLLİ sibel.kandilli@gmail.com

Devamını Oku »

Ece Ayhan Yaşıyor | Sultan GÜLSÜN

Eklemlerinde dinledim, kuyu ezgilerini. Latincesiyle kuluçka dönemindeydi, bir ilah. Bir anonsla Core Of Nature dinletilsin ve bir anonsta “Ece Ayhan Yaşıyor” geçilsin. Yıllarca yaşadım, Sisifos ile. Bütün sularda çamur bileyledim, bütün ilahlardan önce inandırma ustalarına şapka indirdim. Bir kayacı yuvarlarken büsbütün sınırların gereksizliğini söyledim. Dünya belki güzel bir yerdi, üzerinden elektrik telleri silinince. Yılda 365 defa, eklemlerin büyüdü ve ezgilerin. ...

Devamını Oku »

Kaçış Yok | Talha Yakup ATLI

Zihnimin derin çukurlarında dolaşan sabırsız ve kararsız mahlûk, Hangi zehri topluyorsun son vurgununu yapmak için? Fareler geziniyor belirsizliğin neminde, Her şeyden habersiz, olan bitenlere akıl erdirmek, Bu tenha sokaklar için fazla kaygan bir zemin. Çatal bıçak sesleri ve sakinleşmiş insanları, Sepya manzaralar bütünleştiriyor elinde çiçeklerle. Durulmuş suya düşen bir damla, etrafını da sallıyor. Ufak halka, büyüğünü dize getiriyor, Kötülükte, böyle ...

Devamını Oku »

Çözülmeler | Emrah SAĞLAM

Seni görünce ne aynı hevesle ne de aynı heyecanla yürüyorum. Hep aynı hızda, aptallaşıyorum. İçim, içine düştüğüm bir yer. Ne zaman boğulmak istesem, sana yüzerim ben. Sesindeki gülüşle karşıladığım sabah uğurlar, sevişemediğimiz geceleri. Karanlığını unutsam, çırılçıplak aydınlığına erişsem ben senin. Teninden tenimi kopartıp ellerini gezdirsem bedenimde, Ağzımdan dökülen her zerre, ömürlük nefes çenemde. Ezbere bilmem adının geçtiği alfabeyi. Bildiklerim de ...

Devamını Oku »

Hoş Geldin Yalnızlığım | Seda BAŞTAŞ

Çocuk, amaçsızca dolaşıyor ortalıklarda. Bir eğlence var ama sebebini kavrayamıyor altı yaşındaki soyutluktan uzak mantığı. Giydirmişler sünnet elbisesini, biraz da havalı yürü demişler sanırım. O günün prensi sensin. Bir uzvundan ufak bir parça alındı halbuki, canı da yandı ama kalabalık mutlu ve o kalabalık eğlenmenin peşinde şu an. Bazıları dedikodunun, kimisi gösterişin. “Gelenek” diye bir söz dolaşıyor ortalıkta, çocuk tam ...

Devamını Oku »

Garson Bey Lütfen Aşk | Sipan GÜLER

Salıncaklarla yürüyorsun. Kalbimin göğünde hava karla karışık. Beynim kaynıyor, orta yerinde bir lokanta “Garson Bey, lütfen aşk!” Gidiyorsun aklımdan, Tutmaya mecal kalmıyor karambole yuvarlanmış ellerini. Tahterevalliye bile boş geliyor sonra, Bir tarafa oturuyor içimin ağırlığı, diğer tarafta dipsiz boşluktaki ruhum. Vücudumun her yerine tabela dikmiştim oysa: “Lütfen hayallerime basmayınız.” Neden ezip geçiyorsun zihnimin güzel yerlerini? Ayş kabininde bulamıyorum bir çare ...

Devamını Oku »

Su Akıyor Birbirimizden Yana | Ayşe TÜRK

Bir şekilde uğurlamalısın kendini benden, Beni, saçlarının renginden. Sevinç ümidi bu, Dilimizin kelimelerinden kurtulabilen. Pencerelerden yana bir koku sızmış, Dudağının kenarı bitki serilişi. Bu serilişten uğurlamalısın ikimizi birden. Kapıyı kapattın, güldün başka bir yaranın Kabuk sarısına. Dönebilecek bir vakit çalmışsın yarınımdan. Bu arsız, bu hesaplı kaçırmalarından uğurlamalısın gönlümü, Gönlünü, saçlarının renginden. Burnuna bir kelime bulup dudaklarının çizgisine atmış, Gizli kabuğumu ...

Devamını Oku »

Yusuf Gibi | Seda BAŞTAŞ

Kar yağıyormuş şehre düşünsene ne garip Biz her nefesimizde buz dağını eritip Mayınlar döşüyoruz saklı harabelere “Ah, bir konsa güvercin sessiz alfabelere!” diyerek örtüyoruz pişmanlığın üstünü İntihar sessizliği unutturuyor dünü Darağacı üstünde sallarken cellatlar ip Kar yağıyormuş şehre düşünsene ne garip “Bana suyu anlatma, içir” dediğin zaman Ve sonra gözyaşımı avcumda tuttuğum an İçtin ab-ı hayatı elimden kana kana Şükrettin ...

Devamını Oku »

Limon Sıvısında Bir Adam Sureti | Ayşe TÜRK

Fotoğraf: İsmail Bilir

Sararmış bir yapraktan gelmiş gibisin, Damıtılmış sıvılardan. Arınmış her bir el yıkayışının damlaları Kaçmış gözlerine. Kıstırılmış kaçmalardan geliyor gibisin. Bakışımların heyecansız. Demi yumuşatılmış çayların limon artığı batıyor ellerine, Islak bırakılmış bilek ve dirsek boşluğunda Duran dövmelerinin karartısı ile aynı karanlık için Gülüşlerin limon ağacının kökünden Toprak taşıyor, Ağır ve mayhoş. Toprakların kokusuz mat tadında yıkanmış gibisin. Kuru ve çatlak çenende ...

Devamını Oku »

Kavga | Mehmet Akif ÇAKIR

Bunca Ve bunca gidip gelmek Varmak – nereye? Varmak – var mak Dilim almıyor aklımdakini, Aklımdan zehir gibi akıp gideni. Elle tutulur bir yanım bile yok. Söz, Hep seveceğim seni. Engin, ölü insanlar denizi Dahası var – göğsümde Göğsüme vuran Ve göğsümde devrilen heykellerle Kırıklarla süprülen. Gün ışığı vurmadan hem de Sen vurmadan – önce mi sonra mı bilmiyorum Hem ...

Devamını Oku »

Enhar-ı Aşk | Zeynep AVAN

İçimi yakıp kavuran bir ateşsin, Yeri geldiğinde yaralarıma merhem. Bazen yağmur olur beni serinletirsin, Bazen rüzgarınla savurursun kuytulara. Bir deniz gibi olursun bazen, Dalgaların kıyıma vurur, Dalgalarında aşarım bendimi. Ormanlara bezenirsin bazen, Kuş sesleri yüreğime dokunur, O seslerde bulurum kendimi. Güneşli günlerin ışıltısı olursun bazen, Bulutlu günlerin karanlığına meydan okursun, Leylü nehar düşünürüm seni. Ve sen, Kalbimin en derinine dokunursun. ...

Devamını Oku »

Ağıt Provaları | Seda BAŞTAŞ

/Gögün göğsüne attığım çentikler silinmeden Ve gözleri k/aralanmadan bulutların Gelmelisin Yoksa ıslanırım/ Uzun bir yolculuktayım Gittikçe daralan yollardan geçiyorum Nasır bağlayan ayaklarıma battıkça çakıllar Bir kamyon şoförünün bezgin harflerinde Buluyorum Seni Beni Kendimizi “Önüne baksana be kadın!” Pusulamı kaybettiğimi söylesem Sarhoş bir kadının densizliği sanacak Önüm neresi bilmiyorum Arkam, sağım solum, bu yurt neresi Ben neredeyim Bilmiyorum… Edilgen bir cümlenin ...

Devamını Oku »

Pencere Önü Fidanlık | Ayşe TÜRK

  Eskiden çiçek büyütürdü penceren. Şimdilerde pencereyi açmayı unutmuş bir duygudasın, Oda içinde bin bir gizil bahçe kavgasında. Sokak Dili’m, haftalar ay oldu, Ayları yıl etmeden, sende bir çocuğu süslemeye geldim. Çıkar, neyin var neyin yok hepsini çocuğa giydirmeye geldim. Pencereni aç. Elleriyle ektiği fidanın soluğunu duyman lazım. Sana göstereceği bu fidanlık Senin vereceğin sudan ve güneşten niyetli. Bu niyeti ...

Devamını Oku »

on üç yaş | Tunahan ÇETİN

on üç yaş “Çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler.” Nazım HİKMET Salıncaklara koşuyorum, elimde papatyalar. Ne arkamda ölümün korkusu ne de açlık endişesi. Bitkin bedenim yenik düştü, minik parmaklarım kırılgan. Hem annemin sütsüz memesinden de tutamıyorum ki… Ben Afrikalı Yunwa, şimdi cennet ışıklarına koşuyorum. Yediğim önümde, çamura bulanmış ağaç yaprakları. Yemediğim hayalimde, çöpe attığınız bir parça ekmek! Silah sesleri annemin susmuş ...

Devamını Oku »

Yokluğunda | Hakan GÖKKAYA

Uzaklığında öğrendim aşkı, Yokluğunda. Sen yokken güzeldi aşk. Varlığından korktum. Gözlerimle aradım boşluğunu. Sormaya kıyamadım. İstemediğine kumar oynadım, İstediğine galip gelmedi bir türlü. Bir ışık yaktım geleceğine. Bir mektupla soldu ışığım. Geri dönsem o güne. Düşsem peşine korkmam daha. Varlığında yokmuşsun gibi Yaşıyorum bu hayatı. Yaşamak buysa… Gözlerinde kaybolmak varken Hatıralarda kayboldum işte. Ayrılık bir ateş, gölgesiz şimdi. Geçmişte takılı ...

Devamını Oku »

Gönül Çığlıklarım | Hakan CAN

Sisli bir dağın şarkısında Duyuyorum sesini Tınısı serin, üşümüş yalnızlığında Çıkıp gelsen bir kavuşmak gölgesinde Üzerine titreyecek ellerim Perde olacak korkularına gözlerim Öfkeli bir kurdun kederinde Bütün masum telaşların Gün dönümü çiçeğimsin sen En şaşaalı saksımın içinde Yeter ki aman dile benden Bütün kuvvetim bakışlarında, sevinçlerinde Ecel yokuşunda bir koyunun Evhamlı gözlerindesin Ceplerinden taşan yaşamak arzun Gamzende nefes bulmuş Şirin ...

Devamını Oku »

İNANNA | Dolunay Kadir YÖRDEN

“Ben kadınım!” dedi. Kurak bir iklime baharı haykırarak ölü düşlerin arasından geçip törenin, namusun ve ahlakın üstüne basarak lanetlenmiş vücuduna, isimsiz rahmine inat ve göbek bağını kestiği celladına uykusuz gecelerini,sancılarını sunarak… Barışın dilini karanfillere yazarak geldi Lilith’in hayali için. Beyazlar içinde haykırdı: “Ben kadınım! Yasak tanımam sizin beni tanımadığınız gibi…” Elmayı tekrar çaldı dalından. “Cezam cennetten sürgünse şayet; cehennem, insanlığın.” ...

Devamını Oku »

Mevsimin Yabancısı | Fırat ÇİÇEK

Kendi avuç içine bile yabancı bir yüzsün, Bir sevmenin/yitmenin yıkıcı enkazında. Yaydım gövdemi evrene, Sığar mı içindeki bu acı eteğime? On milyon yıl oldu. Kaldır beni. Karanlıklarda mayala ruhumu. Uyut, Uyuştur, Nefes ver şeyhim. Kaç karıncayı topal bıraktım, İyi niyet yollarında yürürken. Kaç baharı kovdum kapımdan, İnanmadığım için badem ağaçlarına. İki demlik çaya sığdırdım, Seneler sonra duyacağım pişmanlıklarımı. Saatlerce arşınladığım ...

Devamını Oku »

Virgül Devamı Güz Şevki | Ayşe TÜRK

Bir virgül ile başladım yüzüne bakmaya. Yüzünü bulmazdan evvel bitmesi gereken bir cümlem vardı, bitimine değdi yüzün. Bir virgül ile sardım cümlemi yüzüne. Tanıdığım tüm kadınların güz’ü kokuyordu dişlerinde. Bükebilsem belimi, yakından koklayabilecektim. Ancak; mesafe çok yakışmıştı gövdemize, bozmadım. Dinlenmeden sol kolundan omuz yuvarlağına cam yansımaları gezdirdim. Biliyorum, yansımalar sesinin kemiği. Tanıdığım tüm kadınların güz’ü dişlerinde, söylemiştim. Bir salise yakaladım ...

Devamını Oku »

Zorun Anlatımı | Mesut DEMİRHAN

Kuşkulusun, sesin titriyor bu gece. Cümlelerinin hepsi sanki cevapsız bir bilmece. Neden gözlerinde aşk yok senin? Dargın geliyor kokun, kutuplarda gibi elin. Kırgınsın, yüzünde değil bu gece ay. Saçının rengi küsmüş, bakışların sert bir subay. Hissediyorum, aldığın nefeste ben yokum. Kirpiklerin şaha kalkmamış, kaşlarınsa ketum. Yorgunsun, ruhundaki çocuk uyumuş erkenden. Göğüs kafesine sığıyor kalbin, gözlerinde değil evren. Gülüşündeki cennetten mahrum ...

Devamını Oku »

Kesik Süt Ağrısı | Ömer Hezarfen BOZKURT

Bir kuşun süzgecinden vuruyorum kederi Balıkları da kanadından asıyorum tavana Anneme de en güzel yalanları söylüyorum -Hayır, bir şey olmadı, iyiyim!- Beni kendime bıraksalar toplanacağım Elimi eteğimi çekeceğim kendimden Sonra nefesimle hohladığım vitrin camlarına yazacağım, ‘Annemeyalansöyledimben’ Kâğıt vazoyu kırdığımı polise ihbar etmek istiyorum. Annemin meme uçlarına sürdüğü kahveyi de yaladım Ve üstelik babam diyeceğim, Büyük gladyatördü, öldü. Evde ses olsun ...

Devamını Oku »

Rüya | Mehmet Akif ÇAKIR

Zihnimde sen varsın, Kıvrak bel hareketinle Aklımı alıyorsun. Bedenine dokunmak istiyorum, En çok da yüzüne. Öyle pürüzsüz, Öyle yumuşak gözüküyor ki Bulutlu bir akşamüstü doğmuş olmalısın. Parmaklarınla çizgiler çekiyorsun, Parmakların oyalıyor beni. Oysa bakışların… Kum taneleri biriktiriyor, Denizlere bırakıyor adımı. Sonsuz ve dingin, Sığ sularda kalıyor aklım. Ben çoktandır kaybettim beni. Bana, sözlerindi bulduran. Şimdi ise yarımım, yokum. Sen bir ...

Devamını Oku »

Gülümse Çekiyorum | Emrah SAĞLAM

Bir çığlıktı benim edebiyatım, tonlarca yüreğe dokunduğum ama tutunamadığım… Sesim gırtlağımdan kesiyor, Sabahın köründe, piç hissiyatlar peydahlıyorum güne. Bendeki bu hâl /yeni/den yetememe. Temizliyorum kirleniyor. Tutuyorum bırakıyor. Çekiyorum itiyor. Seviyorum. Gidiyor. Hayat okuduğum kitaplarla devam ediyor. Sahi, ben ölünce okuduğum kitaplara ne olacak? Acı salt. Terk edilmiş bir adamın acısıyla adet sancısında bir kadının ağrısı aynı olduğu gibi, Sevdiğine kavuşan ...

Devamını Oku »

Belki Gelirsin | Seda BAŞTAŞ

belki gelirsin zamanı sakat bırakırız iki lafın belini kırıp kötürüm bir an’ın sol yanına sığınıp sessizliğimizle ısınırız belki gelirsin caddelerde yankılanırız kusana kadar u/mutsuzluk içen rezil bir ayyaşın narasına asılıp gelirsin belki aklın cehenneminde idam edilsek bile gönlün cennetine kahraman yazılırız belki gelirsin k/ördüğüm bukleleri dolayıp kaşlarına güvercinler salarım kan akışına çırpındıkça beyazlaşan ruhuna bakarım öyle böyle değil, güzel bakarım ...

Devamını Oku »

Erkek Milleti | Hakan CAN

Eli cebinde gezer erkek milleti. Göğsü önde, ilerler yol boyu. Söz gelimi; gamsız bir ömrün Hülyalı adımları sanırsın. Oysa o denli bayağı değildir Bir adamın doğası. Arada onun da havası bozar, Yağmur yağar, fırtına kopar. Ulu bir çınar da olamaz erkek milleti! Kök salar, büyür belki ama Mevsimince yaprak açıp dökemez; Dalıyla, budağıyla yalnız bir ömür süremez… Hakan CAN canmaj7@gmail.com

Devamını Oku »

Gözlere Ait | Mehmet Akif ÇAKIR

  Ellerim işe yaramaz Hiçbir boşlukta, Hiçbir balığın pulları üstünde. Ellerim bıçak sırtı yaşar, Macera arar, Düz ve ince boyunlarda. Ellerim nefesimi keser bazen Bir mühür bırakır boğazımda. Resim çiziyor gibi kıvrak gözlerim Bir ince ses duyar kulaklarım. Bu gerçek bir ses mi? Aklım serin sularda dalgın. Aklım ise tatilde, senin aklında Özgür! Ben tutamıyorum hiçbir yerimi. Hoş geliyorsun kulağa, ...

Devamını Oku »

Sapha Arşidüğü | Büşra YAŞAR

Mükemmel bir insandım. Ama sadece onlara göre mükemmel detaylarım vardı. Kendime göre kurulmuş belki aslı olmayan birkaç düzenden ibaretti hayat. Rastgele yaşıyordum. Ne zaman bir şehirden kaçacak olsam en başında bu gelirdi aklıma. Bir balıktım denizde, yalnız onun oltasına düşerdim ve o bilirdi benim diğer balıklardan mükemmel olmadığımı, belki o sebeple hep “rastgele” derdi. Aslında bir kelimelik hayatımı özetle. Ve ...

Devamını Oku »

İki Dakikalık Saygı Duruşu | Büşra YAŞAR

İki dakika diyordu, her dakika yeni bir bebeğin geldiği dünyada beklemek marifetmiş gibi. Her dakika birinin öldüğü bu dünyada yaşamayı ezberlemişti. İki ne kadar da güzel bir rakamdı oysa. Eline kalemi alıp bir şeyler çizmeye başladı, Dünyada yan yana konulmuş ağaçların, neden bir dağ üstünde dik durduğuna şaşırmış, yana yatan saçlarını parmaklarıyla düzeltmişti. Kahveden bir yudum aldı, Hatırı kalmayan anılarını ...

Devamını Oku »

Harflerin Hikâyesi | Hakan GÖKKAYA

Elif vardı önce harflerin piri. Kâinatın yaratıcısı, Allah lafzının ilk harfi. Sonra türedi tüm harfler. İlk başta lam ve he gelirler. Sonra “Kün fe ye kün” dedi. Nun harfi düştü yere. “Ol” deyince oluverdi her şey. Kâinat ihtizaza geldi. Dizildi gezegenler. İndi Âdem peygamber yeryüzüne. Havva’sını aramak için dolaştı. Arzın ırmaklarını, tepelerini aştı. Be’sini buldu önce Aradı, Arafat’taydı, sevdiği Sad ...

Devamını Oku »

İKİLİ BAKIŞ | Ayşe TÜRK

Bana ait bir fısıltı bu Kulaklarını tırmalayan. Sana ait bir ısı bu Başımdan dönüp gövdemde harlanan… Birbirimizden yana çok tasamız var, belli Birbirimizden gayrı çok yan. Elleri kollara kavuşturan Bir uğraş bu Gözlerinin diplerinden boyanmış halini Sorgulayan ve sana ait. Yaprakları damarlarından koparan bir tırnak bu Ve bana ait. Kuşkusuz birbirimizden yana çok yanlımız Birbirimizden uzak çok karşımız var, belli. ...

Devamını Oku »

Geç Değil | Hakan CAN

İnceldiği yerden dikmek lazım Kırmadan, gücendirmeden Kuşanıp umutlarını, havaya karışmadan Mücadele etmek lazım Öyle bir âlem ki keder çok Ezeli bir kalabalık raks ederken Köşe bucak kaçsalar da Ebedi bir güruha çıkar yol yok Bu dünya bir tek ölüm üzerine adil Şiddetli bir sancı gibi beklemektense Biraz Nâzım okuyup, sıkıca tutunmak için Bence hiç de geç değil Hakan CAN canmaj7@gmail.com

Devamını Oku »

Cumartesi Yalnızlığı | Ömer Hezarfen BOZKURT

Zargana, Bu sana ikinci seslenişim. Sen ise inatla, çarpık kentleşmenin ruhumda açtığı yaraları duymuyorsun. Böyle olunca, diplomatların konuşmaları Ve siyasiler… Bir tuğla gibi kırılıyor dilimin altında. Bu kentin taşkınları var Zargana Ve yazmamdaki bu beyhude çaba Biliyorum, ne bir adım uzaklaştırıyor senden Ne de aynadan geçiriyor beni. Ben, devrilen cümleler Ve gerçekleşmemiş tüm kazaların meşhur kazazedesi! Bendedir yıkılmış kentin fotoğrafları ...

Devamını Oku »

Ay Tutulması | Zeynep AVAN

Kızıl bir gecenin koynundayım, Çocuklarım olsa bu geceden Kıpkırmızı saçları, Çilli tombul yanakları olur, bahse girerim. Gece usul usul dokunuyor tenime, Dokunduğu yerlere yıldızlar konduruyor Bedenimde kayıp gidiyor dileklerim. Damlalar düşüyor saçlarıma, Gecenin mor bulutlarından İpek ipek dağılıyor saçlarım doğa anaya Gecenin usul dokunuşlarıyla. Geceyle sevişiyor ruhum, Ansızın gelen bir zevk perdesi Aralıyorum perdeyi Ve kızıl ışıklar tenimde dans ediyor ...

Devamını Oku »

BİNEFŞ | Fırat ÇİÇEK

Kalın pencerenin ardında seyrediyorsun, Dünyanın hoyratlığını. Elin çenende dinliyorsun, Düzmece senfonilerin cızırtısını. Yıllanmış şarap kadehini belki de son kez tokuşturuyorsun. Kaç baharı boğuyorsun ardından Kaç yeşil çürüyecek kör kuyularda, Pepuk kuşunun sesiyle. Lacivert duvaklı gece gibi, Bedenin binefş* tarlası. Kaç parça olur dudakların, Unuttuğun gülüşünü verir mesela. Kaç renge bürünür gecenin karartısı, Kınası kırmızı renge. Keşkelerin hatırına, bize ait olmayanlara… ...

Devamını Oku »

Sende Başlasam | Mehmet Akif ÇAKIR

Zaman yokmuş, oynarmış kuytularda, anladım. Biz, yaşamamışız, koşmuşuz hep. Salınmışız boşlukta. Seni sevmeye başlamışım, Duymuşum, haberim bile olmamış. Ciğerim sığmamış gövdeme, Düzensiz nefes alıp vermişim. Gözlerim eşlerini arayıp durmuş hep, Bakışlarımı köşelere itmişim. Sigara tüttürmüşüm başka ağızlarda. Türkü olmuşum. Sana, bana, vicdanımıza Ucuz piyano notaları dökmüşüm. Ne yapsam şimdi, Ne etsem de bir şeye benzesem? Bir gülüşünü anlatamaz, Bir araya ...

Devamını Oku »

Sevdan Üşüyor | Deniz İshak SELİMOĞLU

Baktığın yerlere bakıyorum Özlüyorum belli ki seni. Parmaklarım dokunduğun sayfalarda dolaşıyor, sana ait bir şeyler arıyorum. Özlüyorum, öyle ya; Her sabah seninle uyanıyorum, Tavanda gözlerim Hayal ediyorum seni, Yarım kalan Gelecek o günleri. Haydarpaşa, Kent Meydanı, Saat Kulesi’nde Her cuma aynı saatte Belki birinden birine; Bekliyorum, Olur da gelirsin diye. Çok uzun zaman oldu Kaç mevsim geçti üstünden sensizliğin? Üstünü ...

Devamını Oku »

RÜYA | Eda Sultan ERKARAMAN

Bir akşam, o hiç çalmayan kapım çaldı. Kim olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu fakat içten içe bir merak sarmıştı bedenimi. Açtım… O geldi! O geldi işte! Beklediğim, özlediğim, özlemini çektiğim, bir an önce boynuna sarılıp ağlamak istediğim geldi. Şansı da onun kadar temizdi. Kaynanası seviyormuş demek ki. Ben de sezmiş olacaktım ki, yemeklerin en güzellerini yapmışım. Fakat hiç konuşmadı, sadece ...

Devamını Oku »

HOŞÇA KAL | Tunahan ÇETİN

Bir kaçak çay manzarasında rastladım hayal dolu gözlerine. Ne o gülmeye doyabiliyordu ne de ben içimi eriten gülüşüne âşık olmaya engel oluyordum. O muydu Beni kendine bağlayan, yoksa ben miydim Benliğimi ona adamak için bahanelere sığınan? Bir gündüzümüz vardı kahkahalara boğulduğumuz, bir de gecem vardı bütün hüzünlerin gözyaşına boğulduğu. Hoş geldin ömrüme… Hoş geldin gülüşe aç dudaklarıma milyonlarca gülüş bağışlayan ...

Devamını Oku »

Çocukçuluk | Sipan GÜLER

Boğuluyorum! Kucağımdaki yıldızları taşımaktan yıkılıyor gökyüzü. Annemin komidini kadar güzel değil artık sevdiğim hiçbir şey. Silmekten iyice ıslanmış halı gibi kaygan bir göz! Bilir misiniz? Annem eskiden çok severdi danteli. Bilhassa televizyona dantel örtmeyi. Televizyona örtecek dantel bulamadığı zamanlarda oturup pekmezli kar yapardı. Gider damdan en temizini bulurdum karın. Tabağa istiflerdim. Erimesin diye koşardım eve. Üzerine dökerdi pekmezi. Kaşık kaşık ...

Devamını Oku »

kardan adamın cesedi | Mahi KAYIKCI

oturmuşken bizsiz günlerin başına kovalıyorum tatil sonrası sevilmeyen pazartesileri elimi uzatıyorum kardan adamlara yüreğim kibrit çöplerini aratıyor ne yazık! aradığınız kişiye kışları ulaşılamıyor ve çıktığımda telefon kulübesinden bir şeyler alevleniyor kelime kupürleri dize başları kovalanan şiir boşlukları ne yazık! aradığınız kişiye sonsuza dek ulaşılamayacak bir şeyler yandıkça, yakıyorlar çekilmeyen fotoğrafları dolaşıyorum kendimin ücra semtlerinde anıları aydınlatırken sokak lambaları ben dolaştıkça ...

Devamını Oku »

Ayrılık Bukağısı | Hakan GÖKKAYA

Her ayrılık bir bukağı bırakır yürekte. Terkisinde ruhun sürünür yalnızlık. Çığlıktır, duyulmaz yankısı sinmiş dağlarda, Dağılan seslerin uzaktan gelen tınısıdır. Her sürgün bir hüzün olur devrilmeyen, En ıssız çöllerde yaşama savaşıdır başlar. Hoyrattır boşa akan ırmaklar serap olur. Urup gezer, incinmez ayaklar kayalarda. Bazen bir nokta, bir mim kadardır ömrün Ünü yayılırken tenha sözlüklerde Dert, der; derya olur dudaklarından nağmeler ...

Devamını Oku »

Mahsussa | Büşra YAŞAR

Korkarım bir şiir yazacağım adına Ve bu bana hiç yakışmayacak. En büyük aşklardan dersini almış, Bir katilin önsözü olacak bu şiir. Sayıklamamak için,Uyumaktan çekindiğim adını yazacağım. Bir çırağın ustasını öldürüşünü,Balığın suda boğuluşunu,Kaybeden bir kumarbazı yazacağım belki de. Ölümlü olacak bu sefer dizelerim Ve tanrısı ben olmayacağım bu şiirin. Üstüne gazete örtülmüş bir cesetten farkın kalmayacak Ve ne yazık ki o ...

Devamını Oku »

Renklerin Sonsuzluğu | Semih DEMİRHAN

Upuzun sonsuza kadar giden mavi bir elbise, Sertçe çekiştiriyor rüzgâr. Yere düşüyor; bir gülden farksız. Üzerimizi kara bulutlar kaplıyor. Kaldırıyorum ayağa, Meydana çıkıyor; sapsarı. Mutluluğumuz uzun sürmüyor, Üzerimizi kara bulutlar kaplıyor. Ayrılıp gidiyoruz,Serilip giden kahverengi sonsuzluk üzerinde.Biraz nemli, biraz dağınık.Üzerimizi kara bulutlar kaplıyor. Semih DEMİRHAN semih.demirhan1@gmail.com

Devamını Oku »

Adamla Kadın | Hakan GÖKKAYA

Kadın kum gibiydi Akıp giden zaman Geçtikçe azalan. Adam eksilen zamandı Sürekli daralan Yok olan. Kadın mavi gök gibiydi Umut dolu Ufuk dolu. Adam çukurdu Kararan karardıkça Kaybolan. Kadın ipek gibiydi Tiril tiril Okşadıkça aslolan. Adam pıtraktı Ayağa Yürüdükçe dolanan. Kadın güneş gibiydi. Açıldıkça ısıtan Isıttıkça mutlu olan. Ve adam soğuk İklimlerin Erimeyen buzları Kutupların aysbergi… Yorumsuz. Uykusuz. Kusurlu. Adam ...

Devamını Oku »

EKS- | Ömer Hezarfen BOZKURT

Sedir ağacının gölgesine ektiğim kurbağaların sesiyle dans ettiğim bu gece Gariptir, karşılığını buluyor iç’bene attığım cümleler Ve imlası bozuk bir akşam, Yürüyüp toz bulutuna karışıyor portreler Puuufff!! Kim çarptı bana? Yitirilmiş sevdalarla ün salmış bir tren garındayım Lokomotifle yarışan aşklarımız var burada Ve icabında bunlar sinematografik kareler Ki hâlâ boşluğa el sallamaktadır göçmenler Ve bu sahne tanıdık geliyor bir yerlerden… Ben ...

Devamını Oku »

KAÇA(Ş)K | Dolunay Kadir YÖRDEN

Romantik aşklar çağına geç kaldık biz, Ne dağları deldik ne de pembe panjurlu evlere sığdık. Yeryüzünün tavanı ve tabanıydı aşkımızın yüz ölçümü. Tahta yatak ve rutubete mecburiyet. Düzenli bir bavula sığdırılmış öyküler. Oysa ana caddelerde yürümek yasak, Kırmızı ve mavi ışıklar yakışmıyordu gözlerimize. Gözlerimiz, birbirimize açılan pencere, Nereden baksak güneş alıyor. Kelepçeli eli tutmak, çiçek tutmaya benzemez sonra. Biliyorduk ve ...

Devamını Oku »

HASRET | Hakan GÖKKAYA

Hasretin soluk bu akşam. Gözlerin kızıllığında buğulu. Başka alemlerde ayrılık, Kayboluş şarkısı bu. Buluşacağız elbet bir gün. Yarım kalan tüm şeylere inat. Ufuklardan kaçtı güneş. Nefesin ılık bu akşam. Bahar rüzgarları gibi… Kırlaşsa da saçlar, Bir gün kavuşmaya gebe, Eksik kalan şeylere inat. Belki bir tutam deniz, Bir tutam mavi, Söndürür bu ateşi. Kaybolduğum gün. Bir gemi güvertesinde, Beyaz teninde ...

Devamını Oku »

SALOME | Mehmet Ali BÖLÜKBAŞ

Sen ki hayalleri süsleyen Nice feryadın müsebbibi, Yoluna güller dökülen Ayağına varlık serilen, Varlığı arzulara cennet Yokluğu akıllara cinnet Ey Salome rahat uyu.. Çıldırışın tarifiydi hayatın Aklı olana mıydı kastın? Özgürlüğe giden yolun Esaretten geçtiğini Anlayacaktın o gün! Korkarak çok istediğin Ölüm.. Özgür kıldı mı ruhunu? Kaçışlarda değil miydi özgürlük? Senin değil miydi yoksa Etrafa saçtığın o güzellik? Ey Salome ...

Devamını Oku »

Nefesin Dar Hazzı | Ayşe TÜRK

Biraz bir sevişmek tuttu beni. Mutfak sessiz, Gece yıldızlara dilini döküyor. Saçım toplu, yanaklarım ortada, Boynum ve omuzlarım… Bir Boa[1] nefesini hatırladım, Tavşanın son nefesinden haz alan, Gövdesinin heybetinden uyuyakalan. Bir sevişmek tuttu, Bir soğuk ter karnımda. Saçlarımın bir tutamını aldım, Parmaklarımda çeviriyorum. Nefesimin göğüs payı aşağı yukarı, Yukarı aşağı. Gırtlak payı mevsim değiştiriyor Dudaklarının temasında. Yok, yok yağış değiştiriyor. ...

Devamını Oku »

TOPRAKTAN DOĞUM | Mehmet Akif ÇAKIR

Artık yapayalnızım Bir nefeslik canım kaldı O sağ, ben selamet. Tomurcuklanan ağaçların olduğu, Özgür küheylanların koştuğu, Uçsuz bucaksız nefes aldığım ormanlardayım. Fakat, Fakat artık ışık oyunları izlemekten yoruldum. Dallara konan güvercinlere, Ormanların ilerisindeki başaklara sordum. Titreşen göllere vardım. Hepsi aynı Ve hepsi değişken aynılığın içinde Dağlar birer ayna gibi önümde. Daha kaç tepeyi tırmanırım, Kaç denizi arşınlarım bilemem. Bu, uzun ...

Devamını Oku »

oysa birçok nedenimiz vardı | Hakan CAN

her şey olması gerekenden çok uzak nedendir bilmem ama az insan kaldı sözü pak, yüzü ak! gazeteler ve manşetleri hep aynı teraneler bir borazan ötüyor başka bir ses dinlemeyen arsızlar, kepazeler… nedir insana yetmeyen bilemiyorum her beşer bir ömre sadık zaman akar geri gelmez, korkuyorum! oysa birçok nedenimiz vardı sevmeye, gülmeye aynı gökyüzü altında ortak kederlerimizin şerefine içmeye Hakan CAN ...

Devamını Oku »

Çay ve Ötesi | Sipan GÜLER

Çaydan utanır mı insan? Utanmaz mı? İşte ben bugün, katırlar dolusu hücrelerin hücum ettiği kalbimin bütünüyle, Evet tüm kalbimle utanıyorum. Herkes çayın çay gibi olduğunu bilir, gerisine karışmaz. Çayın şiirle, şiirin de çayla ilişkisiz olduğunu düşünür. “Çay işte bildiğimiz çay! Şiir ne alaka?” Gidenlerden sonra kalanların zorunlu ikamet yeridir acı. Çayın şiirle ilişkisi işte tam olarak burada başlar: Yani doğmamış ...

Devamını Oku »
Scroll UpScroll Up