BİNEFŞ | Fırat ÇİÇEK

Kalın pencerenin ardında seyrediyorsun, Dünyanın hoyratlığını. Elin çenende dinliyorsun, Düzmece senfonilerin cızırtısını. Yıllanmış şarap kadehini belki de son kez tokuşturuyorsun. Kaç baharı boğuyorsun ardından Kaç yeşil çürüyecek kör kuyularda, Pepuk kuşunun sesiyle. Lacivert duvaklı gece gibi, Bedenin binefş* tarlası. Kaç parça olur dudakların, Unuttuğun gülüşünü verir mesela. Kaç renge bürünür gecenin karartısı, Kınası kırmızı renge. … Okumaya Devam Et!BİNEFŞ | Fırat ÇİÇEK

Çocukçuluk | Sipan GÜLER

Boğuluyorum! Kucağımdaki yıldızları taşımaktan yıkılıyor gökyüzü. Annemin komidini kadar güzel değil artık sevdiğim hiçbir şey. Silmekten iyice ıslanmış halı gibi kaygan bir göz! Bilir misiniz? Annem eskiden çok severdi danteli. Bilhassa televizyona dantel örtmeyi. Televizyona örtecek dantel bulamadığı zamanlarda oturup pekmezli kar yapardı. Gider damdan en temizini bulurdum karın. Tabağa istiflerdim. Erimesin diye koşardım eve. … Okumaya Devam Et!Çocukçuluk | Sipan GÜLER

Dünya Ağrısı’nda “Bireyin Yabancılaşması” | Neslihan DEMİRHAN

Dünya Ağrısı, kendini her şeyin, herkesin uzağında tutmak istediği için hiçbir yere ait olamamış, bu yüzdendir ki aile kavramını çocukluğundan beri benimseyememiş, bir “aile babası” olan Mürşit’in üzerinde şekillenir. Mürşit, taşradan kaçıp üniversite okumasına müsaade etmeyen “hayat denen bu sıkıntıyı” (s. 112)* hiç sevememiş, yolcu olma isteğini ulaşılmaz bir hayale çevirip hancı olmasına sebep olan … Okumaya Devam Et!Dünya Ağrısı’nda “Bireyin Yabancılaşması” | Neslihan DEMİRHAN

TAHAYYÜL | Rafet KODAŞ

Sarp uçurumun başındayım. Kollarımı kartal gibi açmış, süzülmek için saniyeleri kovalıyorum. Rüzgârda sörf edercesine süzülüp, erguvan kokulu koylardan ovalardan geçiyorum. Yeşilin bin bir türlü renklerine boyanıyorum. El değmemiş, tüm hayasızlıklara, ahlaksızlıklara inat bakireliğini korumuş cennet kızına dokunur gibi Ürkekçe dokunuyorum okyanus maviliğine. Sarp kayaların ürkütücü yüzüne dokunuyor bedenim. Gözlerim kapalı! Seni sevmelerimi düşlüyorum, günaha belenmiş … Okumaya Devam Et!TAHAYYÜL | Rafet KODAŞ

BEDENİMİN SESİ | Rafet KODAŞ

Bir nefese sarılır bedenim. Gün batımının ruhta şarap etkisi yaptığı vakitte, Kurumuş köklerime Fırat’ın can veren suyu salınmış gibi gelir aşk. Titrek, ürkek bir salınışla toparlanmış bulunmuş; Bilmem kaç metre olan damarlarım. Bilmem kaçta kaçının su olduğunu öğrendiğim bedenimin, gördüm önünde büyüdüğü zamanı. Tek manaya büründü kalbim, ona hükmetmeye Adem’in bile gücü yetmez. Tarumar olmuş … Okumaya Devam Et!BEDENİMİN SESİ | Rafet KODAŞ