İvedi Hasat | Mehmet Akif ÇAKIR

Yakın geleceğe dair bir fikir hasatı düşlüyorum. Bu bağlamda, oldukça kurak toprakların hızlı bir şekilde olgunlaşmasını bekleyerek değil; toprağın olgunlaşmasını sistemler minvalinde gerçekleştirmenin daha realist bir çizgide olduğunu düşünüyorum. Tamamı olmasa da önemli bir kısmı keskin olan profillere ayrılmış bir toplumu ha deyince güzellikle kolektivist[1]  ya da daha azı olan uzlaşımcı çizgiye getirmek oldukça zordur. … Okumaya Devam Et!İvedi Hasat | Mehmet Akif ÇAKIR

Scent of a Woman: Frank Neler Görüyor? | Bengisu ÖZKES

Ben Frank. Emekli ve görme engelli bir albayım. Lakin asla sizler gibi değilim; görüyorum. Henüz oldukça genç birine de bunu öğrettim: bir süredir yanımdan ayırmadığım, sıradan eylemlerimde bana yardımcı olan genç çocuk Charlie’ye! Bundan böyle güzel yaşayacak. İçleri bomboş bakan o gözlerinizi kapamanızı tavsiye ederim. Size, ona ne yaptığımı anlatayım. Duyun, hissedin. Takdir edersiniz ki … Okumaya Devam Et!Scent of a Woman: Frank Neler Görüyor? | Bengisu ÖZKES

Ece Ayhan Yaşıyor | Sultan GÜLSÜN

Eklemlerinde dinledim, kuyu ezgilerini. Latincesiyle kuluçka dönemindeydi, bir ilah. Bir anonsla Core Of Nature dinletilsin ve bir anonsta “Ece Ayhan Yaşıyor” geçilsin. Yıllarca yaşadım, Sisifos ile. Bütün sularda çamur bileyledim, bütün ilahlardan önce inandırma ustalarına şapka indirdim. Bir kayacı yuvarlarken büsbütün sınırların gereksizliğini söyledim. Dünya belki güzel bir yerdi, üzerinden elektrik telleri silinince. Yılda 365 … Okumaya Devam Et!Ece Ayhan Yaşıyor | Sultan GÜLSÜN

Kaçış Yok | Talha Yakup ATLI

Zihnimin derin çukurlarında dolaşan sabırsız ve kararsız mahlûk, Hangi zehri topluyorsun son vurgununu yapmak için? Fareler geziniyor belirsizliğin neminde, Her şeyden habersiz, olan bitenlere akıl erdirmek, Bu tenha sokaklar için fazla kaygan bir zemin. Çatal bıçak sesleri ve sakinleşmiş insanları, Sepya manzaralar bütünleştiriyor elinde çiçeklerle. Durulmuş suya düşen bir damla, etrafını da sallıyor. Ufak halka, … Okumaya Devam Et!Kaçış Yok | Talha Yakup ATLI

Zeytinden Yansıyan | İdil AVAN

Yanında uçsuz bir deniz vardı ama onun gördüğü deniz, bir zeytinden yansıyandı. Akşam yemeğine gitmişlerdi. Saat 18.00 olmasına rağmen “akşam güneşi yakmaz” diyerekten oturdukları masada güneş, ikisinin de tenini yakmak bir yana dursun kavuruyordu adeta. Kız sıcaktan saçlarını toplamış, adam ise gömleğinin yakasından iki düğme açıvermişti. Rakı- balık yapmaya gelmişlerdi bugün, ancak ne balığın lezzetini … Okumaya Devam Et!Zeytinden Yansıyan | İdil AVAN