Ahmed’im | Fırat ÇİÇEK

(Ji bo birakê Ehmed) (Ahmet Ayrıç anısına) İçimde yarım kalmış bir konuşmanın hüznü var. Uzun zaman oldu seslenmeyeli. Gece sandığından da karanlık. Gözlerin değsin gökyüzüne, ben karanlığa bile mavi derim. Geleceğin koynunda, bir serçenin boğuk sesinde, yüreğime dokunur sesin. Derinleşen hislerimin avuçlarındayım. Neyse ki ölümü düşünenlerin en yakışıklısıydım; Ölmedim. Büyük bir gürültünün içindeydim, duymuyorlardı. Biliyor … Okumaya Devam Et!Ahmed’im | Fırat ÇİÇEK

Edd’in Bozuk Radyosu | Fırat ÇİÇEK

Saat sabahın altısı idi. Tedirgin düşlerimden bir anda uyanıp yanı başımdaki fotoğrafa dikildi gözlerim. Sene 1987 idi. Resimde ben, annem, babam ve daha geçenlerde kaybettiğim köpeğim Masi vardı. Doğum günümde bu resmi bana annem çerçeveletip hediye etmişti. Hüzünlüyüm. Köpeğimi kaybettiğim için çok hüzünlüyüm. Göz pınarlarımda akan gözyaşlarıma izin vermeden yüzümü temizledim. Resmi bağrıma basarak tüm … Okumaya Devam Et!Edd’in Bozuk Radyosu | Fırat ÇİÇEK

Mevsimin Yabancısı | Fırat ÇİÇEK

Kendi avuç içine bile yabancı bir yüzsün, Bir sevmenin/yitmenin yıkıcı enkazında. Yaydım gövdemi evrene, Sığar mı içindeki bu acı eteğime? On milyon yıl oldu. Kaldır beni. Karanlıklarda mayala ruhumu. Uyut, Uyuştur, Nefes ver şeyhim. Kaç karıncayı topal bıraktım, İyi niyet yollarında yürürken. Kaç baharı kovdum kapımdan, İnanmadığım için badem ağaçlarına. İki demlik çaya sığdırdım, Seneler … Okumaya Devam Et!Mevsimin Yabancısı | Fırat ÇİÇEK

Zühre | Fırat ÇİÇEK

Zühre, kendi halinde birçok şeyde fedakârlık gösteren, aile içindeki en güçlü kızlardan biriydi. Güçlü kadın olmanın yanı sıra otuz iki yılının verdiği tecrübeyi de göz ardı edemezdik. Diğer aile bireylerinin kendi halinde süren yaşantısına pek kulak asmayan, çoğu zaman dilimini anne ve babasının dizinin dibinde geçirmiş, bir kadın ruhunu asla üzerinden atamasa da bahsedildiği gibi … Okumaya Devam Et!Zühre | Fırat ÇİÇEK

BİNEFŞ | Fırat ÇİÇEK

Kalın pencerenin ardında seyrediyorsun, Dünyanın hoyratlığını. Elin çenende dinliyorsun, Düzmece senfonilerin cızırtısını. Yıllanmış şarap kadehini belki de son kez tokuşturuyorsun. Kaç baharı boğuyorsun ardından Kaç yeşil çürüyecek kör kuyularda, Pepuk kuşunun sesiyle. Lacivert duvaklı gece gibi, Bedenin binefş* tarlası. Kaç parça olur dudakların, Unuttuğun gülüşünü verir mesela. Kaç renge bürünür gecenin karartısı, Kınası kırmızı renge. … Okumaya Devam Et!BİNEFŞ | Fırat ÇİÇEK