Zeytinden Yansıyan | İdil AVAN

Yanında uçsuz bir deniz vardı ama onun gördüğü deniz, bir zeytinden yansıyandı. Akşam yemeğine gitmişlerdi. Saat 18.00 olmasına rağmen “akşam güneşi yakmaz” diyerekten oturdukları masada güneş, ikisinin de tenini yakmak bir yana dursun kavuruyordu adeta. Kız sıcaktan saçlarını toplamış, adam ise gömleğinin yakasından iki düğme açıvermişti. Rakı- balık yapmaya gelmişlerdi bugün, ancak ne balığın lezzetini … Okumaya Devam Et!Zeytinden Yansıyan | İdil AVAN

Bir Aynanın Sesi | İdil AVAN

Bana baktığında ne görüyorsun? Yalnızca dış görünüşünün bir yansımasını mı, yoksa içinde göremediğin şeyleri mi? Ben sadece bir aynayım. Seni sana gösteren hatta neredeyse her gün kullandığın, tamamen sıradan bir obje. İnsanların ilk işi, sabahları benim karşımda yüzlerini yıkamaktır. Tüm gece asılı olduğu yataklarından kalkarlar ve gözlerini gördükleri rüyalardan yahut kabuslardan temizlerler. Onların gece neler … Okumaya Devam Et!Bir Aynanın Sesi | İdil AVAN

Tat’lı Şeyler | İdil AVAN

“Anne, benim adımı kim koydu?” “Ben koydum kızım.” “Peki ya neden bu ismi koydun?” “Çünkü sen benim Öz’ümsün.” Özüm 7 yaşında, bir içim su, küçük bir kız çocuğuydu. Annesinin her daim ördüğü sarı saçlarını dağınık kullanmayı severdi. Yüzündeki çillerin dağınıklığına saçlarını da uyduruyordu kendince ve yine dağınık bir gülümsemeyle taçlandırıyordu bu uyumlu asimetriyi. Büyük kahverengi … Okumaya Devam Et!Tat’lı Şeyler | İdil AVAN

KÂH’VE KADIN | İdil AVAN

Pembe bulutlar kırmızıya çalarken Ana rahminden damladı bir kız dünyaya. Kahve gözleri sütle harmanlanırken Dumanı tüten bir sevgiyle kucaklandı. Ne olup bittiğini bilmiyordu, Pembe bulutlar kırmızıya çalıyordu. Günler aylara sarıldı, Aylar yılları doğurdu. Kızın üstüne büyüdükçe Bir yük daha konuldu. Başkalarına söz hakkı vermemesi adına Kendi kelimelerini yuttu. Yabancılar gözlerini içmesin diye Kirpiklerini sıkıca yumdu. … Okumaya Devam Et!KÂH’VE KADIN | İdil AVAN

Bir Müze Aşkı | İdil AVAN

Şekerden bir balmumuyum, Eriyorum ateşin öpücükleriyle. Eteğimin pilelerinden damlıyor dudaklarım, Öpüyorum kahverengi parkeyi isteksizce. Vitrindeki ilk günümü karşında buldum, Bir kurşun askerin yanındaki köylü kızı. Yabancılar bana dokunurken kadın oldum, İzledim güneşli gözlerle saçlarındaki kışı. Hareket edemezdim, vücudum mıhlanmıştı. Sessiz çığlıklar attım, dudağım kıpırdamadı. Ellerinin yavaşça düşüşünü izledim, Ve düşüncelerimden çıkarak götürülüşünü. Gittiğin yer karanlıktı … Okumaya Devam Et!Bir Müze Aşkı | İdil AVAN