GÜNAH KADAR KARA | İdil AVAN

Vaveyla, mor perdesinden sızan gün ışığının kirpiklerini gıdıklamasıyla uyandı. Gözlerini araladığı anda irislerine hapsolan güneşe önce hafifçe yüzünü buruşturdu, sonra kedi gibi gerindi. Vücudunda oluşan rahatlığı ve kulaklarına dolan kıtırdama seslerinin oluşturduğu o senfoniyi her şeyden çok seviyordu sanırım. Sırf bunu daha çok hissedip duyabilmek için fazladan uyuyarak günü yarılamaya razıydı. Gülümseyerek doğruldu ve perdelerini … Okumaya Devam Et!GÜNAH KADAR KARA | İdil AVAN

Sıradan Bir Yağmur Damlası | İdil AVAN

Sonu olmayan gökte bulunan; sıradan bir bulutun içinde, yeryüzüne düşüp orayı ıslatmayı bekleyen, sıradan bir yağmur damlasıydım ben. Ben, sıradan bir yağmur damlasıydım. Ama bünyeme aldığım şeyler, üzerinden süzülüp gittiğim acılar beni yok etti zamanla. Yeri geldi kırmızıya boyanmış toprağı yıkadım ve ona asıl rengini verdim. Tekrar yağmak için buharlaşmakta olan bedenimden yayılan kızıl sedefler, … Okumaya Devam Et!Sıradan Bir Yağmur Damlası | İdil AVAN

Soluğundaki Ayaz | İdil AVAN

Bakıyorum güneş sol kulağının arkasından doğmuş bugün, asabisin. Fısıldamış sana göğün yaramazlıklarını, bulutlar şiddetli bir yağmura gebeymiş. Sen gözünü ovuştururken kararmış gökyüzü. İri damlalar evlerin camlarını döverken, pencere kenarında yarım bırakılan kahveler utanmış çıplaklıklarından, süt kuşanmamışlar. Sen, göğü bestelerken kuşlar senin sesine dizilmiş. Gökkuşağı boyamış göğü kırmızıya, mora, maviye… Polenler savrulurken uzaklara arada bir insanlara … Okumaya Devam Et!Soluğundaki Ayaz | İdil AVAN