Soluğundaki Ayaz

Bakıyorum güneş sol kulağının arkasından doğmuş bugün, asabisin. Fısıldamış sana göğün yaramazlıklarını, bulutlar şiddetli bir yağmura gebeymiş. Sen gözünü ovuştururken kararmış gökyüzü. İri damlalar evlerin camlarını döverken, pencere kenarında yarım bırakılan kahveler utanmış çıplaklıklarından, süt kuşanmamışlar. Sen, göğü bestelerken kuşlar senin sesine dizilmiş. Gökkuşağı boyamış göğü kırmızıya, mora, maviye… Polenler savrulurken uzaklara arada bir insanlara … Okumaya Devam Et!Soluğundaki Ayaz

OLMAK

http://martel-greiner.fr/wp-content/uploads/2015/02/MGST-STOREL-Athl Senin kirpiklerindeki kar tanesi olmak vardı Saniyeler içinde eriyip, bir sonsuzluğa karışmak Bir berfinden bakmak sevdiğine, Ve onunla yaşatmak ruhunu. Kahveyi benim gözlerimden içmeni isterdim Kırk yıl hatrı bir bakışa sığdırsaydık mesela Ve çıksaydık Galata’ya Susarak sevmeyi bilirdik, Ama kırarak yorduğumuzu bilemedik. Senin tenini yalayan rüzgâr olmak vardı Dertlerini bir meltemle uzaklara savurmak Uçmak ırak … Okumaya Devam Et!OLMAK

Ölmeyi beklerken yangınınla başbaşa kalman için çok vaktin olacak: Ölüme Yatmak!

http://nieshonline.com/product/azzaro-duo-women-edt-80ml/ Zaman. Hem çok geniş, hem de daracık bir kavram. Dakikalar seni küle çevirebilirken, saatler seni hayattan koparmak istemezcesine soğuğun pençesinde asılı bırakabiliyor. Mesela ölüm. Donarak ölmenin acı hissettirmediği söylenir. Lakin bu hissiyatsızlık, sadece bedenle sınırlıdır. Her saniye kristaller tenini öperken, bedenin buzdan öpücüklerin esiri olur ve her bir dokunuşla biraz daha soğuğa gömülür. Kum saati … Okumaya Devam Et!Ölmeyi beklerken yangınınla başbaşa kalman için çok vaktin olacak: Ölüme Yatmak!