AYAK BAĞI | Mehmet Akif ÇAKIR

Elleri önünde uzun süre oturmaya devam etti. Uzamaktan ağzına girmiş bıyığı, yüzünün yarısını kaplamış sakalı, yer yer aşınmış siyah deri pantolonu ve kirden pastan açılmış neredeyse siyah denebilecek kalın keten paltosuyla bir yaşayandan çok oturduğu bankın ruhsuz sakini gibi gözüküyordu. Gözleri sürekli, önüne düşen nasırlaşmış, damarları kabarmış, eti çekilmiş ellerindeydi. Hareketsiz, cansız bir nesne gibi … Okumaya Devam Et!AYAK BAĞI | Mehmet Akif ÇAKIR

GÖZ ARDI | Mehmet Akif ÇAKIR

Hayatımın tam olarak hangi noktasında uyandığımı bilmiyorum. Zaman algımı yitirdiğim, hastalıklı düşüncelere hapsolduğum bir ışık noktasındayım. Ezilmişlik hissiyle uyandığıma ve gözüme ışık çarptığına göre “sabah” ya da “gündüz” kavramlarından birini kullanabilirim. Kafamı tekrar yastığa gömüp tavandaki belli belirsiz şekilleri yansıtan çatlakları izleyebilirim. Ama ben öylece sandalyeyi izliyorum. Masa, sandalye, bir halı ve bir dolaptan oluşan … Okumaya Devam Et!GÖZ ARDI | Mehmet Akif ÇAKIR

TOPRAKTAN DOĞUM | Mehmet Akif ÇAKIR

Artık yapayalnızım Bir nefeslik canım kaldı O sağ, ben selamet. Tomurcuklanan ağaçların olduğu, Özgür küheylanların koştuğu, Uçsuz bucaksız nefes aldığım ormanlardayım. Fakat, Fakat artık ışık oyunları izlemekten yoruldum. Dallara konan güvercinlere, Ormanların ilerisindeki başaklara sordum. Titreşen göllere vardım. Hepsi aynı Ve hepsi değişken aynılığın içinde Dağlar birer ayna gibi önümde. Daha kaç tepeyi tırmanırım, Kaç … Okumaya Devam Et!TOPRAKTAN DOĞUM | Mehmet Akif ÇAKIR