Zerya’ya Mektuplar | Sipan GÜLER

3 Temmuz 2018

Sevgili Zerya,

Sana en az benim kadar yorgun düşmüş satırlarımı yolluyorum. Yorgun satırlarımı okurken hiç solmamanı ve mektubu beklerkenki heyecanını hep içinde büyütmeni, bütün ömrüne yaymanı isterim. Bana yolladığın satırları okurken, yıllardır hasretini çektiğim bir umudun suretini görmüş bulundum. Bilirsin, biz insanlar en çok hayal kurmayı severiz fakat benim hayalim diğer insanlar gibi hayal kurmanın ötesinde, farklı olabilmekti. Hayatın bir kuyudan ibaret olduğunu ve hepimizin o kuyudaki birer su damlasından oluştuğunu keşfettiğim o zamandan bu yana farklı olabilmenin zorluğunu ve acısını tattım. Zira bir su birikintisinin içinde yok olmayı reddediyorsan, tek başına bir damla olarak o kuyunun üzerine çıkmayı öğrenmen gerekir. Üstelik sadece bununla da bitmez. Bir damla su için savaşan binlerce insanın susuzluğunun kurbanı olmadan hayatta kalabilmen gerekir. Ah Zerya! Bunca zaman sonra bile hala böyle ahmakça şeyler yazabildiğime üzülmüyor olmanı dilerim. Tek derdinin tırnaklarına sürecek oje bulamayışın ya da kırmızı ile pembe arasında kalışın olmalı. Meydana gelebilecek daha büyük sorunların senin o güzel kalbini yıpratacağından korkarım.

Bir sevgili olarak ne kadar narin isen bir arkadaş olarak da o kadar narin olduğunu düşünüyorum. Bunca şeyden sonra bile seninle ortak bir amaç uğruna birleşebiliyor olmanın mesudiyetini izah edebilmemin mümkün olduğunu düşünmüyorum. Bu yüzden bilmeni isterim ki hayattaki en büyük dileğim senin mutlu olabilmendir. Ayrı yollarda yürüyen iki meczuptan ibaret olsak da bana vermiş olduğun sözleri unutmayacağını umuyorum. Bütün diğer insanlar gibi rakıdan uzak durmanı istemiyorum senden. Bilakis rakı içebilen kadının, diğer kadınlardan bir nebze de olsa daha özgür olduğunu bilmeni istiyorum. O yüzden pazar günleri bilhassa yeni bir şey başardığın her durumda bir duble rakı içmenin sana hiçbir zararı olmayacaktır. Ancak uzun geçen kış günlerinde sıkı giyinmeni istemek en az rakı içmeni istemek kadar benim boynumun borcudur. Üşütüp hasta olman diğer bütün kadınların mağlubiyeti olacaktır. Tüm bunların yanında kim ne derse desin hep kendin olmanı ve her daim kendi doğrularının peşinden gitmeni isterim. Sonu hüsran dahi olsa kendi doğruların özgürlüğe karşı olan en büyük sorumluluğundur. Hoşça kal demeden önce son bir umudumu daha seninle paylaşmak isterim: Bir gün, bir tiyatro salonunda beraber bir oyunu daha izliyor olabilmek. Bu umut, diğer bütün kadınların katlanamayacağı kadar zor bir gerçektir. Her neyse! Bu mektubu okuduktan sonra ne olursa olsun tüm insanlığa bir iyilik yapmanı, gülümsemeni diliyorum. Hoşça kal Zerya.

Sipan GÜLER

sipangulerr@gmail.com

4 thoughts to “Zerya’ya Mektuplar | Sipan GÜLER”

  1. Okurken kendimi sorguladım ,bir mektup yazacak kadar derin duyguların var mı? Ya da kelime dağarcığın yeterli mi?Testi dolmadıkça taşmazmış,bu cümlelerde ancak yerkin birinden taşabilir….bilgine emeğine sağlık,tabi ki bize aktaranlarında emeğine sağlık…

    1. Teşekkür ederim sevgili Ahmat. Okuduğun ve fikrini belirttiğin için teşekkür ederim. ?

  2. Rakı içen kadının güzelliğini, gözleriyle değil gönlüyle gözünü bir etmiş bir adamın içtenliğini, bir suyun akışı gibi bir ömrün geçişini betimleyişini okurken hızlanan kalbimi ve aynı kalpten uğurlanan pek çok kavmi şuramda hissettim. Çok başarılıydı. ❣️

  3. Sevgili Büşra,
    Yorumun çok onure edici. Bütün bunlar sizin gibi güzel kadınlar oldukça anlamlı ve değerli. Teşekkür ederim ?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir