Zeytinden Yansıyan | İdil AVAN

Yanında uçsuz bir deniz vardı ama onun gördüğü deniz, bir zeytinden yansıyandı.

Akşam yemeğine gitmişlerdi. Saat 18.00 olmasına rağmen “akşam güneşi yakmaz” diyerekten oturdukları masada güneş, ikisinin de tenini yakmak bir yana dursun kavuruyordu adeta. Kız sıcaktan saçlarını toplamış, adam ise gömleğinin yakasından iki düğme açıvermişti. Rakı- balık yapmaya gelmişlerdi bugün, ancak ne balığın lezzetini alıyorlardı ne de rakı olanları unutturuyordu. Masayı, midye tavanın yanındaki istavrit ve tekir süslüyor, mevsim salatası ise renk katıyordu. İkisinin de canı sıkkındı bu akşam, “konuşuruz” diyerek geldikleri yerde çıt çıkmıyordu ağızlarından. Kız boş boş etrafı incelerken gözleri salatanın içindeki zeytinlere takıldı. Zeytin, yağ ile birlikte pırıl pırıl parlıyordu ve biraz daha dikkatli baktığında zeytinden yansıyan adamın suretini gördü kız. Hüzünlüydü ancak simsiyah zeytinden bile masmavi görmüştü adamın gözlerini. O gözler her zaman maviydi, umuttu. Daha iyi bir gelecek için gösterdiği çabanın ona getirisi, deniz gözlerinin kenarlarını süsleyen kaz ayakları ile göz altı torbalarıydı. Bu çabanın yalnızca kendisi için olmayışı, kusurlarını güzel yapan unsurdu. Hassas biriydi, iri cüssesinin altında naif biri vardı, kalbi lokum gibi yumuşak ve tatlıydı. Dürüstlük onun ilkesiydi, pembe yahut beyaz fark etmeden hiçbir rengi yalana karıştırmaz; kaldı ki yalan söylemeyi de beceremezdi. Kız, tüm bunları zeytindeki yansımadan gördüğüne şaşırarak gözlerini zeytinden ayırdı ve adama baktı. Sessizce yedikleri yemekleri bitmişti ve ikisi de Türk kahvelerinin gelmesini bekliyordu. Kahveleri beklerlerken, boş tabaklar önlerinden kaldırıldı, zeytin de salata tabağıyla birlikte gitti.

“Kahve içer misin?” demişti adam.

“Olur, hem sana fal da bakarım.”

“Öğrendin mi fal bakmayı?”

“Evet, öğrendim.” demişti kız gülümseyerek.

Kahvelerin gelmesiyle kırk yılın iki boğazdan geçmesi bir oldu. Adam kahve fincanını çevirecekken kız araya girdi:

“İçine doğru çevirirsen içini, dışına doğru çevirirsen dışını görürüm.”

“İçim dışım bir zaten.”

Ve adam, fincanı içine doğru çevirdi.

“Yüzüğünü fincanın üstüne koy ki, kahvenin sıcağını alsın.”

Kız tekrar gözlerini denize çevirdi ve etrafa baktı. Yüzüğün, kahvenin sıcağını almasını bekledikleri vakit, kahveyi içtikleri vakit kadar kısa oldu.

“Neyse falın, çıksın hâlın.” diyerek adamın fincanını kaldırdı.

Kızın zeytinin yansımasından gördüğü şey ile kahve telveleri arasında gördüğü şey aynıydı, babasıydı. Annesine olan aşkını, sonsuz bir tutkuyla ilk günkü gibi kalbinde taşıyan, kahvenin sıcağını alan yüzüğü bu birlikteliğin simgesi olarak parmağında tutan babasını. İki kızı için durmadan çabalayan, çabalarken onların yanında olamadığı günleri bir rakı-balık sofrasında yahut sevgi dolu kucaklaşmalarla kapatmaya çalışan babasını. Erkekliğini gözyaşlarından değil, babalığından sakınan ilk aşkını… Kız şimdi anlıyordu, bir zeytinden babasının içini nasıl görebildiğini. Zira ona nereden baktığı fark etmiyordu, babasının içi de dışı da birdi. Her kız için olduğu gibi, onun babası da onun ilk aşkıydı ve bir babanın kızına gösterebileceği fedakârlık, bir zeytinin yansımasında yahut bir fincan kahvenin telveleri arasındaydı. Her sabah bir kahvaltı sofrasında görebileceğiniz ya da her muhabbet arasında içebileceğiniz kadar basit, ulaşılması kolay. Çünkü bir babanın kızına beslediği sevgi, kahvaltı sofrasındaki bir zeytin ya da muhabbet arası içilen bir kahve kadar doğaldı. Nereye bakılırsa oradaydı ve hep orada kalacaktı.

Yanında uçsuz bir deniz vardı, ama onun gördüğü deniz, bir çift gözde saklıydı.

İdil AVAN

idilavan@hotmail.com

14 thoughts to “Zeytinden Yansıyan | İdil AVAN”

  1. Canım İdil, kalemini görür görmez okudum. Akışın koordinesi ve imgelemlerin ağı açısından metin bende bütünlüğü sağlayabildi. Anlatımını seviyorum. Kalemine ve metnine çiçekler bırakıyorum.
    Sevgilerimle ..

      1. Sevgili İdil yazının genelinde hafif bir anlam karmaşası yaşasam da yazındaki “Yanında uçsuz bir deniz vardı, ama onun gördüğü deniz, bir çift gözde saklıydı.” kısmı hikayenin genelini özetlemiş gibiydi.
        Sade,yalın ve edebi üslubunu bozmadan işleyişinin çok hoş durduğunu da belirtmek isterim.
        Dönüşün çok hoş oldu.
        Kaygı ve tasalardan uzak nice güzel yazılarınla Leyli’de bir arada olmak dileğiyle.
        Kalemin diridir devamı gelsin o halde 🌼😊

        1. Güzel bir dönüş yaptığımı düşündürebildiysem ne mutlu bana. Yorumun için çok teşekkür ederim, benim istediğim de buydu zaten; bir cümlede her şeyi anlatabilmek. 🌸

      2. Kaleminin akıcılığı ve duruluğu okumayı daha da zevkli hale getiriyor. Hikayenin teması “baba sevgisi” olduğu için ben pek yorum yapamıyorum bu konuda, keşke yapabilseydim… Kalemine, yüreğine sağlık canım ❤️

        1. Bu yorum beni biraz hüzünlendirdi cidden. Teşekkür ederim inçe düşünceli yorumun için ❤️

  2. Sevgili İdil,
    Baş başa yapılan çok hoş bir baba kız aktivitesi okudum. Baba sevgisini aşkla anlatmışsın. Bu tarz baba kız ilişkilerine hep hayran kalmışımdır. Ayrıca kızların ilk aşkı her zaman babaları olmayabiliyor bunu da belirtmek isterim. 😊

    1. Güzel düşüncelerin için çok teşekkür ederim Çiğdem ❤️ Evet olmayabiliyor tabii, ama herkesin bildiği bu genellemeyi öznel bir şekilde kullanmak istedim zira benim için öyle. Teşekkür ederim tekrar 😊

  3. Sevgili canım kızım, benim için çok değerli ve çok anlamlı bir hediye oldu. Bir baba olarak gurur duyuyorum senden, Kaleminde her geçen gün daha güçleniyor, yazmaya devam, seni çok seven baban

    1. Bu kelimelerin hepsi senin için. Sevgi ve gurur kaynağın olabildiysem ne mutlu bana, tekrardan Doğum günün kutlu olsun canım babam ❤️

  4. Zeytin tanesinde saklı duygular…. Derin sevgi ancak bu kadar yalın anlatılabilirdi. Kalemine sağlık kızım .

  5. Yazılarının hoş vir havası var sanırım sen ne yazarsan yaz özellikle öykülerini hep keyifle okuyacağım. Kalemine sağlık 🌼

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir