Anasayfa » 2019 » Temmuz

Aylık Arşiv: Temmuz 2019

Son Mektup | Tunahan ÇETİN

Bozkırlarda kaybolan bir keçi çobanıyım. Geleceğim; bir eşek yükü, geçmişim; heybemdeki son sarma kaçak tütünüm. Binlere son kez haykırsam kim duyabilir ki sessiz çığlığımı? Ne göğsümde yumuşattığım hırçın yağmur damlaları Ne her ayağa kalkışımda ayağıma vuran çarıklarım Ne de yıldızları seyretmek için yırttığım çadırımdan sırtıma vuran sonbahar ayazı… Hiçbir şey caydıramaz beni sonsuz uykuya olan özlemimden. Kim bilir belki bu ...

Devamını Oku »

Sadece Biz | Hakan CAN

Bir kuş uçurdum yarınlara; Kanadına bir mektup bağladım, Kederlerimi anlattım tanrılara. Sevinçler baki değil artık anladım! Mühim olan ne varsa Zamana hapsettim, beş kuruşa harcadım. Dallarımı bir ferahlık sarsa Artık, biraz aydınlansa istikbalimiz… Sonra hiç kalabalık olmasa Ruhum, bedenim, sadece biz… Hakan CAN canmaj7@gmail.com

Devamını Oku »

Ölümlü Zaman | Seda BAŞTAŞ

Konuşma Dudakların titretiyor gecemi Bir yanardağın ağzında zaman Biri küllerini savuruyor uzaklardan Yanarken gözlerinin kıvılcımında Konuşma Sözlerin boğuyor geçmişimi Halbuki sen gülerdin eskiden Gökyüzü gibiydi yüzün Yanakların yağmur kokardı Sen gülünce gamzelerinin kıyı kentine tutunup Demir atardım senli hayallerin limanına Ben kalırdım Bir gemi giderdi Köpürterek denizi gözlerimin ufkuna giderdi Bilirdim kaç yıl kaç ay kaç gün sürer yolculuk Bilirdim ...

Devamını Oku »

Büyüme Sancısının Dirmit Hali | Neslihan DEMİRHAN

Uyarı: Sevgili Arsız Ölüm’e dair ayrıntılı bilgiler içermektedir. Kitabı okumamış olanların ve okumadan önce bu denli bilgiye sahip olmak istemeyenlerin, bu yazıyı kitabı okuduktan sonra okuması rica olunur. “Yedi kardeşin arasından titrek bir gölge gibi sıyrılıp liseyi bitirdim. Korku ve yalnızlığın içinden okula gitmenin bedelini ödedim. İnanılmaz savrulmalar, inkar ve baskıların bin çeşidi. Kente ayak uydurmak için boğuşup durdum. Her ...

Devamını Oku »

Sıcacık Günlere Buz Gibi Bir Film: FROZEN | Ufuk KADIZ

Havalar güzelleşti, güneş kendini gösterdi. Artık evde oturup kahve eşliğinde kitaplarınızı okuma, filmlerinizi izleme huylarınızı raflara kaldırdınız. En azından bir süreliğine. Bir kısmınız da var tabii, henüz soğuk günlerin etkisinden çıkamadı ya da çıkmak istemiyor. İşte Frozen, sizler için geliyor! Frozen, Amerikan bağımsız sinemasından ortalama bir gerilim-dram filmi. Yönetmen Adam Green, Balta adlı korku filminin devamlarını çekmek dışında pek de ...

Devamını Oku »

Enya | Fırat ÇİÇEK

Bu kentte tutan şey nicedir beni. Dudaklarından öpüyor kentin. Gözlerinde kocaman bir hasret, Ertelenmiş baharı seyrediyorsun. Hatırla, Yüreğinin kıyısında bordo bir gül bulacaksın. Bakınca tırtıklanırdı gönlüm, İçimi dürterdi. Bazen göz ucuyla, Bazen de ara sıra. Bunlardan her biri hatta bazen hiçbiri. Öyle ki külün ateşe dönüşmesidir bu Enya. Parçalanmış aynada yüzünü topluyorum. Ruhunu ısıracağım bir menekşenin ruhunda, Son görenim olma, ...

Devamını Oku »

İlik Dili Bir Sarılmada | Ayşe TÜRK

Birini gördüm, Göz kapaklarından kirpik diplerini boyamış. Sokak dili’me döndüm, Hakiki bir kıvraklık ile karşılaştık. Bir tabureye konuştum, İki saksıya kustum. Çiçeklerin yeşil yaprağına Saçlarımın tüm yaşanmışlığını estim estim. Bir yerden görülebileceğin, Sevgimle konuşulabileceğin geldi aklıma. Varlığımın gururunda yükseldi bu ihtimal. Dillerce kirletilebilecek lakin varlığımca Temiz kalacak ihtimal. Binlerce sebep ile hareket içinde süslediğim, Kirpik diplerini boyamış o gençte Aklıma ...

Devamını Oku »

Henüz Layık Değilken Tomurcuk Kadar Aşka | Hidayet ÇELİK

Bu fotoğrafta gördüğünüz kurumuş gül tomurcuğunun hikayesini dinlemek ister misiniz? “Sene 2004. Baharın en güzel günleri. Sekizinci sınıfız, orta son. Ne çocuk ne yetişkin ne de genciz o zamanlar. Yerine göre bunların hepsinin olduğu değişken bir ruh halindeyiz. İki arada bir derede kalmışız. Dünyaya tek başına meydan okuyacak kadar güçlü, yazık deseler ağlayacak kadar nahifiz. Müthiş gelgitler yaşıyoruz iç dünyamızda. ...

Devamını Oku »

Ödünç Alınan Parergon | Sultan GÜLSÜN

Gestalt efektinin ardında bir ordu. Anamorfoz müdahalesi gecikti diye yeryüzü bağır çağır. Devren satılık cenin. Henüz birincisini yazmadığımız perdenin ikincisini izliyoruz. Saydam bir defin törenine yürüyor kalabalık. Ardından celp gönderir gibi bahar. Travmatik binalar ve yara alanı büyüdükçe, vardiyalı buharlaşıyorlar. Yerleşmiş günah, kesinleşmemiş gelecek, yüzleşilecek kavşak, daha ne kadar dikilecek duvar var tapınaklara? Bir rüzgârgülü semptomudur Barthes. -Kazanan kaybediyor. Bedenin ...

Devamını Oku »

Mısayip | Ali GÜLTEPE

Ey koca fani dünya! Sensin işte, cennet de cehennem de. Kimine haram Kimine helalsin. Doğmayan kıza kefen, uçmayan kuşa özgürlüksün. Kalemlerde tükenmeyen dert, tasa. Kâh ağlayıp kâh gülmüşsün, Güneşten sarhoş düşmüşsün Yeter artık yeter! Yetmedi mi onca çocuk cesedi ve keder? Ah Nazım! Nazım der de dinleyen olmaz. Yürekli insanlar doğmaz, Ağıtlar susmaz. Sığmaz üç fidan bir kefene. Bir kefendir ...

Devamını Oku »

Scent of a Woman: Frank Neler Görüyor? | Bengisu ÖZKES

Ben Frank. Emekli ve görme engelli bir albayım. Lakin asla sizler gibi değilim; görüyorum. Henüz oldukça genç birine de bunu öğrettim: bir süredir yanımdan ayırmadığım, sıradan eylemlerimde bana yardımcı olan genç çocuk Charlie’ye! Bundan böyle güzel yaşayacak. İçleri bomboş bakan o gözlerinizi kapamanızı tavsiye ederim. Size, ona ne yaptığımı anlatayım. Duyun, hissedin. Takdir edersiniz ki bakmak, yalnız gözümüz ile yaptığımız ...

Devamını Oku »

Bülbül ve Kafes | Sibel KANDİLLİ

  Meşeden yapılma kafesinde Bir bülbül olmak isterim. Kendine her bilendiğinde Ben o kafeste kalmak isterim. Bazen durdurmak istersin kalbini, Bileye bileye kırarsın kafesini. Öyle yorgunsundur ki sevgilim, bilirim Fakat ben o kafeste kalmak isterim. Ellerinde sıkarsın beni kimi zaman, Bir kalp istersin ki atmadan duran Mümkün müdür ki sana aşkımdan? Göğsündür benim kafesim. Sibel KANDİLLİ sibel.kandilli@gmail.com

Devamını Oku »

“Nepotizm Hipotezi: Sosyal Dışlanma ve Yoksulluk” | Basın Bülteni

Gazeteci yazar Güney Güneyan’ın ilk araştırma kitabı “Nepotizm Hipotezi: Sosyal Dışlanma ve Yoksulluk” yakın bir zaman önce Kutlu Yayınevi etiketiyle yayımlandı! Kitapta Türkiye’de ve dünya genelindeki geçmişten bugüne dek sürmekte olan nepotizm tartışmaları, sosyal dışlanmayı oluşturan etkenler ve yoksulluk başta olmak üzere çocuk işçiliği, çalışan yoksul profilleri ve pek daha fazla alt başlık incelendi. Bu olguların nedenselliği, nesnel boyutları ve ...

Devamını Oku »

Ece Ayhan Yaşıyor | Sultan GÜLSÜN

Eklemlerinde dinledim, kuyu ezgilerini. Latincesiyle kuluçka dönemindeydi, bir ilah. Bir anonsla Core Of Nature dinletilsin ve bir anonsta “Ece Ayhan Yaşıyor” geçilsin. Yıllarca yaşadım, Sisifos ile. Bütün sularda çamur bileyledim, bütün ilahlardan önce inandırma ustalarına şapka indirdim. Bir kayacı yuvarlarken büsbütün sınırların gereksizliğini söyledim. Dünya belki güzel bir yerdi, üzerinden elektrik telleri silinince. Yılda 365 defa, eklemlerin büyüdü ve ezgilerin. ...

Devamını Oku »

Kaçış Yok | Talha Yakup ATLI

Zihnimin derin çukurlarında dolaşan sabırsız ve kararsız mahlûk, Hangi zehri topluyorsun son vurgununu yapmak için? Fareler geziniyor belirsizliğin neminde, Her şeyden habersiz, olan bitenlere akıl erdirmek, Bu tenha sokaklar için fazla kaygan bir zemin. Çatal bıçak sesleri ve sakinleşmiş insanları, Sepya manzaralar bütünleştiriyor elinde çiçeklerle. Durulmuş suya düşen bir damla, etrafını da sallıyor. Ufak halka, büyüğünü dize getiriyor, Kötülükte, böyle ...

Devamını Oku »

Leyli’nin Novellası: “HASAT”

Ozanlar, burçaklara karşı dövülmeyen yanlarını tutuyordu geceye. Aşık Veysel sazı eline alınca Fatih, ekinleri seyre başladı. Ona söyleyecek söz bırakmadan yeniden yeniden mızraplanıyordu bu ezgi. “Biçer ekinini sürer harmanı, Esen yellerinden savurur onu. Bol gelirse dane ile samanı, O sene ırahat kışlar çiftçiler.” Fırat; uzak, bir o kadar da yakın coğrafyadan katılıyordu geceye. Dilleriyle, halklarıyla, şarkılarıyla, türküleriyle, dengbêjleriyle. Oturduk hep ...

Devamını Oku »

Sarı Çiğdem | Çiğdem SUDE

Uzun bir uykudan sonra, 22 Eylül sabahında iki kayanın arasından bir boşluk bulup üzerine atılmış bir yığın toprağı yararak başını yeryüzüne çıkarmayı başardı. Zorlu şartlara sahip olsa da asla pes etmedi. İnatla hedeflerine doğru yol aldı. Gözlerini gökyüzüne dikti. Bir ışık topu gözlerini kamaştırdı. Aynı zamanda ışık topu ona iyi geldi. Sanki vücudunun içine ruhunu üflemişti. Bu sayede köklerini hissetmeye ...

Devamını Oku »
Scroll UpScroll Up