Anasayfa » ANLATI » Ev Korkusu | Ayşe TÜRK

Ev Korkusu | Ayşe TÜRK

Karşıda bir ev,
Çay ocağında evden korkan bir kadın.
Caddenin sesine, hatırlanmanın keyfini değdirecek
Lakin çekiniyor o küçük yokuştan ve evden.
Penceresini görmüyor,
Üstelik pencere de görmüyor onu.
Yüksek masada fesleğen ve fısıltı adında bir kitap,
Kapalı.
Ellerinde çağın dokunmatik defteri.
Başını kaldırıp bakıyor bir kez daha yokuştan az aşağıya.
Bir arabada, kadın şoföre gülerek bir şeyler anlatıyor.
Ama o burada, o gülüşe rağmen tedirgin.
Engel olamadığı bu korkunun nedenine karşı oturmuş,
Titrek ve inatlı.
Ama o bunu hiç sevmez.
Bundan kaçmış yıllarca.
Gittiği her sapak buraya çıkarmış olmalı onu.
Neyin inadıyla oturdu bilmiyor hala.
Benden bekliyor,
Onu izledim, gözlerim üzerinde diye.
Hop!
Ben ona yüreğini nefeslendirsin diye bakmıyorum.
Ona korkusunu açıklayamam.
Korkusunun yüzündeki tesiri için.
Bakıyorum. O kadar.
Korkusu ellerime geçti.
Titriyorum.
Adını şanını tek geçtiğim
Bir ses yükseliyor hoparlörden:
“We were born to die
We were born to die”
Saat 00.40.
Cadde halen seri biçimde araçlar taşıyor üzerinden.
O halen yüzünden yansıyan korkuyla
Aynı masada.
Olmadı burası.
Oturmayacak bir daha buraya.
Ben bir daha bu korkulu yüzü görmeyeceğim.
Hop!
Kadının korkusunu görmeye hevesli değilim.
Sadece,
Bir daha görürsem izleyemeyeceğim.

Ayşe TÜRK

ayse_trk_21@hotmail.com

Ayşe TÜRK
Latest posts by Ayşe TÜRK (see all)

9 yorum

  1. Güzel ve derin bir hikâyesi var bu şiirin. Gerçekten kadını , kadın ile şiirin ilişkisini ve imgesinin ağırlığını sembolize etmişsin. Derinlerinde okuyucuya geniş hayal imkanı sunan yazıları seviyorum. Peki korkulu yüzü görememekten neden korkuyor? Tedirginliğini teskin etmek için neden gölge olmaktan kurtulmuyor? Okuyucu bunu da düşünsün 😉 Bu şiir; bir iç hesaplaşmanın, yazıda ortaya çıkan tezahürüdür. Kalemine sağlık

    • firatcicek116@gmail.com

      Canım Ayşe ben genelde şiir dilimizi birbirine yakın buluyorum diyebilirim. Şiirin yazım türü farklılaşabiliyor. Yani şiir içinde öykü gibi ki bu da buna örnek olmuş farklı farklı şeyle sığdırmak suretiyle değişik edebi metinler ortaya çıkabiliyor.
      Bu içeriğinde bence şiir, öykünün arka planında kalmış. Verilmek istenen şey eğer şiir ise. Öyküyü beğendim ancak şiir diline uyarlama konusunda aksaklıklar olduğunu görebiliyorum. Yani şöyle diyelim bazı kısımlar şiir dili eşliğinde ilerlerken bazı kısımlar ise öykü dilinde ilerliyor. Ama bence bu içerik de şiir içinde bir öykü halinde ilerlemeli çünkü yazılmak istenen şey bu sanırım.
      “Yüksek masada fesleğen ve fısıltı adında bir kitap,
      Kapalı.
      Ellerinde çağın dokunmatik defteri.
      Başını kaldırıp bakıyor bir kez daha yokuştan az aşağıya.” şu kısmını şiir kategorisinde degerlendirebiliriz. Şu kısım ise tümüyle “Caddenin sesine, hatırlanmanın keyfini değdirecek
      Lakin çekiniyor o küçük yokuştan ve evden.
      Penceresini görmüyor,
      Üstelik pencere de görmüyor onu” öykü kategorisinde yer aldığını söyleyebiliriz. Bunu örnek vererek açıklamak istedim. Yani buradaki farklar bariz açık. Ya şiir dilinde o öyküyü ona okutturacaksın ya da ikisini iç içe harmanlayıp o şekilde sunacaksın.
      Sonuç itibariyle okurken duygu geçişlerimde bir kopukluk yaşanıyorsa bunu iyice bir harmanlamanı öneririm. Ama sevindiğim bir şey de şiirde en azından farklı bir konuma erişmek istediğini görmek..
      Bu söylediklerimin hepsi bir eleştiri değil bir tavsiye olarak ele alırsan canım Ayşe ? Yapacağına inanıyorum tebrik ediyorum seni ??

      • Teşekkürler canem Fırat yorumun beni mutlu etti. Ben yazılarımı bir katagoriye koymuyorum yazarken. Nasıl gelirse öyle çıkartıyorum ortaya. Kopukluklar bunu korumamdan kaynaklıdır. Tekrardan teşekkürler ?

    • Buna cevap yazarsam yazının bu etkisi değişecek. O yüzden sendeki bu hali yanıtsız kalsın. Yorumun için teşekkürler Dolunay ?

  2. Mehmet Akif Çakır

    Sevgili Ayşe, önceki şiirinden bu şiire yürüdüğün yolla, daha önceki şiirlerinde yer alan armoniden farklı bir görünüme geçiş yapıyorsun diyebilirim. Biraz düz yazı biraz şiir dili o kadar yakışmış ki kalemine. Bu, daha önceki şiirlerinden daha iyiydi demek değil, iki döneminin de farklı değerlendirileceğini söylüyorum. Bence çok duygusal ve oturaklı olmuş. Şiiri okuyunca kendi suretinden ve zihninden kaçan bir kadın görüyorum. Ne kadar doğru bilmiyorum. Kalemine, yüreğine sağlık.

    • Çok teşekkürler canem Mehmet Akif metin ortada sen ne dersen onu anlatmıştır. Okurun aldığı şey e büyü derim ve buna çok sevinirim ben. O yüzden ne kadar doğru bilmediğin şey için sadece bunları söyleyebilirim. Tekrardan teşekkürler ?

  3. Keyifle okudum.Kalemine, yüreğine sağlık ?

  4. Sultan Gülsün

    Ardından baktığın pencereden baktım ve sokağı görüş açılarıma işledim. Okuruyla konuşan şairi, sorduğu soruları cevaplayan şairi, şiirin tüm formlarına aykırı kendini varedecek şiiri sunan şairi çok severim. Emeğine bal bırakıyorum Ayşe’m. Soruları hep sor ve cevaplama sürecinde birebir bulun ?

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Scroll UpScroll Up