Anasayfa » ANLATI » Sanaldan Gerçeğe Bir An | Seda BAŞTAŞ

Sanaldan Gerçeğe Bir An | Seda BAŞTAŞ

İnternette bulduğum bir iş ilanına başvurmamın ardından mülakata çağrılmamla uzun zamandır işsiz dolaşmanın yarattığı depresyondan sıyrılmış gibiydim. Onca eş dosta haber salmıştım da ne yazık ki birinden bile müjdeli haber gelmemişti. İlk önce dostluklarımı sorgulamış, sonra onların da elinden bir şey gelmediği gerçeğini kabullenmiştim. İşsiz kaldığım bir sene zarfında ben de kendimi soyutlamıştım her şeyden, herkesten. En iyi dostum bana yine kıyak geçmiş ve bir iş imkânı sunmuştu. Evet, bu bir sene içinde tek dostluğu internette bulmuştum. Çünkü o beni yargılamadan isteklerimi yerine getiriyordu.

Mülakat için uzun ve dar salonda benimle sıra bekleyen üç kişi daha vardı. Üçü de -streslerini atmak için olsa gerek- ellerindeki küçük cihazlara gömülmüşlerdi neredeyse. Kimse kimseye bakmıyordu ama ben itinayla onları seyrediyordum. Kıyafetleri özenle seçilmişti, duruşları umutluydu. Dakikalardır her birini dikkatle inceliyordum ama hiçbiri fark etmemişti bu durumu. Benim başaramadığım dikkat çekme durumunu, sekreterin tiz sesi iki saniye içinde başarmıştı:

“Mülakat, elimizde olmayan sebeplerden ötürü bir saat kadar gecikmeli yapılacaktır.”

Şimdi herkes birbirine bakıyordu. “Salonda mı beklesek yoksa dışarı mı çıksak” sorusunu soruyordu herkes kendisine. Onlarla sohbet etmek istiyordum. Birden soru attım ortaya. Konuşmak istiyordum. İnsanlarla konuşmayı özlemiştim.

“Teknoloji insanları yalnızlaştırdı mı arkadaşlar? Siz, diğerleriyle gönül rahatlığıyla yüz yüze iletişim kurabiliyor musunuz artık?”

Bir süre düşündüler. Sonra naif ses tonuyla konuşmaya başladı içlerinden biri:

“Teknolojinin yalnızlığımızı daha da arttırdığı görüşündeyim. İnsanlar kafalarını dışarı çıkarmak yerine teknolojide kayboluyorlar. Bize iyi geldiğini sanıyoruz ama etrafımızdaki insanlarla iletişimimizi ne kadar kopardığımızın farkında değiliz. Aynı mahallede yaşadığımız insanlardan bile bihaberiz. Eskiden böyle miydi? Samimiyet vardı, yardımlaşma vardı. Şimdi nerden bilebiliriz ki bir mesajla yanımızdaymış gibi görünenlerin gerçekten öyle olduğunu? Güven yok, yalnızlık çok. Bir çoğumuz da bunun farkında olarak artık sosyal medyada da insanlarla iletişimimizi kestik. Bu sefer dizilere, filmlere, oyunlara sardık. İçimizde sürekli doldurmaya çalıştığımız bir boşluk var. Bu böyle nereye kadar? Asıl merak edilen soru işte burada başlıyor.”

İçten anlatımını mimikleri ve jestleriyle de beslemişti adeta. Hepimiz kısa bir an, finaldeki soruya takıldık. Gerçekten boşlukları doldurmaya çalışmak ne zamana kadar sürecekti? Yoksa hep kendi boşluğumuzda kaybolup gidecek miydik?

Herkes derin düşüncelerini toparlamaya çalışırken atıldı diğeri:

“Ben bu kadar karamsar düşünmüyorum. Nitekim iletişim, insanların duygu ve düşüncelerini dil veya beden yolu ile birbirlerine aktarması için verilen en büyük hediyelerden biri bizlere. Bu bağlamda sözlü ya da yazınsal olarak ifade edip kullandığımız her bir sözcük büyük önem taşımakta. İletişimin teknoloji ile birleşmesi ise bu hediyeyi devasa büyüklüğe ulaştırıp sunuluyor. Teknolojinin her yönden birçok soruna kolaylık sağladığı herkesçe aşikâr. Ve iletişimle buluştuğunda hedef kitleye büyük avantajlar sağlıyor. Dolayısıyla bu, yalnızlığı arttırmaktan ziyade farklı kültür ve toplumları bir araya getirerek yeni alışkanlıklar, ilişkiler, zevkler ve bilgiler edinmeyi sağlıyor.”

Bu şık giyimli arkadaşın söyledikleri de mantıklıydı. Sonuçta hepimiz bu iş görüşmesine teknolojinin yarattığı imkanla gelebilmiştik. Çok fazla düşünmeden atıldı son arkadaş:

“Bugün okuduğum kitapta iletişimle ilgili kısma uzunca bir bölüm ayrılmıştı. Ben de kendi kendime dedim ki gerçekten iletişimde ne kadar başarılıyız? Bir bankaya gittiğimizde, sorun yaşadığımızda kendimizi ne kadar doğru ifade edebiliyoruz? Ya da sevdiklerimizle iletişimde ne kadar doğru anlaşıldığımızı düşünüyoruz? İnsan yapısı gereği iletişim kurmadan yaşayamayacağına göre doğru iletişim kurmayı öğrenmelidir. Eğer öğrenemezse giderek yalnızlaşması ve birçok problem yaşaması olasıdır. İletişimde sözlerin yanında beden dili, mimikler, sesin tonu gibi birçok faktör önem teşkil ediyor. Doğru iletişimi kurmak, sorunsuz bir hayat yaşayabilmemiz için az önce de söylediğim gibi şarttır. Kimle iletişim kuruyorsanız o kişinin anlayabileceği üslupla iletişime geçmek de önemlidir. Yıllar önce yeni görev yerim bir ilçeydi. Hastalarla kurmuş olduğum iletişimde muhtemelen onları anlamayacağı bir dil kullanıyordum ki hastalar sözüm bittiğinde sadece suratıma bakıp cevap bile vermiyordu. Daha sonra öğrendim ki hastalar, benim kurduğum cümleleri anlamıyormuş. Ben tabi biraz üst perdeden konuşunca iletişim değil sadece tek taraflı bir iletim oluyormuş. Sadece okumak değil, kendinizi de gözden geçirip, değişim yapmak da önemli. Mesela çok hızlı konuşuyorsanız daha yavaş ve akıcı konuşmayı öğrenmeli, iletişimde göz temasını önemsemiyorsanız göz teması kurmayı öğrenmelisiniz…”

“Sanırım sağlık sektöründe çalışıyorsunuz. Neden ‘sosyal psikoloji’ alanında bir iş için başvuru yaptınız?”

Bu soru ağzımdan çıkıvermişti. Açıkçası merak da etmiştim sebebini. Sosyal anlamda kendisini geliştirmek için yarı zamanlı çalışma imkânı sunan bu meslekten yararlanmak istediğini belirtti. Kendi işini aksatmayacak şekilde bir planlama talep edecekti.

Sonrasında daha samimi konuşmalar gelişti aramızda. Çocukluğumuzun sokak oyunlarından, masumca atılan kahkahalardan, okuyabildiğimiz kitaplardan kısacası hayatın getirdiklerinden ve götürdüklerinden bahsederken zamanın su gibi akıp geçtiğini fark edemedik, ta ki sekreterin sesini duyana kadar:

“Mülakat yarın saat 13.30’a ertelenmiştir. Kusura bakmayın arkadaşlar. Yarın görüşmek üzere.”

Başka bir zaman olsa isyan eder, tepki gösterir, sinirlerimizi hoyratça açığa çıkarırdık belki de ama sessizce çıktık salondan birbirimize sohbet için teşekkür eder gibi, sıcacık gülümseyerek…

*Şubat 2020’de İletişim temasına istinaden dönüş yapıp yazımıza katkıda bulunan takipçilerimize teşekkür ederiz.

Seda BAŞTAŞ

sedabastas@hotmail.com

Seda BAŞTAŞ
Latest posts by Seda BAŞTAŞ (see all)

6 yorum

  1. Zeynep Deniz çakmak

    Kendiniz gibi çok güzel yazmışsınız sizi çok seviyorum ❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤

  2. Çok güzel olmuş hocam
    Çok az kaldı bu virüs geçecek ve bizde birbirimize sımsıkı sarılacağız eski günlerdeki gibi…

    ❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤????????????????????????????????????????

    • Teşekkür ederim.
      Çok güzel bir anı ve anlatım.
      Bir çok insanın hayatında dönem dönem yaşadıklarını yazıya dökerek anlatman okurken dahi insanın kendine aitmişcesine zamanlar bulmak bambaşka bir tat.

  3. Eylül Ulusoy

    Bir insan yazdığı yazıları, şiirleri hep mi güzel yazar…

    Şu günlerde yazmak ve okumak kadar güzel bir şey yok
    Yine çok güzel olmuş yine mükemmel…
    İyi ki varsınız ❤?

  4. Çok güzel olmuş hocam
    Çok az kaldı bu virüs geçecek ve bizde birbirimize sımsıkı sarılacağız eski günlerdeki gibi…

    ❤❤❤❤

  5. Çok çok başarılı ve sorgulayıcı bir yazı olmuş kendi adıma iletişim ne çağrıştırıyor diye düşününce burada belirttiğin bir çok yeri haklı buldum. Sanal evren bize bir çok kolaylık sağladı onun yanı sıra çoğumuzun sanal mecra başlayıp ayrı bir evren e dönüşene kadar yaptıklarımızı özlediğimiz gerçeğini de gösterdi. Ki hepimiz bunu biliyoruz zaten bu sebeple senin yazın bize dokundu bildiğimizi hatırlattı. Kalemine sağlık ?? Tebrikler ?

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Scroll UpScroll Up