Anasayfa » Yazar Arşivi: Leyli Sanat

Yazar Arşivi: Leyli Sanat

Kayıp Çocuk | Barış YILMAZ

Gündüzün evlatlık çocuğuymuşum, Terk etmiş beni Ay. Feryatlarım kovalasın her birinizi, Küllerim sarsın yeryüzünün her zerresini. Derim kalbime dek yüzülsün, Kaldırımlara aksın renklerim. Denizlerin en derininden başlasın ağlamaya yunuslar, Ta ki yerini okyanuslara bırakana kadar. Sonbahar ilkbaharın yolunu gözlemeyi bıraksın, Gelmeyeceğim. Dicle, Fırat’ın boynundan çeksin ellerini, Tutmayacağım. Dağ taş üstüme dökülsün, yeşermeyi öğrendim. Sahranın kucağına atsınlar beni, kahve renginde yağmurlarım ...

Devamını Oku »

Şehrin Işıkları | Servet SES

Yıldızlar sönsün bugün, ay daha az parlasın, Ilık bir rüzgâr essin, getirsin güzel kokuları. Kimse uyumasın gecenin bir vakti. Açın, yansın şehrin ışıkları! Derdi olan kalem dökmesin içini kâğıda, Kapatmasın umuda dair kapıları. Aydınlığa hasret hayatlar için, Açın, açın da yansın şehrin ışıkları! Vurmasın gecenin hüznü aşıkların üstüne. Radyolar çalmasın ayrılığa ait şarkıları. Bir fısıltı ile söylensin ninemin masalları, Açılın, ...

Devamını Oku »

Yozlaşan Eğitim Anlayışı | Esra TOKGÖZ

Yaşadığımız bu karanlık çağın gölgesinde umut etmek zor bizler için. Çünkü “Bildiğini Bilen İnsan” Homo sapiens sapiens, ülkemizde ve dünyada yaşama, umuda ve güzelliklere dair her şeyden uzaklaşıyor. Kendini doğanın sahibi, gücün merkezi olarak görüyor. Böyle yaparak aslında sıradanlaşan insan, sahip olduğu yoz bilinç ve kavrayışla her geçen gün üretimin değil yok edişin parçası oluyor. Aynı sıralarda oturup, aynı eğitimden ...

Devamını Oku »

Geçmişten Bugüne En İyi 50 LGBTI+ Filmini Sizler İçin Derledik!

Scroll down for English. Leyli Sanat’ta Haziran 2020 teması duyurulduğu üzere “ONUR”. 1969 Stonewall olayları, yaşanan zor günlerin ardından büyük dönüşümlere uğramış ve dünyanın her yerinde LGBTI+ bireylerin ve destekçilerinin bir araya geldiği önemli bir sivil hareket olarak bilinmektedir. Onur Haftası olarak kutladığımız haziran ayının son haftası, ülkemizde de komite tarafından hazırlanan birçok panel, atölye, gösterim ve söyleşilerle karşılanıyor, binlerce ...

Devamını Oku »

Paslı Mıh: JESUS | Hacer AKTAŞ

 Prof. Dr. Nurettin Başyiğit’e ithafen… Bir istiridyenin içine Babasız doğdu Jesus. Her şeyi oldu bir kadın Ve her şeyi oldu bir kadının. Masumiyeti; Karnında kadının, anlamı hayatın. Susma orucu, sabrı, bekleyişi… Bir perdenin ardındaki yalnızlığı, Kelimeleri, sabırsızlığı, Dilsizliği Meryem’in… Doğdu. Daha bebek… Dili oldu Meryem’in. Sevgiyi anlattı insanlığa ve barışı. Sofra açtı evsizlere. Suyu oldu çölün ve susuzluğu… Şifası oldu ...

Devamını Oku »

Babasının Süsü | Mahsum ORTAÇ

Çok oldu oturalı burada Yanı başımda dumanı tüten kül tabağım Ve boş iskemlede sohbetlerim Kalemi kusarcasına yazmalarım Çok oldu üşüyeli burada Perçeminin altında söğüdün Ve balkonunda zihnimin Ciğerlerimi sökercesine bağırışlarım Hiçbir söğüt düşüremedi gölgesini alnına Hiçbir baba sevmedi süsünü Ve alnını süpüren perçemini Artık çok oldu seni düşünmelerim Söğüt misali perçemin kirpiklerine değse Konar mı geceyi aralayan güne kirpiklerinin aydınlığı ...

Devamını Oku »

Yüzleşme | Melihat ÖZDOĞAN AĞGÜL

Yıllardan beri yapmak isteyip de yapamadığım bir şey vardı. Mayıs ayında Ankara’ya eğitim amaçlı üç günlük seyahate gittiğimde. İşte bunu yapmanın tam zamanı. İzmir’den Ankara’ya rötarlı uçtuk, bu engel olamaz dedim, eşyalarımı otel odasına fırlattığım gibi otogara koştum. Akşam olmak üzere, Konya Kulu’ya otobüsler iki saat sonra kalkacak ve bunun için çok geçti. Yine de yılmadan araştırmaya devam ettim. Eski ...

Devamını Oku »

Adile | Salih GÖZEK

üzgün bir duruşun vardı Adile balkonundan bakarken ben yazdığım şiirleri düşünürdüm ağlar mıydın yüzüne bakmadan geçip giderken yıllar sonra aklıma düştün de nasıl kopmuştum o şehirden sen geçişlerimi gözlerken sana tutunamazdım içimdeki başka evrenler özlemi varken aşka hiç çalışmazdı aklım esmerdin göğe bakardın / bir de gidişlerime benim aklımda başka şehirler sana ümit de veremezdim / yazık ki… başka sokak ...

Devamını Oku »

Güney Güneyan’dan “Müstakil Beden” | Basın Bülteni

Gazeteci yazar Güney Güneyan’ın ilk şiir kitabı Müstakil Beden, İzan Yayıncılık etiketiyle çıktı! Kitap, poetik ve ontolojik bir bağlamda yazılmış bir dizi edebi söylemden oluşuyor. Klasik şiir öğelerinden öte bir yazım tekniği denenmiş olmasından ötürü düzyazı şiirlerle anlama ulaşma çabasıyla doğa ve erotizm, yaşam ve kadın ekseninde zaman zaman durağan, zaman zaman ise yoğun duygusal çatışmalar barındıran bu çalışma, kurgu ...

Devamını Oku »

Aklın Coğrafi Serüveni | Kâmuran TÜRKAN

İnsan IQ’sunun farklı coğrafyalarda değişkenlik göstermesinin sebepleri neler olabilir? Çağımız, insanları gerçekten de bir kapana mı alıyor, yoksa insan zekâsına istediği şekli verip bir kişilik oluşturma yolunda önlerine inorganik engeller mi koyuyor? Sanırım birçoğumuzun aklına takılan sorular bunlar. İnsan IQ’sunun 1970’lerden günümüze gittikçe azaldığını söyleyen araştırmalar var. Bu konuyu sahiden düşünmeye başladım, hemen hemen her gün ağzımızdan düşmeyen “insanlığın durmadan ...

Devamını Oku »

Düş Kapanı | Mehmet İlker PİLAVCI

Düşümde gördüm seni Beyaz bir güvercin süzülürken Yağmurlu bir akşam ortasında Açıyor iki yana kanadını Belki sevdaya Belki uzaklara Açılırken gözlerim uyku mahmurluğuyla Rüzgâr ıslık çalıyor uyanışıma Yağmur tıklatıyor penceremin camını Ayın ışığı silerken odamın duvarlarını Ve sen Kaplarken yüreğimi korkuyla Düşümde gördüm seni Gerçekten tersi mi çıkar Düşünde gördüğünün Solmuş çiçeklerin arasından Bir papatya büyüse balkonumda Söyler mi bana ...

Devamını Oku »

SAKLI | Esra TOKGÖZ

Kasıp kavuran saydamlık için mi Bu kendini hiçleştirmeler, Işığın usulca uzaklaşması geceden, Kayboluşların çığlıklı akıbeti? Neyi, kimi arıyorsun dünyanın karmaşasında? Bulduğunu sandığın inandıklarınsa, İnandıkların buluşur mu sonsuzlukla? Uzansan kelimelere, Varabilir misin en derine? Kimsin sen yabancı, Duvarların ötesinde? Saklanıp seyre daldığın köşelerinde Ötelenmiş hisler, Sahiplenilmemiş sevgilerin ücrasında Karışır yitip giden seslere. Toy bakan buğdayların sessizliğinde Derinliğin unutulmuşluğu, Bir küçük kuş ...

Devamını Oku »

Karahindiba | Barış YILMAZ

Doğumumda başladı sancılarım, Ta en derinden çözüldü dizlerim, ayrıldım cennetten. Elmayı dahi tanımıyorum, kovuldum renklerin en gözdesinden, beyazdan. Ciğerlerimi yakan, bedenime ateş açmaya başlayan dünya; Sömürülmeye değer bedenim… Alıştığım tek bir koku vardı, nefes diye ak süt Alındı kara gecelerde, boğazımdan. Çözülen dizlerim ayaklanmaya ant içti, Taş duvarlara tırmandı, düştü. Ana demek isterken feryat çıktı dilimden, “Konuşmayı sevmiyorum” hikayemin başlangıcı. ...

Devamını Oku »

Türkan ile Sadri Mevzusu | Eda Sultan ERKARAMAN

Belki de Türkanlar, Sadrilere alışıktı… Belki de Türkanlar, Sadrilere âşıktı… Yeşilçam’dan bu yana, Sadriler, Türkanlara Kül olur, kul olur; yâr olmazdı. Dünya, o zamandan beri acımasızdı… Erkekler, Türkanları görünce Adam oldum sanırdı Ama adamlar, Tutuşup yanardı… Belki de gelmiş geçmiş En güzel adamdı. Ne güzel adamdı; Türkan’ı, sultanlar gibi seven, Gözlerine bakınca bebeklerinde eriyen, Kirpiklerinde kendine eziyet eden… Buharlaşırdı Sadri’nin ...

Devamını Oku »

Yokluğunun Gölgesinde | Yusuf GÜLER

Yokluğunda demlenmeyi öğreniyorum, Acemi gelin çayı gibi, Her seferinde ağır gelerek. Gölgesine sığındığım, Zamanın ardında ilerledikçe Tavşan kanı kesiliyorum. Acemi cesareti sarıyor beni, Sonumun ne olacağını unutuyorum. Kendimi kanıtlamaya kalkışarak bir çilingir sofrasına kuruluyorum. Kötü anıların tebessümü, Güzel anıların özlemine karışıp beyazlaşan rakı ardından yudumlanıyorum. Ama istek ve cesaret anlaşmaz oluyor. Birini hep bir adım önde, Diğerini hep bir adım ...

Devamını Oku »

GÜNCE | Ersin KURT

Karanlık geceme süzülen Bembeyaz bir ışık hüzmesi gözlerin, Kara sularıma sızıyorsun topluma inat. Kabuğunu kıramazsın ama Bir gelsen göreceksin. Buralarda kıymetim bilinmiyor, Çalışıyorum ve şiir yazıyorum yalnızca; Hepsi bu! Evin ortanca çocuğu, Son sürat mayısı kovalama telaşında. Oralarda da muzur mu nisan? İnsan aklına geldikçe özlemiyor. Sevmeye görsün, Aklından hiç çıkmıyor bir güzel bakış… Buralarda hepimiz yazı karşılama telaşına düştük. ...

Devamını Oku »

Karanlığın Getirdiği Korku: REC | Utku KADIZ

Filmimiz “REC”, İspanya’da bir televizyon programı muhabiri Angela Vidal’in kameraman arkadaşı ile itfaiye merkezine konuk olması ve orada bir geceyi kayda almasıyla başlar. Muhabirimiz ve kameraman arkadaşımız bu süreç içerisinde itfaiyeciler ile röportaj yapar, binadaki bazı yerleri tanıtır ve çalışan kişilerin eğlencelerine dahil olur. Gecenin devamında ise merkeze bir ihbar gelir ve hep beraber ihbarın verildiği apartmana doğru giderler. Apartmanda ...

Devamını Oku »

ÇOCUK | Taner ARSLAN

Çocuktun, büyüdün. Hiç büyümedi içindeki çocuk… Herkesi, her şeyi; dağları, taşları, yıldızları sığdırdın içine. Sevmeleri, Özlemleri, hasreti, acıyı sevdin. Bir kendi içine sığmadın, bir ruhuna… Kendine yetemedin çocuk. Hayata sorular sorup cevap bekleyensin hâlâ. Tutuşturmuş geceleri gidensin hâlâ. Özleyensin, Bekleyensin, Koşansın hâlâ… Dağları, dağları sevensin hala! Sen hiç büyüme çocuk! Sen, hayallerini ve dizlerindeki yaralarını sevensin. Sevgiden başka neyin var ...

Devamını Oku »

BİHUZUR | İbrahim Aram GEREKLİ

Gri bir gün! Var ile yokun arası. Bantlamışlar güneşin ağzını, Rüzgara bile fidye istiyorlar. Secdeye duruyor kalbimde, bu kara gökyüzü bile… Kokuna müebbetim vermişler sevgilim! Temyizi infaza gider bu aşkın. Gözlerin, bir baş soğan, bir tutam karanfil koymuş bavuluna. Bulamayayım istiyor kendimi. Kırsam bütün zincirleri, bulsam mevkini, Denizler taşar imkansızım! İptal olur tüm seferler. “Nerden baksan tutarsızlık” işte! “Gecenin ardı ...

Devamını Oku »

Korona Günlerinde Veba’yı Yeniden Düşünmek | Serap TUNÇ

Veba, bilinmeyen bir zamanda -çünkü anlatılan olay net bir tarih olmamakla beraber 194…’lı yıllarda- Cezayir’de Oran kentinde gerçekleşen bir salgını, vebayı anlatır. Ancak şurası çok önemli bir noktadır: Bu kitap her ne kadar bir şehrin başına gelen ölümcül veba felaketini anlatsa da aslında buradaki önemli konu, insan varoluşunun sınırlarını anlamak ve kabul etmektir. İşte bu bize özellikle ölümle karşı karşıya ...

Devamını Oku »

Uçur Ruhunu Maviye | Barış YILMAZ

Çek ellerini gözlerinden. İnanmak zorundasın artık Başka bir dünya yok. Çık kabuğundan. Alışmayı çoktan geçtin. Sessizleşince uçmaktan vazgeçiyor mu kuşlar? Sönüyor mu yanan ateş? Susuyor mu kafandaki sergüzeşt? Baksana usanmıyor doğmaktan Güneş, Vazgeçmiyor gelmekten Ay, Papatya bile direniyor, tek tek canından verdiği halde yapraklarını. Ocak ayı gözlüyor yolunu aralığın, Aralık ise kasımın, Yoldaş yolunun, Hasret gözlerinin. Gölgen hep elinden tutmuş ...

Devamını Oku »

Göçemem Kuşları | Kerim KARAYEL

göçemem kuşu ihtiyarlar ailemizin ki bu dubasıdır rıhtımda geminin koşarak gelmek için uçarak varılan o uzak asya’da, at sürerek mezarlık çiçekleri koparmaya gelmek gelmez sanırdım aklın ucuna göçemem kuşu, vakit tamam demiş bu ben bir soyum devamıyım demek veya soyum devam demek çocuklara ölmek, kalanlar içinmiş başucuna bir ağaç diktim hatırlar göçebe kuşlar Kerim KARAYEL kerim.karayel@gmail.com

Devamını Oku »

GÜMÜŞSERVİ | Yusuf GÜLER

Seni sevmeyi yokluğunda buldum, Tüm gerçekliğini, dizelerime yansıtırken. Çünkü dizelerim gözlerimin içidir, Ayın su üstüne vurması gibi. Ve sen, Dizelerimin gümüşservisi! Her dizelerime yansıyışında… Gözlerin diyorum, Elmacık kemikleri içinde Aktif yanardağları andırıyor. O gözlere dalanı, Dumanı ile zehirlemeye başlıyor, Geri çekilmek için geç oluyor artık. Püsküren lavlara doğru yavaşça çekiliyorsun. Kalp ise, kurtulma çabası içinde Hızlı hızlı çarpıyor. Kaşların diyorum ...

Devamını Oku »

Tiyatro İzlenimleri: Yangınlar | Tibet TEBÜKTEKİN

Batılı olmayan ülkelerin tiyatro oyunlarını hiç izlemişliğim yok sanırım. Edinburg Festivali’ne gitmek lazım aslında. Orası pek cümbüşlüymüş. Ama satın alma gücü paritem yetmez, 1 queen kim bilir kaç lira, İBB sen çok yaşa. Neyse. Yangınlar bir Lübnan oyunu ve dozajı yüksek arabesk içeriyor. Normalde Araplar Türkler kadar arabesk değillerdir diye düşünürdüm ama öyle değilmiş. Oyun boyunca sergilenen vıcık vıcık drama, ...

Devamını Oku »

İnsanlık Yolu | Barış YILMAZ

Yolunun başındayım insanlığın. Yürümeye başladım, Yamacımda melekler… Gözlerimin çölü kupkuru, Dimdik yürüyorum yaşam umarcasına. Yolunun ortasındayım insanlığın. Karnımda hafif kelebekler uçuşuyor, Kötü huylu bir sancı gibi… Uzaklarda yerde yatan kalpler var üstelik. Yolunun ortasını geçtim insanlığın. Melekler uzaklaşıyor benden… Hafif bir yorgunluk hayal kırıklıklarından, Gözlerimin çölü yeşillenmeye başladı. Yolunun sonuna doğru insanlığın. Yürümeye devam ediyorum, Yamacımda siyah maskeli, taştan kalpli ...

Devamını Oku »

Covid-19 Üzerine Halk Araştırması – Sonuç/Değerlendirme

Başlamadan Önce: Aşağıda okuyacağınız rapor bilimsel bir araştırmanın sonucu değildir. Leyli Sanat ailesi olarak hissettiğimiz, düşündüğümüz ne varsa sizlerle bunun ne kadarını ortak yaşıyoruz anlayabilmek ve en azından birbirimizi bu noktada destekleyebilmek adına oluşturduğumuz bir anketten ibarettir. İstatistiklere yaptığımız yorumlar da tamamen kişiseldir. Fakat temelde istediğimiz şey bu yaşanan durumdan ötürü kitlemize nasıl bir alan yaratabilir ve bu alanda nasıl ...

Devamını Oku »

Tiyatro İzlenimleri: Amanvermez Avni | Tibet TEBÜKTEKİN

Rus oyunları, Shakespeare trajedileri, güncel sorunlara dair mizansenler, komediler ya da deneysel oyunlar… Peki hiç Türk polisiye piyesi izlediniz mi? Ebusüreyya Sami’nin 1913-1914’te yazdığı 10 hikayelik polisiye dizisinden birini sahnelemişler. Osmanlı’nın Sherlock Holmes’u diye bellenmiş Amanvermez Avni. Yardımcısı Arif Efendi ise Watson misali. Avni’nin müstakbel muadillerinden farkı kılıktan kılığa girebilmesi, tuzağa düşürülebilmesi ve başına kazalar gelebilmesi. Konu: Konakta yaşayan zengin ...

Devamını Oku »

Taş ve Keder | Malik Enes GÜMÜŞLÜ

-I- Ahşap bir kapı açtın bana ve oturup anlattın bir bir Cenin ne, güz neden, rahman kim… /Bu sırrı bir zarfta saklayacağım./ Yüzümün çizgilerinde gezdirdin ellerini, hatırlattın bir bir Akşam kimden, rivayet kimden, sürgü kimden… /Bu ah’ı bir suda yıkayacağım./ -II- Bir gülü kalbinde özenle büyütüyorsun diyedir Bunca yük, bunca iz, bunca düğüm… /Bu ayeti bir saksıda yetiştireceğim./ Göğüs kafesinde ...

Devamını Oku »

“İçimizdeki Şeytan” Üzerine Bir İnceleme | Serap TUNÇ

Kimi zaman okuduğumuz kitapların arkasındaki gerçekliğe, ne yazık ki derinlikli bir araştırmaya girmeden vakıf olamıyoruz. Kitabın son sayfasını da okuyup derin bir nefes alıp arka kapağı kapatarak kitap üzerinde düşüncelere dalıyoruz. Karakterleri, olayları ve duyguları belleğimizin süzgecinden geçirip tekrar tekrar düşünüyoruz. Ancak kurmaca diye bilip okuduğumuz eserlerin gerçek hayatta yaşanmış olma ihtimali -hatta belki de bunun birilerinin ölümüne sebep olmuş ...

Devamını Oku »

Corona Günlerine Özel 10 Netflix Dizi Önerisi | Utku KADIZ

Merhabalar, ben Utku Kadız. Ülkemizde de uzun bir sürecin ardından görülmeye başlayan Corona virüsten dolayı malum hepimiz evlerimizdeyiz. Ben de bunun üzerine Netflix’de bulup izleyebileceğiniz birbirinden farklı 10 tane dizi önerisinde bulunmak istedim. Dilerseniz başlayalım. 1) The End Of The F***ing World (IMDB: 8.1) İlk sezonu 2017 yılında yayınlanmaya başlayan bu gençlik dizisinde, Alyssa ve James adındaki karakterlerimiz psikopat ergen ...

Devamını Oku »

PARANORMAL AŞK | Nudem ROJAR

I Yağmurlu bir nisan akşamıydı gözlerine uğradığı gün. Kafe kalabalıktı, koşturmaca vardı, herkes oradan oraya seğiriyor; yer kapmaya çalışıyordu. Rodin, Deniz ile kafede oturmuş, muhabbet ediyordu. O esnada görmüştü onu, bir daha asla unutamayacağı kadını. Üzerinde mor bir kazak, siyah bir kot, ayağında yüksek topuklu siyah bir bot vardı. Beline kadar uzanan saçları, sol yanağının üzerinde küçük bir beni ve ...

Devamını Oku »

Yürüyenlere | Taner ARSLAN

Sonra yürüdüm. Koştum. Kırıldım/kırdım. Kızdım. Üzüldüm… Vurdum yüreğimi en kalabalık alanlara, Tenhalara. Ağladım, Özledim, özledim… Özlem, Keskin bir kılıca dönüşünce Durmak kabahattir İstasyonlar, beton kentler, garajlar hepsi Ve daha neler neler Hepsi şahittir. Ben hep gitmek istedim. Gittim, gidiyorum, Yine de kalıyorum. Unuttum, unuttum… Üşüdüm. Islandım. Unuttuğum yerde durdum. Hatırladım. Yürüdüm. İnsan bazen umutsuzluğu yakıştırmasa da yüreğine Yenemiyor işte, Bunu ...

Devamını Oku »

Tramvayın Kuyruğuna Takılmak ve Bir Şehir Hakkında Rivayetler | Hafize ÇETİNKAYA

Bozkırın en ortasında, basit düzlüklerin sakinliğine boğulmuş bir şehir hikâyesinden bahsedeceğim sizlere. Şehrin ilerici yüzü olan bir tramvay hattı bizlere eşlik edecek. Ve bir şehir hakkında elde edemeyeceğiniz kitabi olmayan bilgileri sıralayacağım. Tüm söylenenler tramvayın paçasından akacak. Hatıralar ve hayaller ve en bilindik safsatalar zihnimizi güzelce meşgul edecek. Ve yazının sonunda amaçsızca dağılacağız. Şehrin en ucundan en merkezine doğru bir ...

Devamını Oku »

SON | Bavul Adam

Kıvrımlı dağ yollarını geçtikçe denizin kokusu daha çok dayanıyor burnuma. Hiçbir kum tanesine el değmemiş kara parçalarında yeşeriyor düşlerim. Kollarımı kaldırıp buradayım diyemiyorum. Ellerim büyüyor günden güne, kaldırıp ceplerime bile koyamıyorum. İçim Fethiye’nin Ölüdeniz’i gibi. Bir yanım deli dalgalarla dağları tokatlıyor, bir yanım anasının memesinde uykuya dalmış bebek gibi masum bir durgunlukta. Kaldırma kuvvetimle koca gemileri taşıyorum da içimde ötüp ...

Devamını Oku »

Kum Saati | Mehmet İlker PİLAVCI

Bir eylül ayının akşamüzeri Eserken rüzgâr denizden sahile Yüzgeci kırılmış bir balık, dönmeye çalışırken ait olduğu denize, Bir insan boyu uzak sevdiğine… Atabilse üzerinden rüzgârın eserken taşıdığı kum tanelerini, Aşabilse mesafelerini… Duyabilse sesini kayalara vuran dalgaların, Ulaşabilse nasıl sevinecek, çırpınacak sevdiğine… Yılların yorgunluğu ve dalgalar Döve döve kırmışsa yüzgecini, Cesaret edip dönmeye korkuyorsa ait olduğu denize, Yıllar mı suçlu, Deniz ...

Devamını Oku »

Kırıldım, Koştum ve Düştüm | Zeynep YAZICI

Kapıları senin tınınla araladım. Bakışımın her bir parçasını bir yere bırakarak varlığı bakışımla doldurdum. Bataklığın kıyısında, senin tebessümünü bir balçıkta görünce namaza durdum. Dikenin kökünde senin yadın gizliydi, kopardım ve tüm evrene saçtım. Kendimden yeşerip kendime yayılarak ağaçların özü ile uyumlandım. Gece tümüyle bir oluk açarak, sır tohumunu serpmeye niyet ettim. Hile askısını kırdım ve hiçliğe kadar koştum, ölümün çehresine, ...

Devamını Oku »

çıplak-aşık-sarhoş | Nudem ROJAR

Vakit gecenin dördü, Ben hafif çakırkeyif. Hayranlıkla vücudunu izliyorum, Her bir parçan seyir defterimin başkahramanı oluyor. Önce tek tek, sonra hepsiyle konuşuyorum. Yavaş yavaş arınıyoruz üzerimizdeki her şeyden, Önce parmak uçlarımla dokunuyorum ay parçası tenine, Ardından, dudaklarım sana ait her bir zerreyi kucaklıyor. Aslında hepsi sana ait değil, Bana ait ve mecbur. Her yanın benimle bütünleşmek üzere yaratılmış. Sonra bir ...

Devamını Oku »

İyi Bilirim Ben Bu Soytarıyı | Sibel KANDİLLİ

Ben bu gözleri bilirim. Kimi zaman şehvetli Kimi zaman derbeder bakar. Kim bilir kimlerin gönlünde Fark etmeden Ne onmaz yaralar açar. Bana kasten, Bana bilerek Ne zulümler yapar. Sonra Efendim, elleri var, elleri… Ben bu elleri Pek iyi bilirim, Pek güzeldirler. Kaç kere iyi ettiler beni. Kaç gece sardılar Yorgun bedenimi. Ne vakit umutsuz olsam Omzumdaydılar, hissettim. Ağlasam hırçın bir ...

Devamını Oku »

Sabah Ayazı | Mehmet İlker PİLAVCI

Ruhumun boş kalmış odalarına dalarken zihnim ve hatırlarken seni saçlarından nasırlı topuklarına kadar, Bir perde iniyor gözlerime sabah ayazında. Bir çocuk fısıldıyor. Küçücük ve masum. Aslında bir umudu yeşertiyor, korkarak. Unutmak istediğim şeyi hatırlatıyor. Yüzsüzce… “Onu hala seviyorsun.” Hatırlamak istemiyorum. Sormasın, dokunmasın, konuşmasın. Seni duymak zor çocuk, fısıldama. Geri dön geldiğin geçmiş anılara. Açma ruhumun boş kalmış odalarına bakan pencereyi. ...

Devamını Oku »

Erkek Kulübünde Siyaset’ten Leyli’ye Kalanlar | Hatice KURT

Leyli Sanat Ekibi Prof. Dr. Serpil Çakır ile “Erkek Kulübünde Siyaset” adını verdiği kitabı üzerine söyleşi ve imza etkinliği düzenledi.  Siyaset bilimci Prof. Dr. Serpil Çakır ile söyleşi ve imza etkinliği Micasa Teras’ın ev sahipliğinde ocak ayı etkinlikleri arasında gerçekleşti. Etkinlikte kadınların siyasal dünyadaki yeri, siyasetteki rollerinin az olması ve bu rollerin giderek azalmasının temel sebepleri ele alındı. Kendisini feminist ...

Devamını Oku »

Uzlaşma – Tiyatro İncelemesi | Tibet TEBÜKTEKİN

Birkaç yıl önce Sırça Hayvan Koleksiyonu‘yla başlamıştım tiyatro alışkanlığıma. Oyundaki flashback tekniğini çok zekice bulmuştum. Nedir? Aşırı basit iki hile ile sinemaya özgü bu efekti harika bir şekilde replike edebilmişler. Detaylarına girmeyeyim, kendiniz gittiğinizde temaşa edersiniz. Bunun gibi birçok oyunun ilgi uyandırıcı tekniklerle bezendiğini gördüm. Bir Fransız oyunu olan Uzlaşma’da ise sahnenin en ön tarafı oyun alanı. Arka planda dekor ...

Devamını Oku »

Rüzgâr | Zuhal KAYA

30.11.2019 şimdiki zamanlarda 06.06 Rüzgâr! Mevsimin gelir bilirim. Daimî saran sevgili hassasiyetinde Biraz kızsan, bükülesi beller incinir. Boşluklar savaşında yanında, Ne yerinden etmek için Ne donmuşluğa mazeret Dön dolaş var diyedir, kendine. Sakinliği anlatmış kızıl elbisen, Kadın ismiyle çağırırlar bu yüzden. Arzu çoğalır, sen meltem… Rüzgâr! Bilirim, mevsimin de geçer. En kuruluğa varır sıcaklık. Çatlayan toprak, resmederken Yıkılır, dizilen taşlar. ...

Devamını Oku »

Hırçın Deniz Yanarken | Sibel KANDİLLİ

Senin teninde Alevler var, Alevlerin en azgını. Senin teninde denizler var, İşte o Denizlerin en ateşlisi. Bulutlar var, Yine benden bekleneceği gibi Bulutların en keskini. Senin tenin Öyle bir kaynak ki Kavurur beni, Söndürür hırçın denizlerimi. Yanına gelsem Yanarım, Aleve düşmüş çiğler gibi. Yakarsın hıncımı, öfkemi. Uzak dursam Soğurum kendimden. Git gellerim olur, Gemilerimin hepsi Alabora olur. Bir senden soğumam. ...

Devamını Oku »

Bir Ses, Bir Kaybediş | Gülistan MAMİŞ

Bir dünya yarattım sol yanımın en ücra köşesinde. Hışım bir sessizlikle adım attım ebediyete, Gözleri kamaştıran sokaklarına, Kaldırımlarında son bulan aşklarına. Serin bir rüzgâr esiyordu Nemli gözlerimin üzerine, Çelimsiz bedenimle bir bütün oluyordu âdeta Kelimelerim dudaklarımdan dökülürken Onun yüreğine boşalıyordu sanki, Tüm sevgi sözcüklerini Ketum bir edayla söylüyordu. Ses tonunda hissiz bir tını vardı… Kulaklarımı, ağlamaklı bir tonla ıslatan ses. ...

Devamını Oku »

Peri | Uğur ADAR

Ilık rüzgârların tatlı esintisiyle duyguların mest olduğu gecede, evimizin penceresinden içeriye vuran ay ışığında, kıvrak belinde şarap akıtmayı düşlerken hasret kaldığım o zeytin gözlerinin siyahında boğuluyorum Peri. Puslu camlar ardında hayaline dalmışım. Yol tenha, yol karanlık, sen ise imkânsız olmuşsun. Asildim, aşkla bakarken gözlerine, duygularıma karışmış şehvetimi saçlarını koklayarak giderirdim. Adresi belirsiz umutlarımın peşinden koşamıyorum artık, yorulmak mıdır bu, yoksa ...

Devamını Oku »

Parasite Film İncelemesi | Tibet TEBÜKTEKİN

Uzun zamandır izlediğim bir şeyden bu kadar memnun kalmamıştım. Joker güzel bir filmdi, ama sanatsal bir Kore filmi olan Parasite bence daha güzel. Üç vakte kadar filme dair her şey zihnimden silineceği için unutmadan hemen notlarımı düşeyim. İsmi Parasite olunca ve afişteki eğreti duran insanlar yüzünden sanki uzaylı mikrop ve zombilerini izleyeceğimi sanmıştım. Oysa konusu gayet moderniteye dairmiş. Aslında modernite ...

Devamını Oku »

DELİLİK | Zuhal KAYA

Zule’nin Penceresi Delirmeyle her an iç içe. Tanımlaması külfetinden eksikçe. Bunca yinelenen bir halin mutlak sureti olmadığı apaçık. İnsanın varlık sancısı kadar eski. Her an kapıyı çalacak kadar esrik. Bana hep bir yol edasında gözüken zihin labirentindeki dalgalanmalar gibi gelir. Bir “deli”nin kendine deli dediği görülmüş müdür? Çoğunluk olmaya başladığımızdan beri şekillenen “normallikle” bir ilgisi var mıdır? Tüm tanımlamaları önce ...

Devamını Oku »

Mehmet Atlı ile Müzik Üzerine Söyleşi | Aycan SERCAN

“Mehmet Atlı” yaşamında ve müziğinde nasıl bir yol almış ve bu yolun neresinde? Müzikte belli bir tecrübem var, akademide belli bir tecrübem oldu ve mimarlık mesleğinde çeşitli tecrübelerim oldu, iki çocuk babasıyım, baba ve eş olarak tecrübelerim oldu. İnsan, yolun sonunu kestirmediği için yolun uzunluğu, kısalığı konusunda bir kestirimde bulunamadığı için yolun neresinde olduğuna ilişkin bir şey söyleyemiyor. Çünkü sonuna ...

Devamını Oku »

Kalbimin Ters Acısı | Zeynep AVAN

Gözüme acı kaçtı Ama ağlamıyorum, Elimin tersiyle siliyorum acılarımı ve önüme bakıyorum. Yüreğimden umut kaçtı, Dokunamıyorum artık sana. Kalbimin tersiyle siliyorum aşkımı ve göğe bakıyorum. Kulaklarımdan sesin, Dudaklarımdan nefesin eksildi Ama yanaklarıma yağmur etmiyorum acımı, Umutsuzluk dehlizinde kayboluyorum. Senin dikenli yolların var sevgili. Yürürken yara bere içinde kalıyorum. Ne ışığın var yaktığın, Ne ellerin var uzattığın… Bir sapak var ileride. ...

Devamını Oku »

Kitap İncelemesi: Güray Gürsel – Yedi Gece Masalları | Tibet TEBÜKTEKİN

Kim yazmış: Önermeler veya yargılarda bulunan hiçbir metin yazarı şahsı tanınmadan okunmamalı. İsterse masal anlatıyor olsun. Jack-of-all-trades denebilecek, kendi halinde, 43 yaşında, medya sektöründe çalışan sakin bir adam Güray Gürsel. İlişkiler üzerine erkek gözünden yazdığı bir kitabı daha var. Sosyal medyada lakabı Burus Vilis. 2010’larda blogçuluğun ve Twittercılığın moda olmasıyla dijital ayak izlerini bırakmaya başlamış. Şimdi de ünlülere sosyal medya ...

Devamını Oku »

Taşranın Dinginliği ve Kargaşanın Üzerine – Söyleşi Dosyası 4 | Mahmut AKSOY

Mahmut AKSOY: Bir sanatçının sanatını icra etmek için, yaşamak için seçtiği, seçeceği taşra-metropol nasıl bir etkiye sebep olur? Çağın ÖZBİLGİ: Sanatçının yaşamak için seçeceği taşra ya da metropol sanatını icra etmekte oldukça önemli bir unsur olarak dikkat çekmekte. Taşrada yaşayan bir sanatçı, taşra hayatına hâkim ve yaşanan güçlüklere yakinen şahittir ancak metropol hayatına da uzak değildir (teknolojik gelişmeler vb. sayesinde). ...

Devamını Oku »

Aydınlık, Ben, Çiçek ve Su | Zeynep YAZICI

Bulut yok Rüzgâr yok Ben yaşam salkımının arılığında Bir gölün kıyısına oturuyorum Balıkların kıvrılmaları, aydınlık, ben, çiçek, su. Annem reyhan deriyor. Ekmek, reyhan ve peynir, bulutsuz bir gökyüzü, yeni iklimler… Avlunun çiçekleri arasında yeşerir umut Bakır bir tasın içindeki nur mucizeler yağdırır Büyük duvardaki bir merdiven, sabahı yeryüzüne taşır. Bir gülüşün ardında saklıdır her şey Zaman duvarındaki küçük bir dehlizden ...

Devamını Oku »

Son/suzluk | Hasan ÖRHAN

Biten bir şeyin devam ettiğini söyleyebilir miyiz? Son sözcüğü herhangi bir şeyin bitimi anlamını taşıyor. Son sözcüğünden türemiş ‘sonsuzluk’ sözcüğü ise herhangi bir şeyin sürekli devam etmesi, bitmeyecek oluşu anlamını taşıyor. Peki ama nasıl oluyor da bir sözcük, kökünden bu denli zıt anlam içeriyor? Asıl olan ise bu sonsuzluk sözcüğünü türetmemizi sağlayan şey ne? İdrak edemediğimiz şeyleri geçiştirmede canlılar arasındaki ...

Devamını Oku »

Kitap İncelemesi: Murat Menteş – Derde Deva Randevu | Tibet TEBÜKTEKİN

Yazarı: Modern edebiyatımızın meşhur yazarı Murat Menteş’i tanımak isteyen internetten bakabilir. Üşenenler için söyleyeyim: herhangi bir kitabını ortadan rastgele açın, sizi şaşırtacak bir espri, kelime oyunu ve tespit buluyorsunuz. Boş yok. Türkçe bildiğime sevindiğim dört durumdan biri bu adam. İçeriği Ne? Müteveffa yazarlarla söyleşiler. 11 düşünürün* birtakım günlük mevzular üzerine fikirlerini öğreniyoruz. Format olarak bazıları çizgi roman bazıları hasbihâl. Menteş ...

Devamını Oku »

Taşranın Dinginliği ve Kargaşanın Üzerine – Söyleşi Dosyası 3 | Mahmut AKSOY

Mahmut Aksoy: Bir sanatçının sanatını icra etmek ve yaşamak için seçtiği/seçeceği taşra-metropol nasıl bir etkiye sebep olur? Yiğit Ergün: Bu etki sanatçının dışarıya tuttuğu aynadır aslında. Olaylara bakış, akabinde hayatın içine akışta, bastonudur yaşadığı muhitin kimliği sanatçıda. Bu meselede sanatçının içine doğup büyüdüğü coğrafyayı kıskaçla ele almalıyız. Göçebe bir çocukluk/gençlik geçirmişleri ayrı değerlendirmek gerekebilir. Ben kendimden yola çıkarak bazı saptamalara ...

Devamını Oku »

Kitap İncelemesi: Kurtcebe Turgul – Bence Katil Öldürdü | Tibet TEBÜKTEKİN

Kim yazmış: Kurtcebe Turgul en meşhur reklam ajanslarından Medina DDB’nin kreatif direktörü. Galatasaray Lisesi mezunu, Fransız ekolunun edebiyat eserlerini seven ve Dünya’da mizah ne durumda takip eden biri. Önceki yıllarda Şener Şen’in yer aldığı “Mucizeler Komedisi” tiyatro oyununu yazmış ve “Sevinç Vesaire” kısa filmini çekmiş. Konuları ilginç. Birkaç filmde küçük rollerde gözükmüş. Radyo tiyatrosuna da meraklı. Butik işleri kovalıyor. Sevimli, ...

Devamını Oku »

Taşranın Dinginliği ve Kargaşanın Üzerine – Söyleşi Dosyası 1 | Mahmut AKSOY

Mahmut Aksoy: Sanatçının yaşam alanı (taşra-metropol) sanatı üzerinde nasıl bir etkiye sahip? Atilla Yaşrin: Öncelikle şunu belirtmek isterim ki yaşam alanıyla barışık olmayan insan mutlu olamaz. Kim olursan ol, nerede yaşarsan yaşa, temel kural bu. Küçelerinde izmaritin yoksa o şehre ait olamazsın. Dağ her yerde dağdır, bulut her yerde bulut, güneş veya ay da… Farklılık an’lardadır. Yani bir hayatın toplamı ...

Devamını Oku »

Başlangıcın Sesi | Zeynep YAZICI

Ayakkabılarım nerede, Sohrab diye seslenen kim? Ses aşinaydı Tıpkı havanın yaprağın teninden süzülüşü gibi Annem uyuyor Ve Menüçehr ve kelebek Ve belki şehrin tüm insanları Temmuz gecesi, bir ağıt usulca saniyelerin üzerinden geçiyor Ve serin bir meltem esintisi yeşil battaniyenin etrafından uykumu süpürüyor Hicret kokusu geliyor Yastığım kırlangıç kanatlarının sesleri ile dolu Sabah olacak ve bu su kasesine Gökyüzü hicret ...

Devamını Oku »

Bir İhtimalsizliğe Tutunmak | Melike UZANIR

Senli ilk şiirim bu Durup bakakaldığım ilk sayfa; Mısraların heyecanlandığı ilk dize, Ümitsizliğin satırları bu. Bir o kadar da dolup taşmanın sevinci Şiire şiir gibi yakışacak ilk şiirim bu Çünkü senli ilk şiirim bu. Günlerden pazar günü gibi bakardı gözlerin Soğuk havaların kalorifer peteği gibi ısıtırdı Ve ben o günlerde mahrumdum varlığından Yine de tutunurdum ihtimalsizliğine Soğuktan ölmezdim çünkü hiç ...

Devamını Oku »

Leyli’nin Novellası: “BAKIŞ”

Tüm ağırlığını omuzlarından alıp bakışlarının heybesine doldurduğu bir zaman “göğü gözlerime indirmeden ölmeyeceğim” diyen kadının saçlarını dizlerine dökmüştü Seda. Heybesi ağırdı, ağrılarınca. Yağmur yüklü bulutlar ağlayıp dindirsin sızılarını diye kutsallarından o kadar dilemişti ki. -Gökkuşağının sekizinci rengiyle gelsin biri ve hiç görülmemiş tonlarda boyasın gözlerini. Sahi, bakışlara inen derinliğin girdabından sağ çıkmak öyle kolay olur muydu, heybeni bölüşmeye geldim dese, ...

Devamını Oku »

Duvarlara Soralım | Talha Yakup ATLI

Gökyüzüne bakacağım daima, Ama ben güneşe ve bulutlara yabancıyım, Bütün beton yığılmış göz bebeklerimin üzerine, Işıklar gemi yüzdürüyor göz bebeklerimde, Yalın ayaklarıma batıyor şehrin gürültüsü, Kimseyi tanımıyorum tekil kişiliğimde, Pervanelerim hücum ediyor düşüncenin hükmüne, Dev kazanında tutunamayan pas gibi, Nil kenarında bir yetim yürüyor hissediyorum içimde, Benim eleğim yok sahte ile gerçeği ayırt eden, Kalabalığa hizmet etmeye çalışsan telaşlı bir ...

Devamını Oku »

Henüz Layık Değilken Tomurcuk Kadar Aşka | Hidayet ÇELİK

Bu fotoğrafta gördüğünüz kurumuş gül tomurcuğunun hikayesini dinlemek ister misiniz? “Sene 2004. Baharın en güzel günleri. Sekizinci sınıfız, orta son. Ne çocuk ne yetişkin ne de genciz o zamanlar. Yerine göre bunların hepsinin olduğu değişken bir ruh halindeyiz. İki arada bir derede kalmışız. Dünyaya tek başına meydan okuyacak kadar güçlü, yazık deseler ağlayacak kadar nahifiz. Müthiş gelgitler yaşıyoruz iç dünyamızda. ...

Devamını Oku »

Bülbül ve Kafes | Sibel KANDİLLİ

  Meşeden yapılma kafesinde Bir bülbül olmak isterim. Kendine her bilendiğinde Ben o kafeste kalmak isterim. Bazen durdurmak istersin kalbini, Bileye bileye kırarsın kafesini. Öyle yorgunsundur ki sevgilim, bilirim Fakat ben o kafeste kalmak isterim. Ellerinde sıkarsın beni kimi zaman, Bir kalp istersin ki atmadan duran Mümkün müdür ki sana aşkımdan? Göğsündür benim kafesim. Sibel KANDİLLİ sibel.kandilli@gmail.com

Devamını Oku »

“Nepotizm Hipotezi: Sosyal Dışlanma ve Yoksulluk” | Basın Bülteni

Gazeteci yazar Güney Güneyan’ın ilk araştırma kitabı “Nepotizm Hipotezi: Sosyal Dışlanma ve Yoksulluk” yakın bir zaman önce Kutlu Yayınevi etiketiyle yayımlandı! Kitapta Türkiye’de ve dünya genelindeki geçmişten bugüne dek sürmekte olan nepotizm tartışmaları, sosyal dışlanmayı oluşturan etkenler ve yoksulluk başta olmak üzere çocuk işçiliği, çalışan yoksul profilleri ve pek daha fazla alt başlık incelendi. Bu olguların nedenselliği, nesnel boyutları ve ...

Devamını Oku »

Kaçış Yok | Talha Yakup ATLI

Zihnimin derin çukurlarında dolaşan sabırsız ve kararsız mahlûk, Hangi zehri topluyorsun son vurgununu yapmak için? Fareler geziniyor belirsizliğin neminde, Her şeyden habersiz, olan bitenlere akıl erdirmek, Bu tenha sokaklar için fazla kaygan bir zemin. Çatal bıçak sesleri ve sakinleşmiş insanları, Sepya manzaralar bütünleştiriyor elinde çiçeklerle. Durulmuş suya düşen bir damla, etrafını da sallıyor. Ufak halka, büyüğünü dize getiriyor, Kötülükte, böyle ...

Devamını Oku »

Leyli’nin Novellası: “HASAT”

Ozanlar, burçaklara karşı dövülmeyen yanlarını tutuyordu geceye. Aşık Veysel sazı eline alınca Fatih, ekinleri seyre başladı. Ona söyleyecek söz bırakmadan yeniden yeniden mızraplanıyordu bu ezgi. “Biçer ekinini sürer harmanı, Esen yellerinden savurur onu. Bol gelirse dane ile samanı, O sene ırahat kışlar çiftçiler.” Fırat; uzak, bir o kadar da yakın coğrafyadan katılıyordu geceye. Dilleriyle, halklarıyla, şarkılarıyla, türküleriyle, dengbêjleriyle. Oturduk hep ...

Devamını Oku »

Çözülmeler | Emrah SAĞLAM

Seni görünce ne aynı hevesle ne de aynı heyecanla yürüyorum. Hep aynı hızda, aptallaşıyorum. İçim, içine düştüğüm bir yer. Ne zaman boğulmak istesem, sana yüzerim ben. Sesindeki gülüşle karşıladığım sabah uğurlar, sevişemediğimiz geceleri. Karanlığını unutsam, çırılçıplak aydınlığına erişsem ben senin. Teninden tenimi kopartıp ellerini gezdirsem bedenimde, Ağzımdan dökülen her zerre, ömürlük nefes çenemde. Ezbere bilmem adının geçtiği alfabeyi. Bildiklerim de ...

Devamını Oku »

Sahibinden Çok Kullanılmış Anısal Bellek | Hidayet ÇELİK

Unutmamak… Hayattaki tek özelliğim buydu. Yaşadıkça gördüm ki insanların, onları belirgin yapan, herkesten farklı kılan başlıca özellikleri vardı. Kimisinin saçı, kaşı, gözü; kimisinin boyu, posu, yüzü; kimisinin zenginliği, işi, gücü; kimisinin sesi, sanatı, bahtı ve daha nicesi… Ergenlik zamanlarımdan beri hep bunu sorguladım. Herkeste bulduğum o kişiyi öne çıkaran şeylerin bendeki karşılığı neydi?  Acaba şu mu? Acaba bu mu? Aslında ben ...

Devamını Oku »

Cazİplik | Emine Ömür SEÇİNTİ

*Doksan bir numaralı atlı karınca manzarası. Birimiz yirmi sekiz, diğerimiz yetmiş iki yaşında. Yürüyoruz intihar parkına, yaşamı kumdan dört kubbeli kale yapmaya. Büyük bir kavgadan çıktık. Onun soluğu intihara haklılığını anlatıyor. “Bitirmişim, yapmışım zaten ben her şeyi.” diyor. Benim soluğum tutulmuş bir sonun başlangıcı. Solumuyorum. Yürüyoruz. Yağmur yağıyor. Ayakkabılarımız yok. Bize ait olmayan saçma terlikler giymişiz. Ellerimiz yumruk vaziyetinde ceplerimizde. ...

Devamını Oku »

Kavramın Avlusundaki Çocukluk | Mahmut AKSOY

“İnsan annesinden daha yaşlı olabilir. Çünkü zamanın erkenden çürüttüğü bir çocukluk geçirmiştir.” Kavramlar her zaman aynı anlamı taşıyıp dilimize yakışmıyor. Güzel kavramı yirmili yaşlarda nesnel bir hat üzerinde yoğunlaşırken, otuzlu yaşlarda ya da yanılgıların gırtlağa kadar yükseldiği ellili yaşlarda daha çok tinsel bir boşluğa yöneliyor. Gençliğimizde üstüne basa basa söylediğimiz direnç kavramı -ki direncin beslendiği duru fikirlerdir- kargaşanın, dört yandan ...

Devamını Oku »

Uzay | Emrah SAĞLAM

Pencereleriniz tozlanmıştı, geldim temizledim. Gene de aklanmadınız. Üzerine yazmaya kıyamadım ismimi. Yazarsam delireceğim inanın. Buna ve bunsuzluğa. Bir daha buraya geleceğimi düşünmüyordum. Durdu, sevinir gibi oldum. Küçücük delikten izledim boş vermişliğini, umursamazlığını. İstedim ki açılmasın. Açtı kapıyı, sarıldı, elleri ile boynumu okşadı, öptü. Tüm öfkem geçti o an. Ya sonra. Böyle heder ettim kendimi, zaaflarım yüzünden ödün vererek erittim iklimlerimi. ...

Devamını Oku »

Otizm Üzerine: BEN ÖLÜRSEM ÇOCUĞUM NE OLACAK?

Gökyüzüne en güzel gülümseyen çocukların adına merhaba. Bu hikâye uzun zamandır var. Bu toprakların ilk ezilenleri değiliz. Ötekileştirilmiş, yok sayılmış, aç koyulmuş, kırılmış ama eğilmemiş halkların bugüne uzanan neferleriyiz. Biz Alevileriz, Kürtleriz, yoksul işçileriz, köylüleriz, kadınlarız; çocuk işçileri, çocuk gelinleriyiz bu toprakların. Ahvâlimiz bilinmemiş, acımızı bal eylemişiz. Bunca yoğrulmanın arasında unuttuğumuz birileri daha oldu: bizler. Engelli aileler. Bundan beş sene ...

Devamını Oku »

KARIN AĞRISI | İlker YILDIZ

Bir çocuğum var nur topu gibi, maşallah deyin lütfen, nazar değmesin! Onsuz yaşayamam. Güzel bir evliliğim var, mutluyum. Eşimle çok iyi anlaşırız; duyarlı, anlayışlı biridir. Çok şükür işlerim tıkırında, Allah’a şükür rızkımızı da kazanıyoruz. Her şey bu kadar tozpembe değil tabi, sağlık sorunlarım var beni rahatsız eden. Çaresiz bir hastalık değil; hastaneye gidiyorum, tedaviyi araştırıyorlar. Ancak sorunun ne olduğunu anlayamıyorlar, ...

Devamını Oku »

Yokluğunda | Hakan GÖKKAYA

Uzaklığında öğrendim aşkı, Yokluğunda. Sen yokken güzeldi aşk. Varlığından korktum. Gözlerimle aradım boşluğunu. Sormaya kıyamadım. İstemediğine kumar oynadım, İstediğine galip gelmedi bir türlü. Bir ışık yaktım geleceğine. Bir mektupla soldu ışığım. Geri dönsem o güne. Düşsem peşine korkmam daha. Varlığında yokmuşsun gibi Yaşıyorum bu hayatı. Yaşamak buysa… Gözlerinde kaybolmak varken Hatıralarda kayboldum işte. Ayrılık bir ateş, gölgesiz şimdi. Geçmişte takılı ...

Devamını Oku »

Körebe | Emine Ömür SEÇİNTİ

Oyunu kuralına göre oynamadığım için mızıkçı ilan edilmiştim. Köşemi ve mendilimi kapıp kabul etmeyişe tutsak olmaya başladım ağlayarak. Bundan sonra, timsahların leyleklerle uzuneşek oynayamamasının mücadelesini ben verecektim. Ama… Âşık olmuştum. Ay! Yani şey… Saklambaç oynuyorduk. Kesinlikle bulacaktım ve sobeleyecektim sümüklüleri! Seksek oynarken çizgiye basınca “Öldüüüüün! Öldüüüünnn!” kıyametinin kopuşu gibiydi arayıp onu saklandığı yerde bulamamak. Ya ben gölge kovalamacadaydım ya da ...

Devamını Oku »

Zorun Anlatımı | Mesut DEMİRHAN

Kuşkulusun, sesin titriyor bu gece. Cümlelerinin hepsi sanki cevapsız bir bilmece. Neden gözlerinde aşk yok senin? Dargın geliyor kokun, kutuplarda gibi elin. Kırgınsın, yüzünde değil bu gece ay. Saçının rengi küsmüş, bakışların sert bir subay. Hissediyorum, aldığın nefeste ben yokum. Kirpiklerin şaha kalkmamış, kaşlarınsa ketum. Yorgunsun, ruhundaki çocuk uyumuş erkenden. Göğüs kafesine sığıyor kalbin, gözlerinde değil evren. Gülüşündeki cennetten mahrum ...

Devamını Oku »

Kesik Süt Ağrısı | Ömer Hezarfen BOZKURT

Bir kuşun süzgecinden vuruyorum kederi Balıkları da kanadından asıyorum tavana Anneme de en güzel yalanları söylüyorum -Hayır, bir şey olmadı, iyiyim!- Beni kendime bıraksalar toplanacağım Elimi eteğimi çekeceğim kendimden Sonra nefesimle hohladığım vitrin camlarına yazacağım, ‘Annemeyalansöyledimben’ Kâğıt vazoyu kırdığımı polise ihbar etmek istiyorum. Annemin meme uçlarına sürdüğü kahveyi de yaladım Ve üstelik babam diyeceğim, Büyük gladyatördü, öldü. Evde ses olsun ...

Devamını Oku »

Gülümse Çekiyorum | Emrah SAĞLAM

Bir çığlıktı benim edebiyatım, tonlarca yüreğe dokunduğum ama tutunamadığım… Sesim gırtlağımdan kesiyor, Sabahın köründe, piç hissiyatlar peydahlıyorum güne. Bendeki bu hâl /yeni/den yetememe. Temizliyorum kirleniyor. Tutuyorum bırakıyor. Çekiyorum itiyor. Seviyorum. Gidiyor. Hayat okuduğum kitaplarla devam ediyor. Sahi, ben ölünce okuduğum kitaplara ne olacak? Acı salt. Terk edilmiş bir adamın acısıyla adet sancısında bir kadının ağrısı aynı olduğu gibi, Sevdiğine kavuşan ...

Devamını Oku »

Öğretmenime Mektup 1 | Hakan GÖKKAYA

Merhaba öğretmenim, Bugün seni andık arkadaşlarımızla, Çiçeklerden bahsediyorduk. Sen bize çiçekleri sevmeyi öğrettin öğretmenim. Hayvanları, kuşları, böcekleri… Öğretmenim biliyor musun ben de öğretmen olacağım. Seveceğim tüm öğrencilerimi Gönüllerini okşayacağım önce. Çaresizliği tatmasın onlar. İtiraz ettiklerinde, doğru bildiklerini savunduklarında, azarlamayacağım onları. Parmak kaldırdıklarında söz vereceğim. En önemlisi dinleyeceğim onları. Gözlerinin içine güleceğim. Bazı öğretmenlerimiz var, hiç gülmüyor öğretmenim. Sürekli azarlıyor bizi. ...

Devamını Oku »

Bileşik Zaman Kayboluşu | Melike UZANIR

Gerçeklik, sanıldığından daha da fazla yanıltırken toplumun döngü içerisinde kaybolmasına seyirci kalmak gün geçtikçe zorlaşıyor. Anlamların çoğalması ve sonsuz üremesine yardımcı olmak için tekli mücadele güç buluyor bende. Örneğin ne zaman elimi taşın altına koymaya kalksam, destek olmadıkça geri çıkarmak zorluyor beni. Kimi zaman dünyanın sadece spesifik yanılgı olduğunu düşünsem de, ruhumdaki yenileme arzusunun son bulma isteği üzmüyor da değil. ...

Devamını Oku »

Sapha Arşidüğü | Büşra YAŞAR

Mükemmel bir insandım. Ama sadece onlara göre mükemmel detaylarım vardı. Kendime göre kurulmuş belki aslı olmayan birkaç düzenden ibaretti hayat. Rastgele yaşıyordum. Ne zaman bir şehirden kaçacak olsam en başında bu gelirdi aklıma. Bir balıktım denizde, yalnız onun oltasına düşerdim ve o bilirdi benim diğer balıklardan mükemmel olmadığımı, belki o sebeple hep “rastgele” derdi. Aslında bir kelimelik hayatımı özetle. Ve ...

Devamını Oku »

KARINCA | İlker YILDIZ

Kumdan tepelerin oluşumuna yere uzanıp yakından bakıyorum, küçük küçük toprak tanelerini tek tek, üst üste koyarak yapmışlar. Karıncaların para olduğunu hep söylerim ama insanlar anlamak istemez. Soğuk, dağınık odam; duvarlar çatlak, öyle de olmalı. Çatlak duvarların arasından dışarıya bakıyorum, arkadaşlarımın arasından bir tanesi dışarı çıkıyor, geri gelirken gökyüzünü odasına alıyor, düşünsenize! Ama fazla tutamıyor tabii, o çatlaktan kocaman gökyüzü dışarı ...

Devamını Oku »

İki Dakikalık Saygı Duruşu | Büşra YAŞAR

İki dakika diyordu, her dakika yeni bir bebeğin geldiği dünyada beklemek marifetmiş gibi. Her dakika birinin öldüğü bu dünyada yaşamayı ezberlemişti. İki ne kadar da güzel bir rakamdı oysa. Eline kalemi alıp bir şeyler çizmeye başladı, Dünyada yan yana konulmuş ağaçların, neden bir dağ üstünde dik durduğuna şaşırmış, yana yatan saçlarını parmaklarıyla düzeltmişti. Kahveden bir yudum aldı, Hatırı kalmayan anılarını ...

Devamını Oku »

Harflerin Hikâyesi | Hakan GÖKKAYA

Elif vardı önce harflerin piri. Kâinatın yaratıcısı, Allah lafzının ilk harfi. Sonra türedi tüm harfler. İlk başta lam ve he gelirler. Sonra “Kün fe ye kün” dedi. Nun harfi düştü yere. “Ol” deyince oluverdi her şey. Kâinat ihtizaza geldi. Dizildi gezegenler. İndi Âdem peygamber yeryüzüne. Havva’sını aramak için dolaştı. Arzın ırmaklarını, tepelerini aştı. Be’sini buldu önce Aradı, Arafat’taydı, sevdiği Sad ...

Devamını Oku »

İKİLİ BAKIŞ | Ayşe TÜRK

Bana ait bir fısıltı bu Kulaklarını tırmalayan. Sana ait bir ısı bu Başımdan dönüp gövdemde harlanan… Birbirimizden yana çok tasamız var, belli Birbirimizden gayrı çok yan. Elleri kollara kavuşturan Bir uğraş bu Gözlerinin diplerinden boyanmış halini Sorgulayan ve sana ait. Yaprakları damarlarından koparan bir tırnak bu Ve bana ait. Kuşkusuz birbirimizden yana çok yanlımız Birbirimizden uzak çok karşımız var, belli. ...

Devamını Oku »

Rahat Olma! | Muhsin ESER

Evet onlar. Yavaş yürümeli ve heyecan yapmamalıyım. Göz göze gelmeden rahat tavırlarla geçip gidebilirim yanlarından. Şapkamı biraz daha eğersem şüphelenebilirler mi? Gülümsesem mi? Selam vererek gülümsersem, bu da bizden derler mi? Yok yok, en iyisi sadece yürüyüp aldırış etmeden gitsem yeter. Tamam, hadi başarabilirsin. Ama son günlerde çok kişiyi aldılar ve hiçbirinden haber alınamadı. Ya beni de alırlarsa? Geri mi ...

Devamını Oku »

Cumartesi Yalnızlığı | Ömer Hezarfen BOZKURT

Zargana, Bu sana ikinci seslenişim. Sen ise inatla, çarpık kentleşmenin ruhumda açtığı yaraları duymuyorsun. Böyle olunca, diplomatların konuşmaları Ve siyasiler… Bir tuğla gibi kırılıyor dilimin altında. Bu kentin taşkınları var Zargana Ve yazmamdaki bu beyhude çaba Biliyorum, ne bir adım uzaklaştırıyor senden Ne de aynadan geçiriyor beni. Ben, devrilen cümleler Ve gerçekleşmemiş tüm kazaların meşhur kazazedesi! Bendedir yıkılmış kentin fotoğrafları ...

Devamını Oku »

Sevdan Üşüyor | Deniz İshak SELİMOĞLU

Baktığın yerlere bakıyorum Özlüyorum belli ki seni. Parmaklarım dokunduğun sayfalarda dolaşıyor, sana ait bir şeyler arıyorum. Özlüyorum, öyle ya; Her sabah seninle uyanıyorum, Tavanda gözlerim Hayal ediyorum seni, Yarım kalan Gelecek o günleri. Haydarpaşa, Kent Meydanı, Saat Kulesi’nde Her cuma aynı saatte Belki birinden birine; Bekliyorum, Olur da gelirsin diye. Çok uzun zaman oldu Kaç mevsim geçti üstünden sensizliğin? Üstünü ...

Devamını Oku »

Sevgi Üstüne | İlker YILDIZ

Kahve dükkânının içi kalabalıktı. Orta boylarda birisi kahve içmek için içeri girdi. Herkes kahvesini almak için sıraya geçmiş, sabırla beklerken; adam da o sıraya katıldı. Sırada beklerken aklına daha önce buraya geldiğinde yer sıkıntısı çektiği düşüncesi geldi. Üst katta yer olmadığı için kahvesini eline alıp sokakta içmek zorunda kalmıştı. Bu yüzden sırayı bırakıp üst kata çıktı ve son boş kalan ...

Devamını Oku »

kardan adamın cesedi | Mahi KAYIKCI

oturmuşken bizsiz günlerin başına kovalıyorum tatil sonrası sevilmeyen pazartesileri elimi uzatıyorum kardan adamlara yüreğim kibrit çöplerini aratıyor ne yazık! aradığınız kişiye kışları ulaşılamıyor ve çıktığımda telefon kulübesinden bir şeyler alevleniyor kelime kupürleri dize başları kovalanan şiir boşlukları ne yazık! aradığınız kişiye sonsuza dek ulaşılamayacak bir şeyler yandıkça, yakıyorlar çekilmeyen fotoğrafları dolaşıyorum kendimin ücra semtlerinde anıları aydınlatırken sokak lambaları ben dolaştıkça ...

Devamını Oku »

Ayrılık Bukağısı | Hakan GÖKKAYA

Her ayrılık bir bukağı bırakır yürekte. Terkisinde ruhun sürünür yalnızlık. Çığlıktır, duyulmaz yankısı sinmiş dağlarda, Dağılan seslerin uzaktan gelen tınısıdır. Her sürgün bir hüzün olur devrilmeyen, En ıssız çöllerde yaşama savaşıdır başlar. Hoyrattır boşa akan ırmaklar serap olur. Urup gezer, incinmez ayaklar kayalarda. Bazen bir nokta, bir mim kadardır ömrün Ünü yayılırken tenha sözlüklerde Dert, der; derya olur dudaklarından nağmeler ...

Devamını Oku »

Mahsussa | Büşra YAŞAR

Korkarım bir şiir yazacağım adına Ve bu bana hiç yakışmayacak. En büyük aşklardan dersini almış, Bir katilin önsözü olacak bu şiir. Sayıklamamak için,Uyumaktan çekindiğim adını yazacağım. Bir çırağın ustasını öldürüşünü,Balığın suda boğuluşunu,Kaybeden bir kumarbazı yazacağım belki de. Ölümlü olacak bu sefer dizelerim Ve tanrısı ben olmayacağım bu şiirin. Üstüne gazete örtülmüş bir cesetten farkın kalmayacak Ve ne yazık ki o ...

Devamını Oku »

Yorgun Sandalye | Emine Ömür SEÇİNTİ

Başlangıcı olmayan bir sonun içinde depar atıyordum. Gözlerimi kapattığım an gördüğüm tek şey kırılmış bir aynaydı. Hayır, bunlar sadece siyah beyaz bir filmde gördüğüm vampirin kırmızı spiral dişleri. Ne bir başlangıca ne de kırık bir aynayı görebilmek için gözlerimi kapatmaya ihtiyacım vardı. Birbirlerinin tamlayanı ve bütünleyeni olmayan şarkılar zihnimde birbirlerine aitler. Kollarımı gördüğüm zaman tek duyduğum bu. “Kürdan kollar dokunsalar ...

Devamını Oku »

Renklerin Sonsuzluğu | Semih DEMİRHAN

Upuzun sonsuza kadar giden mavi bir elbise, Sertçe çekiştiriyor rüzgâr. Yere düşüyor; bir gülden farksız. Üzerimizi kara bulutlar kaplıyor. Kaldırıyorum ayağa, Meydana çıkıyor; sapsarı. Mutluluğumuz uzun sürmüyor, Üzerimizi kara bulutlar kaplıyor. Ayrılıp gidiyoruz,Serilip giden kahverengi sonsuzluk üzerinde.Biraz nemli, biraz dağınık.Üzerimizi kara bulutlar kaplıyor. Semih DEMİRHAN semih.demirhan1@gmail.com

Devamını Oku »

Lanetlenmişler Topluluğu | İlker YILDIZ

Yeşil gömlekli asansörün sesine yöneldi. Sağdan ikinci kapı açıldı. Avuçlarını kokladı, iğrenç sigara kokusu ellerine sinmişti. Bekledi, asansörün kapısı kapandı. Sonra, kapı açıkmış gibi asansöre binmeye çalıştı, kafası kapıya çarptı. Sonra tekrar asansöre adım attı, yine kafası kapalı kapıya çarptı. Kapalı asansör kapısından içeri girmeye çalışıyordu. Ellerindeki hoşuna gitmeyen sigara kokusundan kurtulmak için tuvalete gitti. Lavaboda iki avcunu birleştirdi. Lavabonun ...

Devamını Oku »

Gülümse Balık | Büşra YAŞAR

İstikrarlı bir yokluğun acısı, bugün tok karnına alındı bir sabah bir akşam. Üzüm çekirdeğini doldurmayacak belki, olsun kış geliyor portakal kabukları bırakırım kuzinelere… Dizine yatmışçasına sararım başımı kaz tüyü minderlere. Bölüş annenle acını, diyen bir şarkıyla uyur, uyanırız. Çok geçmez alışırım yine kendimi paydaladığım her satıra. Güzel baharlar ısmarlarım, sonbaharın kuytularına. Çay soğur, Ellerim dirseklerime sığar… Başımda miskin bulutlar bekler, ...

Devamını Oku »

Adamla Kadın | Hakan GÖKKAYA

Kadın kum gibiydi Akıp giden zaman Geçtikçe azalan. Adam eksilen zamandı Sürekli daralan Yok olan. Kadın mavi gök gibiydi Umut dolu Ufuk dolu. Adam çukurdu Kararan karardıkça Kaybolan. Kadın ipek gibiydi Tiril tiril Okşadıkça aslolan. Adam pıtraktı Ayağa Yürüdükçe dolanan. Kadın güneş gibiydi. Açıldıkça ısıtan Isıttıkça mutlu olan. Ve adam soğuk İklimlerin Erimeyen buzları Kutupların aysbergi… Yorumsuz. Uykusuz. Kusurlu. Adam ...

Devamını Oku »

EKS- | Ömer Hezarfen BOZKURT

Sedir ağacının gölgesine ektiğim kurbağaların sesiyle dans ettiğim bu gece Gariptir, karşılığını buluyor iç’bene attığım cümleler Ve imlası bozuk bir akşam, Yürüyüp toz bulutuna karışıyor portreler Puuufff!! Kim çarptı bana? Yitirilmiş sevdalarla ün salmış bir tren garındayım Lokomotifle yarışan aşklarımız var burada Ve icabında bunlar sinematografik kareler Ki hâlâ boşluğa el sallamaktadır göçmenler Ve bu sahne tanıdık geliyor bir yerlerden… Ben ...

Devamını Oku »

KÜL MÜ EYLEDİNİZ DE GÖRÜNMÜYOR DUMANIMIZ?

Şiddet; köklü bir gelenek. Hükümdarların, sultanların saltanatlarını sürdürmek için uyguladığı, sokaktaki çetelerin hâkimiyetlerini korumak için sık başvurduğu, yeri geldiğinde üstün olduğunu iddia eden ırkın diğer ırka, yeri geldiğinde üstün olduğunu zanneden cinsin diğer cinse, yeri geldiğinde de üst sınıfın alt sınıfa uyguladığı bir bastırma yönetimidir. Karşısındaki kişinin, halkın, aile ferdinin, alt kesimde konumlanmış sınıfın, bireyin tepkisine göre olumlu ya da ...

Devamını Oku »

GİZEM | Ozan Cemre KISA

Rengarenk neon ışıkların arasında savrulan düzensiz sigaralar. Kusanlar, yüksek sesin büyüsü ile kucaklarında birbirini yükseltenler.  Hissiz öpüşler ve tuvaletler… İnmiş pantolonlar, inmiş etekler. Bir külün omuzuma düşmesi ile bu ortamın hayvansılığından bıktığımı anladım. Nereye savrulacağı belli olmayan sigarayı, tutunduğu elden söküp aldım ve avcuma bastım. Bir çift gözün dehşet ile bana baktığını görüyordum lakin kahverengi gözler ilgimi çekmemiştir. Hayat acıdır! ...

Devamını Oku »
Scroll UpScroll Up