Anasayfa » Yazar Arşivi: Seda BAŞTAŞ

Yazar Arşivi: Seda BAŞTAŞ

Seda Baştaş 14.06.1986 tarihinde dünyaya gelmiştir. 99 Gölcük depremi onun iç dünyasında da derin sarsıntılar açmıştır. Zira hayatını iki döneme ayırmıştır: "Fay hattından önce ve fay hattından sonra." 2008 yılında Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü’nden mezun olmuş ve aynı yıl mesleğini icra etmeye başlamıştır. 2014 yılında "Leyl-i Efruz" adındaki şiir kitabı yayınlanmıştır. Yazma serüveni ve kitabı hakkında: "İçinde kopan fırtınaları bir türlü dile dökemeyen, anlaşılmamaktan korkan bir kız çocuğu, bir gün hayatını değiştirecek şeyi keşfetti. Yazmak… Yazdıkça rahatladı, rahatladıkça yazdı. Harflerin gizeminin duyulmakta değil görülmekte saklandığını öğrendi. Konuşmaktan çok yazmayı sevdi. Hep kendine yazdı, hep kendisi okudu. Yalnızca hayallerinde saklıydı gönül heybesindekileri başka insanlara dağıtabilmek. Sonrasında sancılı gecelerdeki parıltılarını topladı bir kitapta ve Leyl-i Efruz dedi adına." ifadelerini kullanmıştır.

Kendinde Varoluş | Seda BAŞTAŞ

Her şeyin üstünde bir güç gerektirir zihnin ve kalbin buluşması ki böylesine doluyken ikisi de… Anlamını yitiren şeyleri hissederken, hissettiklerimin bu denli mantıksız olmasını önce zevkle karşılamam sonra da bu çelişkide kaybolmam, kendimi bulmamın bir yolu mudur? Bilmiyorum. En çok kullandığım cümle oldu son zamanlarda: “Bilmiyorum.” Yerinde bir kaçış ifadesi aslında. Böyle söyleyince kimse üstüne gelemiyor. Evet desen ayrı hayır ...

Devamını Oku »

Masal | Seda BAŞTAŞ

bitmedi kelamım bu dünyaya. o yüzden, yaşayacağım daha! vazgeçtim göğü gözlerime indirmekten. bulutlar ağlarken güzel, ben gözyaşlarıyla ıslanırken… kötülük taht kurmasın diye yıldızların kalbinde her gece onlarla konuşacağım yine. göz kırparak randevulaşacağız Ay’la, bilecek yine geleceğim, penceremin gölgesindeki yalnızlar diyarına. bitmedi kelamım bu dünyaya. insanca yaşamak adına, yazacağım daha. gözlerindeki çapakları temizleyeceğim uyku mahmuru çocukların. uyanın, diyeceğim, uyanın! yitirmedik hayalleri, ...

Devamını Oku »

otuz üç yaş | Seda BAŞTAŞ

tavafı yarım kalmış bir ibadetin taşlamasında öldüm ve bir ölünün kalem tutabileceğini ispatladım gece yarısını beş geçeydi zaman karanlığı örttüler üstüme kefen niyetine pek tabii ağlamadı kimse cenazemde gözyaşlarını sevmediğimi onlar da bilirdi onlar da bilirdi bir beyazda ölüp bir siyahta dirildiğimi ellerimi götürecekti cellatlar, zor direndim direncimin yazmak gibi bir naifliği var kırılınca kalemim pıhtılaşıyor sözcüklerimin damarlarında sözcüklerimi asacaklardı, ...

Devamını Oku »

ÇİLE | Seda BAŞTAŞ

geçmişimin söküklerinden bir çile yapıp hayata verdim, ömrümü yeniden örsün diye kaç çile ederdi bir ters bir düz hatıralarım bunu hiç hesaplayamadım bir kaçışın ardından gelin bohçamda öksüz kalan porselen tabak gibiydim durdukça eskiyordu ruhum kırkbeşlik plaktan Zeki Müren dinlerken modası geçmeyen sevgiler düşledim “ah bu şarkıların gözü kör olsun” diyordu tam o sırada karanlık bir şiir, şaşı bir ezgiyle ...

Devamını Oku »

Sanaldan Gerçeğe Bir An | Seda BAŞTAŞ

İnternette bulduğum bir iş ilanına başvurmamın ardından mülakata çağrılmamla uzun zamandır işsiz dolaşmanın yarattığı depresyondan sıyrılmış gibiydim. Onca eş dosta haber salmıştım da ne yazık ki birinden bile müjdeli haber gelmemişti. İlk önce dostluklarımı sorgulamış, sonra onların da elinden bir şey gelmediği gerçeğini kabullenmiştim. İşsiz kaldığım bir sene zarfında ben de kendimi soyutlamıştım her şeyden, herkesten. En iyi dostum bana ...

Devamını Oku »

S/us Düğümü | Seda BAŞTAŞ

Canımdan başka verecek neyim kaldı ki, dedi adam iki dudağının arasından zor duyulan bir sesle. “Eğer mutlu edecekse sizi, alın, parçalayın. Lime lime olan etlerimi atın kurtların önüne. Belki doyurur aç gözlüleri yetimin eti. Almayı maharet sayıp vermeyenlere inat, alın kalbimi de parçalayın ellerinizde. Zaten kırık, yaralı, harap… Düğümlenmiş s/uslarınızı çözmeden bitirin bu işi yoksa bir ucundan tutup bütün damarlarınızı ...

Devamını Oku »

KURŞUN | Seda BAŞTAŞ

Dört duvar, bir bardak çay, kalem, k/ağıt, mürekkep… Y/aralarım acıyor kapı açık kimse yok Neden, nasıl, niçinler… Bir yığın bomboş sebep Aynı yerden vuruyor düşümden fırlayan ok Yelkovan koştursa da mazime mıhlı akrep Dört duvar, bir bardak çay, kalem, k/ağıt, mürekkep… On sene, yüz yirmi ay; yaşım otuz, kırk, elli… Mağrur bir gülümseme ve ağlayan küçük kız Hep en başa ...

Devamını Oku »

Bana Öyle Ölme Diyorsun | Seda BAŞTAŞ

Bana öyle bakma diyorsun Biraz ürkek biraz da kaçak Belki de kirpiğimden kan damlar Üç el silah sesi… Duydun mu Bana öyle bakma diyorsun İçimde kefenini diken kanlı intihar Bana öyle gülme diyorsun Anason kokulu tarlalarda bıraktığın Yalın ayak çocuklara benziyormuşum Gül/erken Ne garip şey oysaki daha goncaydım Gamzelerimi ç/aldılar yanaklarımdan Dudak gerilirken göz kanar mı Düşün ki biri yay ...

Devamını Oku »

Güz Korkusu | Seda BAŞTAŞ

yaz gülüşlerinin dalına asılı imkansız dileklerin çaputuyum gözlerinde büyülü lahit ne sana ne kendine ait bakışlarına gömülü kemiğimden yaşımı hesaplayın hesaplayın yaşımın ağırlığını ağırlığımın yaşını ya da çözün sonbaharda beni, bırakın bırakın beni, güz’den korkarım korkarım sararmış yapraklardan ayaklar altındaki çatırtılı yalnızlıktan göçebe göç yorgunluğundan yorgunluğundan yalnızlığın, korkarım. korkularımı alın üzerimden tepinsin bağrımda kara toprak biraz toprak biraz da yaprak ...

Devamını Oku »

Ölümlü Zaman | Seda BAŞTAŞ

Konuşma Dudakların titretiyor gecemi Bir yanardağın ağzında zaman Biri küllerini savuruyor uzaklardan Yanarken gözlerinin kıvılcımında Konuşma Sözlerin boğuyor geçmişimi Halbuki sen gülerdin eskiden Gökyüzü gibiydi yüzün Yanakların yağmur kokardı Sen gülünce gamzelerinin kıyı kentine tutunup Demir atardım senli hayallerin limanına Ben kalırdım Bir gemi giderdi Köpürterek denizi gözlerimin ufkuna giderdi Bilirdim kaç yıl kaç ay kaç gün sürer yolculuk Bilirdim ...

Devamını Oku »

Hoş Geldin Yalnızlığım | Seda BAŞTAŞ

Çocuk, amaçsızca dolaşıyor ortalıklarda. Bir eğlence var ama sebebini kavrayamıyor altı yaşındaki soyutluktan uzak mantığı. Giydirmişler sünnet elbisesini, biraz da havalı yürü demişler sanırım. O günün prensi sensin. Bir uzvundan ufak bir parça alındı halbuki, canı da yandı ama kalabalık mutlu ve o kalabalık eğlenmenin peşinde şu an. Bazıları dedikodunun, kimisi gösterişin. “Gelenek” diye bir söz dolaşıyor ortalıkta, çocuk tam ...

Devamını Oku »

Yusuf Gibi | Seda BAŞTAŞ

Kar yağıyormuş şehre düşünsene ne garip Biz her nefesimizde buz dağını eritip Mayınlar döşüyoruz saklı harabelere “Ah, bir konsa güvercin sessiz alfabelere!” diyerek örtüyoruz pişmanlığın üstünü İntihar sessizliği unutturuyor dünü Darağacı üstünde sallarken cellatlar ip Kar yağıyormuş şehre düşünsene ne garip “Bana suyu anlatma, içir” dediğin zaman Ve sonra gözyaşımı avcumda tuttuğum an İçtin ab-ı hayatı elimden kana kana Şükrettin ...

Devamını Oku »

Ağıt Provaları | Seda BAŞTAŞ

/Gögün göğsüne attığım çentikler silinmeden Ve gözleri k/aralanmadan bulutların Gelmelisin Yoksa ıslanırım/ Uzun bir yolculuktayım Gittikçe daralan yollardan geçiyorum Nasır bağlayan ayaklarıma battıkça çakıllar Bir kamyon şoförünün bezgin harflerinde Buluyorum Seni Beni Kendimizi “Önüne baksana be kadın!” Pusulamı kaybettiğimi söylesem Sarhoş bir kadının densizliği sanacak Önüm neresi bilmiyorum Arkam, sağım solum, bu yurt neresi Ben neredeyim Bilmiyorum… Edilgen bir cümlenin ...

Devamını Oku »

Gözlerini Sımsıkı Kapat | Seda BAŞTAŞ

Gözlerini sımsıkı kapat, yazının sonunda bahsedeceğim bütün süreçleri anı anına yaşadıktan, hissettikten sonra. Göz bebeklerimiz süzerken etrafımızı, algılarımız açıktır her türlü uyarıcıya. Ondandır ki bilinçaltımız uykumuzda açığa verir pişmanlıklarımızı, kırgınlıklarımızı. Rüya olarak nitelendirsek de, mealini araştırıp her türlü tabir cetvelinden geçirsek, süzsek de bilincimizi nafile. Her şey geçmişin harabesinde saklıdır, bilinçaltı denilen kara delikte. Gözlerini sımsıkı kapat. Düşün ki ömür ...

Devamını Oku »

Belki Gelirsin | Seda BAŞTAŞ

belki gelirsin zamanı sakat bırakırız iki lafın belini kırıp kötürüm bir an’ın sol yanına sığınıp sessizliğimizle ısınırız belki gelirsin caddelerde yankılanırız kusana kadar u/mutsuzluk içen rezil bir ayyaşın narasına asılıp gelirsin belki aklın cehenneminde idam edilsek bile gönlün cennetine kahraman yazılırız belki gelirsin k/ördüğüm bukleleri dolayıp kaşlarına güvercinler salarım kan akışına çırpındıkça beyazlaşan ruhuna bakarım öyle böyle değil, güzel bakarım ...

Devamını Oku »

Aynalar Da Konuşur | Seda BAŞTAŞ

Dağınık saçlarını, kalemi toka niyetine kullanarak gelişigüzel topladı Yağmur. Pratik çözüm bulma konusunda kadınların üzerine hiçbir canlı türüne rastlanamayacağını düşündü, gülümsedi. Masasının üzerinde renk renk, çeşit çeşit kalemler vardı; bir de dosyasında fazlasıyla karalama kâğıtları… Alnına düşen buklesini geriye doğru attı, yalnızca bir şeyler yazarken taktığı siyah çerçeveli gözlüklerini de çıkarıp rahat koltuğunda güzelce gerindi. Bacaklarını da sehpaya uzattı: “Kendime ...

Devamını Oku »

Dozajı Yüksek Yalnızlık | Seda BAŞTAŞ

Yanık bir mazinin ağır kokusunu taşıyordu üzerinde Asya. Onu kim görse önce tuhaf tuhaf bakıyor, sonra da hızla kaçıyordu yanından. Çirkin değildi hatta güzel bile sayılabilirdi ama başka bir şey vardı, siyah pelerinli cadı dokunmuştu yüreğine sanki ve lanetlemişti onu. Şeker vermek istediği çocuklar ellerine bakıp önce gülüşüyor, sonra ardına bakmadan kaçıyorlardı. Ellerine bakınca sadece diğer insanlara göre biraz daha ...

Devamını Oku »
Scroll UpScroll Up