Anasayfa » Yazar Arşivi: Sevginur DİKİN

Yazar Arşivi: Sevginur DİKİN

Sevginur Dikin, bir nisan gününde İstanbul’un Üsküdar ilçesinde dünyaya gelmiştir. Fotoğrafa ve sanata olan merakı İşletme Bölümü'ne uymayınca yeniden sınavlara hazırlanarak Plato Meslek Yüksekokulu’nda Medya ve İletişim okumuş, devamında da Kocaeli Üniversitesi’ne geçiş yaparak Gazetecilik Bölümü’nü bitirmiştir. Medya sektörünün birçok alanında çalışarak deneyim kazanmıştır. Okumayı ve araştırmayı her daim hayat felsefesi olarak nitelemektedir. Hem Leyli Sanat'ta içerik üretirken hem de Maltepe'de yerel bir gazetede muhabir olarak çalışmaktadır.

Bambaşka Bir Hikayenin İçindeyiz: Doğu Yücel Röportajı | Sevginur DİKİN

“Ben mutlaka bir şeylerin değişeceğini düşünüyorum. Kapitalizmin dayatması olan ve teknolojik gelişimimize uygun olmayan ‘Her gün işe gelmelisiniz’ anlayışı bile şimdiden yıkıldı, bu bile tek başına yaşam kültürümüzde birçok şeyi değiştirecek. Kültür sanat ve edebiyat penceresinden bakarsak ben daha klasik yapıdaki anlatıların tekrar önem kazanacağını düşünüyorum.” cümleleri yazar Doğu Yücel’e ait.  “Düşler, Kabuslar ve Gelecek Masalları”, “Hayalet Kitap”, “Varolmayanlar”, “Kimdir ...

Devamını Oku »

Modern Dünyanın Kent Ozanı: Canozan – Röportaj | Sevginur DİKİN

Canozan: “Müziğimi bir kategoriye sokamıyorum, istesem de bu olmuyor” “Ah sor bana nerdeyim, olmayan bi yerdeyim, üstüme gelmeyin, şu an delirmek üzereyim” sözleri ile yaşadığımız dünya düzenine atıfta bulunan ve kendisini 90’larda post-modernizme tepki olarak doğan bir birey olarak tanımlayan, modern dünyanın kent ozanı Canozan’ın yeni tekli çalışması “Paranoyak”a ait.  “Sar Bu Şehri”, “Mutlu Olmak Zordur Derler”, “Toprak Yağmura”, “Öyle ...

Devamını Oku »

Yarın Yokmuş Gibi: Batu Akdeniz ile Röportaj | Sevginur DİKİN

Batu Akdeniz: “Her dönem kendi trend müziğini yaratır.”  “Herhangi bir listeyle, trenddeki müziklerle ilgilenmiyorum. Her dönem kendi trend müziğini yaratır. 5 yıl sonra rock’n roll tekrar liste başı da olabilir. Ben bununla gerçekten ilgilenmiyorum çünkü yaparken kendimi ait hissettiğim, bulduğum müzik bu ve bu değişmeyecek.” cümlesi 3 Nisan tarihinde Akustik EP çalışması Yarın Yokmuş Gibi’yi dinleyicileri ile paylaşan Batu Akdeniz’e ...

Devamını Oku »

Mekânsal Hafızalar Üzerine Karalamalar | Sevginur DİKİN

Azıcık Çay Edebiyatı – I 21 Ocak Cumartesi, 18:55  Karaköy İskelesi’nden vapura biniyorum. Hava karanlık. Sevmiyorum bu karanlığı. Vapurun üst katında pencere kenarında bir yer buluyorum. Sırt çantamı yanıma koyup Eminönü’ne doğru bakmaya başlıyorum. Yanan ışıklar… Ne kadar büyüleyici değil mi? Elimde ise malum ikinci dalga kahve dükkanlarının birinden aldığım kahve. Eminönü’nü seyretmesine seyrediyorum fakat beynimin içerisindeki bin bir düşünce ...

Devamını Oku »

Özgürlüğü Sinemada Aramak: Ağaçlardan Bahsetmek | Sevginur DİKİN

Sudanlı dört arkadaşın, memleketlerine sinema sevgisini aşılamayı dert edindikleri bir belgesel film, Ağaçlardan Bahsetmek (Talking About Trees). Sudan Sinema Kulübü’nün yegâne üyeleri İbrahim, Süleyman, Manar ve Altayib memleketlerinde “Devrim Sineması”nı yeniden canlandırmayı amaç edinen dört idealist arkadaş. Belgesel, Ömer El Beşir’in diktatörlüğünde geçen 30 yılı anlatıyor. El Beşir’in yönetimi ele almasıyla birlikte ilk işlerinden biri, ülkedeki sinemayı tamamen bitirmek oluyor. ...

Devamını Oku »

Sömürü Dünyasında Bir Hayat Hikayesi: JOY | Sevginur DİKİN

Film, adını da aldığı Nijeryalı bir seks işçisi Joy’un dramatik hayat hikayesini anlatıyor. Cinsel ve fiziksel şiddet içeren sahneleriyle Joy, acımasız sömürü dünyasına mahkûm olan göçmen seks işçilerinin gerçek hayat hikayelerinden esinleniyor. Ben, Joy’u 38. İstanbul Film Festivali kapsamında Beyoğlu Sineması’nda izleme fırsatı buldum. Üstelik yönetmeni Sudabeh Mortezai’nin katılımına da denk gelmem büyük bir şans. İnsan Hakları Yarışması’nda yer alan ...

Devamını Oku »

İçerdekiler mi yoksa dışarıdakiler mi daha özgür? | Sevginur DİKİN

Usta yazar ve şair Melih Cevdet Anday’ın aynı isimli tiyatro oyununun beyaz perdeye uyarlanmış hali, İçerdekiler. Komiser, darbe zamanı bir öğretmeni yaklaşık altı ay gözaltında tutar. Fikirlerinden ötürü onu tehlikeli olarak kabul eder. Açık görüşün yasak olmasına rağmen komiser, öğretmenin eşiyle görüşmesine izin verir. Komiser, izin vermesine verir fakat sürekli bunu neden yaptığını sorgular. Öğretmen, karısını göreceğini beklerken, olaylar farklı ...

Devamını Oku »

Modern Dünyada Bir Yalnızlık Hikâyesi: GRETA | Sevginur DİKİN

Her sene olduğu gibi bu yıl da İstanbul Film Festivali’ni takip etmeye çalıştım. Özellikle film festivallerine elimden geldiğince katılmaya gayret ederim çünkü inanılmaz bir atmosferi var. Bir kere alışınca da insan bırakamıyor. Bu yüzden de alışveriş merkezlerindeki sinema salonlarını çok tercih etmemeye çalışıyorum. Belki de hiç tercih etmiyorum. Sinemaya gideceğim zaman tercihim Beyoğlu, Atlas, Rexx veya Kadıköy Sineması oluyor. Ee, ...

Devamını Oku »

23 Nisan Özel: Bir Çift Gülen Göz | Sevginur DİKİN

Kapıları çalan benim kapıları birer birer. Gözünüze görünemem göze görünmez ölüler. Hiroşima’da öleli oluyor bir on yıl kadar. Yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar. Saçlarım tutuştu önce, gözlerim yandı kavruldu. Bir avuç kül oluverdim, külüm havaya savruldu. Benim sizden kendim için hiçbir şey istediğim yok. Şeker bile yiyemez ki kâat gibi yanan çocuk. Çalıyorum kapınızı, teyze, amca, bir imza ...

Devamını Oku »

Hayatını Müziğe Adamış Bir Müzisyen: Çağın Bodur | Sevginur DİKİN

“Dertlere derman çok, aslolan safi sevda” diye başlayan şarkıya radyolarda ya da dijital müzik platformlarında denk gelmiş olabilirsiniz. Aslında bugüne kadar birçok şarkısını defalarca dinledik, sözlerini hafızalarımıza kaydettik. Mesela, “Her aşk incelip incelip vadesi dolunca kopuyor, bitince bile bir nergis kadar güzel kokuyor” ya da “Deniz görmeden yaşayamıyorsan sen eşittir ben demektir” sözlerini okuyunca mutlaka hatırlayacaksınız. Belki de, kendinizi melodiyi ...

Devamını Oku »

Tek Kişilik Tiyatro Oyunu: “KUL” | Sevginur DİKİN

Mercan, geçimini apartman merdivenlerini temizleyerek sağlayan evli bir kadın. Bir gün kocasına kızıyor ve onu evden kovuyor. Oyun tam olarak bu andan itibaren başlıyor. Kocası gidince kendine döneceğini sanırken, işler hiç umut ettiği gibi de gelişmiyor. “Azıcık aşım, kaygısız başım” diyebilmek keşke her zaman işe yarayabilseydi? Mercan’da da bir fayda etmiyor çünkü kimseye muhtaç olmadığını düşündükçe ne kadar çok muhtaç ...

Devamını Oku »

Samimi ve Mütevazı Bir Müzisyen: Gökcan Sanlıman | Sevginur DİKİN

Onu tanımlamam gerekirse “samimi ve mütevazı” derim. İlk albümünden, son tekli çalışması “Akşam Güneşi”ne kadar sadık dinleyici kitlesi ise bunun kanıtı. Röportajımız sırasında verdiği samimi yanıtlar da hakkındaki düşüncemi yanıltmıyor. “Hayatı çok ciddiye almıyorum artık.” diyor ve bunu şarkılarına da yansıtmaya çalışacağını söylüyor. Gökcan Sanlıman ile Karaköy’de annesinin ofisinde buluşuyoruz. Yaklaşık yarım saat süren söyleşimiz sonunda kendisi hakkındaki fikirlerim değişmiyor. ...

Devamını Oku »

TRT Uluslararası Çocuk Medyası Konferansı – II | Sevginur DİKİN

TRT Uluslararası Çocuk Medyası Konferansı Sona Erdi Türkiye’nin çocuk odaklı medya konferansı, “TRT Uluslararası Çocuk Medyası Konferansı” ikinci günü de yoğun katılım ile başladı. TRT ve TRT Çocuk’un ortak çalışmalarıyla düzenlenen konferans, ikinci gününde de önemli oturumlara ve konuşmalara yer verdi. Konferansa Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk da katıldı. Selçuk yaptığı konuşmasında “teknoloji, medya ve çocuk” konularına değindi. ...

Devamını Oku »

TRT Uluslararası Çocuk Medyası Konferansı – I | Sevginur DİKİN

TRT Uluslararası Çocuk Medyası Konferansı Başladı TRT’nin düzenlediği “Çocuk Medyasında İçerik Seçimi ve Ekran Yönetimi” konulu TRT Uluslararası Çocuk Medyası Konferansı, 28 Kasım’da İstanbul’da başladı.  Beşiktaş’ta gerçekleşen konferans, TRT Genel Müdürü İbrahim Eren’in açılış konuşmasıyla başladı. İbrahim Eren, “Dijital çağda çocuklarımızı doğru içeriğe yönlendirmek biz ebeveynlerin görevidir.” dedi. İki gün süren konferansta medya okuryazarlığı, ekran içerikleri ve sürelerinin tartışılacağını söyleyen ...

Devamını Oku »

Arkas Koleksiyonu’nda Post-Empresyonizm Sergisi | Sevginur DİKİN

Fransa’da, 19. yüzyılın sonlarına doğru izlenimciliğin kurallarına tepki olarak doğan Post-Empresyonizm (Art İzlenimcilik), Arkas Koleksiyonu’ndan bir seçki ile 13 Eylül tarihi itibariyle Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin iş birliği ile sanatseverler ile buluşuyor. Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden 48 sanatçı ve 102 eserin bir araya geldiği Arkas Koleksiyonu’nda Post Empresyonizm Sergisi, 13 Eylül tarihinde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin iş birliği ile ...

Devamını Oku »

Beyoğlu’nun Tarih Kokulu Semti: CİHANGİR | Sevginur DİKİN

Napolyon, “Eğer dünya tek bir ülke olsaydı, başkenti İstanbul olurdu.” dediğini biliyoruz. Peki ya İstanbul bağımsız bir ülke olsaydı, başkenti neresi olurdu? Hiç tereddüt etmeksizin, Beyoğlu’nun meşhur semti Cihangir olurdu. Kedileriyle meşhur olan, mahalle kültürünü yaşatan ve her kafesinde entelektüel sohbetlerin uçuştuğu güzel bir semttir Cihangir. İsmini Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Cihangir’den alıyor. Üvey kardeşinin katledilmesinin ardından yirmi iki yaşında ...

Devamını Oku »

“Devamlılık Hatası” Salt Beyoğlu’nda | Sevginur DİKİN

Türkiye’de, 1990’lı yıllarda gelişmeye başlayan güncel sanat ortamının etkin isimlerinden olan Aydın Mürtezaoğlu ve Bülent Şangar’ın kişisel sergisi, 17 Nisan tarihinde Salt Beyoğlu’nda açıldı. Aydın Mürtezaoğlu ve Bülent Şangar’ın bugüne kadar en kapsamlı sergisi olan “Devamlılık Hatası”, sinema ve edebiyatta yapılan kurgusal tutarsızlıkları ele alıyor. Ayrı olarak yürüttükleri çalışmalarda iki sanatçı, birlikte çalışmaya başladıkları ve zamanla sergilemede karşılaştıkları kesintilere de ...

Devamını Oku »

Arter’de Özgürleştiren İnsansız Mekanlar Sergileri | Sevginur DİKİN

Can Aytekin’in “Boş Ev” ve Ali Mahmut Demirel’in “Ada” isimli kişisel sergileri, 16 Mart tarihinde eş zamanlı olarak Arter’de sanatseverleri bekliyor. Beyoğlu’nda bulunan Arter, “Boş Ev” ile Ressam Can Aytekin’in yeni serisinin yanı sıra 2005’ten sonra ürettiği beş seriyi de kapsıyor. Tuval resmi ve desenlerin ağırlıkta bulunduğu sergi, sanatçının bazı üç boyutlu eserlerine de ev sahipliği yapıyor. Eda Berkmen’in küratörlüğünü ...

Devamını Oku »

Bir Üniforma, İnsanın İçindeki Güç Arzusunu Uyandırabilir Mi? | Sevginur DİKİN

İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru bulduğu Nazi üniformasını üzerine giyerek, hayatta kalmaya çalışan bir savaş suçlusunun zaman içerisinde Nazi komutanları gibi davrandığını anlatan bir film, Yüzbaşı (Der Hauptmann). Nazi Almanya’sını konu edinen film, ilk gösterimini Toronto Film Festivali’nde yaptı. Film, Dövme ve Uçuş Planı filmleriyle tanınan Alman yönetmen Robert Schwentke’ye ait. Yüzbaşı; Almanya, Polonya, Portekiz ve Fransa ortak yapımı olan, ...

Devamını Oku »

Kapanmayan Yara | Sevginur DİKİN

Çocukken sokaklarda hiç yorulmadan, delice oyun oynadığımız günlerden hatıradır dizimizdeki yaralar. Ağlasak bile kalkardık, oyuna devam ederdik. Yaranın üzerini bir yara bandı ile kapatmak yeterdi. Bu bizi yıldıramazdı. Ne de olsa sokakta oynayan son nesil sayılırız. Yıllar geçti, biz büyüdük. Yeni insanlar tanıdık. Bazıları en yakınımız oldu; sevincimizi, kederimizi paylaştığımız… Tabii, bazıları da kalplerimizi incitti. Kimileri vardı ki, kendine hayran ...

Devamını Oku »

Bergman 100 Yaşında: “Persona” | Sevginur DİKİN

37. İstanbul Film Festivali, 6 Nisan tarihinde başladı. 17 Nisan’a kadar sürecek olan festival, 210 tane filme ev sahipliği yapıyor. Tabii, hepsini izlemek imkânsız olsa bile vakit buldukça festival filmlerini takip etmenizi öneriyorum. Ben de geçen pazar gününü sanatla iç içe geçirmeye karar vererek yola çıktım. Festivale Ingmar Bergman’ın muhteşem eseri ve sinemanın başyapıtı olarak kabul edilen “Persona” ile başladım. ...

Devamını Oku »

ŞEHİRLERE ALIŞAMAYAN BİR İSİM: SABAHATTİN ALİ | Sevginur DİKİN

41 yıllık yaşamına üç roman, on öykü, iki şiir kitabı ve yedi tane kitap çevirisi sığdıran bir yazar, Sabahattin Ali. 25 Şubat 1907’de, bugün Bulgaristan sınırları içerisinde bulunan Gümülcine kazasına bağlı Eğridere köyünde dünyaya gelir. Babası Selahattin Ali’nin yüzbaşı olmasından dolayı çocukluk yılları İstanbul, Çanakkale, Edremit gibi şehirlerde geçti. İlköğrenimini buralarda tamamlar. İlkokuldan sonra Balıkesir’de yatılı olarak Öğretmen Okulu’na giderek, ...

Devamını Oku »

İSTANBUL’UN ORTA YERİNDE SESSİZ ÇIĞLIK: BALAT | Sevginur DİKİN

İstanbul’un yarımadasında üç dine ev sahipliği yapan, başına gelen onlarca şeye rağmen, kendine özgü yapısını ayakta tutmayı başarmış, esrarengiz bir semt, Balat.   Havanın güneşli olmasını fırsat bilerek Kadıköy’den şehir hatları vapuruyla Eminönü’ne geçiyoruz. Her zaman olduğu gibi Eminönü İskelesi’nden otobüs duraklarına insan yığınının arasından geçerek ilerleyebiliyoruz. Bu şehrin en karmaşık kalabalığına sahip iki yerinden birisi, Eminönü. Ayvansaray Caddesi’nden geçen ...

Devamını Oku »

37. İstanbul Film Festivali’nden Seçkiler | Sevginur DİKİN

37. İstanbul Film Festivali, 6-17 Nisan tarihleri arasında sinemaseverler ile buluşacak. Bilet satışları ise 24 Mart Cumartesi günü itibariyle Atlas ve Rexx Sinema’ları olmak üzere internet üzerinden de satışa sunulacak. İstanbul Film Festivali, toplam 198 uzun metrajlı ve 12 kısa filmi sinemaseverler ile buluşturacak. Program kapsamında 12 günde, 18 bölümde, 43 ülkeden 218 yönetmenin toplam 210 filmi gösterilecek iken, konserler, ...

Devamını Oku »

Kimdir Bu Mitat Karaman?: “Gerçekten sen kimsin?” | Sevginur DİKİN

“Belki de hayatı, boş zamanlarımızı yaşama biçimimizin kabuk değiştirdiği bir çağda yaşıyoruz ve yalnızlığın o kadar korkutucu olmadığını fark ediyor olabiliriz.” cümlesi yeni romanı “Kimdir Bu Mitat Karaman” ile okuyucularla buluşan Doğu Yücel’e ait.   Doğu Yücel, çocukluk ve gençlik yıllarından beri öyküler yazan, sadece edebiyatla kalmayıp, müzik ve sinema üzerine yazdığı eleştiri yazıları ile tanınan başarılı bir yazar. 1997 ...

Devamını Oku »

13 Fotoğrafta Suyun Mücadelesi | Sevginur DİKİN

Ekip üyelerimizden Sevginur Dikin “Mücadele” temasını işlediğimiz Ocak ayının son gününde bizlere suyun yaşam mücadelesini kendi kadrajından 13 fotoğrafla anlatıyor. “Su, yaşam kaynağı. Bizlerin var olmasındaki en önemli etken. Tarih boyunca uğruna savaşlar çıkaran, bir medeniyet kaynağı. Ve su yoksa ölüm yakın demektir.”  Sevginur Dikin sevginurdikin@gmail.com

Devamını Oku »
Scroll UpScroll Up