Anasayfa » Yazar Arşivi: Sipan GÜLER

Yazar Arşivi: Sipan GÜLER

Sipan Güler 1994 yılında Diyarbakır'da dünyaya gelmiştir. Babasının yüreğinden söküp getirdiği türkülerin şahlandığı sazlarla büyümüştür. Ezilen, öteki görülen her şeye sahip çıkmak için yarattığı ilk şiiri: "Nerede Yaşıyoruz?" ile ortaokulda keşfedilen şair, yine aynı amaca sahip çıkmak için İnönü Üniversitesi'nde Özel Eğitim Öğretmenliği okumuştur. Bu amaçla yoğrulan hayallerini kah yazı ve şiirlerine kah meslek hayatına yansıtan şair hiç durmadan şu sözlerle devam etmektedir hayatına: "Kalemleri ruhuma vurdum. Yazılar hayatımın, şiirler ruhumun vücut bulmuş halidir."

Kompleksite Bir Aşk Manifestosu | Sipan GÜLER

Savaşlardan sana sığınırım! Damarlarımı bir bir koparıp atıyorlar sunaklara. Saklambaç oynuyor köşe başlarında kuşlar. Kendimi döksem buraya, Bulacaklar beni! Sayacaklar her bir dizimi. Biliyorsun, Trenlerde sigara içilmez. En büyük tesellim bu oluyor. Çünkü rayları taşıyorsun sırtında. Birkaç sosyalist bunalımın eşiğindesin. Şeftalinin tüyleri kadar konuşulmadan üstelik. Ciğerlerimden kaçıyorum ben. Ne zaman sorsan çiçekli hikâyeler anlatıyorlar. Nefes alacak olsam, herkesler koşuyor dışarıya. ...

Devamını Oku »

Dijimin/Düşman | Sipan GÜLER

Tu, dijimina herî bêtirîya mini delal! Digel tu dizanî bû; tiştek ez hez dikim ji min dikûje Lê dîsa jî li xwe pê dan hez kirin. Tu têket êrda xwina min, wek beyanîya xerib hişk kir çanda zimanê min. Wek vîrûsek cangir, Wek mirina giranî! Tu, dijimina herî bêtirîya mini delal! Tu têket dîzîya çep, li nav singê min, Wek ...

Devamını Oku »

EVRİM | Sipan GÜLER

Aynı gökyüzü altında gözlerimiz sevişiyor. Duyuyor musun, ceplerimde taşıdığım çocukluğumun seslerini? Aynı gökyüzü altında içim, ellerine koşuyor. Buralarda kar yağmıyor, insaniyet namına üşüşüyor üstümüze İskenderler, Hammurabiler. “Ölü evinde sessizlik!” diyerek sürüklüyorum orduları öteki tüm şehirlere. Bu yeryüzünde, senin gölgenle ayin yapıyor Medler! “Buldum, buldum!” diyor adı hatırlanmayacak aciz bir homosapiens. Kanatlarını bir kuyuya asmış, “Buldum, buldum!” diye bağırıyor. Hişt! Sakin ...

Devamını Oku »

Zerya’ya Dönüş | Sipan GÜLER

19 Eylül 1995 Zerya, Kendimle boğuştuğum uzun bir müddetten sonra sana yine yazıyorum. Hoşnut kalmayacağın bir durum bu biliyorum. Lakin sebebini merak et istiyorum. Merak ettikçe oku, okudukça büyüsün gözlerin. Biliyor musun? Kim bilir kaç uğraş tükettim seni düşünmemek adına. Kaç geceyi çürüttüm nefes aldığım o yüzünü uzuvlarımdan silebilmek için. Bir anlayabilsen Zerya, bir duyabilsen kulaklarımda sesini duymak isteyen şu ...

Devamını Oku »

BENgizisyon | Sipan GÜLER

Aforoz edildiğim bir hayattan yazıyorum. Beni bir ayin sırasında yakan bir mumdur bu evren. Siz cennet dualarınızı ederken ben cehennemdeki ilk kıvılcımı yaktım. Leheb odun taşıyıp durdu dilimin ateşine. Hurilerle kimin işi olabilir ki! Ben tek bir kadını bile sevmeyi beceremezken yedisini birden idare edemem. İsteyen olursa yalnızca birini sevip geri kalanını eş, dost, akrabaya dağıtmak isterim. Zaten herkes pek ...

Devamını Oku »

Döküntü | Sipan GÜLER

Yüzüm yıkılıyor, Yüzümün yıkıldığını görüyorum. Tut gözlerimi yüzümde. Tut gözlerimi… Zaten doların da asabı bozulmuş. Dokunsan sevecek ülkemi, gitsen yükselecek. Zaten nöbete durmuş bütün yalnızlar enflasyonun kapısında. Hem zaten penguenler bile çöllerde yaşar olmuş. Bir de sen başlama şimdi. Tut ciğerlerimi içimde. Basma hayır! Basma sigarayı ruhuma. Dökülüyor bedenim yerlere. Topla ne olur! Topla yürüdüğün her yeri, Kaldır dokunduğun her ...

Devamını Oku »

Garson Bey Lütfen Aşk | Sipan GÜLER

Salıncaklarla yürüyorsun. Kalbimin göğünde hava karla karışık. Beynim kaynıyor, orta yerinde bir lokanta “Garson Bey, lütfen aşk!” Gidiyorsun aklımdan, Tutmaya mecal kalmıyor karambole yuvarlanmış ellerini. Tahterevalliye bile boş geliyor sonra, Bir tarafa oturuyor içimin ağırlığı, diğer tarafta dipsiz boşluktaki ruhum. Vücudumun her yerine tabela dikmiştim oysa: “Lütfen hayallerime basmayınız.” Neden ezip geçiyorsun zihnimin güzel yerlerini? Ayş kabininde bulamıyorum bir çare ...

Devamını Oku »

İsrail’de Güçlü Rekabet: Eurovision 2019! | Sipan GÜLER

14 Mayıs-18 Mayıs tarihleri arasında İsrail’in Tel Aviv kentinde 64.sü düzenlenecek olan Eurovision Şarkı Yarışması, bu yıl yine birbirinden iddialı sahne şovlarına ev sahipliği yapacak. Big 5 (Fransa, Birleşik Krallık, İtalya, İspanya, Almanya) ve Eurovision 2018’in şampiyonu İsrail’in dışında 35 ülkenin katılacağı yarışma 1. ve 2. yarı finalin ardından 18 Mayıs 2019 tarihinde büyük finalini yapacak. Birbirinden iddialı şarkıların ve ...

Devamını Oku »

Âdem’in Çizdiği Tanrı | Sipan GÜLER

Bir kadın çiziyor Tanrı durmadan, erkeğin kemiğinden bir kalemle! “Kabul et!” diyor Adem’in canı istediğinde. “Evde oturup çocuk yapacaksın gerektiğinde. Seveceksin onu sevmeyi istemesen de.” Tanrı, Âdem’e teslim ediyor kalemi böylece. “Eti senin, kemiği benim, al kaderini yaz.” diyor. Kadın gülecek oluyor, Âdem yasak çiziyor. Kadın birini sevecek oluyor, Âdem fetva yazıyor. Kadın, uzuvlarını görüyor, kapatıyor Âdem… Güneşe vuruyor kendini ...

Devamını Oku »

Zerya’ya Veda | Sipan GÜLER

18.01.1994 Sevgili Zerya, Kaç zamandır içimdeki parçalı hislerimi izah etmeye çalışıyorum. Bu mektubu aldığında, nasıl yaşanmışlıklara yelken açıyor olacaksın kim bilir ama gel gör ki ben sayıları unutuyorum Zerya. Sana ait olan bir cümleyi okumamdan bu yana ne kadar süre geçtiğini bilmek beyin hücrelerimi kemiriveriyor çünkü. Kanıyor içim tüm zamanlar boyunca. Yolda bir çiçek görecek olsam, bir diğerini görmekten korkar ...

Devamını Oku »

Çocukçuluk | Sipan GÜLER

Boğuluyorum! Kucağımdaki yıldızları taşımaktan yıkılıyor gökyüzü. Annemin komidini kadar güzel değil artık sevdiğim hiçbir şey. Silmekten iyice ıslanmış halı gibi kaygan bir göz! Bilir misiniz? Annem eskiden çok severdi danteli. Bilhassa televizyona dantel örtmeyi. Televizyona örtecek dantel bulamadığı zamanlarda oturup pekmezli kar yapardı. Gider damdan en temizini bulurdum karın. Tabağa istiflerdim. Erimesin diye koşardım eve. Üzerine dökerdi pekmezi. Kaşık kaşık ...

Devamını Oku »

Zerya’ya Mektuplar – II | Sipan GÜLER

8 Eylül 1993 Ah Zerya, Bir kişilik intihar timiydim ben. Sen, içtiğim onlarca ilacın ta kendisi. Birazdan, içtiğim bu ilaçlar, acımı dindirecek ve ben koltuğumda öylece uyuyakalacaktım Zerya! Ama başaramadım. Son mektubundan bu yana hayata tutunmaya çalışıyordum. Ta ki bu geceye kadar. Başka bir adama aşık oluşuna söyleyecek sözüm yok tabii. Lâkin insan bu, ciğeri yanıyor. Arkadaş kalmaya söz vermiştim ...

Devamını Oku »

Çay ve Ötesi | Sipan GÜLER

Çaydan utanır mı insan? Utanmaz mı? İşte ben bugün, katırlar dolusu hücrelerin hücum ettiği kalbimin bütünüyle, Evet tüm kalbimle utanıyorum. Herkes çayın çay gibi olduğunu bilir, gerisine karışmaz. Çayın şiirle, şiirin de çayla ilişkisiz olduğunu düşünür. “Çay işte bildiğimiz çay! Şiir ne alaka?” Gidenlerden sonra kalanların zorunlu ikamet yeridir acı. Çayın şiirle ilişkisi işte tam olarak burada başlar: Yani doğmamış ...

Devamını Oku »

Zerya’ya Mektuplar | Sipan GÜLER

12 Temmuz 1993 Sevgili Zerya, Sana en az benim kadar yorgun düşmüş satırlarımı yolluyorum. Yorgun satırlarımı okurken hiç solmamanı ve mektubu beklerkenki heyecanını hep içinde büyütmeni, bütün ömrüne yaymanı isterim. Bana yolladığın satırları okurken, yıllardır hasretini çektiğim bir umudun suretini görmüş bulundum. Bilirsin, biz insanlar en çok hayal kurmayı severiz fakat benim hayalim diğer insanlar gibi hayal kurmanın ötesinde, farklı ...

Devamını Oku »

GÖÇ’ÜK | Sipan GÜLER

Bu toprakların en büyük yarasıdır gidenler. Ümidini, aşkını, dilini bırakıp gidenler… Yaşamak için, yaşatmak için gidenler; çalışmak için, sevmek için gidenler… Peki nereye gidiyor bu gidenler? Anasının aynalı beşikte salladığı, Sarıkız’ın sütüyle büyüyen, Neşet Ertaş’ın: “Cahildim, dünyanın rengine kandım.” dizeleriyle dertlenen, aşkı için dağları delen veyahut çöllerde avare gezen, zeytinine “Evladım” diyen, yeni doğan buzağıları sırtında taşıyan Emine’si, Ömer’i, Leyla’sı, ...

Devamını Oku »

Temassızlaştıramadıklarınızdan | Sipan GÜLER

“Şu anda ne oluyor şu canım dünyada.” bilenimiz var mı? Yok tabii! Ben anlatayım size. Yaşayan milyarlarca insan arasından yalnızca geçip gidiyor, ancak hiçbirini hayatımıza dahil edemiyoruz. Bu durum o kadar vahim ki, Ahiret mahkemesinde yargılansak hakkımızda takipsizlik kararı çıkar. Çünkü ne kelebek biriktiriyor ne şiir okuyor ne de şarabın tadına bakıyoruz. Bunları yapabilsek evrenle ne ittifaklar kurardık kim bilir! ...

Devamını Oku »

Bedenimde Mülteciyim | Sipan GÜLER

Bedenimde mülteciyim. Özde tanrıdan yaratılmış olsa da bedenim Ruhumun oturma izni yok. Sanki göç komisyonuna başvurmuş da uzuvlarım, Hayati bir tehlike olarak görmemişler kalbimi. Bedenimde mülteciyim. Bir selam çaksam ta içime; Müslüman değil diye hücrelerim, almam selamımı. Oysaki bir Cuma Hutbesi’nde İspanyol dansı etmek istiyor bedenim. Çünkü ben, Oryantal bir Arap müziğinin ortasında Oturup ağlamayı severim. Ali Lidar’ı Birsen Tezer’le ...

Devamını Oku »

Diyarbakır’da Bahar | Sipan GÜLER

Tarihin belki de en eski kentidir Diyarbakır. Yüzlerce uygarlığın gelip geçtiği; kiminin Amed, kiminin Amida, kiminin Bakır Diyarı “Diyarebekir” dediği şehirdir. Sırtını Mezopotamya’ya yaslamış, umudunu Anadolu’ya bağlamış bir şehir. Bir yanı Toros, bir yanı Dicle; usul usul konuşur rüzgârla… Üniversite kavşağından geçerken yeşil bir örtüde hayat bulur Diyarbakır. Bütün canlılara kucak açan bağrı; eğitime, bilime yol alır böylece. Diyarbakır’ın bereketli ...

Devamını Oku »

Bahar Savunması | Sipan GÜLER

İçimde gezinen kırmızı mürekkepler var, En iyisi siz geri verin ruhumun mektuplarını. Düpedüz ısıtıyorsa okumak içimi, Hayır! Sorumlu değil, sorumlu kılmayın bu baharı. Bedenimdeki yaralar çiçek açmıyor. Merhemle sulamamışlar toprağı belli! Yağmur yağmayı bilememişse, Hayır! Sorumlu değil, sorumlu kılmayın bu baharı. Göğün kaldırma kuvveti iyi değil, Yeryüzüne kayıyor bulut taneleri. Güneş denize batagelmişse, Hayır! Sorumlu değil, sorumlu kılmayın bu baharı. ...

Devamını Oku »

Arabeskin En Derin İfadesi: “Aşk” | Sipan GÜLER

Batılılaşmak; bir anlamda çağdaşlaşma olarak düşünülür. Ancak çoğunlukla bu topraklar üzerinde yaşayan tüm halklar için “Batı gibi olmak” anlamına gelebilir. Pratik açıdan baktığımızda ise batı gibi olmak, bazen bizi öz kültürel değerleri kaybetmeye kadar götürebilen bir kavramdır. Batılılaşma ise kendi kültürel değerlerini korumanın yanında var olan toplumsal düşünce ve normları çağdaş hale getirebilmektir. “Batılılaşma” ve “Batılılaşmak” arasındaki temel fark işte ...

Devamını Oku »

Kahve, Aşk ve Yalnızlık Üzerine Yanılsamalar | Sipan GÜLER

“En cesaretli mevsimdir kış. Çünkü yüzüne yüzüne vurur yalnızlığını.” Deniyordu bir yerde. Nerden okuduğumu hatırlamıyorum. İnan ki çok da önemli değil. Hem zaten mesele bu değil. Meselenin yalnızlıkla alakası var. Sevilmekle de bir derdim yok anlayacağın. O gün, ilk kez film izlerken ağladım. Hem de en alakasız yerinde filmin. Annesi, adama kahve yapıyordu ve adam içiyordu. Sadece bu! Bu sahneye ...

Devamını Oku »

Spontane Bir Aşk Mücadelesi | Sipan GÜLER

SPONTANE BİR AŞK MÜCADELESİ Spontane gelişti her şey. İlk görüşte aşık olmalar, sinemaya gitmeler, film izlemeler, El ele tutuşmalar, tatil yapmalar daha bilmem ne…. Kahve yapmayı spontane öğretti aşk! Bir kaşık kahveye bir fincan dolusu yürek atışı. Şarabın kahveyle yarıştığı bol sevişmeli gecelerde Galip gelen günahlar oldu. Spontane oldu çünkü sevişmeler. İki dudaktan gebe kalan yatak gıcırdamalarını saysak Dünyanın en ...

Devamını Oku »
Scroll UpScroll Up