Anasayfa » Yazar Arşivi: Ufuk KADIZ

Yazar Arşivi: Ufuk KADIZ

Ufuk Kadız 1995, Kartal doğumlu. Lisenin son yılına kadar öğretmenlik diye tuttururken kararından vazgeçip Kadir Has Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümüne tam burslu olarak girdi. Mezun olmasına yakın Leyli Sanat'ı kurdu ve çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor. Öte yandan mezun olduktan sonra Halk Eğitim'de Kısa Film Yapımı kursları verdi, çalışma hayatında sinema ve eğitimi birleştirmek ve Leyli Sanat'ı fiziki bir yere dönüştürmek en büyük iki hayali. 2019'da ise İstanbul Üniversitesi Kadın Çalışmaları anabilim dalında yüksek lisansa başladı.

Hasankeyf’e Farklı Bir Ağıt: Yönetmen Fırat Erez’le Röportaj | Ufuk KADIZ

Yönetmen Fırat Erez - Portre

Hasankeyf’e Farklı Bir Ağıt: Yönetmen Fırat Erez’le Röportaj Merhabalar, uzuuun bir zaman sonra yeni röportajımla karşınızdayım. Bir sinemacı olarak diğer bir sinemacıyla röportaj yapma isteğine sahip olmam, biraz da kendi deneyimlerini başka kişiler üzerinde görmek ve ortaklaşabilmek içindi diyebilirim. Sevgili Fırat’la da yine Leyli Sanat Platformu sayesinde tanış olduk. Sosyal medya üzerinden de var olan “Hasankeyf’e Ağıt” adlı kısa belgeselin görsellerine ...

Devamını Oku »

4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün ve Karar Filmleri Üzerine Düşünmek | Ufuk KADIZ

Böyle bir yazı yazmayı çok zamandır hedeflesem de şu anda bunu tetikleyen şey, yıllar sonra 4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün adlı 2007 Romanya yapımı filmi izlemem oldu. Cristian Mungiu’nun yönetmiş olduğu az bütçeli bu film, Cannes başta olmak üzere birçok festivalden ödüllerle döndü. Nedir bu filmi bu kadar özel kılan? İşlediği konu, kürtaj üzerinden şekillense de barındırdığı alt mesajlarıyla ...

Devamını Oku »

Bugün ve Yarın: Uyku Hali | Ufuk KADIZ

10 Ekim 2016. İlk yazım. Kafamdan öyle düşünceler geçiyor ki… Söylemek isteyip de yutkunduğum, yazarak rahatlayacağıma inandığım sonsuz kelime küme halinde dönüyor etrafımda. Ne yazarsam mutlu ederim sizi? Ne yazarsam güzel vedalaşırız? Ne yazarsam içiniz rahat, kafanızda soru kalmadan geçip gidersiniz sayfamdan? Bu cümleleri karanlık saatlerde döküyorum, yazmaya en elverişli olanlarından. Gündüzleri gezer, tozar, günlük işlerimizi halleder; geceleri düşünülmeye fırsat ...

Devamını Oku »

Sıradan Bir Gün – Kısa Film

Sıradan bir gün… Bir babanın Covid-19 salgınında yaşadığı bir günden birkaç dakikalık kesit izleyeceksiniz. Bir yandan yerine getirilmesi gereken sorumlulukların varlığı, bir yandan sosyal alanın kısıtlılığı seyirciyle ortaklık yaratacak bir paydada buluşuyor. Sinopsis: Bir baba, camdan dışarı bakar ve sonra ev için yapması gereken bir görevi olduğunu hatırlar. Bozuk paralarını sayıp ellerini yıkar, maskesini takar. Dışarıya çıkmaya hazırdır.  Sırada bir ...

Devamını Oku »

Gökten Üç Elma Düştü: Yakup Efe Röportajı | Ufuk KADIZ

Daha önce yapmış olduğum röportaj serisine devam etmeye karar verdim ve bugün sizlerle Manisa’da tanıştığım değerli bir arkadaşımı tanıştırmak istiyorum, Yakup Efe. Leyli Sanat sayesinde tanışık olduğum Melihat Hanım’ın hazırlamış olduğu bir kısa belgesel projesi için yakın zamanda Manisa’da bulundum ve çekimler için gittiğimiz hastanede çalışan Yakup Bey ile bir gün içerisinde sıkı bir sohbet geliştirdik. Kendisi çalışmanın dışında kalan ...

Devamını Oku »

Erkek Doğrama Cemiyeti Manifestosu | Ufuk KADIZ

Erkek Doğrama Cemiyeti Manifestosu kitabı, Kadın Çalışmaları Yüksek Lisans programında Feminist Teori dersine giriş yaptığımızda adını gördüğüm ve ilgimi çeken yapıtlardan birisi oldu, sonrasında kitabı satın aldım. Sel Yayıncılık’ın Kadın Kitaplığı serisinden güzel bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Daha önce Andre Breton’un Sürrealist Manifesto adında bir eserini okumuştum, Solanas’ı okurken de yer yer aklıma geldiğini söylemeden geçmemeliyim. Sürrealist Manifesto da o ...

Devamını Oku »

Röportaj: Gürşat Özdamar ile CANLAN! Üzerine | Ufuk KADIZ

Gürşat Özdamar kimdir diyerek başlayalım söze. Sinemanın içinde uzun yıllar farklı işler yaptıktan sonra şimdilerde sinemayı özellikle çocuklara sevdirmek ve onların da kendi filmlerini yapabilmelerini sağlamak amacıyla yaratıcı dramayı ve oyunu kullanarak sinema atölyeleri yürüten biriyim. CANLAN! Çocuklarla Sinema ismini verdiğim bir de kitap yazarak bu alandaki bilgilerimi “her yaştan” çocuklarla paylaşmak istedim. İSTOPMOTION İstanbul Sinema Topluluğu nasıl oluştu, siz ...

Devamını Oku »

All In My Family: Eşcinselden Baba Olur Mu? | Ufuk KADIZ

Netflix hayatımıza girdiğinden bu yana izleme alışkanlıklarımızda da farklılıklar olduğunu rahatlıkla gözlemliyoruz. Yabancı dizilere olan merakımız uç seviyelere ulaştı. Uykusuz geceler, bir oturuşta sezon bitirmeler derken tam bir bağımlıya dönüştük. Netflix, son zamanlarda başka konularda da gündem ülkemizde: “eşcinselliği normalleştiriyor ve özendiriyor”. Peki ama nasıl? Eşcinsel karakterlerin yer aldığı birçok dizi var, üstelik yer almaları ya da görünmeleri yetmiyor, bildiğiniz ...

Devamını Oku »

Sıcacık Günlere Buz Gibi Bir Film: FROZEN | Ufuk KADIZ

Havalar güzelleşti, güneş kendini gösterdi. Artık evde oturup kahve eşliğinde kitaplarınızı okuma, filmlerinizi izleme huylarınızı raflara kaldırdınız. En azından bir süreliğine. Bir kısmınız da var tabii, henüz soğuk günlerin etkisinden çıkamadı ya da çıkmak istemiyor. İşte Frozen, sizler için geliyor! Frozen, Amerikan bağımsız sinemasından ortalama bir gerilim-dram filmi. Yönetmen Adam Green, Balta adlı korku filminin devamlarını çekmek dışında pek de ...

Devamını Oku »

Sofra Sırları: Bunlar Dünyada Son Saatlerimiz! | Ufuk KADIZ

Geçen ay, sizleri Avrupa sinemasının unutulmayan, yeri doldurulamayan film serilerinden “Üç Renk” ile tanıştırmıştım. Kieslowski’nin eşsiz yönetmenliği 1990’lar ve sonraki dönemlere örnek oluşturmuş ve üzerine çok şey yazılıp çizilmiştir. Bu yazıda ise kendi coğrafyamızdan, kendi günlük yaşantımızdan izler taşıyan, son iki sene içerisinde birçok festivalde yarışan, kıymetli fakat gişede maalesef değerini görmemiş bir filmden bahsedeceğim: Sofra Sırları! Sofra Sırları, 2017 ...

Devamını Oku »

Üç Renk: Şiir Gibi Sinema Pratiği | Ufuk KADIZ

Son zamanlarda izlediklerimi düşünerek hafızamı yokladım. Çok çok beğenerek izlediğim filmleri eleştirmekte gerçekten zorlanıyorum. Sanki o yapımın içinde ben de yer almışçasına filmi koruyor, kötü eleştirileri geri püskürtüyorum. Ama size Üç Renk serisini sunmaktan büyük keyif alacağım. Film üzerine derin derin incelemeler yapmayacağım, bundan sonraki yazılarımda da böyle olacağından emin olabilirsiniz. Maksadım, size sinema tarihinde farklı ve esaslı yeri olan ...

Devamını Oku »

Kirli Camlar, Yorganlar Ve… | Ufuk KADIZ

“Hayır. Ne olur, biraz daha yavaş. Lütfen, biraz daha yavaş.  Acıyor. Lütfen!” Öyle bir yerdeyim ki sanki bütün emeklilere bilet verip aynı yerde toplanmalarını sağlamışlar gibi. Tıkış tıkış. Birbirine karşılıklı bakan koltuklardan birindeyim. Gözlüklerini burnunun ucuna indirmiş kır saçlı teyze ara sıra cama bakıp bir şeyler söylüyor. Anlaşılmıyor, yanındaki erkek modeli ise işitmemesine rağmen kafasını sallayıp onay veriyor. Cama dönüyorum. ...

Devamını Oku »

Beyaz Kağıt, Kırmızı Şarap | Ufuk KADIZ

Uzun zamandır sigara içmiyordum. Filmlerde olur ya, yazarlar kitaplarını bitirdikten sonra kutlamak adına bir kadeh kırmızı şarap ile sigarasını yanı başına hazırlar. Evde şarap yok, sigaram da şurada bir yerde olacaktı. Yazıma başlamadım bile, sigaraya gereksinim duyuyordum. Sanki içime çekeceğim duman, hikâyemin akışına öyle bir yön verecekti ki, yüzyılın en iyi yazısı bana ait olacaktı. Koca bir yalan! Yeni aldığım ...

Devamını Oku »

Boşluk Doldurdu Geceyi | Ufuk KADIZ

Geceleri uyuyamam. Geceleri çok uykum gelir ama uyuyamam. Direnirim. Kapatmam gözlerimi. Kapatırsam tüm olacakları kaçıracakmışım hissi peşimi bırakmaz. Öylece dururum, zaman akar, akar, akar. Dururum. Zaman akar, gün ışığı sızar pencereme. Ondan da kaçarım. Bir odam var. Karanlık, küçük ama sıcacık. Perdeleri çektim mi, dünyadan koparıldığımı hissederim. Tek duyduğum; dışarıda, penceremin önünde miyavlayan kediler. Kavga edip duruyorlar birbirleriyle. Pencereyi açıyorum, ...

Devamını Oku »

NORMALLEŞEMİYORUZ | Ufuk KADIZ

Gelenekten getirmiş olduklarımıza göre, iki tane cinsiyetten bahsediyoruz: erkek ve kadın. Tabii, bunları cinsel organlarımızı düşünerek sınıflandırıyoruz. Bu iki cinsiyet birbirinin tam karşısında bir araya geldiklerinde bütünleşmiş, güçlenmiş oluyorlar ve öyle bir konumdalar ki devamlılık için bu birliktelik mecburi. Biraz da eşcinsellikten bahsedelim. Yukarıda anlattığım klasik bakış açısının yanı sıra eşcinsellik gerçeğine alışan, benimseyen, mutluluk ve gurur duyan bir kesim ...

Devamını Oku »

AÇIK HAVA TUTSAĞI | Ufuk KADIZ

“İstemeye hakkım var mı bilmem ama seni yürekten ilgilendiren şeyleri, başkalarına anlatmaktan kaçınacağın şeyleri duymak isterdim. Anlat bana.” Tomris Uyar böyle söylemiş zamanında. Ona nasıl hak verdiğimi bilemezsiniz. Anlatacağım şey sizi yürekten ilgilendiriyor mu onu da bilmiyorum. Kaçındığım bir konu değil belki anlatmak fakat yine de duymanızı istiyorum. Buna hakkım var. Varlığından bile haberim yoktu. İlk defa bir araya geldiğimiz ...

Devamını Oku »

“Aynada kendini arıyordu gözleri” | Ufuk KADIZ

  Aynada kendini arıyordu gözleri. Ellerine baktı, annesiyle beraber el ele, sokak sokak dolaştıkları günleri hatırladı. Dışarı atılan ne varsa onlar için değerliydi. Evleri yoktu, kaldıkları harabe soğuk günlerde ölümden daha beterdi onun için. Kaç kere içinden geçirdi ölebilmeyi. Yok olsam da daha fazlasına katlanmasam diye. Olmuyordu, annesi vardı ilk başta. Onun verdiği bu yaşam mücadelesine aşıktı. Ne kadar aşağılansa ...

Devamını Oku »

“Sana çıkan tüm yollar, umudumun mayasından” | Ufuk KADIZ

Hiç âşık olmayan biri olarak aşkın tarifini yapmanın zorluğundan bahsetmek gerek. Aşk nedir? Yarım kalmış bir yalnızlık mı yoksa bir bütünlük mü? Ben aşkın kendisi miyim, yoksa ben ile diğerinin bir araya geldiğinde ortaya çıkardığı üçüncü tekil mi? Ben aşkın yarısıyım. Bir yapboz gibi düşünün beni. Girintili çıkıntılı, bazı yerlerinde başka bir parçaya geçecek olan dişlerim, bazı yerlerinde ise kapanmayı ...

Devamını Oku »

İki Dil Bir Bavul: Yabancı Bir Dil Olarak Türkçe | Ufuk KADIZ

“Bir taş gördüm. Yanına gittim. Dokundum. Yılanmış. O kadar büyüktü ki. Ben dokununca kaçtı gitti. Yeşil miydi, siyah mıydı? Siyah beyazdı. Nerede gördün? Köprünün altında. Ben yeşil bir yılan gördüm. Yeşil yılan yoktur. Yemin ederim ki gördüm. Ben de gördüm. Ben de.” Leyli Sanat’ın faaliyete geçişiyle beraber gösterdiği ilk film “İki Dil Bir Bavul” oldu. Yapım ve yönetiminde Orhan Eskiköy ...

Devamını Oku »

Erken Dönem Güldürü Sineması ve Dadaist Sinema’da “Mizah” Kavramı | Ufuk KADIZ

GİRİŞ   Sinema, hayatımızın içinde akıp giden olayları ya da tam tersine içine akıtamadığımız hayalleri, fantezileri perdeye uyarlayan, aktaran yegâne sanat dalıdır. 1880li yıllarda geliştirilen ve kısa zamanda büyük yankı uyandırıp dünyanın birçok yerine ulaşan sinemanın şu anki haline bakıldığında büyük farklar görürüz. Bu yazıda hemen hemen aynı dönemlere tekabül eden fakat birbirlerinden çok farklı amaçlar ve yöntemler geliştiren iki sinemadan ...

Devamını Oku »
Scroll UpScroll Up