Anasayfa » GEZİ YAZISI » Bir İstanbul Rotası 2: Tarihi Vefa Semti | Neslihan DEMİRHAN

Bir İstanbul Rotası 2: Tarihi Vefa Semti | Neslihan DEMİRHAN

Zemheriyi atlatmış, kış mevsiminin son düzlüğüne girmişken hem çok üşümeden gezebileceğimiz hem de kışın son demlerini yaşayacağımız bir rota hazırladım bu ay sizlere: Tarihi Vefa Semti.

Ulaşımda her iki yaka için de son kullanılacak araç Yenikapı- Hacıosman metrosu. Vezneciler durağında ineceğiniz bu metroya Marmaray ile ulaşabilirsiniz.

Bu ismi ünlü semtin pek bilinmeyen yanından bahsedeceğim öncelikle. Pek çok insanın dibinden geçip fark etmediği İstanbul’un Orta Noktası olarak saptanmış ve bir işaret konmuş nokta bulunuyor Vefa semtinde. Evliye Çelebi’nin Seyahatname’sinden edinilen bilgiye göre Mimar Sinan, Suriçi sınırlarından ölçerek o zamanın İstanbul’unun orta noktasını belirlemiş ve buraya yeşil, silindir bir taş yerleştirmiş. Bu yeşil sütun, yere öyle bir şekilde yerleştirilmiş ki deprem gibi doğal afet durumlarında bu silindir dönerek insanları önceden uyarırmış. Zamanla yapılan yollar ve yükselen kaldırımlar, bu silindiri hareket etmez hale getirmiş. Şehzade Camii’nin duvar dibinde yer alan bu taşın önünden geçerek Mimar Sinan’ın çıraklık eserinin bahçesine adımımızı atalım.

Şehzade Camii, Kanuni Sultan Süleyman tarafından vefat eden oğlu Mehmet adına Mimar Sinan’a yaptırılmış. Bahçe girişinden camiye kadar ince uzun bir yolu ve orta büyüklükte sayılabilecek bir arka bahçesi olan bu cami, bana Mimar Sinan’ın diğer eserlerinden daha sade ve biraz da ıssız gelmiştir hep. Cami bahçesinde yahut içinde bir sanat tarihçisi edasıyla dolaşarak, farklı incelikleri keşfedebilir havanın durumuna göre cami bahçesinde vakit geçirebilirsiniz.

Tek girişi olan camiden çıktığımızda, yine İstanbul’un orta moktasına işaret eden taşın önünden geçerek Dede Efendi Caddesi’ne yönelelim. Belki de pek çoğumuzun yaşı geçkin hocalarının mezun olduğu Vefa Lisesi’nin önünden ilerleyerek ilk sol, ilk sağ manevralarıyla Vefa Caddesi’ne ulaşmış bulunmaktayız. Bana sorarsanız, içecek molası için İstanbul’un en güzel caddelerinden biri olarak oylarım. Görünce akla Kafamda Bir Tuhaflık romanını getiriyor kapı eşiğindeki aşınmış mermeriyle. Sayın boza severler, 1876’dan bu yana varlığını koruyan Tarihi Vefa Bozacısı’na buyrun lütfen. Hemen karşısındaki kuruyemiş dükkanından leblebi almayı unutmayın. Leblebi, tarçın, kış romantizmi iyi hoş ama ben mayhoş tatları sevemiyorum diyenler için ise iki farklı önerim var. Birisi kuruyemişçinin hemen yanında yer alan Sevda Gazozcusu. Binbir çeşit aroma ile yapılmış gazozlar ile, farklı tatların karışımı şerbetlerin yer aldığı bu dükkanda bir içecekle yetinemeyeceğinizin garantisini verebilirim. Bir diğer tavsiye ise sıcak severler için. Vefa Caddesi’nin sonlarına doğru yer alan Vefa Salepçisi’nde hem tarçından uzaklaşmamış hem de sıcacık sütle içinizi ısıtmış olursunuz.

Ağzımız tatlandığına göre gidelim günün ikinci camisini ziyarete. İncelikli mimarisi, İstanbul boğazını ayaklar altına alan, Galata Kulesi’ne göz kırpan manzarası ile Süleymaniye Camii’ye yaklaşırken uyarayım. Bahçesi her daim serin ve yüksek konumundan kaynaklı rüzgarlı havasından rüzgara karşı koruyucu bir kıyafet ya da aksesuarı yanınıza almanızı öneririm.

Mimar Sinan’ın kalfalık eseri olarak anılan Süleymaniye Camii’nin yapımıyla özel olarak uğraştığı, akustik gibi teknik denemeleri bizzat yaptığı rivayet edilir. Söylenegelen bir başka vaka ise Mimar Sinan’ın camide nargile içmesi üzerine padişaha şikayet edilmesidir. Bu şikayet üzerine Kanuni Sultan Süleyman bir gün Mimar Sinan’ı ziyarete gider ve onu boş nargileyi fokurdatırken görür. Mimar Sinan’ın açıklaması ise caminin sadece mimarlığını değil, incelikli işleriyle de bizzat uğraştığının göstergesidir: “Padişahım, fokurdayan suyun sesinin kubbeye nasıl ulaştığı ve caminin her noktasına eşit vaziyette nasıl dağıldığını temin için yaptığım bir çalışmadır.” Bu cami ile ilgili bir diğer rivayet ise, Mimar Sinan’ın yapılarının sağlamlığını över niteliktedir. Denir ki depremler olsa, kıyamet kopsa, yer yarılsa bu cami yıkılmaz.

Ne, ne kadar doğrudur bilinmez. Yaşanılan gerçek, yazılandan üstündür her zaman. Sözün bittiği, gözlerin görmeye devam ettiği yerdeyiz sevgili okur. Sizi Süleymaniye Camii’yle başbaşa bırakıyorum. Karnınızda bir açlık hissedinceye kadar buraya dönmeyin.

Caminin avlusunda Kanuni ile Hürrem’in, caminin dış kenarında ise Mimar Sinan’ın türbesinin bulunduğunu da hatırlatayım. Birden fazla kapısı olan Süleymaniye’nin bir kapısı da Mimar Sinan’ın cami inşaatında çalışan işçilere para dağıttığı meydan olan ve bu isimde çeşmenin yer aldığı alana çıkar. Çıktığımız bu alanda meşhur Süleymaniye kuru fasulyecileri bulunur.  Buna hayır diyeceğinize ihtimal vermediğimden başka bir öneri yok sevgili okur. Ama eğer fiyat olarak daha makul bir yer ararsanız, -benim gibi- Vefa Caddesi’ne geri dönebiliriz. Vefa Caddesi’nin sonunda yer alan tek kuru fasulyeci dükkanı hem fiyat olarak makul hem de daha sessiz sakin bir yerdir. Yemeğin üzerine tatlımız olmazsa olmaz. Kuru pilav için Vefa’yı seçenlere daha yakın yerde konumlanan Süleymaniye Çikolatacısı’nda ister tatlınızı yiyin, ister ben bu yemeğin üzerine bir sade kahve içerim deyin. Rehberlik buraya kadar, bundan sonrası yokuş aşağı Fatih sokaklarında kaybolmak ve keşfetmek üzerine… Bir de karşıya geçecekler için vapur sefası.

Neslihan DEMİRHAN

ndemirhann@hotmail.com

Neslihan DEMİRHAN

Neslihan Demirhan 27 Eylül 1995 tarihinde İstanbul'un Üsküdar semtinde doğmuştur. Lisede Radyo Televizyon bölümü Grafik Animasyon alt dalında aldığı eğitimin ardından Yeditepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun olmuştur. Öğrenmeyi ömür boyu sürdürmek istemesiyle birlikte Anadolu Üniversitesi'nde Felsefe öğrenimine başlamıştır. Çeşitli okullarda öğretmenlik yapmakla birlikte boş vakitlerinde okumayı, gezmeyi ve keşfetmeyi tercih etmektedir. Ney üflemekle birlikte bağlama ve erbane gibi farklı enstürmanlarla da ilgilenmektedir.İşaret Dili ve Farsça eğitimi alan Neslihan, pek çok konuda kendini geliştirmeye devam etmektle birlikte sanatın yaşamındaki önemini hissetmiş ve izini sürmeye devam etmektedir.
Neslihan DEMİRHAN

4 yorum

  1. Yazı aktı gitti. Resimler de muhteşem. Kalemine sağlık. Çok kapsamlı çok güzel bir çalışma olmuş.

  2. erol kerimoğlu

    vefa süleymaniye’nin gölgesinde kalıp vefasızlık edilmiş gibi görünse bile de yazınızın son kısmında ahde vefa ettiğinizi görmek mutluluk verici. edebiyatta ve fatih in gizemlerinde keyifli kaybolmalar dilerim

    • Neslihan Demirhan

      Vefa’nın yakınlarında ışıldayan bir külliye varken Süleymaniye’yi es geçmek olmazdı.. Elbette Mimar Sinan’ın İstanbul’un ortasını baz alarak konumlandırdığı Şehzade Camii’yi de. Nihayetinde Vefa’da güzel bir soluklanma olduğunu düşünüyorum, sizin de söylediğiniz gibi. Teşekkür ederim ilginiz ve yorumunuz için. 🙂

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Scroll UpScroll Up