Anasayfa » DENEME

DENEME

Nasıl Bir Okuma Planı Oluşturulmalı? | Neslihan DEMİRHAN

Okumak; kimilerinin sık uğrağı, kimilerinin zaman zaman yapabildiği, kimilerinin ise çok yapmak isteyip bir türlü vakit ayıramadığı aktivite. Peki, bazıları okumayı rutin haline getirebilmiş ve seri halde kitap okuyorken bazılarının hiç vakit bulamamasının sebebi nedir? Bu sorunun sonsuz cevabı -bahanesi- var bana kalırsa. Bu yazıda vakit ayırabilmek üzerine birkaç öneri sunup ardından okuma planı oluşturmaya yönelik alternatifler paylaşacağım. Bir rutin ...

Devamını Oku »

Yozlaşan Eğitim Anlayışı | Esra TOKGÖZ

Yaşadığımız bu karanlık çağın gölgesinde umut etmek zor bizler için. Çünkü “Bildiğini Bilen İnsan” Homo sapiens sapiens, ülkemizde ve dünyada yaşama, umuda ve güzelliklere dair her şeyden uzaklaşıyor. Kendini doğanın sahibi, gücün merkezi olarak görüyor. Böyle yaparak aslında sıradanlaşan insan, sahip olduğu yoz bilinç ve kavrayışla her geçen gün üretimin değil yok edişin parçası oluyor. Aynı sıralarda oturup, aynı eğitimden ...

Devamını Oku »

Aklın Coğrafi Serüveni | Kâmuran TÜRKAN

İnsan IQ’sunun farklı coğrafyalarda değişkenlik göstermesinin sebepleri neler olabilir? Çağımız, insanları gerçekten de bir kapana mı alıyor, yoksa insan zekâsına istediği şekli verip bir kişilik oluşturma yolunda önlerine inorganik engeller mi koyuyor? Sanırım birçoğumuzun aklına takılan sorular bunlar. İnsan IQ’sunun 1970’lerden günümüze gittikçe azaldığını söyleyen araştırmalar var. Bu konuyu sahiden düşünmeye başladım, hemen hemen her gün ağzımızdan düşmeyen “insanlığın durmadan ...

Devamını Oku »

Bugün ve Yarın: Uyku Hali | Ufuk KADIZ

10 Ekim 2016. İlk yazım. Kafamdan öyle düşünceler geçiyor ki… Söylemek isteyip de yutkunduğum, yazarak rahatlayacağıma inandığım sonsuz kelime küme halinde dönüyor etrafımda. Ne yazarsam mutlu ederim sizi? Ne yazarsam güzel vedalaşırız? Ne yazarsam içiniz rahat, kafanızda soru kalmadan geçip gidersiniz sayfamdan? Bu cümleleri karanlık saatlerde döküyorum, yazmaya en elverişli olanlarından. Gündüzleri gezer, tozar, günlük işlerimizi halleder; geceleri düşünülmeye fırsat ...

Devamını Oku »

Uçurumdaki Umut | Helin YILDIZ

Hiç kimseye anlatamadığım ağrı var içimde. Ben artık yarınlara “benim” diye bakamıyorum ya da yatağımdan her gün yeni bir umutla kalkamıyorum. Her şeyden yoruldum, kafamdakileri dağıtamıyorum. Kaburgalarımın arasında yüreğim sızlıyor, acı çöküyor canıma… Gelmeni çok bekledim biliyor musun? Bütün kapılarım sonuna kadar açıktı, gelseydin her şey düzelecekti. Sen gelmeyince kaybolmuş gibi hissediyorum, eksiliyorum, ellerimi nereye koyacağımı bilemiyorum. Boğazım düğüm düğüm ...

Devamını Oku »

Kaplumbağayı Öldürmek | Rênas ROZ

İçimdeki bu sıkıntıyı bastıramıyorum, uzun zaman oldu. Hep geç kalmışlık hissi, hep yavaş hareket etmişim gibi bugüne kadar. Geçen vakitlerin, günlerin benden geçip gittiğini görmek, beni dipsiz bir kuyuya sürüklüyordu. Boşluğa düşüyordum ve bu boşluğu başka boşluklarla doldurmaya çalıştıkça, sonsuz bir döngü başlıyordu düşüncelerimde çünkü düşüncelerimde bir boşlukta gibiydi, çok yavaş hareket ediyordu. Ben bu kadar yavaş hareket ederken ve ...

Devamını Oku »

Peri | Uğur ADAR

Ilık rüzgârların tatlı esintisiyle duyguların mest olduğu gecede, evimizin penceresinden içeriye vuran ay ışığında, kıvrak belinde şarap akıtmayı düşlerken hasret kaldığım o zeytin gözlerinin siyahında boğuluyorum Peri. Puslu camlar ardında hayaline dalmışım. Yol tenha, yol karanlık, sen ise imkânsız olmuşsun. Asildim, aşkla bakarken gözlerine, duygularıma karışmış şehvetimi saçlarını koklayarak giderirdim. Adresi belirsiz umutlarımın peşinden koşamıyorum artık, yorulmak mıdır bu, yoksa ...

Devamını Oku »

DELİLİK | Zuhal KAYA

Zule’nin Penceresi Delirmeyle her an iç içe. Tanımlaması külfetinden eksikçe. Bunca yinelenen bir halin mutlak sureti olmadığı apaçık. İnsanın varlık sancısı kadar eski. Her an kapıyı çalacak kadar esrik. Bana hep bir yol edasında gözüken zihin labirentindeki dalgalanmalar gibi gelir. Bir “deli”nin kendine deli dediği görülmüş müdür? Çoğunluk olmaya başladığımızdan beri şekillenen “normallikle” bir ilgisi var mıdır? Tüm tanımlamaları önce ...

Devamını Oku »

Mekânsal Hafızalar Üzerine Karalamalar | Sevginur DİKİN

Azıcık Çay Edebiyatı – I 21 Ocak Cumartesi, 18:55  Karaköy İskelesi’nden vapura biniyorum. Hava karanlık. Sevmiyorum bu karanlığı. Vapurun üst katında pencere kenarında bir yer buluyorum. Sırt çantamı yanıma koyup Eminönü’ne doğru bakmaya başlıyorum. Yanan ışıklar… Ne kadar büyüleyici değil mi? Elimde ise malum ikinci dalga kahve dükkanlarının birinden aldığım kahve. Eminönü’nü seyretmesine seyrediyorum fakat beynimin içerisindeki bin bir düşünce ...

Devamını Oku »

Son/suzluk | Hasan ÖRHAN

Biten bir şeyin devam ettiğini söyleyebilir miyiz? Son sözcüğü herhangi bir şeyin bitimi anlamını taşıyor. Son sözcüğünden türemiş ‘sonsuzluk’ sözcüğü ise herhangi bir şeyin sürekli devam etmesi, bitmeyecek oluşu anlamını taşıyor. Peki ama nasıl oluyor da bir sözcük, kökünden bu denli zıt anlam içeriyor? Asıl olan ise bu sonsuzluk sözcüğünü türetmemizi sağlayan şey ne? İdrak edemediğimiz şeyleri geçiştirmede canlılar arasındaki ...

Devamını Oku »

AY(I)KIRIYIZ | Fırat ÇİÇEK

Kendilerini dalganın kıyısında sahipsiz hisseden eşyalar gibi ve kırık deniz kabuklarını topladıktan sonra arkadaşlarına “denizin neye benzediğini” göstermek üzere eve koşan çocuk gibi hissettiren sayılı yaşantıları var, bu aykırı lügatına kendini sokanlar. Elbette, bu koskoca ruhun ve bedenin esrarengiz anlamlılığını koca bir dört duvarlık alan dahilinde aktarmak kolay değildir. Kim diye soruyorsunuzdur bu aykırı kişiler? Kimler değildir sorusuna önce cevap ...

Devamını Oku »

Frapan: İç/Birimize Bakıyoruz | Sultan GÜLSÜN

Greenwich’in bütün doğularına doğru (1+1+1+…) imgedeki silah ile gerçek silah arasındaki ayrımı yapamayacak düzeyde bir sekansa geçtiğimiz için suni savaştan bahsedebiliriz. Doğada bir araya gelen 1+1’ler ile kolektiflik modelize edilebilir ancak bu çoğulculuk dünyayı erişilebilir kılmaz. Kent yerleşimlerinde 5000-10000 kişi aralığını aşmış bütün büyük kümülasyonları düşünmenizi rica edeceğim. Seslerin yutulduğu konusunda hemfikir olabileceğimizi düşünüyorum. Günümüz için bile çıkarılmak istenen seslerin ...

Devamını Oku »

Axia Skalası | Sultan GÜLSÜN

“Küçük patron, Büyük savaş.” Axia skalası -benim non-lineer davranış sabitini bulma ölçeği olarak da manipüle edeceğim değer ölçeği- az sonra okumaya başlayacağınız metnin öngörü niteliğini oluşturmaktadır. Ekol gereği sormam gereken soru “insan problemi nedir?” olmalıydı elbette saptama yaparken. Tabii ben bir felsefeci olsaydım bu geçerlilik kazanacaktı. Ancak varlığın görünür dokulardan ezilmeden çekilebilmesi için gösterilecek hassasiyeti okurlarıma göstererek soracağım soru “insan ...

Devamını Oku »

Sahibinden Çok Kullanılmış Anısal Bellek | Hidayet ÇELİK

Unutmamak… Hayattaki tek özelliğim buydu. Yaşadıkça gördüm ki insanların, onları belirgin yapan, herkesten farklı kılan başlıca özellikleri vardı. Kimisinin saçı, kaşı, gözü; kimisinin boyu, posu, yüzü; kimisinin zenginliği, işi, gücü; kimisinin sesi, sanatı, bahtı ve daha nicesi… Ergenlik zamanlarımdan beri hep bunu sorguladım. Herkeste bulduğum o kişiyi öne çıkaran şeylerin bendeki karşılığı neydi?  Acaba şu mu? Acaba bu mu? Aslında ben ...

Devamını Oku »

Kavramın Avlusundaki Çocukluk | Mahmut AKSOY

“İnsan annesinden daha yaşlı olabilir. Çünkü zamanın erkenden çürüttüğü bir çocukluk geçirmiştir.” Kavramlar her zaman aynı anlamı taşıyıp dilimize yakışmıyor. Güzel kavramı yirmili yaşlarda nesnel bir hat üzerinde yoğunlaşırken, otuzlu yaşlarda ya da yanılgıların gırtlağa kadar yükseldiği ellili yaşlarda daha çok tinsel bir boşluğa yöneliyor. Gençliğimizde üstüne basa basa söylediğimiz direnç kavramı -ki direncin beslendiği duru fikirlerdir- kargaşanın, dört yandan ...

Devamını Oku »

Bileşik Zaman Kayboluşu | Melike UZANIR

Gerçeklik, sanıldığından daha da fazla yanıltırken toplumun döngü içerisinde kaybolmasına seyirci kalmak gün geçtikçe zorlaşıyor. Anlamların çoğalması ve sonsuz üremesine yardımcı olmak için tekli mücadele güç buluyor bende. Örneğin ne zaman elimi taşın altına koymaya kalksam, destek olmadıkça geri çıkarmak zorluyor beni. Kimi zaman dünyanın sadece spesifik yanılgı olduğunu düşünsem de, ruhumdaki yenileme arzusunun son bulma isteği üzmüyor da değil. ...

Devamını Oku »

Dinleyin | Ayşe TÜRK

Başlangıcı biliyorum. Önce “Bir şey olmaz annendir, bir şey olmaz babandır, amcandır, sevgilindir, kocandır, komşundur, arkadaşındır, iş arkadaşındır, abartma bu kadar, oluyor böyle bazen, dert etme.” diye söylüyorlardı. Sonra aynı yaklaşım devam etti. Sonra yine aynı yaklaşım, yine aynı… Nereye bağlayacağımı, kaynağının ne olduğu, nasıl adlandıracağımı bilmediğim bu yaklaşım, sonu olmayan bir çok hareketin zeminini hazırladı kanımca. Sırasıyla düşünmeye başladığınız zaman ...

Devamını Oku »

Bir Bank Kaç Acı Taşır? | Zeynep AVAN

Gözden uzakta olmak istiyordu. Herkesten uzak, sessiz, karanlık bir oda olabilirdi mesela bulunmak istediği yer yahut yine karanlık ve sadece doğanın seslerini barındıran bir orman. Ruhundaki karanlık onu sarıp sarmalamak, aydınlığını yıkıp geçmek istiyordu. Kafası karışıktı, kafasının içinde duyduğu fısıltılar onun en büyük deliliğiydi ya da ani duygu-durum değişiklikleri. Eski bir dostu vardı kendisi gibi: Yeşim. Çok severlerdi birbirlerini, aynı ...

Devamını Oku »

KÜL MÜ EYLEDİNİZ DE GÖRÜNMÜYOR DUMANIMIZ?

Şiddet; köklü bir gelenek. Hükümdarların, sultanların saltanatlarını sürdürmek için uyguladığı, sokaktaki çetelerin hâkimiyetlerini korumak için sık başvurduğu, yeri geldiğinde üstün olduğunu iddia eden ırkın diğer ırka, yeri geldiğinde üstün olduğunu zanneden cinsin diğer cinse, yeri geldiğinde de üst sınıfın alt sınıfa uyguladığı bir bastırma yönetimidir. Karşısındaki kişinin, halkın, aile ferdinin, alt kesimde konumlanmış sınıfın, bireyin tepkisine göre olumlu ya da ...

Devamını Oku »

Tanırsın Ölür | Umut AKALIN

Dünya üzerinde yaklaşık bla bla bla! Geç! Sayısal verilerin dışında bir gerçeklik söyleyeceğim size. Hem de varolan bütün sayılardan daha gerçek bir şey. İnsanlar ölüyor. Hem de öyle klişe film sahnelerinde olan o kafasını kaldırım taşına çarpıp ölmesinden de bahsetmiyorum. “Doğum günün kutlu olsun baba! Ne kutlusu evladım gitgide ölüme yaklaşıyoruz!!” Size bundan da bahsetmiyorum. Bunlar insanların zaten bildikleri şeyler ...

Devamını Oku »

AYNALI TAHSİN | Büşra YAŞAR

Gece göğsünü siper etmişken yıldızlara, bir yaz sofrası çekirdekli buz gibi karpuzlar ortadayken, açılmışken yetmişlikler masamda. Eski bir sevdayı hatırlattı yetmiş yedi yaşında, iki çocuklu dört torunlu kasketli bir amca. Şöyle dedi: Yaşasaydı eğer, ben ölürdüm her gece ve her sabah uyanırdım yeniden gözlerini görmek için, gözleri doldu o sırada… Yıllarını aynada harcamış bir adamın, taradığı binlerce saç olmuştur o ...

Devamını Oku »

NORMALLEŞEMİYORUZ | Ufuk KADIZ

Gelenekten getirmiş olduklarımıza göre, iki tane cinsiyetten bahsediyoruz: erkek ve kadın. Tabii, bunları cinsel organlarımızı düşünerek sınıflandırıyoruz. Bu iki cinsiyet birbirinin tam karşısında bir araya geldiklerinde bütünleşmiş, güçlenmiş oluyorlar ve öyle bir konumdalar ki devamlılık için bu birliktelik mecburi. Biraz da eşcinsellikten bahsedelim. Yukarıda anlattığım klasik bakış açısının yanı sıra eşcinsellik gerçeğine alışan, benimseyen, mutluluk ve gurur duyan bir kesim ...

Devamını Oku »

Unutmak Dediğimiz; Biraz Düş, Biraz Gerçek | Nimet ÖZSEVİNÇ

Belleğin dili yoktur. Bellek dediğimiz aslında sonsuz bir resim. Hiçbir şeyi unutmuyor. Siyahı, maviyi, beyazı, insanların bakışlarını, duruşlarını ne kalabalığı ne inceliği unutuyor. Kimi zaman da unutmuş gibi yapıyor. Peki, unutmak nedir? Sadece düşünce midir? Ya da eylem midir? Yapmak istediklerimiz mi yoksa yapamadıklarımız mıdır? İnsan neden unutur? Acıları yeryüzünden kaldırabilmek, yarından umut beklemek için unutur. Çiğdem Demirhan’a göre: “İnsan, ...

Devamını Oku »

DOKUNMAK EYLEMİ | Hakan GÖKKAYA

“Dokunma dokunma kırılır kalbim dokunma Kırma kırma seven kalbimi kırma Dokunma dokunma ben yaralı bir gönülüm Vurup da kırıp da kanatıp cana dokunma” Orhan Gencebay ne güzel söylemiş!  Vurup kırıp kanatıp cana dokunma! Oysa ne güzel şey bir hayata dokunmak. Ona yön vermek, yanlıştaysa doğruya çekmek, boşluktaysa elinden tutmak. Sevgiyle yoğrulan kalplere yol açmak. Ne güzel şey insanlığı hatırlamak. Yaratılan her ...

Devamını Oku »

Ruhu Misafir Bedenler | Recep TÜRKAN

Sürekli yazıyorum umutsuzluğu, bilinmedik bir hevesi, bir bekleyişi… Diyorum ki bazen; tarzım budur, hayata bakış açım böyledir ama mesele bunlar değil. Gerçekliği biraz düşündüğüm zaman anlayabiliyorum yazılarımı; inceliyorum. Aslında ben gerçekliğin ta kendisini yazıyorum, misafir geldiğim bedenin hayatını yazıyorum. Ruhlarımızın bize acı ya da tatlı gösterdiği sanrılardır bedenlerimiz, ben acı tarafıyla ilgilenip çocuksu yanımı olgunluğumla harmanlayıp bir ayna karşısında bedenime ...

Devamını Oku »

YANLIŞ TEMAS KOLTUĞU | Emine Ömür SEÇİNTİ

Merhaba! Ben, vazgeçtikten sonra olan her şeyin izzeti itibarını iğneleyen koltuğunuz RACON. Ama ve çünküleri içine sinmiş bahaneler kadar rahatım. Sebep ve sonuçları aklına kaz tüyünden yastık olmuş palavradan vicdan kadar genişim. Hata yaptıkça keskinleşen hayat tecrübeleriniz kadar yukarı şahlanmış vaziyetteyim. En kötüler ile boğuşarak kazandığınız, şu an sizi siz yapan mücadelelerinizin kazandırmış olduğu tecrübesel kas yığını tablosuyum. Tepenize çıkardığınız, ...

Devamını Oku »

NOSTALGIE: ÖTEKİ HEP ORADADIR | Selen KIRAÇ

Sarhoş bir arzu Hiç bulmamak için aramak hazzı Ucu görünmeyen  tünel  Temas İnsana dair sorular sormaya çalışan, insanın anlam arayışını sorgulayan biri olmamdan, psikanalize dair mikro bilgimden ve profesyonel bir yazar olmayışımdan cesaretle; bana kalırsa ucu pek de görünmeyen bir tünel olarak ‘temas’ başlığını ele alacağım bu yazıda. Yazının şekillendiği nokta ‘Nostalgie’ başlığını atmaya itse de temas kuran bir varlık ...

Devamını Oku »

Anneler Günün Kutlu Olsun! | Zeynep AVAN

Tabii ki herkese göre kendi annesi melektir. Dokuz ay karnında taşımış, aklın alamayacağı büyük acılar eşliğinde dünyaya getirmiş, elinden geldiğince koruyup kollamış, kendinden önce her zaman onu düşünmüş dünyanın en saygı duyulması gereken varlığıdır anne. Keşke hiçbir anne evladının kaybıyla, hiçbir evlat annesinin kaybıyla yüzleşmese. Ama hayat işte, ne alıp ne vereceği hiç belli olmuyor. Misal 23 Eylül 1995’te Sevsen ...

Devamını Oku »

Temassızlaştıramadıklarınızdan | Sipan GÜLER

“Şu anda ne oluyor şu canım dünyada.” bilenimiz var mı? Yok tabii! Ben anlatayım size. Yaşayan milyarlarca insan arasından yalnızca geçip gidiyor, ancak hiçbirini hayatımıza dahil edemiyoruz. Bu durum o kadar vahim ki, Ahiret mahkemesinde yargılansak hakkımızda takipsizlik kararı çıkar. Çünkü ne kelebek biriktiriyor ne şiir okuyor ne de şarabın tadına bakıyoruz. Bunları yapabilsek evrenle ne ittifaklar kurardık kim bilir! ...

Devamını Oku »

REALİZM KOLTUĞU MUHABBETİ | Emine Ömür SEÇİNTİ

Merhaba ben Hakaretamiz! Kendimden çok bahsetmek istemiyorum, tek amacım beyin kıvrımlarınıza taş fırlatmak. Hayır bilemediniz. Ben böbrek değilim. Bugün benzetmeleriniz ile yüzleşeceksiniz. Ben de geriye çekilip “kıvrımlar arasında taş var” hareketi yapacağım. Sanatsal sanatsal konuşup, benzetmeler yapıp, geriye çekilmek yok öyle. Böbreği fasulyeye benzetirken bana mı sordunuz?  Olabilir, benzeyebilir. Bu tehlikeli bilgiyi neden herkese söylediniz? Sizin yüzünüzden yerin altında en ...

Devamını Oku »

Ansiklopedi Bikerem İsyanı | Emine Ömür SEÇİNTİ

Merhaba! Ben, herkesin Tıp Ansiklopedisi dedikleri Birdirbir Birader Bikerem. Herkese mal ettiklerine bakmayın, vereceğim bilgiler sayfalarımda yer almıyor. Sayfa demişken, siz bizim saçlarımıza neden sayfa dediniz acaba? Durun! Cevap vermeyin. Ben bunun cevabını zaten biliyorum. Ansiklopediyim ben akıllım! Ama size bu defa çok bilmişlik taslamayacağım. Güçlü ve sert kollarımdan, sarı saçlarımın o büyüleyici kokusundan, ihtişamlı duruşumdan, birinci baskı oluşumdan, kabartmalı ...

Devamını Oku »

“Rüzgara Değer Bir Kadının Elleri” | Gülay ŞAH

Sokulur kıvrık kirpikleri göz kapaklarına. Tam o an, işte tam da o anda süzülür yanaklarına yüreğinin alı, moru… Öyle ya bir adamın dudaklarında can vermiştir umudu. Gözleri bulutlu gökyüzünde, bulutlu gökler gözünde. Salınır bebekler, kim bilir nereye çırpılan kanatlarında gözün. Bir kuş olsaydı. Hayır, olmamalıydı. Bir yol var düşünde; kenarlarında bahar çiçekleri, dalları pespembe şeftali ağaçları. Bulutlara yapıştırıyor, bulutlara yakıştırıyor ...

Devamını Oku »

Dur-ma! | Serap SALAR

Geriye ne kaldı ki şimdi eski günlerden… Kulağımda eskilerden içli bir şarkı ama ben koşuyorum kadar hızlı, o kadar arkama bakmadan. Yokuşa geliyorum, dinlenmiyorum bile, etrafta is kokuları ciğerime doluyor diğer dolan durumlarla birlikte. Boğuluyorum ama kimse yok. Nefesim zorluyor, çok zorluyor. Doğru nefes almayı öğrenmiştin diksiyon kursunda. Dene bakalım yapabilecek misin onca şeyin arasında. Alıyorum. Burundan al, ağızdan ver ...

Devamını Oku »

Bahar Sandıklarım | Recep TÜRKAN

Sonbaharın bitmesini beklerim umudun nefesiyle, neden mi bekliyorum? Çünkü sonbaharda döktüğüm yapraklarımı, kırılan dallarımı onarmak; rüzgârın şiddetli kesiklerini sarmak için. Sonbahar çok eksiltir beni, bir o kadar da tamamlar serin, sert esen rüzgâr. İçimi karartır gri soluk havası, bir o kadar da buruk ve hüzünlü bir huzuru yaşatır bana. Bir arayıştır benim sonbaharım, baharı bekleyiş değil. Bahar zaten gelecek bu ...

Devamını Oku »

ANLAT! | Gülay ŞAH

Çıplak dallarımın arasında dolaşan rüzgâr, tüm iliklerimden süzülürken, zihnim koca bir makine. Habire bir şeyler işledi. Ucu bucağı olmayan hırçın bir deniz, habire duvarını aşındırdı. İçimden söküp attığım ne varsa bir çocuğun ayak altında çıtırdayan sarı yapraklara dönüşüverdi. Sesim çıkmaz, gücüm yetmez, sabrım kalmaz oldu; gücenir oldum toprağa. Şarkılar söyledim sana. En savunmasız anlarında kalbine dokunup, avuçlarımda biriktirdiğim iyiye dair ...

Devamını Oku »

BİR ÖZGÜRLEŞME MÜCADELESİ: KADIN ÖZGÜRLÜĞÜ | Resul ÖNEN

Karl Marx, ”Bütün ölmüş kuşakların geleneği, bir karabasan gibi, yaşayanların beynine çöker.” der. Kadının özgürleşme mücadelesi konusu ekseninde değerlendirdiğimiz zaman son derece yerinde bir tespittir. Bu, kadınların toplumdaki yeri ve görevine ilişkin olarak herkesteki duygu, düşünce ve istek konusu da son derece doğrudur. Anlayışta, alışkanlıklarda, gelenek-göreneklerde ve yaşam biçiminde; sürekli olarak, kadının analık bağı erkeğin ilk ve en eski mülkü ...

Devamını Oku »

8 Mart Özel: “Uygarlığın Küllerinden Doğan Meşe: Kadın” | Vedat ÖRÜÇ

Ananın kişiliği ve ölümü, doğurduklarıyla gerçekleşir. Ağaç büyür, tohumlanıp çevresini benzerleriyle donattıkça ölür. Ölüm aslında çoğalmanın bir gereğidir. Toplumun zihinsel meşesi de bu nitelikte kadın olgusudur. Kök salmış bir ağaçtır; tohumları dünyanın dört bir tarafına yayılmıştır.  Meşe karakterinde olduğu için dalları, gövdesi koptukça kökü üzerinde daha da gür yeşererek yaşamak isteyecektir. Kadının aklı ve yüreği yazıya ve söze değince yaşadığı ...

Devamını Oku »

Göçüne Feryadım | Melek KILIÇGEDİK

“azimle, inatla, taşla, tuğlayla işgal edip sahiplendiğimiz devlet nezdindeki illegal mahallemizden ayrılıp, dağlara göçeceğini duyduğum an; arkadaşların yüzündeki heyecana karşıt, bir bedbahtınkine eş değer bakışlarımla karşında kalakalmıştım.” Göç, sürgün ve yollar yabancısı olduğumuz şeyler değildi. Ne yalan söyleyeyim az da uğurlamadık, hayatlarımızın en güzel dönemlerini yakalarına iliştirdiğimiz arkadaşlarımızı, yoldaşlarımızı ve arkadaş olamadan sürgüne mecbur edilen tanışlarımızı. Fakat ben seni yavrum, prangalar ...

Devamını Oku »

Arabeskin En Derin İfadesi: “Aşk” | Sipan GÜLER

Batılılaşmak; bir anlamda çağdaşlaşma olarak düşünülür. Ancak çoğunlukla bu topraklar üzerinde yaşayan tüm halklar için “Batı gibi olmak” anlamına gelebilir. Pratik açıdan baktığımızda ise batı gibi olmak, bazen bizi öz kültürel değerleri kaybetmeye kadar götürebilen bir kavramdır. Batılılaşma ise kendi kültürel değerlerini korumanın yanında var olan toplumsal düşünce ve normları çağdaş hale getirebilmektir. “Batılılaşma” ve “Batılılaşmak” arasındaki temel fark işte ...

Devamını Oku »

Efelya Savaşı | Recep TÜRKAN

Böyle bir savaş, dünya üzerinde herkesin içinde yaşadığı bir savaştır. Ben de bu savaşın gazisiyim, hikayem bu yönde. Daha önce okurdum aşkı Cemal’den, o güzel adamdan öğrendim ilk aşk kırıntılarını. Devamında Turgut, Attila ve Can bana öğretti aşkın adımlarını. Nereden bilebilirdim kendimin de böyle bir savaşa dahil olacağını, nereden bilebilirdim bu savaştan büyük yaralar alacağımı. Pişman değilim! Bu savaşa dahil ...

Devamını Oku »

Vücut Anatomisinin Aşka Verdiği Tepkiler | Ahmet Koray SAYGIN

Konu aşk olunca herkes tüm sorumluluğu kalbe yükler. Muhtemeldir ki çok azı da gözlere. Ama az bilinen bir gerçek; aşk, tüm vücudun sorumlu olduğu ve tepki doğuran zorunlu bir var oluş şeklidir. Uzun süredir aşka yelken açmadıysanız ya da hayatınızda daha önce hiç aşık olmadıysanız bunu yaptığınız ilk anda vücudunuz aşkı bir tehlike olarak algılayacaktır. İnsan vücudunun tehlikeli durumlara verdiği ...

Devamını Oku »

Zamanım Kalmadı! | Recep TÜRKAN

En çok zaman kaybı yaşıyorum, bunun farkında olmama rağmen engel olamıyorum. Saatler geçiyor, günler, aylar… Geçtiğini biliyorsun ama öylece duruyorsun, hayatı yakalamaya çalıştığın her an biraz daha azalıyor zamanın. Gösteriyor hayat bunu sana besbelli, seninle alay ediyor, her saniyeni senden çalıyor ,göz göre göre bunu yapmasına izin veriyorsun. Hayatın şeytani oyunlarına bilinçli bir şekilde katılıyorsun, yoruluyorsun bu oyunlardan; ama bir ...

Devamını Oku »

Çocukluğun Çığlıkları: Onurlu olan biri asla yoksul değildir! | Vedat ÖRÜÇ

Hayat devam ediyor… Varlığından bile haberdar olunmayan bir yaşamın gölgesine sığınan insanlar, nasıl olur da yaşamı için çırpınanlardan haberdar olur? Toplum dediğimiz şey; farklı kesimlerden oluşan grupların, varlığını ortaya koyabilmek için edindikleri görevler bütününü hayata geçirdikleri uzlaşımsal, sosyal bir organizmadır. Bundan ötürü görev ve sorumlulukların yitirildiği bir toplumda aksaklıklar kaçınılmazdır. Dolayısıyla toplum içerisinde varlığından bile haberdar olunulmayan birçok sorunla karşılaşılır. ...

Devamını Oku »

Gururu Ağızlarda Öğütülen Kadınlar | Gülay ŞAH

Bir iktidara, bir arkadaşa, bir adama/kadına, başarısızlığa, kötülüklere ve sanırım en zoru da yıkılmaz tabulara, doğru sanılan yanlışlara, kadınlara… Kadın, nefes aldığımız her yerde mücadelenin vücut bulmuş halidir. Kapitalizmle gelen cinslerarası sosyal ayrım, kadını toplum içinde ötekileştirmiş ve ezmiştir. Tek tanrılı dinlerin etkisi altında olmadığımız ilkel çağlarda kadın, yeni çağa kıyasla daha kutsaldı. Bugüne dek devletler kuruldu, devletler yıkıldı, çağlar ...

Devamını Oku »

Yokluğunun Üzerine Söyleyemediğim Her Şey | Melek KILIÇGEDİK

Tüm uzuvlarımdan ve maddiyatımdan koparak, kabuk bağlamasına müsaade vermediğim salt bir yaraya dönüşmek ne kadar vakit alır? Ömrüm, tanışlarım, seyirlerim, okuduklarım, yarattıklarım, bu noktada bir şey yaratmış olduğumu umarak kendi varlığımı meşrulaştırmak ve yüceltmek istiyorum aslında; zira bu şekilde hayata tahammül seviyem normalleşiyor, zihnim ve kendime dair her şey bir yara altında kayboluyor. O an kendimi rahatlatmak için mücadeleleri sınıflandırmaya başlıyorum. ...

Devamını Oku »

Kahkahasını Gizleyen Kadınlar Manifestosu | Zeynep AVAN

Eminönü’ne gittim bugün öğlen saatlerinde. Her sokağında, her taşında, kaldırımında ayrı mücadele izleri taşıyan bir yer Eminönü. Meydanda simit satan amcalar, balık ekmek ve turşu satan ağabeyler, ıslak mendil satmaya çalışan küçük çocuklar , gideceği yere yetişmeye çalışan insanlar ve denizin karşısında durup düşünenler. Herkesin ayrı bir mücadelesi var şu hayatta. Bugün Eminönü’ne şöyle alıcı gözüyle bakınca ve bu insanları ...

Devamını Oku »
Scroll UpScroll Up