Anasayfa » ŞİİR

ŞİİR

Zaman ve Sen | Kerem DOĞAN

Seni gördüğüm zaman, Cümlelerim kendiliğinden tamamlanır. Zihnimde, kalbimde, İçimde ve her yerimde, Adını bilmediğim, Kokusunu hissedemediğim Bir ‘aşkın kızıltısı’ yankılanır. Şimdi, Hangi sokak sana çıkar? Yolunu bilmediğim Ve sonuna kadar çekindiğim. Bakışları ile Ay’ı kıskandıran kadın, Sana hangi dize layıktır? Şimdi sana hangi şarkı yazılır? Elleri gökkuşağı kokan kadın, Senin dokunduğun her yer yanar. Alevler içinde kalmış, Affedilmeyi bekleyen bir ...

Devamını Oku »

KİMSİN? | Tunahan ÇETİN

Ben bir lezbiyenim! Hem sever hem de gizlerim, yoktur benim yerim. Derinde değilim, karanlık bir örtüdedir bedenim. Aradığım dostluk, gördüğüm pusluk… Hayallerim koca bir boşluk. Gözlerim mavi, bedenim aydır; hem ben çirkinim, yoktur güzelliğim. Çünkü ben bir lezbiyenim! Ben bir geyim! Gözlerim kalem, çoraplarım gökkuşağı, ben rengarengim. Hep bir arcade, ne dost kaldı ne sırdaş, budur yaradılışım. Ben senim, sen ...

Devamını Oku »

Tanecikler Eli | Ayşe TÜRK

Ben bu sokağı biliyorum, Çocukluğumun bir evresini inciten sokak bu değil. Bu karı, bu rüzgârı, bu sıvı kaymasını biliyorum. Dil kayması demişti bir yazar.* Dil nicedir yerini bulmuyor Dev’im. Bu kar, bu rüzgâr, bu camdaki sıvı kayması Gönüllerin gün eskitmesi gibi değil. Bu sokak lambası, köpek dişi, Kedi kesiği gibi yaralar, korkular getiriyor akla. Yorganı kuru bulmuş birini, yorganı ıslak ...

Devamını Oku »

Satre’nin Kum Saati | Derya BOZ

(I) Bir başlangıç cümlesi bulmamız lazım, Belki bir kelime. (?) – Abrakadabra! Yarısı kolaylandı çarçabuk. Görüyorsun ya Sevgilim, Olup olacağı dudaklarının arasından çıkacak bir kelimeye bakıyor. Gezegenler, galaksiler, rengârenk boyadığın karadelikler! Bin dereden fazlasının olduğu yeryüzünde -nedense renkliler solmuş, beyazlar sararmış ve insanlar kir pas içinde- Tek temennimiz Mars’ta su bulunması! Çocuğumuz olursa adını Nostradamus koyalım mı? Ummayalım, inanalım; belki ...

Devamını Oku »

Musa’nın Asası | Rumeysa AYDINER

Gece örtüyor üzerimi Ipıssız koyuluklar sarıyor bedeni Sensizlik kaplı yollarıma konmuş Islak meşaleler ışımamaya yüz tutuyor Koyu kestane ağaçları Bursa’da Adımlarıma eşlik ediyor Bir minare yükseliyor çarşıya doğru Tren biletleri yanmış Mutluluğun arkasından mendil sallıyoruz Ve ay tamamlıyor son parçayı Yeryüzünde parelenmiş insan suretleri Gömülüyor birer birer nefessiz anılara Uzaklar gittikçe uzuyor Ölüm bir arka kapıda Çaresizlik şimdi her hasta ...

Devamını Oku »

kılıç | Rênas ROZ

i. herkes kılıcıyla dağıttı kendilerine sevda ya da dava dedikleri şeyleri hangi kılıç keskin ki senin karşında lanet ediyorum yüzümüzü döndüğümüz bu kıbleye beni bir ok gibi bir hedefe attılar attılar ve her yanım sızlar bedenim kan içinde ok bendim, okçu onlar kanlar içinde kaldığım zaman anladım ki hedef de bendim ben kılıcımı kaldırmamıştım kimseye karşı peki beni kendini yaralayan ...

Devamını Oku »

Sevda Yüreklim | Taner ARSLAN

Bir gün akıp gideceğiz sevgili Sancılarımızı ardımızda bırakarak Bırakarak, hayatın hissiz, hileli olduğu bu hengameyi terk ederek Yeniden yeşertmek adına Giderek Heybemizde bin bir umut Bin bir düş, sevda ile Akıp gitmeliyiz sevgili Avuç avuç sözcüklere, yollara düşerek Hayata düşman olanlara zehir zıkkım olacağız önce Önce hesabını soracağız Önce Bizden aldıkları her canımız Gül fidanımız için Akıp gideceğiz işte Uykularına ...

Devamını Oku »

SERZENİŞ | Bengisu ÖZKES

Doo Kapı aralığında kedim göründü. Belli ki bozduğum sessizlikten kendisine pay çıkaracak. Sessizliği bir anlık bozuyorum çünkü yüreğim dinmiyor. Yürek dinmiyor, sevmek eylemi tükendi. Tükettim daha nicelerini. Re Duygular bize geldiklerinde hiç de saf değillerdi, Bizler; yitip bitmelerine imkân tanıdık. Bizatihi hücrelerimiz besledi onları. Ekledik, çıkardık, harmanladık uzun yıllar. Hiçbir mevsimi zamanında yaşamadık. Miii Eyy, nice renk ve melodiye misafir ...

Devamını Oku »

Bir Başıma | Nurdan ÖZYOLCU

Güneş’in en tepede olduğu saatlerde uyanıyorum en derin enkazlarımın birinden… Hâliyle terli, Yapış yapış bir haldeyim. Başımda bir ağrı, Hiç sormayın o anı. Saçlarım yüzüme yapışmış, Her bir teli ayrı karışmış. Sanki kafamın içinde bir orkestra, Verilecek konserleri var galiba. Düşünüyorum da ne oldu bana? Ah evet, birkaç buhranım var bu ara. Şöyle bir bakıyorum yaşantıma, Nerede yapmıştım ben hata? ...

Devamını Oku »

Manifesto | Fikret ÇELİK

Yok öyle alıp başını gitmeler, Rüzgâr bile asude duracak. Balıkçı gemileri, sallar, kayıklar En yakın sahil kasabalarından; Yolcu vapurları, yatlar, Adanın yandan çarklısı Oldukları yerlerden karaya vuracak. Gereği düşünüldü: Yarın Güneş; Nehirlere, göllere, denizlere, Uçsuz bucaksız okyanuslara; Umman’a, Atlas’a, Cebelitarık’a, Basra’ya; Akına, karasına, kızılına, Bütün su parçalarına doğacaktır! Fikret ÇELİK falasulu@gmail.com

Devamını Oku »

Bir Halk Yaratmak | Ertan ERAT

Büyük kayalar düşürmelisin. Küçük bir taş Oynatamaz yerinden geleceği. Çekiç darbelerinden harflerle, Alnındaki terin kokusunda, “Yeter!” demelisin Etrafını örümcek ağı gibi kaplayan çaresizliğe. Bir fısıltıyla kulağına söylemelisin ağacın, Yalnızlığında ormanın sesini büyüttüğünü. Ellerinin nasırına utancını saklayan bir çocuğun İçinden geçen sonsuzluktan, geriye kalanlara bak! Paslı sesinde bir şarkının, söylediklerini anlatıyor. Yas zamanı değil, Zalimin okları bir bebeğin kalbinde ömür biçerken ...

Devamını Oku »

The Snow Woman/Kardan Kadın | Eda Sultan ERKARAMAN

She was a snow which fell in the depth winter They made a huge snow woman with that snow Her eyes were pairs of lancet Her soul was cold Her heart was a cotton And her lips were fireball The first light of the spring sun Touched her ice body And the coldest depth winter is gone And her eyes ...

Devamını Oku »

Masal | Seda BAŞTAŞ

bitmedi kelamım bu dünyaya. o yüzden, yaşayacağım daha! vazgeçtim göğü gözlerime indirmekten. bulutlar ağlarken güzel, ben gözyaşlarıyla ıslanırken… kötülük taht kurmasın diye yıldızların kalbinde her gece onlarla konuşacağım yine. göz kırparak randevulaşacağız Ay’la, bilecek yine geleceğim, penceremin gölgesindeki yalnızlar diyarına. bitmedi kelamım bu dünyaya. insanca yaşamak adına, yazacağım daha. gözlerindeki çapakları temizleyeceğim uyku mahmuru çocukların. uyanın, diyeceğim, uyanın! yitirmedik hayalleri, ...

Devamını Oku »

İbrenin Altı Buçuğu | Fırat ÇİÇEK

Ayak sarsıntısında yok olmak isterdim. Topuk kaygılarım Ve olgun çatlakları! Ezim ezim ezilirken üstümdeki bir yığın etim; Ağırlaşıyor, Çürüyen bir yaprak gibi dizlerim. Kırık omzumu kirleten; tenin sarsak çırpınışları, Dudak sesleri, ebabil kuşları ve kavak ağacı… Tam o vaktin karaltısında, Bir begonya çiçeğinin düşüne düşer yüzün. Ki ibreler hep eskiyi vurduğunda, Çığlığımdan arta kalandır bu sesler. Yüzümü yeryüzüne karşı perdeleyen ...

Devamını Oku »

ey yehuda! | Rênas ROZ

avuç içlerime zehirler içirdim bugün parmak uçlarımdan fışkırdı zemzem benim de mucizem buydu seninki gibi inanmazsın tabii şahidim yoktu bu yüzden yıkandım o suyla yedi kere kendi etrafımda döndüm kutsadım kendimi kurban etmek için kendime yine beni seçtim kendi boğazıma dayamışken bıçağı gökten bir melek indi elleri dolu bana: “bunu kurban etmeni buyurdu tanrı” dedi ve gitti kaçarcasına gökten getirdiği ...

Devamını Oku »

Kayıp Çocuk | Barış YILMAZ

Gündüzün evlatlık çocuğuymuşum, Terk etmiş beni Ay. Feryatlarım kovalasın her birinizi, Küllerim sarsın yeryüzünün her zerresini. Derim kalbime dek yüzülsün, Kaldırımlara aksın renklerim. Denizlerin en derininden başlasın ağlamaya yunuslar, Ta ki yerini okyanuslara bırakana kadar. Sonbahar ilkbaharın yolunu gözlemeyi bıraksın, Gelmeyeceğim. Dicle, Fırat’ın boynundan çeksin ellerini, Tutmayacağım. Dağ taş üstüme dökülsün, yeşermeyi öğrendim. Sahranın kucağına atsınlar beni, kahve renginde yağmurlarım ...

Devamını Oku »

Şehrin Işıkları | Servet SES

Yıldızlar sönsün bugün, ay daha az parlasın, Ilık bir rüzgâr essin, getirsin güzel kokuları. Kimse uyumasın gecenin bir vakti. Açın, yansın şehrin ışıkları! Derdi olan kalem dökmesin içini kâğıda, Kapatmasın umuda dair kapıları. Aydınlığa hasret hayatlar için, Açın, açın da yansın şehrin ışıkları! Vurmasın gecenin hüznü aşıkların üstüne. Radyolar çalmasın ayrılığa ait şarkıları. Bir fısıltı ile söylensin ninemin masalları, Açılın, ...

Devamını Oku »

Kompleksite Bir Aşk Manifestosu | Sipan GÜLER

Savaşlardan sana sığınırım! Damarlarımı bir bir koparıp atıyorlar sunaklara. Saklambaç oynuyor köşe başlarında kuşlar. Kendimi döksem buraya, Bulacaklar beni! Sayacaklar her bir dizimi. Biliyorsun, Trenlerde sigara içilmez. En büyük tesellim bu oluyor. Çünkü rayları taşıyorsun sırtında. Birkaç sosyalist bunalımın eşiğindesin. Şeftalinin tüyleri kadar konuşulmadan üstelik. Ciğerlerimden kaçıyorum ben. Ne zaman sorsan çiçekli hikâyeler anlatıyorlar. Nefes alacak olsam, herkesler koşuyor dışarıya. ...

Devamını Oku »

Paslı Mıh: JESUS | Hacer AKTAŞ

 Prof. Dr. Nurettin Başyiğit’e ithafen… Bir istiridyenin içine Babasız doğdu Jesus. Her şeyi oldu bir kadın Ve her şeyi oldu bir kadının. Masumiyeti; Karnında kadının, anlamı hayatın. Susma orucu, sabrı, bekleyişi… Bir perdenin ardındaki yalnızlığı, Kelimeleri, sabırsızlığı, Dilsizliği Meryem’in… Doğdu. Daha bebek… Dili oldu Meryem’in. Sevgiyi anlattı insanlığa ve barışı. Sofra açtı evsizlere. Suyu oldu çölün ve susuzluğu… Şifası oldu ...

Devamını Oku »

otuz üç yaş | Seda BAŞTAŞ

tavafı yarım kalmış bir ibadetin taşlamasında öldüm ve bir ölünün kalem tutabileceğini ispatladım gece yarısını beş geçeydi zaman karanlığı örttüler üstüme kefen niyetine pek tabii ağlamadı kimse cenazemde gözyaşlarını sevmediğimi onlar da bilirdi onlar da bilirdi bir beyazda ölüp bir siyahta dirildiğimi ellerimi götürecekti cellatlar, zor direndim direncimin yazmak gibi bir naifliği var kırılınca kalemim pıhtılaşıyor sözcüklerimin damarlarında sözcüklerimi asacaklardı, ...

Devamını Oku »

Babasının Süsü | Mahsum ORTAÇ

Çok oldu oturalı burada Yanı başımda dumanı tüten kül tabağım Ve boş iskemlede sohbetlerim Kalemi kusarcasına yazmalarım Çok oldu üşüyeli burada Perçeminin altında söğüdün Ve balkonunda zihnimin Ciğerlerimi sökercesine bağırışlarım Hiçbir söğüt düşüremedi gölgesini alnına Hiçbir baba sevmedi süsünü Ve alnını süpüren perçemini Artık çok oldu seni düşünmelerim Söğüt misali perçemin kirpiklerine değse Konar mı geceyi aralayan güne kirpiklerinin aydınlığı ...

Devamını Oku »

Adile | Salih GÖZEK

üzgün bir duruşun vardı Adile balkonundan bakarken ben yazdığım şiirleri düşünürdüm ağlar mıydın yüzüne bakmadan geçip giderken yıllar sonra aklıma düştün de nasıl kopmuştum o şehirden sen geçişlerimi gözlerken sana tutunamazdım içimdeki başka evrenler özlemi varken aşka hiç çalışmazdı aklım esmerdin göğe bakardın / bir de gidişlerime benim aklımda başka şehirler sana ümit de veremezdim / yazık ki… başka sokak ...

Devamını Oku »

Bilesin | Ali GÜLTEPE

Şimdi karış karış ellerimle ölçüyorum Odanın her bir yanını. Yalnızlığın son sefasındayım sanırım, Hatta delirmenin son sayfası. Dört duvar yerli yerinde bir mahzen, Işığın kustuğu yarım yamalak gölgede Her şey ezberimdeki gibi. Değişmeyen tek şey; Ayyaş seslerden oluşan bir dize. Dizeleri tek tek akıtıyorum içime. Sonra boş kadehi gözyaşlarımla dolduruyorum. Yalnızlığıma içiyorum bu gece, Bedenimin her yanını dört bucak saran ...

Devamını Oku »

Yas Bandı | Fırat ÇİÇEK

Artık eskiciler de gezmiyor. Henüz baharında tükettik, Tüketeceğimiz ne varsa. Tüm yaprakları takıp peşine öylece; Sessiz ve renksiz. İnancını yitirmiş ciğerlerimle, Öksürsem öleceğim sanki. Ansızın cehennem Kendi yolunu bununla döşüyor. Yırtılan beyin kaslarımla, Sağ gözüme sıcak bir ağrı düşüyor. Boş bir sandalyede bekleyen bir ceketin Sesi değmedikçe sesine, Bu koca bir yalnızlık değil midir? Yüreğim kulağımda Ve bir umut arıyorum ...

Devamını Oku »

Gözüme At Kaçtı | Rênas ROZ

Şiir okuyamıyorum artık, Kestim dilimi. Gözlerime de atlar kaçtı, Dört nala hem de. Kum tanelerinden küçük atlardı bunlar. Gözlerimde atlar koşturuyor. Ben hiç ata binmedim. Yüreğimde de atlar var Soluksuz koşan… Ama çatlıyorlar, Çatlıyorlar ve yığılıyorlar yere. Yüreğimdeki ölü atlara Akbabalar üşüşüyor. Ne işi var bu akbabaların? Yoksa atlar kaçarken gözüme, Akbabalar da mı kaçtı aynı vakitte? Oysa ben hiç ...

Devamını Oku »

Dijimin/Düşman | Sipan GÜLER

Tu, dijimina herî bêtirîya mini delal! Digel tu dizanî bû; tiştek ez hez dikim ji min dikûje Lê dîsa jî li xwe pê dan hez kirin. Tu têket êrda xwina min, wek beyanîya xerib hişk kir çanda zimanê min. Wek vîrûsek cangir, Wek mirina giranî! Tu, dijimina herî bêtirîya mini delal! Tu têket dîzîya çep, li nav singê min, Wek ...

Devamını Oku »

Düş Kapanı | Mehmet İlker PİLAVCI

Düşümde gördüm seni Beyaz bir güvercin süzülürken Yağmurlu bir akşam ortasında Açıyor iki yana kanadını Belki sevdaya Belki uzaklara Açılırken gözlerim uyku mahmurluğuyla Rüzgâr ıslık çalıyor uyanışıma Yağmur tıklatıyor penceremin camını Ayın ışığı silerken odamın duvarlarını Ve sen Kaplarken yüreğimi korkuyla Düşümde gördüm seni Gerçekten tersi mi çıkar Düşünde gördüğünün Solmuş çiçeklerin arasından Bir papatya büyüse balkonumda Söyler mi bana ...

Devamını Oku »

SAKLI | Esra TOKGÖZ

Kasıp kavuran saydamlık için mi Bu kendini hiçleştirmeler, Işığın usulca uzaklaşması geceden, Kayboluşların çığlıklı akıbeti? Neyi, kimi arıyorsun dünyanın karmaşasında? Bulduğunu sandığın inandıklarınsa, İnandıkların buluşur mu sonsuzlukla? Uzansan kelimelere, Varabilir misin en derine? Kimsin sen yabancı, Duvarların ötesinde? Saklanıp seyre daldığın köşelerinde Ötelenmiş hisler, Sahiplenilmemiş sevgilerin ücrasında Karışır yitip giden seslere. Toy bakan buğdayların sessizliğinde Derinliğin unutulmuşluğu, Bir küçük kuş ...

Devamını Oku »

Türkan ile Sadri Mevzusu | Eda Sultan ERKARAMAN

Belki de Türkanlar, Sadrilere alışıktı… Belki de Türkanlar, Sadrilere âşıktı… Yeşilçam’dan bu yana, Sadriler, Türkanlara Kül olur, kul olur; yâr olmazdı. Dünya, o zamandan beri acımasızdı… Erkekler, Türkanları görünce Adam oldum sanırdı Ama adamlar, Tutuşup yanardı… Belki de gelmiş geçmiş En güzel adamdı. Ne güzel adamdı; Türkan’ı, sultanlar gibi seven, Gözlerine bakınca bebeklerinde eriyen, Kirpiklerinde kendine eziyet eden… Buharlaşırdı Sadri’nin ...

Devamını Oku »

ÇİLE | Seda BAŞTAŞ

geçmişimin söküklerinden bir çile yapıp hayata verdim, ömrümü yeniden örsün diye kaç çile ederdi bir ters bir düz hatıralarım bunu hiç hesaplayamadım bir kaçışın ardından gelin bohçamda öksüz kalan porselen tabak gibiydim durdukça eskiyordu ruhum kırkbeşlik plaktan Zeki Müren dinlerken modası geçmeyen sevgiler düşledim “ah bu şarkıların gözü kör olsun” diyordu tam o sırada karanlık bir şiir, şaşı bir ezgiyle ...

Devamını Oku »

Yokluğunun Gölgesinde | Yusuf GÜLER

Yokluğunda demlenmeyi öğreniyorum, Acemi gelin çayı gibi, Her seferinde ağır gelerek. Gölgesine sığındığım, Zamanın ardında ilerledikçe Tavşan kanı kesiliyorum. Acemi cesareti sarıyor beni, Sonumun ne olacağını unutuyorum. Kendimi kanıtlamaya kalkışarak bir çilingir sofrasına kuruluyorum. Kötü anıların tebessümü, Güzel anıların özlemine karışıp beyazlaşan rakı ardından yudumlanıyorum. Ama istek ve cesaret anlaşmaz oluyor. Birini hep bir adım önde, Diğerini hep bir adım ...

Devamını Oku »

Saye-i Güzeşte (Geçmişin Gölgesinde) | Fırat ÇİÇEK

Ağır bir ağrı gibi mevsim. Sen ey karanlık! Son yaprağı ölümse papatyanın, Biraz sarısını konuşalım. Sarısını ömrümüzün, Hem de ta orta yerinden. Rengini gökyüzünün griliğine, Denizin kor mavisine yaklaştırıp Bir mumun ardında bekleyen rüzgâr, Işıksız ruhumu sallar da durur.* Tıpkı yüreğimin zihnime kaptırdığı pembe hisler gibi. Gövdemden halince derimi atan, Döşümü kanatan bir kalbim var. Şimdi ise göğsümde bir güvercin ...

Devamını Oku »

GÜNCE | Ersin KURT

Karanlık geceme süzülen Bembeyaz bir ışık hüzmesi gözlerin, Kara sularıma sızıyorsun topluma inat. Kabuğunu kıramazsın ama Bir gelsen göreceksin. Buralarda kıymetim bilinmiyor, Çalışıyorum ve şiir yazıyorum yalnızca; Hepsi bu! Evin ortanca çocuğu, Son sürat mayısı kovalama telaşında. Oralarda da muzur mu nisan? İnsan aklına geldikçe özlemiyor. Sevmeye görsün, Aklından hiç çıkmıyor bir güzel bakış… Buralarda hepimiz yazı karşılama telaşına düştük. ...

Devamını Oku »

ÇOCUK | Taner ARSLAN

Çocuktun, büyüdün. Hiç büyümedi içindeki çocuk… Herkesi, her şeyi; dağları, taşları, yıldızları sığdırdın içine. Sevmeleri, Özlemleri, hasreti, acıyı sevdin. Bir kendi içine sığmadın, bir ruhuna… Kendine yetemedin çocuk. Hayata sorular sorup cevap bekleyensin hâlâ. Tutuşturmuş geceleri gidensin hâlâ. Özleyensin, Bekleyensin, Koşansın hâlâ… Dağları, dağları sevensin hala! Sen hiç büyüme çocuk! Sen, hayallerini ve dizlerindeki yaralarını sevensin. Sevgiden başka neyin var ...

Devamını Oku »

Geç Kalınmışlık Vesvesesi | Bengisu ÖZKES

göğümde kuş uçmaz, uçtuğunda yoktum gönlümdeki garabet gözlerime mani oldu halbuki esti geçti devran boyu, dediler epey de süzüldü sendeki gafil heyecanla gündüzün telaşı, gecenin vurdumduymazlığıyla göğümde kuş uçmuş, sesini bile duymadım düşünceler derya derinlerime duvarlar ördü halbuki kayıtsız bekleyenin vardı, dediler kalabalık seni yuttu, cıvıltıyı sağır duydu malum heves de uykusunda kedere boğuldu göğümde kuş uçarsa tüyü havada salınsın ...

Devamını Oku »

Mnemosyne Affetsin | Derya BOZ

Durup durup konuşuyorum kapı koluyla. Kapı kolu kör, ben dilsiz. Açmazlar… Kilitler bilincini kaybetmiş. Anlayacağın sonsuz bir boşluk, Anlayacağın yersiz yurtsuz, Anlayacağın o ki sevgilim, Cesaret kan yoluyla bulaşmıyordu. Ve biz toplumda bir belirsizliğe baş koymuş deliler olarak fişleneli çok olmuştu. Şimdi bu söylediklerimi unut. Belki uyanınca tanımazsın beni. Bütün o masallarda, hikâyelerde, şiirlerde gözle görülmeyen birileri var. Yazdığın tüm ...

Devamını Oku »

Ağaç Kokusunda Uğultu | Ayşe TÜRK

Bahçeler kurusa da kurutulsa da çimenlikler, Son kuruluktan çiçeklenecek çimenler. Biliyorum mesafelerin uzaması, Çimenliklerin kurumuş haline benzeyecek. Her adımda, her bakışta Görmediğim yüzünün can kaymasına neden olan dokunuşunu kovalıyorum. Görebilecek bir sihir var aramızda. Durmadan düş ile kovalamam bundan. Çünkü son kuruluk her daim özlemin son damlasına benzer. Bitmiştir o kuruluk canı. Düşleri açar, düşler içinde yüzünü kovalarım. Nefes nefese ...

Devamını Oku »

Uçur Ruhunu Maviye | Barış YILMAZ

Çek ellerini gözlerinden. İnanmak zorundasın artık Başka bir dünya yok. Çık kabuğundan. Alışmayı çoktan geçtin. Sessizleşince uçmaktan vazgeçiyor mu kuşlar? Sönüyor mu yanan ateş? Susuyor mu kafandaki sergüzeşt? Baksana usanmıyor doğmaktan Güneş, Vazgeçmiyor gelmekten Ay, Papatya bile direniyor, tek tek canından verdiği halde yapraklarını. Ocak ayı gözlüyor yolunu aralığın, Aralık ise kasımın, Yoldaş yolunun, Hasret gözlerinin. Gölgen hep elinden tutmuş ...

Devamını Oku »

Kızıl Gece | Fırat ÇİÇEK

Ji bo bîranîna Hêlîn Bolek (Helin Bölek anısına) Aynı daldaydık, gayrı düştük. Hiç ayrı düşmedik Ama beni de unutmasınlar. Aramızda yüzyıllık, köhne bir şehir. İnsan kurtçukları ise kaygısızca gülüyor. Alacakaranlıksa yüz milyon yıldır uzakta şimdi… Sol kasığımdan vurdular. Bırak gülsünler, kendilerine boyun eğemediklerim. Bin kıvılcım düşer önce, Büyür yavaş yavaş. Olmasın hiç, Baş koyup da kendilerine baş verdiklerin. Son istasyonun ...

Devamını Oku »

Göçemem Kuşları | Kerim KARAYEL

göçemem kuşu ihtiyarlar ailemizin ki bu dubasıdır rıhtımda geminin koşarak gelmek için uçarak varılan o uzak asya’da, at sürerek mezarlık çiçekleri koparmaya gelmek gelmez sanırdım aklın ucuna göçemem kuşu, vakit tamam demiş bu ben bir soyum devamıyım demek veya soyum devam demek çocuklara ölmek, kalanlar içinmiş başucuna bir ağaç diktim hatırlar göçebe kuşlar Kerim KARAYEL kerim.karayel@gmail.com

Devamını Oku »

GÜMÜŞSERVİ | Yusuf GÜLER

Seni sevmeyi yokluğunda buldum, Tüm gerçekliğini, dizelerime yansıtırken. Çünkü dizelerim gözlerimin içidir, Ayın su üstüne vurması gibi. Ve sen, Dizelerimin gümüşservisi! Her dizelerime yansıyışında… Gözlerin diyorum, Elmacık kemikleri içinde Aktif yanardağları andırıyor. O gözlere dalanı, Dumanı ile zehirlemeye başlıyor, Geri çekilmek için geç oluyor artık. Püsküren lavlara doğru yavaşça çekiliyorsun. Kalp ise, kurtulma çabası içinde Hızlı hızlı çarpıyor. Kaşların diyorum ...

Devamını Oku »

İnsanlık Yolu | Barış YILMAZ

Yolunun başındayım insanlığın. Yürümeye başladım, Yamacımda melekler… Gözlerimin çölü kupkuru, Dimdik yürüyorum yaşam umarcasına. Yolunun ortasındayım insanlığın. Karnımda hafif kelebekler uçuşuyor, Kötü huylu bir sancı gibi… Uzaklarda yerde yatan kalpler var üstelik. Yolunun ortasını geçtim insanlığın. Melekler uzaklaşıyor benden… Hafif bir yorgunluk hayal kırıklıklarından, Gözlerimin çölü yeşillenmeye başladı. Yolunun sonuna doğru insanlığın. Yürümeye devam ediyorum, Yamacımda siyah maskeli, taştan kalpli ...

Devamını Oku »

Taş ve Keder | Malik Enes GÜMÜŞLÜ

-I- Ahşap bir kapı açtın bana ve oturup anlattın bir bir Cenin ne, güz neden, rahman kim… /Bu sırrı bir zarfta saklayacağım./ Yüzümün çizgilerinde gezdirdin ellerini, hatırlattın bir bir Akşam kimden, rivayet kimden, sürgü kimden… /Bu ah’ı bir suda yıkayacağım./ -II- Bir gülü kalbinde özenle büyütüyorsun diyedir Bunca yük, bunca iz, bunca düğüm… /Bu ayeti bir saksıda yetiştireceğim./ Göğüs kafesinde ...

Devamını Oku »

Veda Havası | Fırat ÇİÇEK

Daha doyamamışız yaşamasına, Öyle ki Uzak şarkılardır benim ağzımdaki. Kıyıların ıslak kumundan Sütü çoktan çekilmiş Kuşlara belki birazcık dönerdim yüzümü. Belki de biraz daha fazlası… Kapıda dikilen incirin harlı lekesine bulanmış İlkbahara söyleyin, Kurumuş suyu artık kuyunun. Ayrık bir yumak duruyor ellerimde, Büsbütün yitiriyorum seni, Dört yaprağı apayrı bir yoncayı anımsatırcasına. İki kuşak ölmesem yasını tutacak kim bilir bu insanlar. ...

Devamını Oku »

Yürüyenlere | Taner ARSLAN

Sonra yürüdüm. Koştum. Kırıldım/kırdım. Kızdım. Üzüldüm… Vurdum yüreğimi en kalabalık alanlara, Tenhalara. Ağladım, Özledim, özledim… Özlem, Keskin bir kılıca dönüşünce Durmak kabahattir İstasyonlar, beton kentler, garajlar hepsi Ve daha neler neler Hepsi şahittir. Ben hep gitmek istedim. Gittim, gidiyorum, Yine de kalıyorum. Unuttum, unuttum… Üşüdüm. Islandım. Unuttuğum yerde durdum. Hatırladım. Yürüdüm. İnsan bazen umutsuzluğu yakıştırmasa da yüreğine Yenemiyor işte, Bunu ...

Devamını Oku »

Tanrının Sakladığı Armağan | Eda Sultan ERKARAMAN

Sen benim en acı yanımdın… Rahmimde henüz filizlenmemiş çocuklarım, Yıllardır ziyaretine gelmediğim, Toprağın bağrında yatan babamdın. Sen benim en acı yanımdın… Belki de kanatlarını uğruma feda etmiş gibi görünen Ama her dem kârı kendine dert edinen Kınalı kekliğim, Fedakâr anamdın. Sen benim en acı yanımdın… Ne zaman bir karpuz yemek istesem, Karşıma çiğit çiğit bahaneler sıralayan Ve belki de hep ...

Devamını Oku »

EVRİM | Sipan GÜLER

Aynı gökyüzü altında gözlerimiz sevişiyor. Duyuyor musun, ceplerimde taşıdığım çocukluğumun seslerini? Aynı gökyüzü altında içim, ellerine koşuyor. Buralarda kar yağmıyor, insaniyet namına üşüşüyor üstümüze İskenderler, Hammurabiler. “Ölü evinde sessizlik!” diyerek sürüklüyorum orduları öteki tüm şehirlere. Bu yeryüzünde, senin gölgenle ayin yapıyor Medler! “Buldum, buldum!” diyor adı hatırlanmayacak aciz bir homosapiens. Kanatlarını bir kuyuya asmış, “Buldum, buldum!” diye bağırıyor. Hişt! Sakin ...

Devamını Oku »

İzmir’de Bir Vakit | Çiğdem SUDE

Bir vakit geldik İzmir’e. Otogarın o sıcak sarılması karşıladı bizi. Sarıldıkça içimizin ısındığı bir sarılma… Konak’ta tarih kokan bir yapı, Bir havuz ve yirmi beş musluk eksikle Saat kulesi… Önünde ise eksik olmayan iki şey: Kuş yemi ve çiğdem. Yerli yabancı turistler var sonra, Tek derdi şuursuzca fotoğraf çekinmek olan. Birde şimdilerde var olan falcı kadınlar, çiçekçi amcalar, balon satan ...

Devamını Oku »

Kaygan Zeminler | Ayşe TÜRK

İstanbul’a bir şehir düştü. Hep dağ Tanrım, hep dağ. Midesi bulanan bir fahişe, dili örülmüş bir mecburiyette. Elleri kurşun bir taş savaşçısı ile eziliyor Tanrım, eziliyor. Kokusu süzülmüş üzüm, Kabukları oyulmuş bir kabak. Şarap bu Tanrım, şarap. Gözleri fütürist bir adam, Suyu kirli bir gölde. Tuşları cam bir piyano sesini kasvetle takip eder Lana. Bir gördü, bir duydu, bir anlattı. ...

Devamını Oku »

ŞENGEBÎ | Fırat ÇİÇEK

Göl dalından örme öpüşler Leylaklıyor ağzını. Saçılıyor. Duruluyor. Bulanmıyor çimenler. Kesik bir soluk debeleniyor dudaklarımda Ve ölü bir kısrak yunuyor Enin damarlarıma. Fısıltı ıralıyor nefsimi hallacından. Vuku bulur ruha bulanan kıvılcım. Hangi günün akşamında ağarır, Çamura saplanmış kayığın kırık yelkeni. Oysa sararmış tül perdelerinde Yeşermiş usul külleri; Yelkovan kuşları ile doldurmaksa, Öteden beri adetimdir. Uç uç böceğin ahı var artık ...

Devamını Oku »

Kum Saati | Mehmet İlker PİLAVCI

Bir eylül ayının akşamüzeri Eserken rüzgâr denizden sahile Yüzgeci kırılmış bir balık, dönmeye çalışırken ait olduğu denize, Bir insan boyu uzak sevdiğine… Atabilse üzerinden rüzgârın eserken taşıdığı kum tanelerini, Aşabilse mesafelerini… Duyabilse sesini kayalara vuran dalgaların, Ulaşabilse nasıl sevinecek, çırpınacak sevdiğine… Yılların yorgunluğu ve dalgalar Döve döve kırmışsa yüzgecini, Cesaret edip dönmeye korkuyorsa ait olduğu denize, Yıllar mı suçlu, Deniz ...

Devamını Oku »

Kırıldım, Koştum ve Düştüm | Zeynep YAZICI

Kapıları senin tınınla araladım. Bakışımın her bir parçasını bir yere bırakarak varlığı bakışımla doldurdum. Bataklığın kıyısında, senin tebessümünü bir balçıkta görünce namaza durdum. Dikenin kökünde senin yadın gizliydi, kopardım ve tüm evrene saçtım. Kendimden yeşerip kendime yayılarak ağaçların özü ile uyumlandım. Gece tümüyle bir oluk açarak, sır tohumunu serpmeye niyet ettim. Hile askısını kırdım ve hiçliğe kadar koştum, ölümün çehresine, ...

Devamını Oku »

Çöz Makara | Derya BOZ

Yüzünü yokladı ilk iş, yaşıyordu. Nefesine çekidüzen verdi ve önce “Keşke” dedi. Ardından “Ah!” Ah ikiye yarıldı. Tüm yaşanmamışlıklar saçıldı ortalığa. Bir ayağı eksik masanın üstündeki nar! İlk avazı ve ana rahminden hatıra kan. “Keşke” dedi. Ardından “Ah!” Ah ikiye ayrıldı Ve kan. *** Yüreğini yokladı ikinci, Yirmi iki gün geçmişti. Sırası var, zamanı var. “Beklemek güzelmiş” dedi. Verdiği nefesi ...

Devamını Oku »

çıplak-aşık-sarhoş | Nudem ROJAR

Vakit gecenin dördü, Ben hafif çakırkeyif. Hayranlıkla vücudunu izliyorum, Her bir parçan seyir defterimin başkahramanı oluyor. Önce tek tek, sonra hepsiyle konuşuyorum. Yavaş yavaş arınıyoruz üzerimizdeki her şeyden, Önce parmak uçlarımla dokunuyorum ay parçası tenine, Ardından, dudaklarım sana ait her bir zerreyi kucaklıyor. Aslında hepsi sana ait değil, Bana ait ve mecbur. Her yanın benimle bütünleşmek üzere yaratılmış. Sonra bir ...

Devamını Oku »

İyi Bilirim Ben Bu Soytarıyı | Sibel KANDİLLİ

Ben bu gözleri bilirim. Kimi zaman şehvetli Kimi zaman derbeder bakar. Kim bilir kimlerin gönlünde Fark etmeden Ne onmaz yaralar açar. Bana kasten, Bana bilerek Ne zulümler yapar. Sonra Efendim, elleri var, elleri… Ben bu elleri Pek iyi bilirim, Pek güzeldirler. Kaç kere iyi ettiler beni. Kaç gece sardılar Yorgun bedenimi. Ne vakit umutsuz olsam Omzumdaydılar, hissettim. Ağlasam hırçın bir ...

Devamını Oku »

Sabah Ayazı | Mehmet İlker PİLAVCI

Ruhumun boş kalmış odalarına dalarken zihnim ve hatırlarken seni saçlarından nasırlı topuklarına kadar, Bir perde iniyor gözlerime sabah ayazında. Bir çocuk fısıldıyor. Küçücük ve masum. Aslında bir umudu yeşertiyor, korkarak. Unutmak istediğim şeyi hatırlatıyor. Yüzsüzce… “Onu hala seviyorsun.” Hatırlamak istemiyorum. Sormasın, dokunmasın, konuşmasın. Seni duymak zor çocuk, fısıldama. Geri dön geldiğin geçmiş anılara. Açma ruhumun boş kalmış odalarına bakan pencereyi. ...

Devamını Oku »

ENDİ | Ali GÜLTEPE

Şimdi bakıyorum da ne dinlenecek şarkılar kalmış ne de okunacak şiirler. Sadece bir ben kalmışım, O da yarım yamalak bir ben, Duyguları kemirilmiş bir ben, Sadece bir ben işte! Etten kemikten bir ben… Gelirsin diye bekledim hep Rüyalarda, yazılan her satırda, Düşen her yağmur damlasında Bekledim. Kapıyı arala, ben geldim de Adamım de yine eski günlerdeki gibi Sımsıkı sarıl bana ...

Devamını Oku »

Suyun Deniz Adı | Ayşe TÜRK

Sana bir şey söyleyeceğim, Suyun sesinden, Suyun renginden, Suyun deniz adından. Bu adın tanımlanamamış renginden. Birikip damaklara erişme çabasında olan Suyun deniz adından. Sana bir şey söyleyeceğim. Martılar uçacak, suyun kemik kazanmamış sırtında. Eriyik bir akımla suyun deniz adı vuruyor kendini Taşların kenarlıklarına. Bu kenarlıklardan sana bir şey söyleyeceğim ve çimen rengi yosunların vıcık dokusundan. Merhamet adına ekmek kırıntıları bırakılmış, ...

Devamını Oku »

Kuyusuz Hüzün Kuşu | Fırat ÇİÇEK

Gök, serabın akıbetine uğramış bu gece Güneşi batmakta ve kızılı nakşolmakta. Ha kan ağacı Ha gelincik taburesi Boynu zihnime damgasını vuran Bir sırça, bir sicim, Şehla gözleri ise bir onur öyküsü. Bulutun şakaklarına Hasretle tıkırdayan kafesin, Bir ağacın yarım kalmış umududur. Pullanmış derin Ve tırnak diplerin ise Hâlâ ilk yeşeren bir çam kokusu. Seni gelincik tarlasına dönüştürdüğüm İncecik bir çisenti ...

Devamını Oku »

Rüzgâr | Zuhal KAYA

30.11.2019 şimdiki zamanlarda 06.06 Rüzgâr! Mevsimin gelir bilirim. Daimî saran sevgili hassasiyetinde Biraz kızsan, bükülesi beller incinir. Boşluklar savaşında yanında, Ne yerinden etmek için Ne donmuşluğa mazeret Dön dolaş var diyedir, kendine. Sakinliği anlatmış kızıl elbisen, Kadın ismiyle çağırırlar bu yüzden. Arzu çoğalır, sen meltem… Rüzgâr! Bilirim, mevsimin de geçer. En kuruluğa varır sıcaklık. Çatlayan toprak, resmederken Yıkılır, dizilen taşlar. ...

Devamını Oku »

Hırçın Deniz Yanarken | Sibel KANDİLLİ

Senin teninde Alevler var, Alevlerin en azgını. Senin teninde denizler var, İşte o Denizlerin en ateşlisi. Bulutlar var, Yine benden bekleneceği gibi Bulutların en keskini. Senin tenin Öyle bir kaynak ki Kavurur beni, Söndürür hırçın denizlerimi. Yanına gelsem Yanarım, Aleve düşmüş çiğler gibi. Yakarsın hıncımı, öfkemi. Uzak dursam Soğurum kendimden. Git gellerim olur, Gemilerimin hepsi Alabora olur. Bir senden soğumam. ...

Devamını Oku »

Bir Ses, Bir Kaybediş | Gülistan MAMİŞ

Bir dünya yarattım sol yanımın en ücra köşesinde. Hışım bir sessizlikle adım attım ebediyete, Gözleri kamaştıran sokaklarına, Kaldırımlarında son bulan aşklarına. Serin bir rüzgâr esiyordu Nemli gözlerimin üzerine, Çelimsiz bedenimle bir bütün oluyordu âdeta Kelimelerim dudaklarımdan dökülürken Onun yüreğine boşalıyordu sanki, Tüm sevgi sözcüklerini Ketum bir edayla söylüyordu. Ses tonunda hissiz bir tını vardı… Kulaklarımı, ağlamaklı bir tonla ıslatan ses. ...

Devamını Oku »

PASLI MIH | Eda Sultan ERKARAMAN

Tütün kokusuna karışmış küf Genzimi yakar. Bir paslı mıh gibi İnadına inadına Adını beynime çakar. Sabır taşını yüklenmiştir omuzlar… Bembeyaz kuşlar gibi, Kireçten evlerimiz Mis gibi kokar. Çelikten kalpleri Anca ateş aklar. Turkuaza vurulmuş yârin Neyine bahar, Neyine sarı papatya? O anca Turkuazın vurgunudur, Fırat gibi akan Yılların yorgunudur. Olacak bu ya! Kırmızı kanın renginde durur. Pusulası Bir yetim sevda ...

Devamını Oku »

S’ONLU S’ONSUZ | Helin YILDIZ

Hasretin yüreği sona erdi. Keşke o vuslat, sürekli düşündüğüm gibi güzel kalabilseydi. Ne güzel umutlar ne renkler ve nakaratlar vardı oysa. Öncesi ben, sonrası ben, ortada iyileşirsin “sen”. -İçimde korlanan bir saudade… Bu böyle olmamalı! Hasretin sonu kendini tekrar ayrılığa bırakmamalıydı. Fakat buna mecburum. Puslu bir duvar örüyorum. Tuğlası, güven. Harcı, kırgınlık. Boyası ise dökülmüş büyük bir beklentisizlik. Aşılması imkânsız… ...

Devamını Oku »

Dinle Beni Ey İnsanoğlu | Ali GÜLTEPE

Dinlemek ile diner mi acılar? Sadece müzik dinlemekle mi mutlu olur insanlar? Halbuki insan insanı dinler İnsan doğayı dinler Felsefeyi, edebiyatı dinleyerek özümser Kimisi dolu kadehin çınlayışını dinler Kimisi rüzgarın esintisinde kendini bulur Aşık olan, sevdiği kadının sesi olur Dinlemeyi bilmeli insan Nerede olursa olsun Cudi’de kurşun seslerini kuş sesleri gibi Diyarbakır’da güneşin özgürlüğe susayışını Hozat’ta bir Munzur türküsünü Dinlemeli… ...

Devamını Oku »

KURŞUN | Seda BAŞTAŞ

Dört duvar, bir bardak çay, kalem, k/ağıt, mürekkep… Y/aralarım acıyor kapı açık kimse yok Neden, nasıl, niçinler… Bir yığın bomboş sebep Aynı yerden vuruyor düşümden fırlayan ok Yelkovan koştursa da mazime mıhlı akrep Dört duvar, bir bardak çay, kalem, k/ağıt, mürekkep… On sene, yüz yirmi ay; yaşım otuz, kırk, elli… Mağrur bir gülümseme ve ağlayan küçük kız Hep en başa ...

Devamını Oku »

Kalbimin Ters Acısı | Zeynep AVAN

Gözüme acı kaçtı Ama ağlamıyorum, Elimin tersiyle siliyorum acılarımı ve önüme bakıyorum. Yüreğimden umut kaçtı, Dokunamıyorum artık sana. Kalbimin tersiyle siliyorum aşkımı ve göğe bakıyorum. Kulaklarımdan sesin, Dudaklarımdan nefesin eksildi Ama yanaklarıma yağmur etmiyorum acımı, Umutsuzluk dehlizinde kayboluyorum. Senin dikenli yolların var sevgili. Yürürken yara bere içinde kalıyorum. Ne ışığın var yaktığın, Ne ellerin var uzattığın… Bir sapak var ileride. ...

Devamını Oku »

Şarap Kırmızısı Şiirler | Eda Sultan ERKARAMAN

Sevdamın ve bahtımın karasında Karalanırken kalbim Şarap kırmızısı şiirler seslendirdim Beceremedim Ne afitap sarısı papatyamın kalbine Sevda renginde çiçekler ekmeyi Ne sevdamın ve bahtımın renginde yaşayan Taze kara gülüme müttefikleşmeyi Ne kınalı kekliğimi Kalbinden vurup Kurşun rengi sözlerle Yok etmeyi Beceremedim Sevdamın ve bahtımın karasında Karalanırken kalbim Şarap kırmızısı şiirler dinledim Kadehin dolu tarafından bakmayı denedim Öyle ki Aslında hiçbir ...

Devamını Oku »

Güneşin Bekleyişi | Helin YILDIZ

Sen benim içimdeki çocuğun rengarenk uçurtmasıydın. Uçup gittin avuçlarımdan… Beni gecelerce hıçkırıklara boğularak ağlamaya terk ettin. Acıdan nabzımı hissettiğim anlara bıraktın beni. Sensiz bu iklimde neden nefes almak zorundayım? Benim güneşim senin sağ elinde doğup sol elinde batıyor. Güneş ufukta göründü, ya sen? Öyle ki bazen… bazenler sığmıyor, yetmiyor biliyor musun? Acının derinliğinde boğuluyorum. Biriktirilmiş çığlığın adıdır yokluğun… Sol’un değer ...

Devamını Oku »

Aydınlık, Ben, Çiçek ve Su | Zeynep YAZICI

Bulut yok Rüzgâr yok Ben yaşam salkımının arılığında Bir gölün kıyısına oturuyorum Balıkların kıvrılmaları, aydınlık, ben, çiçek, su. Annem reyhan deriyor. Ekmek, reyhan ve peynir, bulutsuz bir gökyüzü, yeni iklimler… Avlunun çiçekleri arasında yeşerir umut Bakır bir tasın içindeki nur mucizeler yağdırır Büyük duvardaki bir merdiven, sabahı yeryüzüne taşır. Bir gülüşün ardında saklıdır her şey Zaman duvarındaki küçük bir dehlizden ...

Devamını Oku »

Seni Beklerken | Eda Sultan ERKARAMAN

İçimden dökülürdü Her gece Her seferinde Birkaç efkârlı satır Yaşama sevincini kucaklamak varken Seni anımsar Ölümü hatırlardım O kışların arifesinde Nefessiz kalmışçasına Adeta ölümün acizliğini Mayhoş bir meyve sanmak Ve tatmak isterdim Akan gözyaşlarıma aldırmadan İsteğimin bir kronolojisi yoktu tabi O zamanlar Bir bahar meyvesinin Tomurcuklanmasını beklemekti kışta Şu kara rağmen Senin gelmeni beklemek Bir bakıma meleklerin Kötülerin tarafında olması ...

Devamını Oku »

Naylon Uçkur ve Patronun Fahri Konsolosluğu: Junior Çernobil | Sultan GÜLSÜN

– I – Kötüydü tarihimiz. Panayırda gerisin geriye benimle telaşlanırken şöyle bir Gevheri türküsüne dönseydi dilin.. Şeyhi ve şahı, cüzzamlı bir otoriteden indirirken oldu bu. Unuttuklarımız oldu. Hatırlamak istemediklerimiz. Isabella Rossellini, hadi ama durma öyle, bu kadrajdan dünyayı çıkaramayız sen de biliyorsun. Köprüleri bir yerden alıp bir yere kaldırıyorlardı. Üzerinden atlamak istemiyordum batıl döşeklerin. Anla beni. Kurgularımız küçülecek diye mi ...

Devamını Oku »

BENgizisyon | Sipan GÜLER

Aforoz edildiğim bir hayattan yazıyorum. Beni bir ayin sırasında yakan bir mumdur bu evren. Siz cennet dualarınızı ederken ben cehennemdeki ilk kıvılcımı yaktım. Leheb odun taşıyıp durdu dilimin ateşine. Hurilerle kimin işi olabilir ki! Ben tek bir kadını bile sevmeyi beceremezken yedisini birden idare edemem. İsteyen olursa yalnızca birini sevip geri kalanını eş, dost, akrabaya dağıtmak isterim. Zaten herkes pek ...

Devamını Oku »

Yas, Suç ve Eylül | Fırat ÇİÇEK

Ellerimiz değmiyorsa içimize, Dokunma derime. Belli ki Yıldızın titrek ışığında, Isınmış ıhlamur kokusunda Ezilmiş incir tanelerinde, Ağır akasya tütününde Karışmış, senin ilk çığlığın. Alazlanan alevde Mest esinti içimizi sarmadan, Tandan önce toplayalım badeleri. Demlenen öfkende, Bu yarı çıplak suda Yepyeni sardunyalar açılacak. Buğulu göz kapaklarına Bulutların yaşı dinsin. Merdivenler dikilsin geceye. Karışmış siluetler. Dağınık rüzgarlar, Sepya tonu renkler. Geçiyor nefesin ...

Devamını Oku »

Gözlerim Sağır | Helin YILDIZ

Gidiyorum, yağmurun ıslattığı toprağın kokusunda. Senin kokunun toprakla bütünleşmesini hâlâ bekliyorken yağmur yağar, toprak kokusu gelir; ama sen gelmezsin biliyorum. Kaç mevsimin yağmurlarında bekledim seni. Yağmurları sever misin? Onu bile bilmiyorum. Ama yağmur kokusunu seviyorsundur. Ben de senin hiç alamadığım kokunu seviyorum. Hiç dokunamadığım sol yanına başımı koysam ya, O güzel ellerinden tutsa bu bekleyiş içindeki ellerim. Hayalini bile kuramadığım ...

Devamını Oku »

ZARİN | Tunahan ÇETİN

Hayatı yaşamak sevebilmektir seni. Elinde bir yumurta ile şeker almak isteyen çocuk misali. Yumurtadan da vazgeçilmez şekerin verdiği hazdan da. Oysa ki ben çölden de vazgeçtim serden de, Maldan da vazgeçtim, mülkten de bir tebessümün için. Ne gecenin karanlığı korkutur beni Ne de gündüzün güzellikleri kandırır. Sana koşuyorum ayaklarım bağlı, ellerim bağrımdayken bile. Otursak gün batımına doğru, el ele geceyi ...

Devamını Oku »

VEFA | Eda Sultan ERKARAMAN

İnce belli bardaklardaki çay kadar koyu Uçsuz bucaksız denizlere dayanır soyu Gökleri aşar ve yıldızları geçer boyu Yangınlardaki kor ateşlerin közü vefa Yıllarca sağ kalan dostlukların ham maddesi Asırlardır yıkılmayan sevdaların sesi Alemlerin Rabb’ine giden yolun adresi Kâlû Belâ’da verilen sözün özü vefa Karanlığa mahkûm yüreklere görüş günü Odur sebebi unutmanın hatalı dünü Aşktan sonra gelen büyük bilmecedir ünü Lâl ...

Devamını Oku »

ÖRGÜ | Ali GÜLTEPE

Ah! Yok mu şu garip şey Sevmek denen iki ırak hece Öyle sıcak, Öyle içten, Öyle mayhoştur ki Ne ucu Ne bucağı görünür Ne de izi, soluğu Hep bir sonrası Hep bir ikilem Ve kıytırık ıstırapların soluduğu Zamansız yılışık Saat aralıkları Sonrası yitiklik Sonrası meçhul Öyle ki bir mahşer avlusu Yahut kara kuru cesetlikler Bunların hepsi Çarşıdaki hesaptan Hepsi yutulur ...

Devamını Oku »

Bana Öyle Ölme Diyorsun | Seda BAŞTAŞ

Bana öyle bakma diyorsun Biraz ürkek biraz da kaçak Belki de kirpiğimden kan damlar Üç el silah sesi… Duydun mu Bana öyle bakma diyorsun İçimde kefenini diken kanlı intihar Bana öyle gülme diyorsun Anason kokulu tarlalarda bıraktığın Yalın ayak çocuklara benziyormuşum Gül/erken Ne garip şey oysaki daha goncaydım Gamzelerimi ç/aldılar yanaklarımdan Dudak gerilirken göz kanar mı Düşün ki biri yay ...

Devamını Oku »

Soluğumda Hasret | Helin YILDIZ

Kıpkızıl bir gün doğumu doğuyor, yüreğimin perdesine. Burnumun direği sızlamaya devam ediyor senin için. Kokunu aramaya çıkmış bir bedevi gibi biçare kalmakta, kendi kendime ateş eder vaziyetteyim. Benliğimden eser yok artık. Ben, ben değilim. Bedenim kokunun sinmesini beklerken her şeyde bir sen, bir sen gizli. Sahi şu sensizlik Kabe’min etrafında neden bu kadar tavaf etmektedir? Yarıda kalmış bir nota, yarım ...

Devamını Oku »

AYYAŞ | Tunahan ÇETİN

Milyonların içinde karton kutuya hapsolmuş bir ayyaşım şimdilerde. Tek derdim şarabımın bitişi, tek sermayem geride bıraktığın son bakışın. Sahi bir gün biter mi? Sahi bir gün gider mi? Ey İstanbul’un kalabalığını kahkahalarına hapsetmiş kadın! Ey sevincini ele, hüznünü bana yad etmiş kadın! Ne dünyanın kahrı çekilir ne de sensizliğin ertesi. Ne melun bir şeymiş sana olan açlık! Sen sanıp koşmalarım, ...

Devamını Oku »

Sana Yakın Olmak Var | Çiğdem SUDE

Sen masmavi suların ve bembeyaz köpüklerinle mucizevi bir denizsin. Parmak uçlarından saç tellerine kadar hissedilen ürpertinin sahibi, Huzurun başkenti, mutluluğun adresisin. Tüm bunlar için sana yakın olmanın yolları var. Alaycı yürüyüşe sahip bir yengeç olabilirim mesela Ya da sahte, acı gülüşe sahip bir yunus. Cansız bir varlık da olabilirim. Güneşte kavrulmuş, rüzgarlarla insanın gözüne kaçan bir kum tanesi mesela Ya ...

Devamını Oku »

Sustuklarım | Hakan CAN

Sabır kisvesi altında Dilsiz çığlıklarım Metanet zırvasıyla süslü Acele kaçışlarım vardı Acı gülüşlerimin ardı Sefil umutlarla dolu Gözlerimin çapağı bile Gecenin hüznü tadındaydı Gezegenin kahırlı dönüşü Yıpratıyor neslimizi Anaların elem dolu endişeleri Bütün bunların farkındaydı Karmaşık sayı çelişkisinde Örüyorum duvarımı Kumuna kattığım zehir Nahoş bir iklimde onu da yıkacaktı Hakan CAN canmaj7@gmail.com

Devamını Oku »

Başlangıcın Sesi | Zeynep YAZICI

Ayakkabılarım nerede, Sohrab diye seslenen kim? Ses aşinaydı Tıpkı havanın yaprağın teninden süzülüşü gibi Annem uyuyor Ve Menüçehr ve kelebek Ve belki şehrin tüm insanları Temmuz gecesi, bir ağıt usulca saniyelerin üzerinden geçiyor Ve serin bir meltem esintisi yeşil battaniyenin etrafından uykumu süpürüyor Hicret kokusu geliyor Yastığım kırlangıç kanatlarının sesleri ile dolu Sabah olacak ve bu su kasesine Gökyüzü hicret ...

Devamını Oku »

DİLDAR | Ali GÜLTEPE

Şu saatler benim Ufaldıkça ufalan hayallerim Darılarım Yamalı ceketler Eflatundan yazlıklar Dudaklarımın arasında yıllanmış izmaritim Hepsi kuşluk vaktinde Hepsi illegal legal Yahut Demlenilmeye bırakılmıştı acılar Kimse bilemedi Kimse bilmez Cebimde hiç yoktan üç beş bozuklukla Hayatın ortasında Kağıt kalemle bir başıma Durmadan kazınıp dururdun aklıma Ne yana baksam sen olurdu oralar Bahar gelirdi sonra oraya Mevsim değişirdi Zemheriye aydınlık çökerdi ...

Devamını Oku »

Zerremde Sensizlik | Helin YILDIZ

Rüyanın da rüyasının kabusluğundan soluk soluğa uyanıyorum. Payidar kalan yanının acı dolu sevgisizligiyle… Yine sükutun bir sabahından bir vaveyla kopartıyorum içimde. Her yerde derin bir sensizlik, bir türlü bitmez bu kepaze densizlik. Bunlar beni çok ürkütüyor. İşkilleniyorum aynada kendi gözlerime, bu gülen suratı taşıyan moloz yığının altında ağlayan gözlere, işkilleniyorum… Ömrümden ömür gidiyor. Berhava hepsi senin için… Şimdi kimin hikayesinde ...

Devamını Oku »

Güz Korkusu | Seda BAŞTAŞ

yaz gülüşlerinin dalına asılı imkansız dileklerin çaputuyum gözlerinde büyülü lahit ne sana ne kendine ait bakışlarına gömülü kemiğimden yaşımı hesaplayın hesaplayın yaşımın ağırlığını ağırlığımın yaşını ya da çözün sonbaharda beni, bırakın bırakın beni, güz’den korkarım korkarım sararmış yapraklardan ayaklar altındaki çatırtılı yalnızlıktan göçebe göç yorgunluğundan yorgunluğundan yalnızlığın, korkarım. korkularımı alın üzerimden tepinsin bağrımda kara toprak biraz toprak biraz da yaprak ...

Devamını Oku »

Eşgal-i Zahir | Fırat ÇİÇEK

Bira bardağı kıyısında dudağını geri çekenlerdenim. Hiç sorma ha, ölürüm yoksa! Baksana koca gökyüzüne, iki yıldızlık yer kalmış. Karanlığın tonlarında bul beni. Kusacak gibiyim, kalbim bulanıyor. Dem vurdu bir ara, bilirsin sen. Faylarımı kıracak kadar darmadağındı bilinç dışım. Kirpiği ıslansa zihni kapanırdı. Dudaklarım kuru. Tutuşuyorum. Yak beni! Deli meli ama canım ha! Bazen geçer bana böyle gecenin siyahi sanrıları. Kaç ...

Devamını Oku »

Deliriyorum | Hakan CAN

Pespaye ruhlu kederler içindeyim Bilmem ki neden böyleyim Uzayı düşün mesela Harikulade bir devinim Tam da ortasındayım Deliriyorum Zehir zemberek bir aşktan geçtim Dolambaçlı yollar aştım Binlerce adım teptim Kurtuldum sandı aciz yüreğim Bir bulut ağlıyor tepemde Deliriyorum Mavi bir orman yeşil bir deniz Ne kadar sahici ise Bir ses ki o kadar tiz Göğünü titretiyor gecemin Uyku düşmüyor gözlerime ...

Devamını Oku »

Döküntü | Sipan GÜLER

Yüzüm yıkılıyor, Yüzümün yıkıldığını görüyorum. Tut gözlerimi yüzümde. Tut gözlerimi… Zaten doların da asabı bozulmuş. Dokunsan sevecek ülkemi, gitsen yükselecek. Zaten nöbete durmuş bütün yalnızlar enflasyonun kapısında. Hem zaten penguenler bile çöllerde yaşar olmuş. Bir de sen başlama şimdi. Tut ciğerlerimi içimde. Basma hayır! Basma sigarayı ruhuma. Dökülüyor bedenim yerlere. Topla ne olur! Topla yürüdüğün her yeri, Kaldır dokunduğun her ...

Devamını Oku »

Bir İhtimalsizliğe Tutunmak | Melike UZANIR

Senli ilk şiirim bu Durup bakakaldığım ilk sayfa; Mısraların heyecanlandığı ilk dize, Ümitsizliğin satırları bu. Bir o kadar da dolup taşmanın sevinci Şiire şiir gibi yakışacak ilk şiirim bu Çünkü senli ilk şiirim bu. Günlerden pazar günü gibi bakardı gözlerin Soğuk havaların kalorifer peteği gibi ısıtırdı Ve ben o günlerde mahrumdum varlığından Yine de tutunurdum ihtimalsizliğine Soğuktan ölmezdim çünkü hiç ...

Devamını Oku »

Giz/il Bölge | Sultan GÜLSÜN

Burası kaynar süt kokusu, siyah dorselerde kente taşınan. Üzerine bütün olasılıkları konuşabiliriz. Bir yerin bir yere uzaklığı dünyayı kurtarabilir ivedilikle. Bir yerin sonraya uzaklığı savaşları bitirebilir oyun bahçelerinde. Günahlarını ehlileştirebilirsin bir yerden bir yere. Geceleri kasığı keten bütün hataların üzerini örtebilirsin. Burası hep köşeden dönülen o cadde. Hangimiz Gregor’un katili olmadık sabaha karşı bir işkembecide? Kas zırhının karşısında çerçevenin ağrısını ...

Devamını Oku »

Duvarlara Soralım | Talha Yakup ATLI

Gökyüzüne bakacağım daima, Ama ben güneşe ve bulutlara yabancıyım, Bütün beton yığılmış göz bebeklerimin üzerine, Işıklar gemi yüzdürüyor göz bebeklerimde, Yalın ayaklarıma batıyor şehrin gürültüsü, Kimseyi tanımıyorum tekil kişiliğimde, Pervanelerim hücum ediyor düşüncenin hükmüne, Dev kazanında tutunamayan pas gibi, Nil kenarında bir yetim yürüyor hissediyorum içimde, Benim eleğim yok sahte ile gerçeği ayırt eden, Kalabalığa hizmet etmeye çalışsan telaşlı bir ...

Devamını Oku »

Grinko’nun Başından Geçenler | Bengisu ÖZKES

Grinko yaktı sigarasını Geçti piyanosunun başına Kapattı gözlerini, burnunda kavun kokusu -Geçmişi bir türlü rahat bırakmıyor Piyanonun arkasında bir kadın belirdi ansızın Bir başına valse koyuldu Grinko tanıdı onu -Burnunun ucunda yıllanmayan kavun kokusu Grinko onu burada istemedi Sertleşti melodileri, geçmek bilmez kavun kokusu Parmakları hızlıca her bir tuşa değdi -Kirpikleri titredi, onu yeniden göremezdi Olup biteni nasıl unutur Grinko? ...

Devamını Oku »

Sadece Biz | Hakan CAN

Bir kuş uçurdum yarınlara; Kanadına bir mektup bağladım, Kederlerimi anlattım tanrılara. Sevinçler baki değil artık anladım! Mühim olan ne varsa Zamana hapsettim, beş kuruşa harcadım. Dallarımı bir ferahlık sarsa Artık, biraz aydınlansa istikbalimiz… Sonra hiç kalabalık olmasa Ruhum, bedenim, sadece biz… Hakan CAN canmaj7@gmail.com

Devamını Oku »

Ölümlü Zaman | Seda BAŞTAŞ

Konuşma Dudakların titretiyor gecemi Bir yanardağın ağzında zaman Biri küllerini savuruyor uzaklardan Yanarken gözlerinin kıvılcımında Konuşma Sözlerin boğuyor geçmişimi Halbuki sen gülerdin eskiden Gökyüzü gibiydi yüzün Yanakların yağmur kokardı Sen gülünce gamzelerinin kıyı kentine tutunup Demir atardım senli hayallerin limanına Ben kalırdım Bir gemi giderdi Köpürterek denizi gözlerimin ufkuna giderdi Bilirdim kaç yıl kaç ay kaç gün sürer yolculuk Bilirdim ...

Devamını Oku »

Enya | Fırat ÇİÇEK

Bu kentte tutan şey nicedir beni. Dudaklarından öpüyor kentin. Gözlerinde kocaman bir hasret, Ertelenmiş baharı seyrediyorsun. Hatırla, Yüreğinin kıyısında bordo bir gül bulacaksın. Bakınca tırtıklanırdı gönlüm, İçimi dürterdi. Bazen göz ucuyla, Bazen de ara sıra. Bunlardan her biri hatta bazen hiçbiri. Öyle ki külün ateşe dönüşmesidir bu Enya. Parçalanmış aynada yüzünü topluyorum. Ruhunu ısıracağım bir menekşenin ruhunda, Son görenim olma, ...

Devamını Oku »

İlik Dili Bir Sarılmada | Ayşe TÜRK

Birini gördüm, Göz kapaklarından kirpik diplerini boyamış. Sokak dili’me döndüm, Hakiki bir kıvraklık ile karşılaştık. Bir tabureye konuştum, İki saksıya kustum. Çiçeklerin yeşil yaprağına Saçlarımın tüm yaşanmışlığını estim estim. Bir yerden görülebileceğin, Sevgimle konuşulabileceğin geldi aklıma. Varlığımın gururunda yükseldi bu ihtimal. Dillerce kirletilebilecek lakin varlığımca Temiz kalacak ihtimal. Binlerce sebep ile hareket içinde süslediğim, Kirpik diplerini boyamış o gençte Aklıma ...

Devamını Oku »

Ödünç Alınan Parergon | Sultan GÜLSÜN

Gestalt efektinin ardında bir ordu. Anamorfoz müdahalesi gecikti diye yeryüzü bağır çağır. Devren satılık cenin. Henüz birincisini yazmadığımız perdenin ikincisini izliyoruz. Saydam bir defin törenine yürüyor kalabalık. Ardından celp gönderir gibi bahar. Travmatik binalar ve yara alanı büyüdükçe, vardiyalı buharlaşıyorlar. Yerleşmiş günah, kesinleşmemiş gelecek, yüzleşilecek kavşak, daha ne kadar dikilecek duvar var tapınaklara? Bir rüzgârgülü semptomudur Barthes. -Kazanan kaybediyor. Bedenin ...

Devamını Oku »
Scroll UpScroll Up