Anasayfa » RÖPORTAJ & SÖYLEŞİ » Caz Müzisyeni Kağan Yıldız’la Çok Özel Röportaj | Aycan SERCAN

Caz Müzisyeni Kağan Yıldız’la Çok Özel Röportaj | Aycan SERCAN

“Caz, bizim kültürümüze yabancı bir müzik olmasına rağmen bazı özellikleri ile müziğimize oldukça yakındır.”

 Dünyaca ünlü caz festivallerinde sahne almış olan caz müzisyeni Kağan Yıldız ile caza dair merak edilenler üzerine keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Merhaba, ilk olarak klasik sorumla başlamak istiyorum. Kağan Yıldız yaşamında nasıl bir yol almış?

İlkokuldan sonra konservatuvara girmem yolun başlangıcıydı diyebiliriz ve bu başlangıç, müzik öğretmeni olan dayım sayesinde oldu. Beni konservatuvar sınavlarına hazırladı ve sınavı kazanarak kontrbas bölümüne seçildim. Konservatuvarda klasik müzik eğitimi gördüm ama lisansa geçtiğim dönemde caz ile tanışınca işler değişti. Yıllar geçtikçe de caza olan tutkum daha da derinleşti ve mezun olduktan sonra radikal bir karar alıp caz müziğini icra etmeye başladım. 15 yıldır da bu müziği çok değerli müzisyen arkadaşlarımla icra etmeye çalışıyorum ve bu süreçte çok sayıda konser ve albüm kayıtlarında çaldım. Diğer yandan ise son 7 senedir eğitmenlik yapıyorum. Bahçeşehir Üniversitesi Caz Bölümü ve İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı caz bölümünde kontrbas eğitmeniyim.

Piyanist Can Çankaya ile ortak çalışmanız olan “Timeless” albümünüzü sormak istiyorum. Albüm yapmaya nasıl karar verdiniz ve bu süreçte yaşadığınız deneyimleri bizimle paylaşır mısınız?

Can Çankaya; müzisyenliğine hayran olduğum, beraber çalmaktan büyük keyif aldığım, çok sevdiğim bir dostumdur. Müzikal olarak da pek çok ortak noktamız vardır Can’la. Örnek olarak sevdiğimiz müzisyenler ile dinlediğimiz cazın bir takım farklı stilleri hep ortaktır. Bunun dışında müziğe olan bakış açımızda da oldukça fazla ortak fikirler mevcuttur. Ayrıca ikimiz de piyano kontrbas duo geleneğini seviyoruz ve hal böyle olunca da bu formatta bir çalışma yapma kararı aldık. Albümde kendimizden bir şeylerin olması çok önemliydi ve ben ilk defa beste yaparak iki tane parça yazdım. Can ise üç bestesini getirdi ve bunların yanına üç tane de sevdiğimiz caz standardını ekledik. Sonuçta ikimizin de ilk defa kendi adına yaptığı bir albüm çalışması çıkmış oldu. Albüm çıktıktan sonra çok sevildi, İstanbul Caz ve Akbank Caz Festivali’nden teklif aldık. Bunun dışında Nardis ve Badau gibi kulüplerde de çokça çaldık. Yurtdışında ise Bakü Caz Festivali, Sırbistan’da Kragujevac Caz Festivali ve Londra’da Turquazz Caz Festivali’nde de performans gösterdik.

Genel olarak caz müziği aşina olmadığımız bir tarz, bu duruma neden olan muhakkak pek çok faktör vardır. Bu durumun temel nedeni nedir?

Caz, bizim kültürümüze yabancı bir müzik olmasına rağmen bazı özellikleri ile müziğimize oldukça yakındır. Örneğin cazda sıkça duyduğumuz doğaçlamalar vardır. Aynı doğaçlamaları biz Türk müziğinde de duyarız. Taksim çaldı deriz, Türk sanat müziğinde ya da halk müziğinde de buna benzer doğaçlamalar görürüz. Ayrıca bu iki müzik, tutku ile yapılan müziklerdir ve arkalarındaki itici güç budur. Tabii ki farklı yapıda ve farklı tavırda olan iki müziktir ama anlatılmak istenen duygu ve düşünceler, bu tutku dolu doğaçlamalar yoluyla yapılır. Caz müziğine aşina olmamamız konusunda ise bu konunun müzik tarihçileri tarafından daha detaylı anlatılacağını düşünüyorum. Ama bir müzisyen olarak benim okuduklarım ve tecrübelerimle edindiğim bilgilere göre yüzlerce yıl süregelen bir kültür birikimi neticesinde bu topraklarda oluşan müzik birikimine baktığımız zaman bu sorunun cevabını kestirmemiz mümkün olacaktır. Ayrıca “caz yapma” diye bir söz de vardır Türkiye’de. Ama bu durum sadece burada değil dünyada da aynıdır ve caz en düşük oranlarda dinlenen müzik türlerinden biri olmuştur. Kısaca özetlersek eğer, caz bizim kültürümüze pek de yakın bir müzik türü değildir ve aşina olamamamız ise oldukça normal.

Avrupa’da birçok ülkede sahne aldınız, oralardaki caz müzik kültürü hakkında neler düşünüyorsunuz?

Avrupa’daki durum bizden biraz daha farklı. Avrupa’nın caz ile ilk tanışması bizden daha önce I. Dünya Savaşı’nda Avrupa’ya gelen Amerikalı askerler sayesinde olmuş. Sonraki yıllarda ise Avrupa’ya yerleşen birçok Afrikalı, Amerikalı caz müzisyeni, burada caz kültürünün gelişimi açısından önemli bir rol oynamıştır. Benim gözlemlediğim kadarıyla İtalya, Fransa, İsveç, Norveç ve Danimarka gibi ülkelerden oldukça önemli müzisyenler çıktı. Avrupa’ya taşınan caz müzisyenlerinin genellikle Kuzey Avrupa ülkelerine ve Fransa’ya gitmeleri buna bir vesile olabilir. Almanya’da ise farklı bir durum söz konusu ve modern cazın burada daha fazla olduğunu görüyoruz. İtalyanların ise özellikle caza karşı bir yatkınlığı var ve önemli sayıda İtalyan müzisyenin yanında, oldukça fazla İtalyan asıllı Amerikalı müzisyeni de dünya sahnelerinde görüyoruz. Chick Korea, John Patitucci, Vinnie Colaiuta, Joe Lovano, Tony Bennett, Frank Sinatra vb. Kuzey cazı diye bir oluşum da Avrupa’nın İsveç ve Norveç gibi ülkelerinde başlayarak ECM ve ACT gibi plak şirketlerinin de katkısıyla tüm dünyaya yayılmış durumda. Bu plak şirketlerinin çıkardıkları albümlerde ayrıca Avrupalı müzisyenlerin farklı kültürlerden müzikler ile etkileşimi neticesinde oluşturdukları müzikler de mevcut. Bir diğer önemli husus ise Avrupa’daki caz festivali ve organizasyonu sayısının oldukça fazla olması. Litvanya’da Bristonas, Sırbistan’da Kragujevac gibi şehirler Beşiktaş’tan bile küçük olmasına rağmen bir caz festivaline sahipler. Fransa’da ise 1250 kişinin yaşadığı Marciac adlı kasabada dünyanın en önemli caz festivallerinden biri yapılıyor.

Peki sahne aldığınız ülkeleri, caz sahneleri bakımında değerlendirdiğinizde büyük bir fark var mı?

Bu konuda büyük farklar yok çünkü teknoloji oldukça gelişti. Artık sahne ekipmanları çok daha üst düzeyde ve bunları gittiğiniz hemen hemen her yerde bulabilirsiniz. Hissiyat olarak Avrupa’da çok eski zamanlarda yapılmış tarihi salonlarda çalmak farklı hissettirmişti beni. Türkiye’de de oldukça donanımlı, iyi akustiğe sahip konser salonlarımız mevcut.

Cazın geleceği hakkında neler söylersiniz?

Gelecek hakkında bir şey söylemek için tarihe bakmak gerek. Caz müziğinin klasik müzik gibi varoluşundan bugüne kadar geldiğimiz süreçte sürekli devrimler yaşadığını görmekteyiz. Swing döneminden bebop dönemine geçiş, Miles Davis’in yaptığı yenilikler ve cazın başka kültürlerin müziklerinden etkilenip bu müzikleri kendi bünyesinde bir potada eritir gibi eritmesi en önemli örneklerdendir. Bu durum devam edecektir ve yıllar geçtikçe biz cazda yeni akımlar, tınılar ve türler görmeye devam edeceğiz.

Son olarak caz müziği ile ilgilenmek isteyen müzisyenlere hangi önerilerde bulunursunuz?

Kontrbas hocamın bana verdiği en önemli tavsiye idealist olma tavsiyesiydi. İdealizmde maddi unsurların olmadığını fakat idealist olmaya devam edildikten sonra kazanılan başarı neticesinde maddiyata istenmese bile çok kolay sahip olunacağını öğütlemişti. Ben de bu öneriyle başlamak isterim caz ile ilgilenmek isteyen müzisyenlere. Ayrıca kendilerine şu soruyu da sorsunlar: Ben bu müziği yeterince seviyor, tüm kalbimle hissediyor ve aşk duyuyor muyum? Eğer buraya kadar her şey tamamsa bir sonraki adım: “ÇALIŞMAK, ÇALIŞMAK, ÇALIŞMAK.”

Aycan SERCAN

aycansercan483@gmail.com

 

Aycan SERCAN

Aycan Sercan, 1996 yılında Siirt'te doğdu. Yalova Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü son sınıf öğrencisi. 2020 yılı itibariyle Leyli Sanat ailesinin bünyesinde sanatın çeşitli dallarında üretim yapan sanatçılar ile röportajlar gerçekleştirmektedir.
Aycan SERCAN

2 yorum

  1. Ah canım benim müthiş duygular hissettim yine ben caz ve klasik severim ama itiraf etmeliyim ki çok nadir dinlerim bana hep sakin kafa müziği gibi gelir çünkü. O yüzden kendimi sakin hissettiğim zamanlar dinlerim. Burada bahsettiğiniz albümü de buldum Spotify sağolsun bolca dinlerim artık. Keza o soruna geldiğim de önce albümü aradım Kağan Yıldız ile Can Çankaya nın melodileriyle okumaya devam ettim ve ‘snowflake’ parçasına bayıldım. Tebrik ederim çok. Bizlere daha çok insan daha çok sanatçı ulaştırman dileğiyle.

  2. Sevgili Aycan Caz Müzik hayranı olaraktan yazını okurken epey heyecanlandığımı söylemek isterim. Kalemine sağlık. Çok iyi ve yararlı bir metin.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Scroll UpScroll Up